Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
EDHEM PAŞA (Sakızlı İbrahim)
Devlet ve ilim adamı; Birinci meşrûtiyetin ve İkinci Sultan Abdülhamidin ikinci sadırâzamı; İstanbul Arkeoloji Müzesinin kurucusu arkeolog ve ressam Osman Hamdi Bey ile ünlü nümismatik (eski paralar ilmi bilgini) Galib Edhem ve müzeler müdürü, tarih bilgini Halil Edhem Beylerin babası; 1818 de Sakızda doğmuşdur; rivâyete göre fakir bir rum balıkçının oğlu idi; 1822 de Sakız rumlarının Mora ihtilâlcilerine ve Yunan istiklâli davâsına katılarak isyanında, Kaptanıderya Nasuhzâde Ali Paşa kumandasındaki donanmanın adaya gelmesi ve Sakız ihtilâlinin basdırıldığı sırada, dört yaşında iken İstanbula getirilmiş ve köle olarak devrin büyük şöhretlerinden Koca Hüsrev Mehmed Paşaya satılmışdır. Vâliliklerde bulunmuş, yıllarca seraskerlik ve kaptanı deryâlık yapmış, ve Abdülmecidin ilk saltanat yıllarında sadırâzam olmuş Hüsrev Mehmed Paşa köle yahud kimsesiz çocuklar yetiştirme meraklısı idi; bu büyük vezirin en büyük lutufkâr himâyesine nâil olanlardan biri de Sakızlı Edhem oldu.
Ünlü biyograf Mahmud Kemal İnal “Son sadırâzamlar” isimli eserini hazırlar iken Halil Edhem Beyden babasının hal tercemesini istemiş, ve Halil Edhem her ne sebebden ise İbrahim Edhem Paşanın Sakızlı bir rum mühtedisi olduğunu gizlemiş, babasının İstanbula getirilişini şu muhayyel hikâye ile anlatmışdır: “Hüsrev Me...
⇓ Read more...
Devlet ve ilim adamı; Birinci meşrûtiyetin ve İkinci Sultan Abdülhamidin ikinci sadırâzamı; İstanbul Arkeoloji Müzesinin kurucusu arkeolog ve ressam Osman Hamdi Bey ile ünlü nümismatik (eski paralar ilmi bilgini) Galib Edhem ve müzeler müdürü, tarih bilgini Halil Edhem Beylerin babası; 1818 de Sakızda doğmuşdur; rivâyete göre fakir bir rum balıkçının oğlu idi; 1822 de Sakız rumlarının Mora ihtilâlcilerine ve Yunan istiklâli davâsına katılarak isyanında, Kaptanıderya Nasuhzâde Ali Paşa kumandasındaki donanmanın adaya gelmesi ve Sakız ihtilâlinin basdırıldığı sırada, dört yaşında iken İstanbula getirilmiş ve köle olarak devrin büyük şöhretlerinden Koca Hüsrev Mehmed Paşaya satılmışdır. Vâliliklerde bulunmuş, yıllarca seraskerlik ve kaptanı deryâlık yapmış, ve Abdülmecidin ilk saltanat yıllarında sadırâzam olmuş Hüsrev Mehmed Paşa köle yahud kimsesiz çocuklar yetiştirme meraklısı idi; bu büyük vezirin en büyük lutufkâr himâyesine nâil olanlardan biri de Sakızlı Edhem oldu.
Ünlü biyograf Mahmud Kemal İnal “Son sadırâzamlar” isimli eserini hazırlar iken Halil Edhem Beyden babasının hal tercemesini istemiş, ve Halil Edhem her ne sebebden ise İbrahim Edhem Paşanın Sakızlı bir rum mühtedisi olduğunu gizlemiş, babasının İstanbula getirilişini şu muhayyel hikâye ile anlatmışdır: “Hüsrev Mehmed Paşanın adamlarından Hacı Efendi isminde biri Edhemi Karadenizin Anadolu sâhillerinden bir yerde bularak 1 yaşında olduğu halde Paşanın konağına getirmiş ve bu öksüzü paşanın hanımı evlâd gibi severek büyütmüş idi; Edhem Anadolu sâhilinin hangi tarafından, babasının adını bilmez, yalnız Çerkes dağları eteklerinden getirildiğini zan ederdi” diyor. M. K. İnal bu hikâyeyi kayd ile geçmiş, Edhem Paşanın İstanbula Sakızlı bir rum çocuğu olarak getirildiği hakikati üzerinde ısrarla durmuşdur.
Aşağıdaki satırları Üstad M. K. İnal’ın “Son Sadrâzamlar”ından alıyoruz:
“Kölelerini ve kimsesiz çocukları konağında tâlim ve terbiye ettirerek yetişdiren, yetişdikden sonra büyük memuriyetlerde kullanılmalarına delâlet eden Hüsrev Paşa onlardan Hüseyin, Ahmed, Abdüllâtif ve Edhem isimlerinde dört çocuğu, bütün masraflarını ödereyek tahsil ettirmek üzere Parise göndermeye karar verdi; kaptan paşalığı sırasında idi; “oğullarım” dediği bu dört çocuğu Aynalıkavak kasrında İkinci Sultan Mahmuda takdim etti, çocuklar 1830 da Fransız müsteşriklerinden Amédée Jaubert ile birlikde bir yelkenli gemi ile Marsilyaya gönedrildi, deniz yolculuğu kırk gün sürdü. Edhem o sırada 12 yaşında idi.
“Bu dört çocuğun Parisde çekilmiş (ve üzerinde İkinci Sultan Mahmudun turası bulunan) bir resmi vardır. Hüseyin (Hüseyin Paşa) topcu feriki (korgeneral) iken İstanbulda öldü; Ahmed Breste Bahriye Mektebinde okudu, (stajını yapar iken) bir Fransız harb gemisinde şehid oldu; Abdüllâtif erkânı harb miralayı (kurmay albay) iken İstanbulda vefât etti.
“Parise vardıklarında dört çocuk evvelâ Fransız lisanını öğrenmek için İnstitution Barbet isimli leylî bir mektebe kaydolundular; Edhem 1835 de oradan şahâdetnâme alarak Paris Mâden Mühendisliği Mektebine girdi, ve 1839 da bu yüksek okulu sınıfının birincisi olarak bitirdi.
“Rivâyet olunduğuna göre İmparator Üçüncü Napoleon, yüksek mekteblerden sınıfının birincisi olarak çıkanların şerefine ziyâfet vermeyi itiyad edinmişdi. O sene Edhem de dâvetli gençler arasında bulundu; İmparator yemekden sonra gençleri bir kaç sözle taltif etti; Edhem güzel bir cevâbı nutuk îrad etti, fakat bir kelime hatâsı yapdığını farkederek nutkunun sonunda özür diledi; Napoleon: — Ben böyle bir hatayı bir ecnebi için değil, bir Fransız için de af ederim!.. dedi.
“Memlekete döndüğünde miralay (albay) rütbesi ile Dâri Şûrâyi Askerî’ye alındı; bir müddet sonra Sarıyer Bakır mâdenine, 1842 de Gümüş Hacı köyü mâdenine, 1845 de de Koban ve Ergani mâdenleri baş mühendisliğine tâyin edildi; aynı yıl içinde İstanbula getirtilerek Erkânı Harbiye Dâiresine alındı, bir müddet sonra rütbesi mirilivalığa (paşalığa) yükseltilerek 1849 da rikâbı hümâyuna (pâdişah maiyetine) memur oldu; 1851 de mâbeyin feriki (korgenerali) oldu, genc pâdişah Abdülmecide Fransızca muallimliği yapdı. Mâbeyin feriki iken yeni kurulan Encümeni Dâniş’e (Akademiye) âzâ oldu (B.: Encümeni Dâniş); ve yine âzâ olarak Meclisi Âli Tanzîmât’a devam etti. Kırım Harbi içinde bâzı irâdeleri tebliğ için Kırıma gitti. Harbden sonra mâbeyindeki hizmetinden af edildi, Meclisi Âlîi Tanzimat âzâlığında kaldı. 1856 da sadırâzam Mustafa Reşid Paşa tarafından Hariciye Nâzırlığına getirildi, fakat, meslekden yetişmemişdi, imparatorluğun dış poletikasını çeviremeyeceği görülerek eski vazifesine iâde edildi.
“Sırbistanda (Rusya poletikası güder) eski prens Miloşîun entrikaları ile yeni prens Aleksandır Karayorgi Bey ile ehâli arasında anlaşmazlık çıkmışdı, 1858 de bu meselenin halli için Edhem Paşa Sırbistana gönderildi, vazîfesini gereği gibi yaparak (Sırbistanda sükûneti tesis etti).
“1859 da Ticâret Nâzırı, 1861 de Meclisi Vâlâyı Ahkâmı Adliye âzâsı, 1863 de ikinci defa Ticâret Nazırı, bir müddet sonra ilâveten Maarif ve Nâfıa Nâzırı oldu; üsütnde üç nazırlık toplanmış iken aynı yıl içinde Ticâret Nâzırlığı alınarak diğer iki nezâretde kaldı. Fakat Ticaret Nazırı Safvet Paşanın Paris elçiliğine tâyini üzerine Edhem Paşa da Maarif Nazırlığınadn ayrıldı, üçüncü defa olarak Nâfıa ile birleştirilen Ticâret Nazırlığına tâyin edildi. (Abdülaziz devrinde bütün devlet ricâli gibi huzursuzluğa düşmüşdü); 1866 ya kadar bu vazifede kalarak o tarihde Tırhala Vâliliğine tâyin edildi; 1867 de Yanya Vâlisi oldu, 1868 de Şûrâyi Devlet (Danıştay) âzâlığı ile İstanbula geldi, aynı yıl içinde Nâfıa Dâiresi ikinci reisi; 1870 de Divânı Ahkâmı Adliye Nâzırı oldu. (Durmadan değişen memuriyetlerinde maaş istikrârı da yokdu, aylığı kâh 500 altına çıkıyor, kâh 180 altına düşüyordu). 1871 de Nafia Nazırlığına nakledildi, ve aynı yıl içinde ilâveten Ticâret Nazırı oldu, fakat az sonra bu iki nazırlık tekrar ayrılarak Edhem Paşa Nâfia Nazırlığında kaldı, 1872 de oradan da azil edilerek kendisine ayda 100 lira mâzûliyet maaşı bağlandı; 1873 de tekrar Şûrayi Devlet âzâlığına tayin edildi (maaşı 150 lira); 1874 de Nafia Nazırı oldu (maaşı 475 lira), 1875 de Şurâyı Devlete döndü (maaşı 150 lira), 1876 da Berlin Elçisi oldu (maaşı 490 lira).
(1876 da Sultan Abdülazizin tahtdan indirilmesi ve Türkiye’de meşrûtiyetin ilânı üzerine Edhem Paşa, genç Türklerin ve onların lideri olan Midhat Paşanın nazarında saltanat mâkaamına kesin sadâkatle bağlı bir zât idi. Beşinci Sultan Muradın üç aylık devrinden sonra Osmanlı tahtına oturmuş İkinci Sultan Abdülhamidin nazarında ise babasının muhterem hocası, tahtının en sâdık bendesi idi.). Kasımpaşada Bahriye Nezâreti Binâsında 1856 Paris Muahedesini imzalamış devletlerin murahhaslarının iştirâki ile toplanan İstanbul Konferansına, Hariciye Nazırı Safvet Paşanın yanında Osmanlı ikinci murahhaslığına bizzat pâdişâhın arzusu ile Berlin Elçisi Edhem Paşa tâyin edildi. Asabî mizaclı, devletinin haysiyetini gözeten hamiyetli bir devlet adamı idi; 9 defa toplanmış olan bu konferansda mütehakkimâne ve hattâ muhakkirâne konuşan yabancı murahhaslara hak ettikleri en ağır cevabları vermekte hiç teerddüd etmedi.
“5 şubat 1876 da Midhat Paşanın azli üzerine İbrahim Edhem Paşa sadırâzam oldu, ve ilk Osmanlı Meclisi Mebîusanı 19 mart 1877 de onun sadâreti devrinde açıldı, ağır bir mağlubiyet ile sone erecek 1877 Türk - Rus harbi de (24 nisan) onun zamanında başladı; fakat Edhem Paşanın sadâreti çok kısa, Meclisle ve bilhassa meclisi reisi Ahmed Vefik Paşa ile geçinemedi, koca bir devleti harb hâlinde idâre edecek celâdeti de gösteremedi, 11 ay 4 gün süren sadırâzamlığından 11 ocak 1878 de azledildi. Devletin en yüksek siyasî makaamından azledilirken padişahdan, hiç bir sâdırâzama nasib olmamış bir hususî mektub aldı; İkinci Sultan Abdülhamid sonsuz güven beslediği Edhem Paşaya:”Sizin dirâyet ve hamiyetiniz, devletimize ve bilhassa tarafımıza fartı sadâkâtınız mâlumumuzdur. Bu tebeddül sizi pek yorgun gördüğümden ve zamanın mâlum olan ağırlığındandır. Her zaman himâyei mahsusam altındasınız. Yine bir memuriyetle istihdâmınız mukarrerdir. İstediğiniz vakitde nezdimize gelmeye mezunsunuz” diye yazıyordu.
“1879 da Viyana Elçiliğine tâyin edildi; 1883 yılına kadar orada kaldı. 1883 de Said Paşa kabinesinde Dahiliye Nazırı oldu; bu kabinenin 1885 de istifâsında açıkda kaldı; ayni gün Paris Elçiliğine tâyin edilmek istendi ise de kabul etmedi, 30 lira gibi küçük bir mâzûliyet maaşı bağlandı, ve vefâtına kadar bir memuriyete tâyin edilmedi. 19 mart 1893 de 75 yaşında vefat etti; Üsküdarda Mihrimah Sultan Camii hâzîresine defnedildi.
“Edhem Paşa tâliin lutfuna mazhar olan insanlardandır. Sakızdan esir olarak getirilen ve köle olarak satılan bir rum çocuğu olduğu halde, hür ve kibardan kişilerin evlâdlarına nasib olmamış saadetlere kavuşdu; bu saadetlerin en büyüğü selâmeti dâreyni temin eden dîni islâm ile müşerref olması ve hayatını islâm muhitinde muazzezen itmam etmesidir.
“Henüz hayır ile şerri ayırd edemeyeceği bir yaşda Avrupaya gönderilmişdi; Paris gibi zevk ve cünbüş cevlângâhı bir şehirde havâ ve hevesi arkasında koşmamış, ilim tahsiline koyulmuş, sınıfının birincisi olarak diploma almışdı.
“Kendisini sevmeyenlerin deli diyecekleri kadar asabî idi; fakat irtikâba, irtişâya aslaa tenezzül etmemiş dürüst ve nâmuskâr adamdı. Fransızcayı bir münevver fransız gibi konuşur, yazardı; ve az almanca bilirdi.
“1869 da Türkiyede bütün ölçülerin aşârî usul üzerine ayarlanması için bir nizamnâme hazırlanmışdı ve bu konuda “Yeni mikyaslara dâir risâle” diye yazdığı eseri oğlu Galib Beyin imzası ile bastırıp yayınlamışdı; Edhem Paşanın o zamanlar kabul ettiremediği bu usulu Türkiyede Cumhuriyet Hükûmeti kabul ve tatbik etti.
“Nâfia Nazırlığı zamanında 1873 de Viyanada açılan milletler arası sergi için “Usûli Mimâri’i Osma’nî” isimli büyük eseri hazırlatmış, bu eser türkçe, fransızca ve almanca üç dil üzerine basılmış, türkçe metnini Ahmed Vefik Paşa ile birlikde yazmışdı. Yine o sergiye konmak üzere “Osmanlı Kiyâfeti” (Elibesi Osmaniye) adlı ve vilâyetlerdeki muhtelif halkın millî kıyâfetlerini gösteren erkek ve kadın resimlerini hâvi albümün fransızca metnini, o sergide Osmanlı komiseri olan oğlu Osman Hamdi Beye yazdırmışdı. Dâruşşefakanın kuruluşuna hizmeti geçmiş, bu okulun laboratuvarlarına ilk ders âletlerini tedârik ve hediye etmişdi; ve nihâyet dört oğlundan üçü, İsmail Galib Bey, Osman Hamdi Bey ve Halil Edhem Eldem Türk ilmine, irfânına, sanatına büyük hizmetlerde bulunmuş simâlar olmuşlardı” (B.: Galib Bey, İsmail; Hamdi Bey, Osman; Eldem, Halil Edhem).
Sakızlı Edhem Paşa
(Resim: S. Bozcalı)
Edhem Paşa ile üç arkadaşının Fransadan gönderilmiş resimleri. Resmin üstünde İkinci Sultan Mahmudun turası; Edhem elinde kitab tutan soldan ikinci çocuktur.
(Fotoğrafdan Sabiha Bozcalı eli ile)
Theme
Person
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM090617
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Sabiha Bozcalı
Description
Volume 9, pages 4915-4919
Note
Image: volume 9, pages 4916, 4917
See Also Note
B.: Encümeni Dâniş; B.: Galib Bey, İsmail; Hamdi Bey, Osman; Eldem, Halil Edhem
Theme
Person
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.