Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ENİS EFENDİ (Kelemserzâde)
XVII’ yüzyıl şâirlerinden, hemen ömrü boyunca devrin ünlü vezirlerinden Bâki Paşanın kâtipliğinde bulunmuşdur; asıl adı Mehmed Receb’dir, Enis, devrin âdetince alınmış mahlâsıdır; İstanbulda Fâtihde Yeniçeşme semtinde doğmuşdur; Yeniçeri Efendiliğinde (Yeniçeri Ocağı Kâtibliğinde) bulunmuş ve zamanında ocağın sözü geçer sîmâlarından olmuş Kelemser İsmail Efendinin oğludur. (Kelem “lahna” demekdir; Kelemser “lahna kafalı, lahna başlı” anlamında bir lâkabdır.
Mirzazâde Sâlim Efendi kendi adına nisbetle anılan şuerâ tezkiresinde Enis Efendinin âile lâkabı üzerine iki fıkra naklediyor:
Kur’an-ı Kerîmi çok güzel okuması ile meşhur uzun boylu, çöp gibi zaif Mumcuzâde Halil Efendi 1097 (M. 1686) de Fâtih Camii baş imamlığına tâyin edilir, pek sevinir ve hemen devrin en namlı kavukcusu İbrahim Çelebiye gaayet acele yeni bir kavuk ısmarlar. İbrahim Çelebi kavuğu ertesi güne yetiştirir ama, aceleden mutad imam kavuğuna benzemeyen pek heybetli, acâib, kubbe gibi bir kavuk olur, fakat kavuğu “gümüş tenli, yasemin fidanı boylu” bir çırağı ile gönderir. Halil efendi kavuğu beğenmez amma ustasının hatâsını güzel çırağın yüzüne vurmadan da çekinir, kavuğu kabul eder, ve o acaib şeyi başına geçirip camie gider; yolda Kelemserzâde Enise rastlar; Enis:
— Bu perişan destarla cenâbınızı az daha tanıy...
⇓ Read more...
XVII’ yüzyıl şâirlerinden, hemen ömrü boyunca devrin ünlü vezirlerinden Bâki Paşanın kâtipliğinde bulunmuşdur; asıl adı Mehmed Receb’dir, Enis, devrin âdetince alınmış mahlâsıdır; İstanbulda Fâtihde Yeniçeşme semtinde doğmuşdur; Yeniçeri Efendiliğinde (Yeniçeri Ocağı Kâtibliğinde) bulunmuş ve zamanında ocağın sözü geçer sîmâlarından olmuş Kelemser İsmail Efendinin oğludur. (Kelem “lahna” demekdir; Kelemser “lahna kafalı, lahna başlı” anlamında bir lâkabdır.
Mirzazâde Sâlim Efendi kendi adına nisbetle anılan şuerâ tezkiresinde Enis Efendinin âile lâkabı üzerine iki fıkra naklediyor:
Kur’an-ı Kerîmi çok güzel okuması ile meşhur uzun boylu, çöp gibi zaif Mumcuzâde Halil Efendi 1097 (M. 1686) de Fâtih Camii baş imamlığına tâyin edilir, pek sevinir ve hemen devrin en namlı kavukcusu İbrahim Çelebiye gaayet acele yeni bir kavuk ısmarlar. İbrahim Çelebi kavuğu ertesi güne yetiştirir ama, aceleden mutad imam kavuğuna benzemeyen pek heybetli, acâib, kubbe gibi bir kavuk olur, fakat kavuğu “gümüş tenli, yasemin fidanı boylu” bir çırağı ile gönderir. Halil efendi kavuğu beğenmez amma ustasının hatâsını güzel çırağın yüzüne vurmadan da çekinir, kavuğu kabul eder, ve o acaib şeyi başına geçirip camie gider; yolda Kelemserzâde Enise rastlar; Enis:
— Bu perişan destarla cenâbınızı az daha tanıyamıyacak idim, bir hilâlin (çöpün) ucuna şalgam konmuş sandım!.. demiş.
Zarif bir zat olan Halil Efendi de:
— Doğru.. kavuk netâmelice olmuş, lâkin destârımız perişan değil, perişan olsaydı şalgama değil, kelemsere benzerdi!.. cevabını vermiş.
Bâki Paşanın kâhyası velînimetinin Enise olan aşırı muhabbetini çekemez imiş ve her vesîle ile aralarında lâf çatışmaları olurmuş. Bir gün Bâki Paşanın sofrasında yemek yenirken lahna dolması gelmiş, Enis aldığı dolmayı elinden düşürmüş ve karşısında oturan kâhyanın göğsü yağlanmış, kâhya şaire:
— Be herif.. dağda mısın?!.. diye bağırmış.
Enis de:
— Be hey gidi, bizi yer misin?.. cevabını vermiş.
Mirzâzâde Sâlim Efendi şiir diline örnek olarak Kelemserzâde Enisin bir gazelini almışdır, aşağıdaki beyit o gazeldendir:
Bir sûzi tâh içün ararız dilrübâmızı
Pervâne vâr yanmada bulduk safâmızı
Hicrî 1106 (M. 1694 - 1695) da Bâki Paşa ile birlikde gittiği Halebde vefat etti; aşağıdaki ölüm tarihi Çağdaşı Müstakimzâde Süleyman Sadeddin Efendinindir:
Enîsi Mustafaâ oldu Muhammed yevmî mahşerde
1106
İbrahim Alâeddin Gövsa “Türk Meşhurları” isimli eserinde Kelemserzâde Enisi “Gülmezzâde” lâkabı ile kaydediyor ve “Kelemser” adından hiç bahsetmiyor. Bu acâib zühulüne sebeb ne olmuştur tâyin edemedik, arab asıllı Türk harfleri ile “Kelemser” kelimesi yanlış okunmuşdur desek, tamâmen aksi “Gülümserzâde” olması gerekirdi.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM091083
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 9, page 5124-5125
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.