Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ENFİYE
“Enf = burun; dilimize Arabcadan alınmışdır; Enfiye = burna çekilen çürütülmüş tütün tozu, burun otu” (Kaamûsu Türkî).
Zihin açıcı bir keyif maddesi olarak kullanılır, tütün gibi tiryâkiliği vardır; memleketimizde yayılması XVII. yüz yıl başlarında, tütünden pek az sonradır (B. : Tütün).
Refik Ahmed Sevengil “İstanbul Nasıl Eğleniyordu” isimli eserinde, enfiyenin Türkiyeye girişini, amansız tütün yasağı ile meşhur Dördüncü Muradın ölümünün tezine gösteriyor ve şunları yazıyor : “1049 (M. 1640) da Sultan Muradın yerine tahta çıkan Sultan İbrahim zamanında mükeyyefat yeniden kullanılmaya başlayınca İstanbullular bir zevki daha tatmışlardır; bu da o zamana kadar mechûl olan Enfiyedir. Gerçi Dördüncü Murad zamanında tütün tozu kullanılmış ise de asıl enfiye bilinmiyordu. 1050 (M. 1641) senesinde bir mûsevî Galatada Kurşunlu Mahzende dükkân açarak o zamanki ismi ile Burun Otu satmaya başlamış, İstanbul halkı bu yeni mükeyyife pek çabuk alışmışdır”.
Yapılması, hazırlanması, kendine has güzel bir kokunun verilmesi için terbiyesi bir ihtisas işidir. Memleketimizde bütün ziraatı başladıktan sonra da enfiye uzun zaman dışardan gelmişdir.
Hicrî 1180 (M. 1766) tarihli bir fermandan İstanbulda mîrî bir kârhânede enfiye yapılmaya başlandığı anlaşılıyor; bu fermanda gizli ve kaçak enfiye îmâl...
⇓ Devamını okuyunuz...
“Enf = burun; dilimize Arabcadan alınmışdır; Enfiye = burna çekilen çürütülmüş tütün tozu, burun otu” (Kaamûsu Türkî).
Zihin açıcı bir keyif maddesi olarak kullanılır, tütün gibi tiryâkiliği vardır; memleketimizde yayılması XVII. yüz yıl başlarında, tütünden pek az sonradır (B. : Tütün).
Refik Ahmed Sevengil “İstanbul Nasıl Eğleniyordu” isimli eserinde, enfiyenin Türkiyeye girişini, amansız tütün yasağı ile meşhur Dördüncü Muradın ölümünün tezine gösteriyor ve şunları yazıyor : “1049 (M. 1640) da Sultan Muradın yerine tahta çıkan Sultan İbrahim zamanında mükeyyefat yeniden kullanılmaya başlayınca İstanbullular bir zevki daha tatmışlardır; bu da o zamana kadar mechûl olan Enfiyedir. Gerçi Dördüncü Murad zamanında tütün tozu kullanılmış ise de asıl enfiye bilinmiyordu. 1050 (M. 1641) senesinde bir mûsevî Galatada Kurşunlu Mahzende dükkân açarak o zamanki ismi ile Burun Otu satmaya başlamış, İstanbul halkı bu yeni mükeyyife pek çabuk alışmışdır”.
Yapılması, hazırlanması, kendine has güzel bir kokunun verilmesi için terbiyesi bir ihtisas işidir. Memleketimizde bütün ziraatı başladıktan sonra da enfiye uzun zaman dışardan gelmişdir.
Hicrî 1180 (M. 1766) tarihli bir fermandan İstanbulda mîrî bir kârhânede enfiye yapılmaya başlandığı anlaşılıyor; bu fermanda gizli ve kaçak enfiye îmâli ve hâriçden kaçak enfiye getirilmesi, cezâsı kürek ve prangabendlik olmak üzere yasak edilmişdir.
Zamanımızda enfiye îmâli Tekel İdâresindedir ve hâriçden enfiye getirmek yasakdır.
Keyif verici maddeler arasında tütüne çoğunluk ile avam, enfiyeye de çoğunlukla okur yazar tabaka ile ulemâ rağbet etmişdi. 1855 - 1860 arasında nefsi İstanbulda, Galatada ve Üsküdarda 94 enfiyeci dükkânı vardı ve enfiyenin bu gedikli enfiyeci dükkânlarından gayri yerlerde, dükkânlarda satılması yasakdı. İstanbul halkınca en makbul enfiyeler de Fransız enfiyeleri idi.
Osmanlı Pâdişahları arasında Üçüncü Sultan Selim enfiye tiryâkiliği ile meşhurdur. Enderûn Târihi müellifi Atâ Beyin babası Başlala Tayyar Ağa Sultan Selimin sâdık bendelerinden idi, onun oğluna naklettiği hâtıralardandır:
Sultan Selimin tahtdan indirilip hapsedildiği zaman, bir gün dâiresinin kaba temizlik işlerine bakan bir bostancı neferi Tayyar Ağaya korka korka yaklaşmış ve Sultan Selimin bir tezkiresini vermiş, kâğıdda şu satırlar yazılı imiş : “Benim muhlisi sâdıkım Tayyar Efendi, mecbûru olduğum karota enfiye hitâma resîde olduğundan serîan bir az enfiye tedârik ve irsâlini memul ederim.” Tayyar Ağa ağlamaya başlamış ve en nefis Fransız enfiyesi buldurarak göndermiş.
Aşağıdaki satırları da geçen asrın ikinci yarısında yaşamış Kandillili Aşcıdede İbrahim Beyin hâtıralarından alıyoruz :
“Süleymaniye Rüşdiye gece ve gündüz derslere çalışırdım. Gece yarısına kadar uyku yok. Ama gençlik âlemi, uykum ziyâde galebe ediyor. Bunun def’inin çâresini sordum, enfiye çek dediler; artık başladım enfiye çekmeye. Filhakika önceleri uykumu def etti, sonraları fayda vermeyip terk dahi edemeyip enfiye tiryâkisi oldum..”.
Şu beyit Enderûnlu Vâsıf’ın bir gazelindendir :
Keyfim olsun dir isen âlemde eğer dört üstüne
Bâdenûş ol, tâze sev, nargûle iç, enfiye çek
Zamanımızda muharrir Refi Cevad Ulunay meşhur enfiye tiryâkilerindendir; merhum Besim Atalay ve Vefâ Lisesi Felsefe muallimi ve İmam Hatib Mektebi müdürü ilmi ve zerâfeti ile tanınmış merhum Celâl Hoca da enfiye çekerlerdi.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM091071
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 9, sayfa 5120-5121
Bakınız Notu
B. : Tütün
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.