Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
EMİNE HANIM (Koca Kaatili)
Geçen asrın ortasında sevdiği genç bir uşakla birlikte kocasını öldürmüş bir paşa karısıdır. Günahkâr kadının kanlı macerasını, bütün tafsilâtı ile, İstanbulda o devrin resmî devlet gazetesi olan Takvimi Vekaayi ile iki Türkçe gazetesinden biri olan Ceridei Havadisten öğreniyoruz. Bilhassa işlendiği devir için benzerine rastlanmaz bir vak’adır.
Hicrî 24/25 Recep 1276 (Milâdî 15/16 Şubat 1860), bir perşembeyi cumaya bağlayan gece ezanî saatle 2 sularında (vasatî - batı ayarı saatle 19-20 arasında) emekli feriklerden İbrahim Paşa, Fincancılar Yokuşundaki konağında yatağının içinde katledilmiş ve kaatil kaçmıştı.
Cinayeti zabıtaya ev halkı yerine, duydukları boğuk sesleri üzerine komşular ihbar etmiş, konağı basan zabıta da boğazı kesilerek öldürülmüş olan İbrahim Paşanın zevcesi Emine hanım ile evlâdlarını, vesair bütün konak halkını sorguya çekmişti.
Zabıta soruşturması uzun sürmedi, hanımın birbirini tutmayan ifadeleri ve bir cariye ile bir uşağın verdikleri ip uçları cinayeti hemen aydınlattı. İbrahim Paşayı, kendisinden kız ve oğlan beş çocuk doğurmuş karısının tertip eseri ve yardımı ile Hüseyin adında çok genç ve güzel bir uşak öldürmüştü.
Cinayetin muhakemesi de çok kısa, ancak iki hafta sürdü ve bu aile faciası şöyle aydınlandı:
İbrahim Paşa 1852 de Yanyada bulunuyordu. B...
⇓ Read more...
Geçen asrın ortasında sevdiği genç bir uşakla birlikte kocasını öldürmüş bir paşa karısıdır. Günahkâr kadının kanlı macerasını, bütün tafsilâtı ile, İstanbulda o devrin resmî devlet gazetesi olan Takvimi Vekaayi ile iki Türkçe gazetesinden biri olan Ceridei Havadisten öğreniyoruz. Bilhassa işlendiği devir için benzerine rastlanmaz bir vak’adır.
Hicrî 24/25 Recep 1276 (Milâdî 15/16 Şubat 1860), bir perşembeyi cumaya bağlayan gece ezanî saatle 2 sularında (vasatî - batı ayarı saatle 19-20 arasında) emekli feriklerden İbrahim Paşa, Fincancılar Yokuşundaki konağında yatağının içinde katledilmiş ve kaatil kaçmıştı.
Cinayeti zabıtaya ev halkı yerine, duydukları boğuk sesleri üzerine komşular ihbar etmiş, konağı basan zabıta da boğazı kesilerek öldürülmüş olan İbrahim Paşanın zevcesi Emine hanım ile evlâdlarını, vesair bütün konak halkını sorguya çekmişti.
Zabıta soruşturması uzun sürmedi, hanımın birbirini tutmayan ifadeleri ve bir cariye ile bir uşağın verdikleri ip uçları cinayeti hemen aydınlattı. İbrahim Paşayı, kendisinden kız ve oğlan beş çocuk doğurmuş karısının tertip eseri ve yardımı ile Hüseyin adında çok genç ve güzel bir uşak öldürmüştü.
Cinayetin muhakemesi de çok kısa, ancak iki hafta sürdü ve bu aile faciası şöyle aydınlandı:
İbrahim Paşa 1852 de Yanyada bulunuyordu. Bir gün bu vilâyetin köylerinde dolaşır iken Krebne köyünde Hüseyin adında 16 - 17 yaşlarında gaayetle güzel bir çocuk görmüş, oğlanı uşak olarak yanına almıştı. Fakat Hüseyin oğlan, paşa konağında uşak muamelesi görmemiş, paşasının kendisine gösterdiği aşırı muhabbeti ile âdeta bir küçük bey olmuştu. Hattâ kendisini çok seven paşasına selâmlıkta hizmet etmekle de kalmıyarak haremde bir odada yatıp kalkmaya başlamıştı. Yanyadan İstanbula gelirlerken de Krebneli Hüseyini beraberlerinde getirmişlerdi.
Yüzce güzel ve eli ayağı düzgün Hüseyin birkaç yıl sonra vücudça da serpilince paşasından göregeldiği muhabbete hanımının alâkası da eklendi ve Emine hanım, dilber yüzünde karanfil bıyık, sinesi perçemli, arslan pençeli ve yürürken topukları kütürdeyen şehbaz oğlana âşık oldu.
Hanımın el altında oynuyordu. Krebneli Hüseyinin de bütün emsâli gibi altına karşı yüzü yumuşaktı. Hanımın arzusuna râm oldu. Geceleri herkes uyuduktan sonra, zaten kendi odası da haremde idi, beş çocuk anası hanımın yatak odası misafiri olmaya başladı.
Bu güzel oğlan yüzünden karı ile kocanın arası yıllardanberi açıktı. Önceleri sinirlenen, söylenen Emine Hanımefendi idi, şimdi de homurdanan İbrahim Paşa oldu. Hanımefendi sinirlenmek, söylenmekle kalmıştı, paşa homurdanmakla kalmadı. Bir gün, Hüseyinin daima af edegeldiği küçük bir serkeşliğini, hattâ serkeşlik de değil, şımarıklığını af etmedi. Birden gazaba gelerek kendisini memleketine götürecek bir para verip oğlanı konağından kovdu.
Fakat Hüseyni memleketine gitmedi. İstanbulda bir bekâr hanında oda tutup yerleşti. Uşak oğlanın konaktan kovulma vak’ası cinayetten on ay kadar evvel olmuştu.
Emine Hanımın da konakta mahremi birkaç adamı vardı. Aslında bir bekâr hanındaki yeni odasına da oğlanı onlar yerleştirmişti. Emine Hanım oynaşı Hüseyine sermaye verdi ve Hüseyin Divanyolunda bir dükkân tutarak tütüncülük yapmaya başladı. Hamı da fırsat buldukça bu dükkâna gidiyordu, hem gönlünü eğlendiriyor, hem de her gidişinde türlü vaidler ile, Hüseyini, nefret ettiği kocasını öldürmeye teşvik ediyordu. Hattâ cinayet gecesine tekaddüm eden perşembe günü de Hüseyinin dükkânına gitmiş, son kesin kararı o gün vermişlerdi.
Perşembe günü akşamı Emine Hanım konağın harem kısmının arka kapısını açık bırakmıştı. Tam akşam yemeği vakti, harem ve selâmlık halkı sofra başında iken Krebneli Hüseyin o kapıdan hareme girdi ve doğruca hanımının yatak odasına çıkarak yüklük içinde gizlendi. İki saat sonra konak halkı odalarına çekilmiş, uyumuşlardı. Emine hanım ile Hüseyin beraberce paşanın yatak odasına geçtiler. Paşa da uykuda idi. Zeberdest uşak birden paşanın göğsüne çıkıp oturdu, hanım da, deprenmemesi için paşanın ayaklarından tuttu, oğlan, küçük bir bıçakla, bunca yıl türlü nimetlerini gördüğü, hattâ yakın zamanlara kadar kendisini aşırı muhabbetle seven paşasını boğazlayıp öldürdü. İbrahim Paşanın çok kısa sürmüş olan boğuk hırıltılarını konak halkı duymamıştı. Sesler bitişik konaktan duyulmuş ve hemen zabıtaya haber verilmişti. Bu ihbar cânilerin plânını alt üst etmişti. Emine hanımın tertibince cinâyete ertesi gün bir gece hırsızın işi rengi verilecekti. Zira o devirlerde gece hırsızları girdikleri evlerde karşılarına çıkanları aman vermeden öldürürdü.
Komşuların ayaklanması üzerine Hüseyin ancak kaçabilmişti ve az sonra da konak zabıta tarafından sarılmıştı.
İlk sorguda Emine hanım, hırpanî kılıklı bir hırsızı pencereden kaçarken gördüğünü söyledi. Fakat zabıta konağın harem ve selâmlığında tek açık pencere bulamadı.
Hüseyin kaçarken kanlı bıçağı ve ellerini sildiği kanlı bir mendili yok etmesi için hanıma bırakmıştı. Emine hanım da, dehşet ve telâş içinde ayak yoluna gidip o kanlı mendile sardığı bıçağı deliğe atmış, fakat o müthiş suç delilleri künk ağzında tıkanıp kalmıştı. Hırsız acaba ayak yolu penceresinden mi kaçmıştır diye bakılırken onlar ele geçti.
Hüseyin oğlan paşayı boğazlarken fırlayan küçük bir kan damlası da paşanın ayaklarını tutan Emine hanımın entarisinin omuzuna düşmüştü. O bir damlacık kan da görülünce hanımda inkâra mecal kalmadı ve suçunu itiraf etti. Muhakemesinde de bu cinayeti tertipte tek müdafaa kozu, paşasını ahlâksızlıkla ittihamdan ibaret kaldı.
Divan yolundaki dükkânında yakalanan Krebneli Hüseyin de suçunu itiraf etti, “Beni yanına aldığında baba sanmıştım, altın adımı bakır yaptı” diyerek o da paşayı suçladıktan sonra:
— Gencim, cahilim, şeytan ile bu hanıma uydum... dedi.
Hâkimler uşak Hüseyini fuhuş yolunda taammüden katilden, Emine hanımı da sevdiği oğlanı en zayıf noktalarından yakalayarak onu cinayete teşvik ve katilde ona yardımdan, o zamanki ceza kanununun 175 inci ve 184 üncü maddeleri gereğince asılarak idama mahkûm etti.
Mahkeme kararı devrin padişahı Abdülmecid tarafından tasdik edildi ve idam hükümleri 11 Şaban 1276 (Milâdî 5 Mart 1860) Pazar günü sabahı Köprünün Eminönü tarafı başında yerine getirildi.
Mahkûmların ikisi de siyaset yerine yalın ayak ve başları açık getirildiler, karşılıklı iki darağacı kurulmuştu, önce uşak Hüseyin, sonra Emine hanım asıldı.
Bu cinayet mahkemesinin verdiği bir başka mahkûmiyet kararı daha vardır ki son derecede dikkate değer:
Emine hanımın paşadan doğurduğu beş çocuğunun ikisi erkekti. Küçüğü henüz Rüşdiye mektebinde öğrenci, büyüğü de Bâbıâlide Terceme Kaleminde kâtipti. Cinayet mahkemesinde sorguya çekilmişler ve analarının uşak Hüseyin ile olan çirkin münasebetini bildikleri halde en küçük bir müdahalede bulunmayacak kadar kayıtsız oldukları anlaşılmıştı. Bir âile namusu meselesi üzerinde bu kadar kayıtsız olan bu iki gencin, ömürleri boyunca devlet hizmetinde kullanılmamalarına hükmedilmişti. Sultan Abdülmecid bir kanun maddesine dayanmayan bu hükmü de tasdik etti.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM090947
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 9, page 5066-5068
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.