Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
EFENDİ
“Batı türkcesinde isim; okuyup yazması olanlara verilen unvan; dilimize rumcadan alınmışdır” (Hüseyin Kâzım, Büyük Türk lûgatı). “Büyütme, tâzim unvânıdır, bilhassa okumuşlara, ulemâya, kalem sâhiblerine verilir. Bir isim, bir yerin, bir kulun sâhibi; hem erkeğe, hem kadına verilir unvandır. Terbiyeli, edib, vekar sâhibi kimselere de efendi denilir” (Şemseddin Sâmi, Kaamûsi Türkî).
Mekteb muallimlerine, medreselerde müderrislere, camilerde dersîâmlara “Hoca Efendi”; talebe “Mekteb Efendisi”, kâtiblere “Kalem Efendisi”, resmî dairelerde baş kâtibe “Baş Efendi”, eski teşkilâtda da vezirlerin vesair kibarların hususî kâtiblerine “Divan Efendisi”, reisülküttablara (dışişleri bakanlarına) “Reis Efendi”, ve İstanbul kadılarına “İstanbul Efendisi” denilirdi (B.: Efendi, İstanbul Efendisi).
İstanbul ağzında “Efendi adam” ve “Efendiden adam” tâbirleri gaayet terbiyeli, vekarlı, temkinli kimse anlamına gelir.
Yerine, işine, hizmetindeki adamlara nisbetle “Evin efendisi”, “Uşağın efendisi”, “Bağçıvanın efendisi” gibi tâbirler vardır.
Tâzim unvânı olarak diğer unvanlara da eklenir: “Paşa Efendi, Bey Efendi, Çelebi Efendi, Hanım Efendi” gibi.
“Efendi” hem unvan hem de tâzim için gayrı müslimlere de kullanılır: Vasil Efendi, Artin Efendi, Mois Efendi, Papas Efendi, Keşiş Efendi, Haham Efendi d...
⇓ Devamını okuyunuz...
“Batı türkcesinde isim; okuyup yazması olanlara verilen unvan; dilimize rumcadan alınmışdır” (Hüseyin Kâzım, Büyük Türk lûgatı). “Büyütme, tâzim unvânıdır, bilhassa okumuşlara, ulemâya, kalem sâhiblerine verilir. Bir isim, bir yerin, bir kulun sâhibi; hem erkeğe, hem kadına verilir unvandır. Terbiyeli, edib, vekar sâhibi kimselere de efendi denilir” (Şemseddin Sâmi, Kaamûsi Türkî).
Mekteb muallimlerine, medreselerde müderrislere, camilerde dersîâmlara “Hoca Efendi”; talebe “Mekteb Efendisi”, kâtiblere “Kalem Efendisi”, resmî dairelerde baş kâtibe “Baş Efendi”, eski teşkilâtda da vezirlerin vesair kibarların hususî kâtiblerine “Divan Efendisi”, reisülküttablara (dışişleri bakanlarına) “Reis Efendi”, ve İstanbul kadılarına “İstanbul Efendisi” denilirdi (B.: Efendi, İstanbul Efendisi).
İstanbul ağzında “Efendi adam” ve “Efendiden adam” tâbirleri gaayet terbiyeli, vekarlı, temkinli kimse anlamına gelir.
Yerine, işine, hizmetindeki adamlara nisbetle “Evin efendisi”, “Uşağın efendisi”, “Bağçıvanın efendisi” gibi tâbirler vardır.
Tâzim unvânı olarak diğer unvanlara da eklenir: “Paşa Efendi, Bey Efendi, Çelebi Efendi, Hanım Efendi” gibi.
“Efendi” hem unvan hem de tâzim için gayrı müslimlere de kullanılır: Vasil Efendi, Artin Efendi, Mois Efendi, Papas Efendi, Keşiş Efendi, Haham Efendi denilir.
“Efendilik”, Efendi unvânını taşımasa da lûtufda, ihsanda bulunmasını, iyilik yapmasını bilen kimselere verilen bir sıfat olmuşdur; kendi akrânı da olsa birinden yardım istenirken: “Bana bir efendilik göster!..” denilir.
Aynı yolda bir zâti överken: “Efendiliğini yapdı!..”, “Efendilik olursa bu kadar olur!” denilir.
“Perişen bir kadın, elinde bir çift yenice erkek ayakkabısı, bir adam geldi:
— Hanım satılık mı onlar?.. diye sordu.
— Evet!..
— Ne istiyorsun?.
“Kadın elindeki bir reçeteyi göstererek:
— Bilmem.. oğlum ölüm döşeğinde, bir daha kalkıp da bunları giyecek değil, şu ilâçları yaptırabilecek...
Bu konuşmayı dinleyen yalın ayaklı bir kayıkcı oğlan atıldı, kadının elinden reçeteyi kapdı eczahâneye koşdu. Öbür adam:
— Gelince harcını sor, bu kunduralar fazla eder!.. dedi.
“Oğlan döndü, bir hasta gencin son deminde ızdıraplarını dindirecek ilâçları getirdi; kadın kaç para verdiğini ancak bakışı ile sorabildi, kayıkcı oğlan zekî:
— Teyze ben pabuca tamah etmedim, yalın ayak dolaşmaya alışmışım, sen oğlunun pabuçlarını satma, eve götür, bunu da al!.. dedi ve kadının eline kesesini vererek kaçdı.. yalın ayaklı bez donlu bir kayıkcı oğlanda bu ne efendilikdir!..” (Üsküdarlı Sâlih Sâim Bey, hâtıra notları).
Peygamberimiz şânında “Peygamberimiz Efendimiz” denilir. Eskiden pâdişahlara da “Efendimiz” denilirdi; şehzâdelerin resmî unvânı da “Efendi” idi, onların bendegânı da “Şehzâde Efendimiz” derlerdi.
Büyüklere, âmirlere karşı da hitab mevkiinde: “Efendimiz; Efendimizin kuluyum; Ferman Efendimizin; Efendimiz sağ olsun” denilirdi.
“Efendim”, İstanbul ağzı sohbet dilinin alâmeti farikası idi, “İstanbullu Efendimsiz konuşmaz” denilirdi (B.: Efendim).. Ses ile dâvetin karşılığı “Efendim!..” idi. İstanbullular, İstanbul nezâket ve zerâfeti ülfet ve sohbetde hürmet, sevgi, serzeniş ifâdelerinde: “A benim efendim”, “Efendiciğim”, “Cânım efendim”, “Baştâcım efendim”, “Vay efendim vay!..”, “Be hey efendi!..” der.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM090661
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 9, sayfa 4943-4944
Bakınız Notu
B.: Efendi, İstanbul Efendisi; B.: Efendim
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.