Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BAYAZID CAMİİ
İstanbulda kendi adına nisbetle anılan tepede ve meydanda İkinci Sultan Bayazıdın imâret, medrese, mekteb, kervansaray ve bir çifte hamamdan mürekkeb hayır ve cemiyet yapılarının mihrâkı, Türk İstanbulun hüviyet ve şahsiyet damgalarından bir âbide; Fâtih Sultan Mehmedin yaptırdığı cami (Eski Fatih Camii) bir zelzelede yıkıldığı ve bugün gördüğümüz Fatih Camii on sekizinci asır yapısı olduğu için İstanbulda en eski büyük pâdişah camii; yapısı hicrî 906, milâdî 1501 de başlamış, hicrî 911 ve milâdî 1506 yılında sona ermiştir. Prof. Celâl Esad Arseven Maarif Vekâleti tarafından hâlen fasiküller hâlinde yayınlanmakda olan “Türk Sanatı Tarihi” adındaki eserinde mimârı için kesin olarak “Üstad Hazreddindir” diyor. Bu ansiklopedinin kalem sâhibi Ekrem Hakkı Ayverdi ise bu camiin ruh ve mânâsı hakkında bir arama ve teknik hususiyetleri üzerine İstanbul Ansiklopedisine tevdi ettiği notlarda Bayazıd Camiin mimârı için şunları yazıyor: “Bu güne kadar camiin mimarı olarak ya Hayreddin kabul edilmiştir ya Kemâleddin. Hiç bir vesikaya dayanmadan birbirinden naklen yapılan bu yakışdırmaya sebeb olarak ben her iki mimarın Çarşıkapusunda ve Koskada birer camii olmasını görmekdeyim. Nasıl ki Fatih Camii mimarlarından Ayas’ın Saraçhâne başında, Sınanı Atîk’in de Nişancıda birer mescidi varsa, ona k...
⇓ Read more...
İstanbulda kendi adına nisbetle anılan tepede ve meydanda İkinci Sultan Bayazıdın imâret, medrese, mekteb, kervansaray ve bir çifte hamamdan mürekkeb hayır ve cemiyet yapılarının mihrâkı, Türk İstanbulun hüviyet ve şahsiyet damgalarından bir âbide; Fâtih Sultan Mehmedin yaptırdığı cami (Eski Fatih Camii) bir zelzelede yıkıldığı ve bugün gördüğümüz Fatih Camii on sekizinci asır yapısı olduğu için İstanbulda en eski büyük pâdişah camii; yapısı hicrî 906, milâdî 1501 de başlamış, hicrî 911 ve milâdî 1506 yılında sona ermiştir. Prof. Celâl Esad Arseven Maarif Vekâleti tarafından hâlen fasiküller hâlinde yayınlanmakda olan “Türk Sanatı Tarihi” adındaki eserinde mimârı için kesin olarak “Üstad Hazreddindir” diyor. Bu ansiklopedinin kalem sâhibi Ekrem Hakkı Ayverdi ise bu camiin ruh ve mânâsı hakkında bir arama ve teknik hususiyetleri üzerine İstanbul Ansiklopedisine tevdi ettiği notlarda Bayazıd Camiin mimârı için şunları yazıyor: “Bu güne kadar camiin mimarı olarak ya Hayreddin kabul edilmiştir ya Kemâleddin. Hiç bir vesikaya dayanmadan birbirinden naklen yapılan bu yakışdırmaya sebeb olarak ben her iki mimarın Çarşıkapusunda ve Koskada birer camii olmasını görmekdeyim. Nasıl ki Fatih Camii mimarlarından Ayas’ın Saraçhâne başında, Sınanı Atîk’in de Nişancıda birer mescidi varsa, ona kıyâsen Bayazıd Camiinin iki tarafında bulunan Mimar Hayreddin ve Kemaleddin mescidlerinin banilerinden birisinin veyâ ikisinin birden camiin mimarı olacağına hükmedilmiş ve hattâ Mimar Kemaleddinin Koskadaki kabri 1916 da İhtifalcı Mehmed Ziya Bey tarafından merâsimle Bayazıd Camii hazîresine nakledilmişdir. Rıfkı Melul Meriç tarafından İlâhiyat Fakültesi Türk ve İslâm Sanatları Yıllığının ikinci cildinde “Bayazıd Camii Mimarı” adlı makaalede neşredilen son bulunan vesikalara nazaran hicrî 909 senesinden camiin hitâmına kadar camiin mimarı Yâkub Şah bin Sultan Şahdır; Halifeleri de mimar Ali ve mimar Yusufdur. Bulunan vesikalar ancak 909 saferinden başladığı için temel atıldığından itibaren Yâkub Şahın mimar olub olmadığı mâlûm değildir. Bir ihtimal ile daha evvel Hayreddin de mimarlık vazifesinde bulunmuş olabilir. Yine bu vesikalara nazaran bina nâzırı Mustafa Bey, binâ emiri Hüsam Bey, bina kâtibi de yine bir Hüsam Beydir”.
Camiin temel atma ve tamamlanma tarihlerini veren kitâbe, şadırvanın bulunduğu harem avlusunda, Camiin esas giriş kapusunun üstündedir; sülüs celîsi ile mermer üzerine kabartma üç satır hâlindedir, metni arabca, yazısı o asrın büyük sanatkârı Şeyh Hamdullah’ındır.
C. Gurlitt’den aldığımız planda aydın olarak görüleceği vechile şadırvanlı harem avlusu ile cami satıh ölçüleri aynı iki murabbâ (dörtgen)dir.
Şadırvanlı avlunun biri batıda Bayazıd Meydanına, biri kuzeyde Üniversite tarafına, biri de doğuda Bayazıd İmâretine (Bayazıd Umumî kütübhânesi ile Sahhaflar Çarşısına) karşı üç kapusu vardır; eskiden birinci “Meydan Kapusu”, ikincisi “Eski saray kapusu”, üçüncüsü de “İmâret yahud Kaşıkcılar kapusu” diye anılırdı. Avlunun etrafı 20 sutun üzerine atılmış, her cephesinde 5 kemerden 20 kemerli ruvak ile çevrilmiş bir ruvakların üstü 24 küçük kubbe ile örtülmüştür.
Esas planı bir murabbâ olan camiin şadırvanlı avluya açılan büyük kapusundan gayri iki yanında da birer kapusu vardır, böylece üç medhallidir. Camiin “sahn” denilen orta kısmı bir büyük kubbe ve iki yarım kubbe ile örtülmüşdür; sahnın iki yanında, büyük kubbe ile yarım kubbelerin istinad ettiiğ kemerleri taşır ikişer fil ayağı ve birer sütün ile ayrılmış iki yan kısım vardır ki onlar da dörder küçük kubbe ile örtülmüştür. Camiin iki yanına ve şadırvan avlusu tarafına müstatil planlı iki binâ yapılmışdır; bunların dört köşesinde avlu ruvakları üstündeki kubbeler çapında birer küçük kubbe, ortalarında da camiin yan kubbeleri çapında birer kubbe vardır; sonradan bu binâların Camie muttasıl duvarları kaldırılmış ve sahaları Camie eklenmiştir, bu suretle Camiin dörtgen plânı bozulmuş, Bayazıd Camii ters T planlı Camiler arasına girmiştir. Camiin iki minâresi işte bu binanın bitimindeki şimal köşelerine inşa edilmiştir, araları çok açık düştür. Bu açıklık şirin düşmüş olmakla beraber minâreleri kısa gösterir; meydan (Batı) tarafındaki minârenin dibine ve bu tarafdaki mülhak binanın bitimine bir kubbe ile örtülü Şeyhülislâm Veliyüddin Efendinin vakıf kütübhânesi inşa edilmiştir, Kütübhâneye Camiin içinden ve meydan tarafındaki mülhak binadan geçilerek girilir.
Zarûrî gördüğümüz bu ibtidâî tarifden sonra aşağıdaki satırlar kıymetli bilgin Ekrem Hakkı Ayverdinin bize tevdi ettiği notlardan alınmıştır:
“Orta sahında köfeki taşından yapılmış dört büyük murabbaî fil ayağı üstüne 17,5 metroluk bir merkezî kubbe müsellesi kürevî alîkaları (pandantif) ile okunur. Ayakların dört yüzünde birer kulak olup büyük kemer tarafındakiler daha çıkıntılıdır.
“Merkezî kubbe kıble ve medhal tarafında iki büyük kemere, cenub ve şimalde ise birer yekpâre granit sütûna müstenid daha ufak ikişer kemere oturur. Büyük kemerlere birer de yarım kubbe dayanır. Cenub ve şimalde dörder müsâvi kubbeden mürekkeb alçak cenahlar vardır, bütün kubbeler müsellesî kürevîlere oturmaktadır. Bu kemer kâmilen iki merkezlidir.
“Büyük kubbenin kasnağında dâirevî 20, yarım kubbelerde de 7 şer pencere vardır.
“İki yekpâre direğin (sütunun) başlığı pek zengin, fakat henüz tam âhengini, yumuşaklığını bulamamış istalâktidlerle müzeyyendir.
“Merkezi sahn’ın sağ ve solunda iki cenah kolu vardır. Bu cenahlar Edirnedeki Bayazıd, İstanbuldaki Davudpaşa ve Sultanselim, ve Bursanın ters T tipi câmilerinin cenahlarının kendi kitlelerine daha uygun düşen eb’adını hâiz olmayub dar ve uzundur. Bunların şimâle açılan birer kapusu olup bu suretle camiin beş kapusu olur.
“Bu cenahların aslında ne maksadla yapıldıkları hakkında sarih bir karara varılamamaktadır. İçlerinde ocak olmadığından ikaametgâh değildir; Evliyâ Çelebi “Camie muttasıl sağında ve solunda iki aded Tâbhâne (dinlenmeyeri) binâ olunmuş medâris vardır. Bâdehû mezkûr tâbhâneleri Camie ilhak idüb Camii şerif iki cihetinden tevsî olundu” diyor, hem tâbhâne hem de medrese olduğunu söylüyor, akla en yatkın görüneni eskiden birer medrese olmalarıdır. Bu cehanlar cami harîmine geniş eyvanla merbut olduğundan daha ziyâde ters T tipi Camilerin planına uymaktadır, ancak harîm ile aynı seviyededirler, T tipi camileri gibi seviye farkı gözetilmemiştir.
“Şadırvan avlusu gaayet mütenâsib, fakat fazla yüklü ve süslüdür. 24 kubbe baklavalı kuşaklarla yeşil eğri boz, kırmızı Mısır graniti gibi nefîs taşlardan yapılmış yekpâre sütunlara oturur, başlıkları istalaktitlidir. Revakın saçağı büyük bir itîna ile işlenmiş ve ağır denecek kadar yüklü bir istalaktitli silmeden yapılmıştır.
“Avlunun üç kapusu vardır, hepsinin üstü zamanında veya sonradan konmuş ayâtı kerime levhaları ile müzeyyendir. Avlu, renkli mermer direklerinin ve kırmızı beyaz kemer taşlarının verdiği renk âhengi içindedir. Döşenmelerdeki renkli mermerler de bu güzelliği tamamlar; hat ve kitlelerin nisbeti de kurursuzdur; fakat bir ağırlık, bir ferah noksanlığı his edilir; ortadaki geniş şadırvan bir darlık tevlid etmektedir.
“Esas kapu istalaktit yaşmaklı, zengin silmeli, üstü taclı, ince bir mermercilik eseridir. Minâreler tek şerefeli olup cenahların ta ucuna konduğundan pek ziya ayrık, uzak düşmüşdür. Bir tânesi eski hüviyetini muhafaza etmektedir; bunda, kaaide kısmı renkli taşlar kakılmış zengin kitâbeler ve yapraklı bir silme ile müzeyyendir. Gövde kısmı sekiz aded kırmızı kuşakla çenberlenmiş olup en alt ve üst boğumları kırmızı taşdan kakınalar ve hendesî şekillerle süslenmiştir.
“Camiin dâhilî tezyinâtı pek güzeldir. Kalem işleri zamanından kalmışdır denecek kadar saf ve güzeldir. Bir az tâmir görmüş olsa da gaayet üstâdâne yapılmış ve renklerin sâfiyetine itînâ gösterilmiştir; yalnız eteğe vurulan koyu lamleri, bir kelime ile, kötüdür. Şadırvan avlusu kubbeleri malakâri tezyinat ile müzeyyendir.
“Kapu üstünde ve sağda bulunan müezzin, ve şimâli şarkî köşesindeki hünkâr mahfilleri konsollar, oymalı kafeslerle yapılmışdır; mahfillerin renkli mermer sütunları nazirsiz balgaamî taşlardan yapılmıştır.
“Mihrâbın kafesî oymalı bir alın kemeri altında sekiz sıralı bir istalaktit yaşmağı ve tâcı vardır; boyu yüksekce ve pek muhteşemdir. Minberin kapu direkleri zengin rûmî kabartmalı, kafesleri mermer oymalı, tâcı ve külâhı nefîsdir” (Ekrem Hakkı Ayverdi).
Avrupalı sanat münekkidleri ve arkeoloğlar Bayazıd Camiini tamamen Ayasofyanın tesiri altında inşâ edildiğini söylerler. Ekrem Hakkı Ayverdi bu noktaya da şöyle temas ediyor:
“Prof. Albert Gabriel henüz genç iken yazdığı İstanbul Camileri nâmındaki eserinde “Bizans tesirlerinin açıkca yer aldığı ilk İstanbul eseri” diyor; Diez de Türk Sanatı nâmındaki kitabında “Ayasofya ve onun taklidi Bayazıd” diyor. Benzerlik orta sahnın iki yarım kubbe ortasında bir kubbe ile örtülmesinden ibârettir. Aslında ise bu plân, Bursa ve Edirne Camileri ile Osmanlı mimârisinin seyir ve inkişâfının tabiî neticesidir. Edirnede Üç şerefeli de 24 metro çapında tek merkezi kubbe yapılmış, İstanbulda Bayazıd Camiinden önce inşa edilmiş olan eski Fâtih Camiinde (B.: Fâtih Camii) 26 metro kutrunda merkezi kubbenin mihrab tarafına bir yarım kubbe eklenmiş; onu tâkib eden İstanbul Bayazıd Camiinde de, eski Fâtih Camiin plânı, basit bir tenazur kaidesi ile inkişaf ettirilmiş, bir yarım kubbe de medhal tarafına ilâve olunmuştur, ve bu suretle Ayasofya plânının benzeri ortaya çıkmıştır. Mukallid sanat, ibdâ kudretinden mahrumdur. Halbuki Türk yapı sanatı, ayni asır içinde Şehzâde Camiini inşa etmiş, bu sefer Bayazıd Camii plânı, merkezi büyük kubbenin etrafına konulan dört yarım kubbe ile inkişaf ettirilmişdir ki mimârî hacmin zirvesidir. Bayazıd plânı, bir inkişaf yolunda Bizans yapı sanatı ile zarûrî bir kavuşak noktası olmuştur, Türk yapı sanatı, Bizans minaresinin son noktasından, şöyle bir uğrayup geçivermiştir.
“Fil ayakları ortasındaki tek direğe (sütuna) bakarak Bayazıd Camii orta sahnının Ayasofyadaki nef’in bir sepliği olduğunu idida da pek acele bir karardır; Ayasofyanın fil ayakları arasında dörder direk yanaşık bir halde olduğundan yan neflerle orta arasında bir perde kurmuştur. Putperestlik devrinden hazır alınan bu sütun dizisine sonradan bir inşâî vazife verilmiş, bir de üst kat ilâve edilmiştir; bu iki kat kubbe kasnağına kadar yükselerek Ayasofyayı başı omuzları arasına gömülmüş beden yapmıştır.
“Bayazıdda ise kademe kademe ehrâmî inişin temini için cenahlar alçak tutulmuş, ve yan küçük kubbeleri oturtmak için ortaya bir sütun konmuş, yâni vazifeden doğan bir mimârî âhenk çıkarılmıştır. Bu ince farkı kavramadan gelişi güzel “taklid” yakışdırması hâzin olsa gerekdir” (Ekrem Hakkı Ayverdi).
Camiin bânisi İkinci Sultan Bayazıd mihrab duvarı önündeki hazîrede medfundur. Kabri üzerindeki sekiz köşeli türbe oğlu Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırtılmışdır.
Bayazıd Câmiinin edebiyatı oldukça zengindir; Evliyâ Çelebi onyedinci asır ortasındaki manzarasını, bâzı eski menkibeleri de kaydederek şöylece anlatıyor:
“Camiin esâsına başlandıkda Mimarbaşı:
— Pâdişâhım, mihrâbı nasıl koyalım?
Diye sordukda Bayazıd Velî:
— Şu ayağıma bas!.. der.
Mimar ayağını pâdişâhın ayağı üstüne basdıkda karşısında Kâbei Mükerremeyi görür, hemen pâdişâhın ayağına kapanarak mihrâbi o istikaametde kor; mihrab temeli konulunca Bayazıd Velî camiin hayır ile bitmesi için iki rekât hâcet namazı kılar.
“Camiin yapısı tamam oldukda bir Cuma günü cemaati kübrâ toplanup açıldı. Bayazıd Velî buyururlar ki:
— Her kim ki müddeti ömründe ikindi ve akşam namazlarının sünnetlerini terk etmemiş ise şu mûbârek vakitde o kimse imam olsun!.
Derya misâl cemaat içinden bir ferd çıkmaz. Bayazıd Han:
— Elhambülillâh ömrümüzde seferde hazarde sünnetlerimizi terk etmedik!.
Diyerek kendileri imam olurlar.
“Gaayet rûhâniyetli camidir. Çarşı ve pazar içinde olduğundan gece ve gündüz cemaati kesîreden yer bulunmaz.
“İç haremdeki havuzun muslukları, her an abdest alındığı için akşama kadar kapanmayup dâima akar.
“Camiin iç haremi dışında sahrâ misal üç tarafında dükkânlar inşâ edilmiş bir haremi azim vardır, imâret, mutbak, misâfirhâne ve sibyan mektebi bu haremdedir; onun dışı da serâpâ dut ağaçları ile müzeyyen bir azîm meydandır”.
Evliyâ Çelebinin târifindan Bayazıd camiinin bir de dış haremi olduğunu kesin olarak öğreniyoruz; bu dış harem duvarları onsekizinci asırda kaldırılmış, iç haremin kapuları doğrudan meydana açılmışdır.
İbrahim Hakkı Konyalı (B.: Atis, İbrahim Hakkı) tarafından verilmiş bir notda: “Cebheden bakıldığına göre soldaki minâre küpüne kadar yıkılarak sonradan yapılmışdır. Cami 1797 ve 1870 de esaslı tâmirler görmüştür” diyor. Dış harem dıvarının 1797 tâmirâtında kaldırıldığı tahmin edilebilir.
Yine İ. H. Konyalı camiin yazılarından bahsederken: “Sol avlu kapusunun dışındaki yazı 1797 tâmirinde Yamak Salih Efendinin yetişdirmesi Mustafa bin Mehmedin, iç kible kapusunun üstündeki yazı da 1870 tâmirinde Sikkezenbaşı Abdülfettah Efendi tarafından yazılmışdır” diyor.
Camiin edebiyatında bir hoş fıkrada Dördüncü Muradın minâre âlemine konan bir kargayı okla vurmasıdır (B.: Bayazıd Muvakkithânesi).
Bibl.: Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme, I; S. E. Arseven, Türk Sanatı; E. Hakkı Ayverdi, Not; İ. H. Konyalı, Not.
Bayazıd Camii
Bayazıd Camii
(Resim: Sabiha Bozcalı)
Bayazıd Camiinin cephe görünüşü
(Resim: Cornelius Gurlitt)
Bayazıd Camiinin yan kesidi ve plânı
(Resim ve plân: Cornelius Gurlitt)
Theme
Building
Contributor
Sabiha Bozcalı, Cornelius Gurlitt
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM040638
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Sabiha Bozcalı, Cornelius Gurlitt
Description
Volume 4, pages 2228E1-2235
Note
Image: volume 4, pages 2228E1, 2229, 2232, 2233
See Also Note
B.: Fâtih Camii; B.: Atis, İbrahim Hakkı; B.: Bayazıd Muvakkithânesi
Bibliography Note
Bibl.: Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme, I; S. E. Arseven, Türk Sanatı; E. Hakkı Ayverdi, Not; İ. H. Konyalı, Not.
Theme
Building
Contributor
Sabiha Bozcalı, Cornelius Gurlitt
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.