Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
EMRULLAH (Safranbolulu)
1899 ile 1900 arasında garib bir maceranın kahramanı olmuş, 18-19 yaşlarında gaayetle yakışıklı kayıkçı kopuğu bir delikanlı; 1899 yılı ağustosunun üçüncü günü Reji İdâresinin deniz kolcuları Hayırsız Adalar açıklarında, kayığının içinde yirmi yaşlarında bir ecnebî kızı ile bu kayıkcı Emrullahı görür ve yakalar. Kızın da, kayıkcı oğlanın da, denize dalmış çıkmış gibi esvabları sırıl sıklamdır, ve başından büyük bir vak’a geçmiş olduğu belli olan kız korku, dehşet içindedir. Sorguya çekildiklerinde kız Türkçe bilmediği için konuşmaz, fakat kayıkcı oğlan vak’ayı şöylece anlatır: “Karaköy iskelesinde nöbete girmişdim, Haydarpaşa dedim, aldım Haydarpaşaya götürdüm, orada işâret ile biraz beklememi söyledi, yarım saat kadar sonra döndü, Galata dedi, kıyı kıyı giderek akıntıyı Kızkulesinden sonra geçecekdim, işâretle karşıya dosdoğru geçmemi istedi, emrini yerine getirmek istedim, fakat akıntı ile Marmaraya doğru sürüklenmeye başladık; kız gözlerini üstümden ayırmıyordu, kâh ayaklarıma bakar, kâh yüzüme; bir ara yerinden fırladı, kendisini denize atdı, hiç düşünmedim, kayığın ipini belime bağlayıp ben de denize atıldım ve kızı yakalayarak güçlükle kayığa çıkardım, sonra ben de çıkdım, fakat nasıl oldu bilmem, zan ederim ki aklı ile zoru olan bu kızın işidir, küreğin biri yerinde yok id...
⇓ Devamını okuyunuz...
1899 ile 1900 arasında garib bir maceranın kahramanı olmuş, 18-19 yaşlarında gaayetle yakışıklı kayıkçı kopuğu bir delikanlı; 1899 yılı ağustosunun üçüncü günü Reji İdâresinin deniz kolcuları Hayırsız Adalar açıklarında, kayığının içinde yirmi yaşlarında bir ecnebî kızı ile bu kayıkcı Emrullahı görür ve yakalar. Kızın da, kayıkcı oğlanın da, denize dalmış çıkmış gibi esvabları sırıl sıklamdır, ve başından büyük bir vak’a geçmiş olduğu belli olan kız korku, dehşet içindedir. Sorguya çekildiklerinde kız Türkçe bilmediği için konuşmaz, fakat kayıkcı oğlan vak’ayı şöylece anlatır: “Karaköy iskelesinde nöbete girmişdim, Haydarpaşa dedim, aldım Haydarpaşaya götürdüm, orada işâret ile biraz beklememi söyledi, yarım saat kadar sonra döndü, Galata dedi, kıyı kıyı giderek akıntıyı Kızkulesinden sonra geçecekdim, işâretle karşıya dosdoğru geçmemi istedi, emrini yerine getirmek istedim, fakat akıntı ile Marmaraya doğru sürüklenmeye başladık; kız gözlerini üstümden ayırmıyordu, kâh ayaklarıma bakar, kâh yüzüme; bir ara yerinden fırladı, kendisini denize atdı, hiç düşünmedim, kayığın ipini belime bağlayıp ben de denize atıldım ve kızı yakalayarak güçlükle kayığa çıkardım, sonra ben de çıkdım, fakat nasıl oldu bilmem, zan ederim ki aklı ile zoru olan bu kızın işidir, küreğin biri yerinde yok idi; tek kürekle kalınca Hayırsız Adalara doğru sürüklendik...”.
Alman olduğunu söyleyen kız ise kolcular tarafından teslim edildikleri karakoldu şu îtirafda bulunmuş: “Bu delikanlının suçu yokdur, onu ben tahrik ve teşvik ettim; Haydarpaşaya giderken genç ve güzel kayıkçıya yıldırımla vurulmuş gibi âşık oldum; çok terbiyeli ve uslu idi, gözlerim yüzünden, ellerinden ve ayaklarından ayrılamaz iken o utancından kızarmış, beni bir an evvel Haydarpaşaya atmak için var kuvvetiyle küreklere asılıyordu. Haydarpaşaya çıkınca beklemesini anlattım, Garda çok mühim bir iş için yakın bir akrabâmı görecek idim, deli gibiydim, iş düşünmedim, güzel ve genç kayıkçıyı görür ve benim onun kayığı ile dönmeme mâni olur korkusu ile o adama görünmedim, Garın gazinosuna girdim, birkaç bardak şarab içdim; ve dönüşde kayıkla akıntıya kapılarak Marmaraya açılmamızı istedim; delikanlı hâlâ saf ve uslu idi, bütün kuvvetiyle kayığını akıntıdan sıyırmaya çalışıyor idi ki artık sabredemedim, kendimi kaldırıp denize atdım, çok iyi yüzme bilirim, beni kurtarmak için o denize atlamasa idi karşı kıyıya yüzerek çıkabilirdim; beni sözde kurtarıp kendisi de kayığa binerken küreklerden birini denize attım; isteğimi ancak o zaman anlayabildi. Benimle evlenirse hemen müslüman da olurum, âilemin buna mâni olmayacağını tahmin ediyorum..”.
Bu vak’ayı tafsilâtı ile yazan günün gazeteleri Alman kızının adını kaydetmiyor; genç kayıkcının adını da “Safranbolulu Abdullah” ve “Safranbolulu Emrullah bin Abdullah” diye yazıyorlar, ve vak’ayı şu satırlarla bağlıyorlar: “Kayıkcı oğlan: — Bekâr uşağı garibim, kayık da başkasının, kayıkhâne üstündeki koğuşda yatıyorum, evlenirsem onu nereye götürürüm, ona nasıl bakarım!... dedikde Alman kızı: — O beni alsın, babam bize ev de bulur, ona kayık da alır!. demişdir. Her ikisi de nezâret altına alınmışdır. Kızın ahvâli tahkik edilmektedir, bir mecnûne olması da muhtemeldir”.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM091052
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 9, sayfa 5109-5110
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.