Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
EKREM BEY (Recâizâde Mahmud)
Yakın geçmişin en büyük edebî sîmâlarından; aşağıdaki hal tercemesi oğlu gazeteci ve edib Ercümend Ekrem Talu tarafından yazılmışdır:
“14 mart 1847 (1 mart 1263) de İstanbulda Vaniköyünde doğdu. Babası Takvimhâne Nazırı, Vak’anüvis ve Hattat Mehmed Şakir Recai Efendi, annesi de Sultan Mahmudun mabeyincilerinden Seyfullah Beyin kızı Rabia Adviye Hanımdır.
“Recai Efendinin silsilenâmesi Segedin Serçeşmesi Mahmud Çelebiye, ondan da Gazi Demirtaşoğlu Umur Beye dayanır. Ailenin menşei Balıkesir vilâyetinin Kepsut nahiyesidir.
“Ekrem Bey iptidaî tahsilini Vaniköy Sibyan mektebinde, rüşdiye tahsilini de Beyazıddaki Mektebi İrfanda tamamladıktan sonra Harbiye İdadisine verildi, orayı da bitirip Harbiyeye geçdi. Fakat zayıf ve nahif bir çocuk olduğundan, zabitliğe elverişli görülmediği için açığa çıkarıldı. O zaman vergi kalemi kâtipliği ile devlet hizmetine girdi. Az zaman sonra Hariciye Mektubî Kalemine nakledildi. O münasebetle, Hariciye Tercüme odasında bulunan Namık Kemal ile tanıştı. Büyük ihtilâlci şair, Ekrem Beye kendi ülküsünü kolayca aşıladı. Edebî yeniliğin, temellerini birlikte kurmayı kararlaştırdılar.
“O sırada, meşhur Hürriyet Sadrâzamı Midhat Paşa Şûrayı Devlet Reisliğine nasbolunmuş, orada ıslahat yapmaya girişmişti. Recâizâdenin, daha o zamanlar söylenmekte olan seciye ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Yakın geçmişin en büyük edebî sîmâlarından; aşağıdaki hal tercemesi oğlu gazeteci ve edib Ercümend Ekrem Talu tarafından yazılmışdır:
“14 mart 1847 (1 mart 1263) de İstanbulda Vaniköyünde doğdu. Babası Takvimhâne Nazırı, Vak’anüvis ve Hattat Mehmed Şakir Recai Efendi, annesi de Sultan Mahmudun mabeyincilerinden Seyfullah Beyin kızı Rabia Adviye Hanımdır.
“Recai Efendinin silsilenâmesi Segedin Serçeşmesi Mahmud Çelebiye, ondan da Gazi Demirtaşoğlu Umur Beye dayanır. Ailenin menşei Balıkesir vilâyetinin Kepsut nahiyesidir.
“Ekrem Bey iptidaî tahsilini Vaniköy Sibyan mektebinde, rüşdiye tahsilini de Beyazıddaki Mektebi İrfanda tamamladıktan sonra Harbiye İdadisine verildi, orayı da bitirip Harbiyeye geçdi. Fakat zayıf ve nahif bir çocuk olduğundan, zabitliğe elverişli görülmediği için açığa çıkarıldı. O zaman vergi kalemi kâtipliği ile devlet hizmetine girdi. Az zaman sonra Hariciye Mektubî Kalemine nakledildi. O münasebetle, Hariciye Tercüme odasında bulunan Namık Kemal ile tanıştı. Büyük ihtilâlci şair, Ekrem Beye kendi ülküsünü kolayca aşıladı. Edebî yeniliğin, temellerini birlikte kurmayı kararlaştırdılar.
“O sırada, meşhur Hürriyet Sadrâzamı Midhat Paşa Şûrayı Devlet Reisliğine nasbolunmuş, orada ıslahat yapmaya girişmişti. Recâizâdenin, daha o zamanlar söylenmekte olan seciye selâbeti, Midhat Paşanın da mazharı takdiri olmuştu. Henüz yirmi iki yaşındaki bu değerli genci, Paşa yeniden ve üç bin kuruş aylıkla Mülkiye Dairesi muavinliğine getirdi.
“1874 yılında Şûrayı Devlete âza, 1877 de Mebusan Meclisi nezdinde komiser tayin edilen Ekrem Bey, 1908 de İkinci Meşrutiyetin ilânına kadar Şûra âzalığında kaldı. Ayni sene, ilk Meşrutiyet kabinesini kuran Kâmil Paşa, onu yüksek tahsil gençliğinin ve efkârı umumiyenin israrlı talebleri üzerine kabinesine Efkaf Nâzırı olarak aldı. Bir kaç ay sonra, Evkaftan Maarife geçen Ekrem Bey bilâhare âyan âzalığına seçilmekle nâzırlıktan istifa etti.
“Doğduğu gündenberi bünyece zayıf ve hastalıklı olan ve hattâ bu yüzden askerlik mesleğinden ayrılan Ekrem Bey bir bir ölen üç evlâdının acısı ile mânen de zedelenmiş olarak 31 ocak 1913 (18 kânunusani 1329) te anjin de puvatrin’den öldü ve vasiyeti mucibince Kandillide küçük mezarlığa sevgili oğlu Nejadın yanına gömüldü.
“Tanzimat edebiyatının en yüksek simalarından biri olan Recâizade Ekrem Bey için büyük bir şairdi denemez. Edebiyat tarihimizin onun hakkında bugün vermekte olduğu hüküm, kendisinin edebî yeniliğimizin alemdarlık ve mücahidlik vazifesini ifa etmiş olmasıdır.
“Şinasi ile Namık Kemalin edebî ideolojisini, hasımlarına karşı müdafaa eden, Mülkiyede ve Galatasaraydaki yedişer yıllık muallimliği esnasında o ideolojiyi yayan ve yürüten, tek başına Ekrem Bey olmuşdur demek yanlış olmaz. Muallim Naci’nin gerek şahsiyeti ve gerek taraftarlariyle mücadeleleri meşhurdur.
“Edebiyat tarihimizde başlı başına bir devir teşkil etmiş olan “Serveti Fünun” mektebini kuran, genç istidatları bir araya toplayıp onların birer şöhret olmasını temin eden de yine Ekrem Beydir. Onun edebî mürebbiliğini ve edebiyat bahsindeki yeditulâsını takdir ve tevkir eden o devrin edibleri, kendisine “Üstadı Ekrem” ünvanını lâyık görmüşlerdi ve o ünvan ile hitab ederlerdi.
“Son derece afif, nezih, mütedeyyin, zarif ve bununla beraber ziyadece alıngan ve seriülinfial olan Ekrem Bey hal ve tavırlariyle de zamanının insanlarına örnek olmuş ve âmmenin hürmetini ve muhabbetini kazanmıştı. Cenazesine resmî şahsiyetlerle orta ve yüksek tahsil gençliğinden ve münevver kütleden başka halktan da binlerce kişinin iştiraki, yol üzerindeki bütün mağaza ve dükkânların kapanması, hele Harb Okulu talebesinden bir müfrezenin “eski mekteb ve silâh arkadaşları” nın tabutunu taşımak civanmerdliğini göstermesi o umumî sevgi ve saygıların pek önemli bir delilidir.
“Eserleri: Ekrem Bey edebiyatın her nevinde muhtelif kıymetlerde eserler vermiştir. Manzum eserleri arasında: “Tefekkür”, “Nağmei Seher”, “Zemzeme”, “İkinci Zemzeme”, “Üçüncü Zemzeme” ve “Nijadı Ekrem” (2 cild) en meşhurlarıdır. Roman olarak, yeni harflerle de basılmış olan “Araba Sevdası” gerçekten muvaffak olmuş bir eserdir. “Takdiri Elhan” adı ile ve Menemenli Zade Tahir Beyin “Elhan” ismindeki şiir mecmuasını vesile ederek yazmış olduğu tenkid eseri, zamanında bir fırtına koparmış ve eskilik - yenilik dâvasının yenilik lehine neticelenmesini sağlamıştır. Ekrem Beyin, ölümünden sonra yayınlanmış, “Çok bilen Çok Yanılır” adında bir de güzel tiyatro piyesi vardır.
“Recaizâde Ekrem Beyin diğer eserleri şunlardır: Talimi Edebiyat, Lânei Seher, Yadigârı Şebab, Nâçiz, Pejmürde, Şemsa, Müntahabat Mecmuası, Mes prisones tercümesi, Takrizat, Afife Anjelik, Atala Tercümesi, Muhsin Bey, Kudemadan Birkaç Şair” (Ercümend Ekrem Talu, Aylık Ansiklopedi, 1945).
Recâizâde Mahmud Ekrem Bey
(Resim: Sabiha Bozcalı)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM090749
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tanım
Cilt 9, sayfalar 4982-4983
Not
Görsel: cilt 9, sayfa 4983
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.