Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
BAYAZID MEYDANINDA YÜKSEK TAHSİL GENÇLİĞİNİN HÜRRİYET KIYÂMI
27 Mayıs 1960 inkılâbından sonra Bayazıd meydanına Hürriyet meydanı adının verilmesine sebeb olan vak’a, hürriyet yolunda yüksek tahsil gençliğinin silâhsız ihtilâlidir.
27 Nisan 1960 Çarşamba günü sabahı Üniversiteli gençliğinin D.P. iktidârının kanun üstü bir tazyik organı olarak kurdurtduğu Meclis Tahkikat Komisyonunu protesto maksadı ile sessiz yürüyüş yapmak üzere Bayazıdda Üniversite bağçesinde toplandığını haber alan İstanbul Emniyet Müdürlüğü buna mâni olmak için bağçede tertibat aldı; polis, kız ve erkek öğrencileri dağıtmak için zor kullandı. Gençleri polisin merhametsizce hırpaladığını gören Rektör Ord. Prof. Sıddık Sâmi Onar talebeyi kurtarmak için araya girdi, Bumin Yamanoğlu adında bir polis Rektörü de mevkiine ve yaşına hürmet etmeden küstahca hırpalayınca (ki bu namlı profesör bu arada başından yaralanmıştır) gençlik büyük teessürden doğan bir galeyan gösterdi. Bunun üzerine Bumin Yamanoğlu ve Şahin ve rûhen, tıyneten benzerleri zâbıta memurları talebeler üzerine tabancaları ile ateş etmeğe başladılar, talebe de polisleri taş yağmuruna tuttular, bağçeden meydana intikal eden arbedede Orman Fakültesinden Turan Emeksiz polis kurşunu ile şehid oldu, bir kaç üniversiteli de yaralandı.
Saat 11 den itibaren Üniversite polis kuvveti tarafından sıkı bir abluka altına alın...
⇓ Devamını okuyunuz...
27 Mayıs 1960 inkılâbından sonra Bayazıd meydanına Hürriyet meydanı adının verilmesine sebeb olan vak’a, hürriyet yolunda yüksek tahsil gençliğinin silâhsız ihtilâlidir.
27 Nisan 1960 Çarşamba günü sabahı Üniversiteli gençliğinin D.P. iktidârının kanun üstü bir tazyik organı olarak kurdurtduğu Meclis Tahkikat Komisyonunu protesto maksadı ile sessiz yürüyüş yapmak üzere Bayazıdda Üniversite bağçesinde toplandığını haber alan İstanbul Emniyet Müdürlüğü buna mâni olmak için bağçede tertibat aldı; polis, kız ve erkek öğrencileri dağıtmak için zor kullandı. Gençleri polisin merhametsizce hırpaladığını gören Rektör Ord. Prof. Sıddık Sâmi Onar talebeyi kurtarmak için araya girdi, Bumin Yamanoğlu adında bir polis Rektörü de mevkiine ve yaşına hürmet etmeden küstahca hırpalayınca (ki bu namlı profesör bu arada başından yaralanmıştır) gençlik büyük teessürden doğan bir galeyan gösterdi. Bunun üzerine Bumin Yamanoğlu ve Şahin ve rûhen, tıyneten benzerleri zâbıta memurları talebeler üzerine tabancaları ile ateş etmeğe başladılar, talebe de polisleri taş yağmuruna tuttular, bağçeden meydana intikal eden arbedede Orman Fakültesinden Turan Emeksiz polis kurşunu ile şehid oldu, bir kaç üniversiteli de yaralandı.
Saat 11 den itibaren Üniversite polis kuvveti tarafından sıkı bir abluka altına alındı. Abluka kordonu dışında kalan kesif bir talebe kitlesi, polis tarafından işgal edilmiş bulunan Üniversite binâsı içinde neler cereyan ettiğini bilmiyor, büyük teessür ve endişe içinde idi. Talebe Üniversite bağçesine girmek için büyük kapuya hücum etti, atlı ve yaya polis kuveetleri tarafından geri püskürtüldü. Bu sırada bağçeden çıkan kapalı ambülanslar dışardaki endîşeyi büsbütün artdırdı.
Saat 11.45 de Site Talebe Yurdunda toplanan bir üniversiyeli grupu, ellerinde bayrak ve dövizlerle “Dağbaşını duman almış..” marşını söyliyerek Bayazıda doğru yürüdü; Bayazıd meydanındaki gençler bu dövizli ve bayrak kaafile gelince birden coşdu, ve bu sefer İstiklâl Marşı söylenmeğe başlandı. Talebe üzerine atlı polis hücüm edince meydan derhal bir ihtilâl havasına büründü. Atlı polis taş yağmuruna tutuldu; atlarından inen polisler göz yaşartıcı bombalar, çoplar kullandılar ve hiç tereddüd etmeden tabacaları ile ateş etmeğe başladılar. Üniversiteli gençler yılmadılar; polis mutlak acze düşünce, daha evvel vak’a mahalline getirilmiş askeri kıt’alara süngü tak emri verildi, ve koşar adımla talebe üzerine sevk edildi; fakat neferler, süngüyü kullanmayub karşılarına çıkan gençlerle kucaklaşıyor, her iki tarafın gözlerinden yaşlar akıyordu; bu hâdiseye sebeb olanlara lânet ediliyordu.
Saat 16 ya doğru örfî idare ilân edildi; radyo ile Üniversitenin kapatıldığı ve yurdların kapatılacağı ilân olundu. Bu sırada Bayazıd dövüşünde 11 kişinin şehid olduğu söyleniyordu.
28 Nisan Perşembe günü sabahın erken saatlerinde gençler Üniversite bağçesinde tekrar toplanmağa başladılar. Saat 11 de Rektörlük 27 Nisanda 1 gencin şehid olduğunu, başka can kaybı olmadığını Örfî İdâreden aldığı mâlûmata atfen talebeye ilân etti. Şehid genci üniversite gençliği defn etmek istedi, Örfî idâre izin vermedi. Saat 12 de üç profesör (Ekrem Şerif Egeli, Kâzım İsmail Gürkan, Târık Zafer Tunaya) Örfî idâre makamları ile görüşmek üzere gittiler; şehitlerin Üniversiteye teslimi, mevkuf talebelerin serbest bırakılmasını, yurdların açılmasını isteyeceklerdi. Saat 15 de üniversiteye döndükleri ve şu cevabı aldıklarını bildirdiler: Şehid talebe üniversiteye verilmiyordu, askerî merasimle gömülecekdi; yurtlar ancak 24 saat daha açık bulunabilecekdi; talebe Üniversite bağçesinden çıkıp dağılacak, kendilerine hiç bir şey yapılmayacakdı; mevkuf talebeden de yalnız kızlar serbest bırakılacakdı, erkekler ise emniyet müdürlüğü tarafından örfî idâreye teslim edilecek, askerî nezâret altına alınacaklardı. Bu cevab Üniversite bağçesinde toplanmış olan gençleri tatmin etmedi; “kaatillere ölüm!.. Menderes istifâ et!.” diye bağrışmaya ve Osman Paşanın meşhur türküsünü söylemeye başladılar.
Saat 16.15 de Örfi İdâre kumandanı Fahri Özdilek beraberinde Tuğ general Refik Tulga ile Rektörlük köşküne geldi; Tulga: “Geceler gebedir, gençliğin hareketi asildir, hürriyet istiyorsunuz, bizim yok ki verelim” diye çok mânalı bir konuşma yapdı. Fakat gençler yine dağılmadılar.
Akşam olmuşdu, talebe sabahdan beri aç idi; askerî tıbbiyeliler okullarından ek-ekmek taşıyıp getiriyordu. Bağçenin etrafında bekleyen nöbetçi er ve subaylar da sıgara dağıtıyorlardı.
Saat 22 de hoparlörlerle, Üniversite bağçesindeki talebenin çıkıp dağılmakda serbest oldukları, kalanların tevkif edilerek kışlalara sevk edilecekleri tebliğ edildi. Yerinden kıpırdayan olmadı. Gece saat 2 de talebeler askerî nakil vasıtaları ile Davutpaşa kışlasına nakledildiler. Arabalar kışlaya gitmek için en uzun yolu tâkib ediyor, ve yolda inmek isteyen gençlere müsaade ediliyordu. Askerî kuvvetlerin meşrûtiyeti kaybetmiş bir iktidarın kör uşağı olmuş bâzı emniyet âmirlerinin gaddar muamelesinden bir hürriyet inkılâbının öncüsü olmuş silâhsız gençliği koruduğu bütün asâleti ile meydanda idi.
Bayazıd Meydanı vak’asından tam bir ay sonra dır ki Türk Silâhlı kuvvetlerini 27 Mayıs hükûmet darbesi oldu. Bu hürriyet inkılâbının ilk günlerindedir ki Bayazıd Meydanına da “Hüriyet Meydanı” adı verildi.
Bayazıd Meydanında Plevne müdâfii Gazi Osman Paşanın türküsü, güfte değiştirilerek söylenilmiştir:
Olur mu bunlar olur mu?
Kardeş kardeşi vurur mu?
Sizi gidi diktatörler
Bu dünya size kalırmı?
Hıdır Selek
Tema
Olay
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Hıdır Selek
Kod
IAM040652
Tema
Olay
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 4, sayfalar 2255-2256
Tema
Olay
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.