Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
EDHEM BEY (Santûrî İbrahim)
Ünlü musikişinas, bestekâr ve santur icrâkârı; aşağıdaki hal tercemesini Mustafa Ronanın “50 Yıllık Türk Musikisi” isimli eserinden alıyoruz: “1855 de İstanbulda Bayazıdda Soğanağa Mahallesinde doğdu; Kaptan Ali Efendinin oğludur, annesinin adı Fatma Hanımdır. Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesini bitirdikden sonra Enderunu Hümâyuna girmiş ve mızıka tahsiline orada başlamışdır; musikiye karşı yüksek kaabiliyeti ile Hacı Ârif ve Rifat Beylerin takdirini kazanarak parlamaya başlamış, bidâyetde keman çalmak isterken hocalarının ısrârı ile santura başlamış, kısa bir zamanda gösterdiği büyük terakkîlerle kaabiliyetinin üstünlüğünü bir kere daha isbat etmişdir. Enderundan ayrıldılar, sonra Mâliye Nezâreti Tereke memurluğuna tâyin edilmiş ve emekliye ayrılıncaya kadar mâliyede kalmışdır. Ali ve Münir adındaki iki oğlundan büyüğü Ali Bey Birinci Cihan Harbinde şehid olmuş, küçüğü Münir Pekçebaşak hayatdadır.
“Santûrî Edhem Bey devrinin şöhret almış bir çok sanatkârı ile saz ve söz arkadaşlığı yapmış, ve açılan musiki dershânelerinde hocalık ederek çok talebe yetişdirmişdir. Bestelediği kıymetli eserleri ile ayrıca şöhret yapmış olan Edhem Bey “Hicazkâr buselik” ve “Ciharağazin” adlı iki makam ibdâ etmişdir. Şarkılarının çoğu fasıllarda tekrar edilmektedir. Bilhassa Şehnaz Longa’sının ilk zamanın...
⇓ Devamını okuyunuz...
Ünlü musikişinas, bestekâr ve santur icrâkârı; aşağıdaki hal tercemesini Mustafa Ronanın “50 Yıllık Türk Musikisi” isimli eserinden alıyoruz: “1855 de İstanbulda Bayazıdda Soğanağa Mahallesinde doğdu; Kaptan Ali Efendinin oğludur, annesinin adı Fatma Hanımdır. Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesini bitirdikden sonra Enderunu Hümâyuna girmiş ve mızıka tahsiline orada başlamışdır; musikiye karşı yüksek kaabiliyeti ile Hacı Ârif ve Rifat Beylerin takdirini kazanarak parlamaya başlamış, bidâyetde keman çalmak isterken hocalarının ısrârı ile santura başlamış, kısa bir zamanda gösterdiği büyük terakkîlerle kaabiliyetinin üstünlüğünü bir kere daha isbat etmişdir. Enderundan ayrıldılar, sonra Mâliye Nezâreti Tereke memurluğuna tâyin edilmiş ve emekliye ayrılıncaya kadar mâliyede kalmışdır. Ali ve Münir adındaki iki oğlundan büyüğü Ali Bey Birinci Cihan Harbinde şehid olmuş, küçüğü Münir Pekçebaşak hayatdadır.
“Santûrî Edhem Bey devrinin şöhret almış bir çok sanatkârı ile saz ve söz arkadaşlığı yapmış, ve açılan musiki dershânelerinde hocalık ederek çok talebe yetişdirmişdir. Bestelediği kıymetli eserleri ile ayrıca şöhret yapmış olan Edhem Bey “Hicazkâr buselik” ve “Ciharağazin” adlı iki makam ibdâ etmişdir. Şarkılarının çoğu fasıllarda tekrar edilmektedir. Bilhassa Şehnaz Longa’sının ilk zamanındaki parlaklığını ilâ nihâye muhâfaza edeceği muhakkakdır.
“Elli sekiz yaşında iken sağ tarafı felce uğrayarak 14 yıl yatak esiri kalmış ve 1 eylül 1926 da yanı başında bulunan mangaldan sıçrayan ateşle yorganı tutuşarak feci bir şekilde yanarak ölmüşdür. Kabri Anadolu Hisarında Göksu Mezarlığınaddır” (M. Rona).
Mustafa Rona “50 yıllık Türk Musikisi”nde santûri Edhem Beyin 242 eserinin güftesi ile peşrev, saz semâisi, longa, polka ve vals 57 saz eserini tesbit etmişdir.
Aşağıdaki satırları da Aka Gündüz’ün bir makaalesinden alıyoruz:
“Santurî Etem bey denilen müzik şahı bir amatördü. Anadoluhisarlıdır. Göksuya giderken birinci köprüye yaklaşırken solda yayvan ve mütevazı bir yalısı vardı. Kalabalık bir aile değildi. Galiba bir oğlu vardı. O devirlerde Cemil Bey tanburda ne idiyse, Etem Bey de santurda o idi. Santuru açık çalışta bir dehâ, ve üstüne tüylü bir havlu örterek kapalı çalışta derin bir lirizm yaratırdı.
“Bizim birçok müzik üstadlarımız müziği bilirmiş de edebiyatı bilmezlermiş. Seçtikleri güfetler bunu gösterir. Neyse geçelim. Amatör Etem Bey denilen santurun yarı tanrısı, bir gün, birdenbire hastalandı. Nısıf tülânî denilen yarı baştan topuğa (felce) inmeye uğradı. Ondan sonra Göksu deresine pek yakın olan yalısının penceresinden Cuma günleri seyrana gelenleri seyrederdi. Onu ziyaret edip sevindiren bir insan kızı insan vardı: Şair Nigâr binti Osman Hanım.
“Rumelihisarından maun sandalı ile gelir, ve Edhem Beyi selamlamak için Göksü Deresine girerdi; çok güzel, çok alımlı çalımlı bir Hanımefendi idi; Santûrî Edhem Beyi anlayanların başında gelirdi.
“Sonra bu dâhi sanatkâr ne oldu? Yanılmıyorsam, yalnızlık dolayısile bir yangına - Âşık Kerem gibi - kurban olup gitti.
“Sağa sola, şuna buna, küçüğe büyüğe yıldönümleri yapıyoruz. Hiç birine itirazımız yok.
“Artık ortadan kalkmakta olduğunu acı acı gördüğüm santurun bu kâbına erişilmez üstadı için de bir anma töreni yapamaz mıyız? (Aka Gündüz, Gece Postası, 1941).
Santûri Edhem Bey
(Resim: S. Bozcalı)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
S. Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM090598
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
S. Bozcalı
Tanım
Cilt 9, sayfalar 4906-4907
Not
Görsel: cilt 9, sayfa 4907
Tema
Kişi
Emeği Geçen
S. Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.