Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
“EMÂNETCİ SIDKI”
Ahmed Midhat Efendinin bir uzun hikâyesi; ünlü yazarın “Letâifi Rivâyât” adı altında topladığı hikâye serisinin yirmi ikinci kitabı olarak hicrî 1311 (M. 1893 - 1894) de yayınlanmışdır. Konu, okuma hevesli orta tabakanın zevk alacağı sonu tatlıya bağlanmış basit bir aşk mâcerâsı, namuskâr fakir bir delikanlının büyük aşkının ibret sahneleri (!) ile süslenmiş hikâyesidir.
1835 - 1840 arasında İstanbulda Emânetci Sıdkı Efendi kırk yaşlarında doğruluğu ve cömerdliğiyle tanınmış bir iş adamıdır. Horhorda bir konak yavrusu evde oturur. Emânetci dükkânı (yazıhânesi) de Direklerarasındadır.
Kıyâfetinin tasviri o devrin zengin esnaf tuvaleti için kıymetli bir vesikadır:
Başında bir Tunus fesi, fesin üzerine hafif bir ağabanı sarar. Şam kumaşından bir entâri, altına ağsız bir çağşır giyerek beline entâri üzerine kıymetli bir şal kuşak sarar; kuşağına güzel bir gümüş divit sokar, ayağında pamuk çorab ve sahtiyandan serhadlik mest vardır. Orta boylu, vücudca gaayet çelimsiz, teni ziyadece esmer, siyah sakallıdır. Erkek canlısı bir kadının alâkasını çekece câzibesi yokdur. O devir için tek büyük kusuru evlenmemiş olmasıdır. Hiç bir meşrû özrü ve hiçbir gayri meşrû özrü ve hiç bir gayri meşrû zevk olmadığı halde bekârlığı muhitinde dedikodu mevzuu olur.
Kendisi bir yâran meclisinde bir gün ha...
⇓ Read more...
Ahmed Midhat Efendinin bir uzun hikâyesi; ünlü yazarın “Letâifi Rivâyât” adı altında topladığı hikâye serisinin yirmi ikinci kitabı olarak hicrî 1311 (M. 1893 - 1894) de yayınlanmışdır. Konu, okuma hevesli orta tabakanın zevk alacağı sonu tatlıya bağlanmış basit bir aşk mâcerâsı, namuskâr fakir bir delikanlının büyük aşkının ibret sahneleri (!) ile süslenmiş hikâyesidir.
1835 - 1840 arasında İstanbulda Emânetci Sıdkı Efendi kırk yaşlarında doğruluğu ve cömerdliğiyle tanınmış bir iş adamıdır. Horhorda bir konak yavrusu evde oturur. Emânetci dükkânı (yazıhânesi) de Direklerarasındadır.
Kıyâfetinin tasviri o devrin zengin esnaf tuvaleti için kıymetli bir vesikadır:
Başında bir Tunus fesi, fesin üzerine hafif bir ağabanı sarar. Şam kumaşından bir entâri, altına ağsız bir çağşır giyerek beline entâri üzerine kıymetli bir şal kuşak sarar; kuşağına güzel bir gümüş divit sokar, ayağında pamuk çorab ve sahtiyandan serhadlik mest vardır. Orta boylu, vücudca gaayet çelimsiz, teni ziyadece esmer, siyah sakallıdır. Erkek canlısı bir kadının alâkasını çekece câzibesi yokdur. O devir için tek büyük kusuru evlenmemiş olmasıdır. Hiç bir meşrû özrü ve hiçbir gayri meşrû özrü ve hiç bir gayri meşrû zevk olmadığı halde bekârlığı muhitinde dedikodu mevzuu olur.
Kendisi bir yâran meclisinde bir gün hayatını anlatır:
“Anasız babasız sokakda kalmış bir öksüz iken tüccardan Dimyâtîzâde Abdülgaffar Efendinin elinde büyümüşdür. Gaffar Efendinin evine alındığı zaman 5 yaşındadır; üç sene sonra efendimin Ayşe Şeref Hanım adı konulan bir kızı dünyaya gelir. Evde Gaffar Efendinin kardeşi oğlu Riza Bey adında bir öksüz daha vardır. Üç çocuk berâber büyürler. Gaffar Efendinin niyeti ahlâkını pek beğendiği Sıdkıyı dâmad edinmekdir; fakat karısı buna şiddetle mâni olur: “Senden sonra soyu sopu belirsiz yabanın oğlanı konağa efendi mi olacak?” der. Kız 13 yaşını bulur; Sıdkı 18, Rıza 15 - 16 yaşlarındadır. Eşsiz bir güzelliğe sâhib olan Ayşe Hanım örtü altına konulur ve Sıdkının yatağı haremdeki odasından selâmlığa nakledilir. Güzel kıza “Ağabey” diye hitab ettiği Sıdkının, konakda babasının bir uşağı olduğu telkin edilir, ve Ayşe Hanım pek dilber bir çocuk olan amıcasının oğlu Rizayı sevmeye başlar. Sıdkı ise Ayşeyi sevmektedir. Ayşenin Rizaya verilmesi kesin olarak kararlaşır. Sıdkının kıza alâkası da his edildiği için düğün hazırlıkları yapılır iken delikanlının selâmlıkda da olsa konakda bulunması hoş görülmez ve durumu bir kâhya kadın tarafından Sıdkıya anlatılır; o da konağı terk ederek Soğancılar Hanında bir oda tutup konakdan ayrılır; ve Gaffar Efendinin verdiği sermâye ile emânetciliğe başlar, ve doğruluğu sâyesinde isim yaparak zengin olur.
Ayşe Hanım Riza ile evlenir, az sonra babası Gaffar Efendi ölür. Riza hayırsız, çapkın çıkar. Amıcasının kalan serveti rezilâne sefâhat âlemlerinde yiyerek mahvettikden başka konak eşyâsını, karısının ve kaynanasının mücevherâtını ve nihâyet konağı da satar, ve bir gün onları bir kirâ evinde sefâlet içinde bırakarak kendisi de ölür. Ana kız çevre işleyerek, oya yaparak geçinirler; Sıdkının yardım teklifini de mağrûrâne red ederler. Anası da ölünce tek başına kalan Ayşe Hanım, nihâyet Sıdkının kendisine karşı olan asîl aşkını anlar ve vaktiyle Ağabey dediği Emânetci Sıdkı ile evlenerek sefâletden kurtulur.
Eski İstanbul hayatı bakımından, her eserinde olduğu gibi Ahmed Midhat Efendinin bu hikâyesinde de, az da olsa, kıymetli notlar vardır (B.: Emânetci, Emânetciler; Çevre, cild 7, sayfa 3886; Oya; Yağlık, Yağlıkcı).
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM090859
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 9, pages 5033-5034
Note
There is a printing mistake in the page number.
See Also Note
B.: Emânetci, Emânetciler; Çevre, cild 7, sayfa 3886; Oya; Yağlık, Yağlıkcı
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.