Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ELİF (Hanımsultan Hamlacısı Şileli)
1810 da (Hicrî 1225) Bahçekapusundaki Üsküdar İskelesinde iki çifte bir kayıkda işker bekâr uşağı genc bir hamlacı (kayıkcı); aynı kayıkda çalışan ayakdaşının adı doa Yedibelâ Câfer olup, o tarihde her ikisi de 25-30 yaşlarında yalın ayaklı pırpırı zeberdest delikanlılardır, ve tarih kaynaklarına geçmiş kayık ile bir cebren kadın kaçırma vak’asının kahramanı olmuşlardır; Şileli Elif, adı kaydedilmemiş bir sultanın da hamlacısı olup o hânedan kadınının izni ile piyasa kayığında çalışırmış. Vak’a şöylece geçdi:
Bir gün ikindiye doğru Bahçekapısının Üsküdar iskelesinde nöbette otururlarken bu iki zıpırın kayığına telâş içinde bir kadın geldi:
— Benim şehbaz yiğitlerim.. tez beni Üsküdara geçirin, hastam vardır, hakkınızın iki mislini vereyim.. dedi. Şileli de:
— Gel hatun.. Seni uçuralım!... diyerek: Kadını kayığa aldığı gibi yalın ayağını iskeleye dayadı ve kayığı açtı.
Üsküdar yolu mâlum, Beşiktaşa kadar Rumeliyakası boyunca çıkılacak, oradan baş kırıp boğaz akıntısı aşılarak Şemsi Paşa sahili açıklarına düşülecek, ve sonra çala kürek Üsküdar iskelesi tutulacaktı.
İki delikanlı bâzularının acı kuvvetiyle küreklere asıldılar. Fakaat liman ortasından dosdoğru gidiyorlardı. Kayık bir ok gibi hakikaten uçuyordu. Sarayburnu bir hayli geçildikten sonra, denizin tam ortasında kayığın ...
⇓ Read more...
1810 da (Hicrî 1225) Bahçekapusundaki Üsküdar İskelesinde iki çifte bir kayıkda işker bekâr uşağı genc bir hamlacı (kayıkcı); aynı kayıkda çalışan ayakdaşının adı doa Yedibelâ Câfer olup, o tarihde her ikisi de 25-30 yaşlarında yalın ayaklı pırpırı zeberdest delikanlılardır, ve tarih kaynaklarına geçmiş kayık ile bir cebren kadın kaçırma vak’asının kahramanı olmuşlardır; Şileli Elif, adı kaydedilmemiş bir sultanın da hamlacısı olup o hânedan kadınının izni ile piyasa kayığında çalışırmış. Vak’a şöylece geçdi:
Bir gün ikindiye doğru Bahçekapısının Üsküdar iskelesinde nöbette otururlarken bu iki zıpırın kayığına telâş içinde bir kadın geldi:
— Benim şehbaz yiğitlerim.. tez beni Üsküdara geçirin, hastam vardır, hakkınızın iki mislini vereyim.. dedi. Şileli de:
— Gel hatun.. Seni uçuralım!... diyerek: Kadını kayığa aldığı gibi yalın ayağını iskeleye dayadı ve kayığı açtı.
Üsküdar yolu mâlum, Beşiktaşa kadar Rumeliyakası boyunca çıkılacak, oradan baş kırıp boğaz akıntısı aşılarak Şemsi Paşa sahili açıklarına düşülecek, ve sonra çala kürek Üsküdar iskelesi tutulacaktı.
İki delikanlı bâzularının acı kuvvetiyle küreklere asıldılar. Fakaat liman ortasından dosdoğru gidiyorlardı. Kayık bir ok gibi hakikaten uçuyordu. Sarayburnu bir hayli geçildikten sonra, denizin tam ortasında kayığın başı birdenbire Marmaraya döndü.. Kadın, Şilelinin kendi yüzünden ayrılmayan sâbit ve mânâlı bakışı karşısında buz gibi bir ter dökerek:
— Bre şehbazım, beni nereye götürürsünüz, ben Üsküdara giderim!.. dedi.
Kayıkçı:
— Bre yer meleği sesini kes!.. Seni Üsküdara uçururuz, burası akıntıdır, volta vururuz!. cevabını verdi.
Kayık iki genç erkek bâzusiyle akıntı suyu üstünde göz açıp kapayıncaya kadar Sarayı hümayunda İncili Köşk hizâsını buldu. Kadın gördü ki deryâ derin, gök yüksek, feryad ve figan eylemekten ise kayıkçıların yalın ayaklarınla düşdü:
— Aman şehbazım, kayıkçı karındaşım, arslanım, Vallah ırzehliyim, kıymayın bana! diye yalvarmaya başladı.
Şileli Elif de:
— Bre hatun, senin gibi yer meleğine kim kıyar, amma sen dahi bize kıyma, merhamet eyle ki, sabahtan akşama denize kürek çalar garip yiğitleriz, deryâ üstünde muhabbet edip seni yine Üsküdara çıkarırız, korkma biz ser verir, sır vermeyiz!... dedi.
Kadın başına geleceği anladı, feryad edecek oldu, Şileli Elif palasını sıyırdı:
— Sesini kes, yere yat kahbe, vallah bir vuruşta ikiye biçerim!.. dedi, ve can korkusiyle kayığın içine yatan kadının üzerine döşeme kilimlerini çekip örttü, kadını gizledi, sonra ayakdaşiyle beraber yine küreklere asıldı.
Fakat sahilden, sarayı hümayun önünde nöbet bekleyen bostancı neferleri bu sahneyi görmüşlerdi. Kayıkçılara durmaları için seslenmeğe başladılar. Hayta hamlacılar dinlemedi.
O sırada Ahırkapı önlerinde karşılarına bir balıkçı kayığı çıktı. Balıkçılar saray bostancılarının seslerinden denizde bir şeyler olduğunu anlamışlar ve kendilerine yaklaşan iki çifte kayıktan şüphelenmişlerdi. Derhal küreklere asılıp yolunu kestiler. Balıkçılar da: “Kayıkçılar da muhakkak fâhişe vardır, ellerinden alırız!.” Demişlerdi. Onlar da gözleri pek, bellerinde pala, pençeleri palalarına hâkim külhanî, zıpır gençlerdi..
Yollarının kesildiğini gören Elif ile Câfer evvelâ tabancalarına sarıldılar, ve:
— Alarga!.. Vallah yakarız!... diye bağırarak tabancaları birer el ateşlediler. Kurşunlar boşa gitti. Bu sefer palalarını çektiler, şiddetle çatışan kayıklar arasında müthiş bir pala döğüşü başladı. Balıkçılar altı kişi idi, ikisi ağır yaralandı, fakat haytalarda da tâkat kalmadı.. Bostancılar da bir kayık ile yetişince Elif ile Cafer teslim oldu. Derhal sarayın Balıkhâne Kapısı önüne çıkarıldılar (B.: Balıkhâne Kapusu). Pala döğüşü esnasınad kilimler altındaki kadın bayılmıştı. Onu da baygın olarak çıkardılar. Kadın kendine gelince mâcerayı olduğu gibi anlattı.
— Falan yerde filanın karısıyım.. Irz ehliyim, tahkik edin!.. dedi.
Bostancıbaşı derhal adam gönderip kocasını getirtti. Hakikate nâmuslu bir kadındı ve Üsküdarda ağır hasta olan anasına gidiyordu.
Kadını kocasına teslim ettiler.
Balıkhâne Kapısında iki cellâd daima hazır bulunurdu. Bostancıbaşı kayıkçıları işaretle:
— Boğun itleri!.. dedi.
Şileli Elif de cellâda:
— Bre el çek!. Biz hanım Sultan hamlacısıyız.. diyecek oldu; Bostancıbaşı:
— Derdini balıklara anlat.. Boğun!.. dedi.
Bostancılar Elif ile Câferi boğdular, cesedlerin boğazlarına ve ayak bileklerine ağır taşlar bağlandı ve az evvel üzerinde volta vurdukları akıntıya atıldı (B.: Bostancı, Bostancılar; Bostancıbaşı Ağa).
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM090810
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 9, pages 5014-5015
Note
There is a printing mistake in the page number.
See Also Note
B.: Balıkhâne Kapusu; B.: Bostancı, Bostancılar; Bostancıbaşı Ağa
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.