Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DAVİD (Gürcü)
1880 ile 1885 arasında İstanbula gelmiş bir Fransığ sirkinde gürcü asıllı mürâhik bir genç; aşırı derecede güzelliği ve boş zamanlarında başına fes giyerek ve âriyet aldığı İstanbul tulumbacılarının formaları ile dolaşarak avam biribâne nümâyişleri ile ayak takımının ve bilhassa o tabaka arasındaki kalender külhânilerin geniş alâkasını çekmiş ve halk kendisine “Şahpulad” lâkabını takmışdır; tulumbacılarla çiçek bahçelerinde, bağlarda, meyhaneler, hamamlarda, umumhânelerde gezmiş dolaşmış, bu dilber canbaz yüzünden bıçaklı kanlı kavgalar olmuş, hattâ Beyoğlunda Çiçekci sokağında bir umumhânede olan kavgada Olga adında bir kız kazâen vurularak öldürülmüşdür; çalıştığı sirkden kovulmuş, zâbıtaca hudud dışı edilmek üzereyken, müslüman olmuş, Hidâyet Davud adını almış, hâmî ve meclublarından ve saray tüfenkcilerinden arnavud Destan Ağanın sâyesinde İstanbulda kalmışdır; bu arada sirkin Fransız müdürü ile de gizlice barışıp anlaşarak kumpanya İstanbuldan kalkıp İskenderiyeye giderken içinde geldiği kaafileye katılıp gitmişdir; İslâmiyeti bir sünnet olmadan ibâret kalarak irtidâd etmiş midir bilinmiyor. Üsküdarlı halk şâiri Tophâne ketebesinden Âşık Râzinin rivâyetine göre mahbûbu Gürcü Davidin (nâmı diğer ile Şahpuladın, Cambaz Hidâyetin) Mısıra kaçtığını öğrendiğinde hiddet ve teessür...
⇓ Devamını okuyunuz...
1880 ile 1885 arasında İstanbula gelmiş bir Fransığ sirkinde gürcü asıllı mürâhik bir genç; aşırı derecede güzelliği ve boş zamanlarında başına fes giyerek ve âriyet aldığı İstanbul tulumbacılarının formaları ile dolaşarak avam biribâne nümâyişleri ile ayak takımının ve bilhassa o tabaka arasındaki kalender külhânilerin geniş alâkasını çekmiş ve halk kendisine “Şahpulad” lâkabını takmışdır; tulumbacılarla çiçek bahçelerinde, bağlarda, meyhaneler, hamamlarda, umumhânelerde gezmiş dolaşmış, bu dilber canbaz yüzünden bıçaklı kanlı kavgalar olmuş, hattâ Beyoğlunda Çiçekci sokağında bir umumhânede olan kavgada Olga adında bir kız kazâen vurularak öldürülmüşdür; çalıştığı sirkden kovulmuş, zâbıtaca hudud dışı edilmek üzereyken, müslüman olmuş, Hidâyet Davud adını almış, hâmî ve meclublarından ve saray tüfenkcilerinden arnavud Destan Ağanın sâyesinde İstanbulda kalmışdır; bu arada sirkin Fransız müdürü ile de gizlice barışıp anlaşarak kumpanya İstanbuldan kalkıp İskenderiyeye giderken içinde geldiği kaafileye katılıp gitmişdir; İslâmiyeti bir sünnet olmadan ibâret kalarak irtidâd etmiş midir bilinmiyor. Üsküdarlı halk şâiri Tophâne ketebesinden Âşık Râzinin rivâyetine göre mahbûbu Gürcü Davidin (nâmı diğer ile Şahpuladın, Cambaz Hidâyetin) Mısıra kaçtığını öğrendiğinde hiddet ve teessüründen divâneye dönen Destan Ağa delikanlıya hırsızlık bühtanı atmış, bir altın saati ile on napolyonunu (fransız altını) çaldığını iddia etmiş ise de tutturamamıştır. Âşık Râzi anlatıyor: “Uzun boylu, ince yapılı, kara yağız denilecek kadar esmer, kara saçlı, kara gözlü, onyedi onsekiz yaşlarında idi; çok güzel fransızca konuşurdu ve anasının Parisli bir fransız aktrisi olduğunu söylerdi; türkçe öğrenmeye hiç heves etmemişdir, düşüb kalktığı tulumbacılar ve tüfenkci Destan Ağa ile pantomima lisanı ile konuşur ve pek mükemmel anlaşırdı. Destan Ağa ile münasebeti (B. : Destan Ağa, Tüfenkci) Olganın katli gecesi tulumbacılarla beraber Galatasaray karakoluna sevk edildiği gece başlamışdır; arnavud tüfenkci o gece o karakolda hemşehrisi olan komiseri ziyârete gelmiş imiş, üç nefer tulumbacılar nezâret altına alınmış, Destan da kefil olduğu Gürcü delikanlıyı karakoldan alıp çıkarmış. Cinâyet de umumhânede kurulan bir işret sofrasında Çeşmemeydanı Sandığından Tersâneli Çakır Mustafanın sekri hâl ile Davide bir tokat atması üzerine işlenmiş; (B. : Çiçekçi Sokağı) sofrada her birinin yanında birer kız oturuyormuş, tokatlanan David ağlamaya başlayınca aynı sandık uşaklarından ve Haddehâneden matrud sabıkalı şerirlerden Arab Abdullah hemen tabancasına sarılıp Çakıra ateş etmiş, kurşun yanındaki Olgaya rastlamış. Gürcü David aslında ip canbazıydı, fakat fevkalâde güzel gürcü oyunları oynardı ki bizim en namlı köçeklerimiz tek adımını atamazlar. Bu günâhkar canbaz delikanlıyı İstanbula geldiğinin tezine tanımışdım, tulumbacılarla ülfet ve muhabbeti ileri götürdüğünde de alâkamızı kesmiş idik”.
Aşağıdaki manzûme de Âşık Râzinindir :
Elâ gözlerine tûbâ kaamete
Külhânî kesimi şu kıyâfete
Topuk nümâyişi kâkül cünbüşü
Bakın bıçkınımda şu letâfete
İnce nâzik belde hançeri fûlâd
Yaman vahşet ile nigâhı cellâd
Şehlevendim canım David Şahpulad;
Bırakma vaslını tâ kıyâmete
Gazdireyim sana şu İstanbulu
Deryâdan deryayâ açılmış yolu
Saray kasır hamam hanlarla dolu
Çergede değer mi ikamete
Söyle gözlerine gelsin imana
Nahveti şebabla girmesin kana
Elbet ki kul gerek sen güzel Hana
Kim kul olmaz senin gibi âfete
Şehbazım canbazım oy gürcü pelenk
Küldhânî meşrebin meşrebime denk
Aşku muhabbetde bendendir ferhenk
Çağın geçer düşme gel nedâmete
Vâsıf HİÇ
Gürcü David
(Resim: S. Bozcalı)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
S. Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Vâsıf Hiç
Kod
IAM080467
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
S. Bozcalı
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4276-4278
Not
Görsel: cilt 8, sayfa 4277
Bakınız Notu
B. : Destan Ağa, Tüfenkci; B. : Çiçekçi Sokağı
Tema
Kişi
Emeği Geçen
S. Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.