Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
BEYÂNÎ ÇELEBİ
On altıncı asır şâirlerinden; adını Kastamonulu Lâtifi’nin şuerâ tezkiresinden öğrendiğimiz Beyânî Çelebi aslen Kastamonulu olub hemşehrisi müellifin meşhur şuerâ tezkiresini yazdığı sıralarda İstanbulda devlet kalemlerinden birinde kâtiblik yapıyor imiş, on beş on altı yaşlarında, mürâhilik bir genç ve son derece güzel, eskilerin tâbiri ile bir mahbûbi zibâ imiş.
Genç kâtibin güzelliğinin câzibesi ve hemşerilik gayreti ile olacaktır. Lâtifi tarafından pek çoşkun bir lisan ile şöylece medhediliyor: “Yanağında tüyden eser yok iken sülüs, nesih, tâlik, divâni ve şâir yazıları yazmağa kaadir, türkçenin bütün konuşma inceliklerine vâkıfdı. O kadar kaabiliyetli bir civan idi ki her sözünde bir zerâfet, san’at vardı; konuşduğu zaman kullandığı kelimeler, yapdığı cümleler bir kaç mânâya gelir, ciddiye ve lâtifeye alınabilir, karşısındakini şaşırtırdı, doğrudan lâtifelerinde ise fuhşiyat yoluna asla sapmaz, dâima nezâhetini muhafaza ederdi; tatlı dilli ile bütün kalbleri, arkadaşlarını teshir etmişdi; üstelik melekler misâli güzelliği ile de halkın gönül tahtında idi; başkalarının mütecâvizâne hareket ve nüktelerinden de gücenmez, kimseye haşin ve soğuk muamelede bulunmazdı”.
Şiir diline örnek olan aşağıdaki iki beyit de Lâtifi Tezkiresinden alınmıştır:
Gel kûyi nigâre varalım uy bana s...
⇓ Devamını okuyunuz...
On altıncı asır şâirlerinden; adını Kastamonulu Lâtifi’nin şuerâ tezkiresinden öğrendiğimiz Beyânî Çelebi aslen Kastamonulu olub hemşehrisi müellifin meşhur şuerâ tezkiresini yazdığı sıralarda İstanbulda devlet kalemlerinden birinde kâtiblik yapıyor imiş, on beş on altı yaşlarında, mürâhilik bir genç ve son derece güzel, eskilerin tâbiri ile bir mahbûbi zibâ imiş.
Genç kâtibin güzelliğinin câzibesi ve hemşerilik gayreti ile olacaktır. Lâtifi tarafından pek çoşkun bir lisan ile şöylece medhediliyor: “Yanağında tüyden eser yok iken sülüs, nesih, tâlik, divâni ve şâir yazıları yazmağa kaadir, türkçenin bütün konuşma inceliklerine vâkıfdı. O kadar kaabiliyetli bir civan idi ki her sözünde bir zerâfet, san’at vardı; konuşduğu zaman kullandığı kelimeler, yapdığı cümleler bir kaç mânâya gelir, ciddiye ve lâtifeye alınabilir, karşısındakini şaşırtırdı, doğrudan lâtifelerinde ise fuhşiyat yoluna asla sapmaz, dâima nezâhetini muhafaza ederdi; tatlı dilli ile bütün kalbleri, arkadaşlarını teshir etmişdi; üstelik melekler misâli güzelliği ile de halkın gönül tahtında idi; başkalarının mütecâvizâne hareket ve nüktelerinden de gücenmez, kimseye haşin ve soğuk muamelede bulunmazdı”.
Şiir diline örnek olan aşağıdaki iki beyit de Lâtifi Tezkiresinden alınmıştır:
Gel kûyi nigâre varalım uy bana sûfi
Dünyâde sana göstereyim bâğı cinânı
Rakibi kelbi gör ki hânı vasılın
Yavuz it gibi ne yir ne yidirir...
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM050409
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 5, sayfa 2604
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.