Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
EBÜZZİYA MEHMED TEVFİK BEY
Politika adamı, büyük gazeteci ve matbacı; aşağıdaki satırlar, Türk edebiyatı ve basın tarihi üzerinde kesin yetki sâhibi merhum İhsan Sungu’nun yazdığı hal tercemesidir:
“Konya’nın Koçhisar kasabası eşrafından ve Evkaf mümeyyizlerinden Kâmil Efendi’nin oğludur. 1266 (1849) da İstanbulda doğmuştur. Pek genç iken Maliyede Sergi Muhasebesinin İrad Odasına devama başladı. Kalem arkadaşı Ziya Bey (eski Maarif Nazırı Ziya Paşa) idi. Üç ay kadar buraya devam ettikten sonra Maliye Mektupçu Odasına terfi etti. Burada kaleme devam eden büyük şair Abdülhak Hâmid’le tanıştı. Kalem Şefi, Trabzon Valiliğinde vefat eden Kadri Bey, kendisine her gün Nef’i Divanından ders veriyordu. Tevfik Bey 1867 de teşekkül eden Esham-ı Umumiye Emaneti Tahrirat Kalemi müsevvidliğine tayin olundu. Matbuat hayatına o sırada ve pek genç yaşında Ruzname-i Ceride-i Havadis’te yazı yazmakla atıldı. Şinasi’nin sâhibi bulunduğu Tasvir-i Efkârın 19 cemaziyelevvel 1282 (10 ekim 1865) tarihli sayısında Kemal Paşazade Said Bey’in kaleminden çıkan bir istatistik fıkrasına Tevfik Bey’in Ruzname-i Ceride-i Havadis’de itiraz etmesi üzerine Namık Kemal Tasvir-i Efkâr’da kendisine cevab verdi. Bu münakaşa Tevfik Bey’in Namık Kemal ile tanışmasına vesile oldu. Büyük vatanseverle bu tarihte başlıyan arkadaşlığı samimî bir fikir...
⇓ Read more...
Politika adamı, büyük gazeteci ve matbacı; aşağıdaki satırlar, Türk edebiyatı ve basın tarihi üzerinde kesin yetki sâhibi merhum İhsan Sungu’nun yazdığı hal tercemesidir:
“Konya’nın Koçhisar kasabası eşrafından ve Evkaf mümeyyizlerinden Kâmil Efendi’nin oğludur. 1266 (1849) da İstanbulda doğmuştur. Pek genç iken Maliyede Sergi Muhasebesinin İrad Odasına devama başladı. Kalem arkadaşı Ziya Bey (eski Maarif Nazırı Ziya Paşa) idi. Üç ay kadar buraya devam ettikten sonra Maliye Mektupçu Odasına terfi etti. Burada kaleme devam eden büyük şair Abdülhak Hâmid’le tanıştı. Kalem Şefi, Trabzon Valiliğinde vefat eden Kadri Bey, kendisine her gün Nef’i Divanından ders veriyordu. Tevfik Bey 1867 de teşekkül eden Esham-ı Umumiye Emaneti Tahrirat Kalemi müsevvidliğine tayin olundu. Matbuat hayatına o sırada ve pek genç yaşında Ruzname-i Ceride-i Havadis’te yazı yazmakla atıldı. Şinasi’nin sâhibi bulunduğu Tasvir-i Efkârın 19 cemaziyelevvel 1282 (10 ekim 1865) tarihli sayısında Kemal Paşazade Said Bey’in kaleminden çıkan bir istatistik fıkrasına Tevfik Bey’in Ruzname-i Ceride-i Havadis’de itiraz etmesi üzerine Namık Kemal Tasvir-i Efkâr’da kendisine cevab verdi. Bu münakaşa Tevfik Bey’in Namık Kemal ile tanışmasına vesile oldu. Büyük vatanseverle bu tarihte başlıyan arkadaşlığı samimî bir fikir ve ülkü kardeşliği hâlinde hayatlarının sonuna kadar devam etti. Tevfik Bey Namık Kemal’in teşviki ile Tasvir-i Efkâr’a yazı yazmıya başladı, Şinasi Efendiyi yakından ve ona sevgi ile bağlandı; o sırada Namık Kemal ile arkadaşlarının memlekette meşrutiyeti tesis etmek üzere kurdukları İttifak-ı Hamiyet’e dahil oldu. Sonradan Yeni Osmanlılar adını alan bu cemiyetin faal âzasından biri de Tevfik Bey’dir.
“11 zilkade 1284 (6 mart 1868) te Şûrayı Devlet Reisliğine tayin olunan Midhat Paşa, birçok değerli adamı Şûrayı Devlette topladığı gibi Tevfik Bey’i de Şûrayı Devletin Maarif Dâiresine mülâzım olarak aldı. Maarif tarîhimizde mühim mevkii bulunan 1286 (1869) tarihli Maarif Nizamnanesini bu dârie hazırlamış ve Midhat Paşa’nın takdirini kazanmıştı. Midhat Paşa’nın Bağdad Valiliğine tâyin olunması üzerine (1869) Şûrayı Devlet Reisliğine gelen Yusuf Kâmil Paşa Şûrayı Devlette yaptığı tensikatta Tevfik Bey’i Adliye Dâiresi mülâzımlığına geçirdi. Orada Suphi Paşazade Ayetullah Bey de Tevfik Bey’le tanıştı. Tevfik Bey Şûrayı Devlete devam ettiği sırada “Terakki” gazetesi ile Diyojen isimli mizah gazetesine yazılar yazıyordu. Bu arada Diyojen’in 23 eylül 1871 tarihli sayısında Şinasi’nin ölümü münasebetiyle ciddî ve mühim bir fıkra yazmıştı.
“1872 de kendisini büsbütün gazeteciliğe vermek üzere Şûrayı Devletteki vazifesinden istifa etti. Namık Kemal’in Reşad ve Nuri Beylerle birlikte 7 rebiulâhir 1289 (13 haziran 1872) tarihinde çıkardığı İbret gazetesi muharrirleri arasına iltihak etti. Bu dört arkadaş ile gazetenin müdürü Mahir Bey tarafından imza edilen ve İbret’in ilk üç sayısının başında çıkan beyannamede “Zaten kitabet mesleğinden yetişmiş olduğumuz gibi elimizden geldiği mertebe vatana bir hizmet etmeyi ve taayyüşümüzü dahi bu yolda aramağı arzu ediyoruz” denilmektedir, ve bu beyannâmede “En mukaddes bildiğimiz bir vazife dahi matbuat nizamnamesinin müsaid olduğu derecede doğru söylemektir” cümlesiyle bitiyordu. Tevfik Bey’in İbret’te çıkan yazıları arasında “Şık Beyleri Müdafaa”, “Vazifeşinaslık”, “Maarif” hakkındaki makaleleri bilhassa dikkate değer. Şinasi’nin vefatı üzerine Tasvir’i Efkâr matbaası Mustafa Fazıl Paşa tarafından terekesinden satın alınarak Tevfik Beyle üç arkadaşına hediye edilmişti. Üç arkadaş da hisselerini Tevfik Bey’e hibe ettiklerinden Tasvir-i Efkâr matbaası Tevfik Bey’e kaldı. Tevfik Bey, “Evrak-ı Siyasiye-i Reşid Paşa” yı ilk defa olarak bu matbaada bastı. İbret gazetesi de bu matbaada basılıyordu. Gazete, şiddetli yazılarından dolayı hükûmetçe tatil edilerek Başmuharriri Namık Kemal Gelibolu Mutasarrıflığı ile İstanbuldan uzaklaştırılınca Namık Kemal Tevfik Bey’i de muvakkat bir müddet için Gelibolu’ya götürdü. Çok geçmeden Gelibolu’dan dönen Tevfik Bey yalnız başına 8 ramazan 1289 (9 kasım 1872) da Hadika adlı bir günlük gazete çıkardı. Namık Kemal de Hadika’nın her sayısına yazı yetiştiriyordu. Tevfik Bey hadika gazetesi adına memleketimizde ilk defa olarak, 1290 (1873) senesi için, bir almanak neşretti. “Salname-i Hadika” adını verdiği bu eserde Hadika gazetesinde çıkan ve çoğu Namık Kemal tarafından yazılmış olan makalelerin bir kısmını koyduğu gibi o vakte kadar memleketimizde çıkmış olan Türk gazeteleri ile Avrupa ve Amerika’da çıkan gazeteler hakkında da izahat verdi. Bunlardan başka 11 senelik dahilî vak’aların kronolojisini ve birçok istatistikleri de ilâve etti. Tevfik Bey Hadika’yı çıkardığı sırada 1289 (1872) da Cüzdan adı altında bir mecmua neşrine başlıyarak yalnız bir sayısını çıkardı. Hadika’nın kullandığı lisanı şiddetli bulan hükûmet, 29 zilkade 1289 (29 ocak 1873) tarihinde çıkan 56 ncı sayısında gazeteyi kapattı. Tevfik Bey bunun yerine 16 muharrem 1290 (15 mart 1873) da Siraç adı altında başka bir günlük gazete çıkardı. Namık Kemal, İbret’e yazdığı bir fıkrada Siraç’ın çıkmasını büyük bir memnuniyetle karşıladı. Tevfik Bey de Siraç’da fikir arkadaşına karşı samimî bir surette teşekkür etti. Namık Kemal’in, kitabların neşirden evvel Maarif Meclisince tetkiki hakkında Maarif Nezaretince alınan karar dolayısiyle İbret’te yazdığı şiddetli yazılara Siraç gazetesi de iltihak etti. Şemseddin Sami Bey de Siraç gazetesinde mütercim olarak çalışıyordu.
“O zaman hükûmet adamları arasında oldukça revaçta bulunan “Devlet istikrarsız yaşıyamaz” fikrine şiddetle hücum eden Siraç’ın, son nüshalarında Abdülâziz’in Viyana sergisini ziyaret edip etmiyeceği hakkında yazdığı bir fıkrada Padişah hakkında ötedenberi kullanılması âdet olan elkabı yazmıyarak sadece “Padişah” deyip geçmesi Abdülâziz’in hiddetini mucib oldu. O sırada memlekette sahne edebiyatını inkişaf ettirmek istiyen ve başlarında Namık Kemal bulunan muharrirler arasına Tevfik Bey de katıldı. Gedikpaşa tiyatrosunda 26 zilkade 1289 (26 ocak 1873) akşamı Âli Bey’in Molyer’den adapte ettiği Ayyar Hamza ile Tevfik Bey’in yazdığı ve 1872 eylûlünde neşrettiği Ecel-i Kaza piyesi oynandı. 1 nisan 1873 te Namık Kemal’in Vatan yahud Silistire piyesinin temsili sırasında halkın eseri heyecanla ve “Yaşa Kemal!” sesleriyle alkışlamaları Abdülâziz’i çok ürküttü. İbret ve Siraç gazetelerinin şiddetli yazıları da onu gazaba getirmişti. Hükûmet hem İbret’i, hem Siraç’ı kapattı. Namık Kemal ile arkadaşları Tevfik Bey, Ahmed Midhat Efendi, Nuri ve Hakkı Beyler 8 safer 1290 (6 nisan 1873) da Hepsi hapse mahkûm oldu; Namık Kemal’i Magosa’ya, Tevfik Beyle Ahmed Midhat Efendiyi Rodos’a, Nuri ve Hakkı Beyleri de Akke’ye gönderildiler. Tevfik Beyle Ahmed Midhat Efendi Rodos zindanında neşriyata devam ettiler. Ahmed Midhat Efendi zındandaki suçlu çocuklara bir okul açtığı gibi Tevfik Bey de zindandaki mahpusların yaptığı kaba saba tahta işlerini ele alarak bunlara çok zarif bir şekil verdi. Mahpusları istidatlarına ve mahâretlerine göre iş bölümüne tâbi tutarak nezareti altında yaptırdığı çeşidli ve zarif elişleri, memleket içinde ve dışında büyük bir rağbet kazandı. Hapiste bulunanlara geniş bir kazanç yolu açan bu çalışma, onların karakteri üzerinde de hayırlı bir tesir bıraktı. Tevfik Bey zindanda mahpuslar üzerinde o kadar nüfuz kazanmıştı ki bir defa yüzelli nefer prangalının üzerine saldırdıkları taburağasının hayatını, Tevfik Beyin bir küçücük işareti kurtarmıştı. Tevfik Bey Türk nesrinin geçirdiği tekâmülü göstermek üzere 1296 (1879) da Nümune-i Edebiyat-ı Osmaniye adı ile çıkardığı ve hayatında dört defa daha bastırdığı mühim eserini Rodos zindanında iken tertibetti. Viktor Hügo’nun “Angelo” adlı piyesinden adapte ettiği Habibe veya Semahat-ı Aşk adlı eserini de zindanda bulunduğu sırada yazdı ve eylûl 1875 te neşretti. Bundan başka Tevfik Bey, zindanda Muharrir adı altında aylık bir mecmua neşrine de başladı. İlk sayısını muharrem 1293 (28 ocak 1876) da çıkardı. Tevfik Bey zindanda iken neşrettiği eserlere adını koyamadığından bu eserlerde imzasını oğlu Ziya’ya nispetle “Ebüzziya” diye atardı. Ebüzziya Rodos zindanında bin yüz on beş gün kaldıktan sonra Abdülâziz’in tahttan indirilmesi ve yerine Beşinci Murad’ın geçmesi üzerine affedildi ve 10 haziran 1876 da İstanbul’a döndü (Zındana 24 yaşında girmiş ve zindandan 27 yaşında çıkmışdı) Ebüzziya Tavfik, Şemseddin Sami’nin Başmuharriri olduğu Sabah gazetesinin 20 cemaziyelâhir 1293 (12 temmuz 1876) tarihli sayısında neşrettiği bir yazıda mahkûmiyeti zamanında eserlerine kendi adını koymağa imkân bulamamış olduğundan eserlerine oğlunun adına nispetle Ebüzziya diye imza koyduğunu, artık eserlerini kendi adı ile çıkarmaya bir engel kalmamış ise de o felâketli günlerinde sığındığı bir ismi artık terk edemeyeceğini, bundan sonra da imzasını Ebüzziya Tevfik şeklinde atacağını ilân etti.
“Abdülhamid, daha Şehzade iken Namık Kemal tarafından 1289 recebinde (1872 eylûlünde) kendisine takdim edilmiş olan Ebüzziya’yı tahta çıktıktan sonra unutmadı ve kendisini birkaç defa saraya çağırtarak iltifat etti. Mabeyn feriki Eğinli Said Paşanın delâletiyle Abdülhamid tarafından sarayda toplanmak üzere şevval 1293 (ekim 1876) da kurulan Mütercimin Cemiyetine Ebüzziya da âza olarak alınmıştı. Fakat Abdülhamid’in bu cemiyete Ali Suavi’nin de alınması arzusunu göstermesi üzerine Namık Kemal ile Ziya ve Ebüzziya Tevfik Beyler Ali Suavi ile çalışamayacaklarını ileri sürdüklerinden Abdülhamid bu teşebbüsü geri bıraktı. Ebüzziya’nın yüksek zevkini takdir eden ve saraydaki merasim köşkünün bazı tezyinatını kendisine yaptırtan Abdülhamid bir aralık Beşiktaş’ta Hacı Hüseyin Bağını tanzim ettirerek bir hayvanat bahçesi tesisine altmış lira maaşla Ebüzziya Tevfik Bey’i memur etmiş, hattâ bu iş için emrine altmış bin lira tahsis eylemiş ise de Ebüzziya bunun bir ihtisas işi olduğunu ileri sürerek kabul etmemişti.
“Ebüzziya Abdülhamid saltanatının ilk günlerinde Midhat Paşa başta olduğu halde Kanunu Esasî için çalışanların arasında bulundu. Bir aralık Kosova Mektubçuluğuna tâyin olundu ise de oraya gitmiyerek istifa etti. 21 cemaziyelâhir 1294 (2 temmuz 1877) tarihinde Bosna Mektubçuluğuna tâyin olundu. Burada iken Bosna Vilâyeti Salnamesini tipografi baskı ile yeni bir şekilde çıkardı. Bu salnamenin tarihi 1295 (1878) tir. Çok geçmeden İstanbul’a dönen Ebüzziya Tevfik Bey 1296 (1879) senesi için Salname-i Ebüzziya adiyle bir salname basmış ise de bu salnamede kullandığı serbest lisandan kuşkulanan Abdülhamid, eserin neşrine meydan vermiyerek nüshalarını toptan satın aldırtarak yokettirdi. Bugün yalnız üç nüshası elde kalan ve bir nüshası kütüphanemde bulunan bu eserde Ebüzziya, muhtelif memleketlerin durumları ve maarifi hakkında istatistik malûmatı verdikten başka bir senelik vakalardan, o sene çıkan eserlerden bahsetmiş ve Namık Kemalin Vaveylâ’sı ile Abdülhak Hâmid’in Sahrâ’sından bir parçayı kitaba almıştı. Ebüzziya 1297 (1880) yılı için Salname-i Kamerî adı altında bir almanak daha neşretti. Gene o seneden itibaren her sene Rebi-i Marifet adı altında nefis birer almanak çıkardı. Altıncı ve sekizinci seneleri resimli olarak basılan Revi-i Marifet’ten sonra 1889 dan itibaren birbiri ardınca üç defa Nevsal-i Marifet ve 1894, 1898 ve 1899 seneleri nüshalarını da Takvim-i Ebüzziya adiyle neşretti ve 1899 senesinde ayrıca bayanlar için Takvim-ün Nisa adiyle bir almanak çıkardı. Türk matbaacılık tarihinde çok önemli mevkii olan bu nefis almanakların her biri Ebüzziya’nın Avrupa’da yaptığı seyahatlerden topladığı zengin malzeme, vesikalar çeişdli bilgiler, Türk ve ecnebi meşhur adamların hayatı hakkında menkıbelerle dolu resimli birer hazînedir.
“Ebüzziya Tevfik Bey 15 ramazan 1297 (10 ağustos 1880) de Mecmua-i Ebüzziya adı altında onbeş günde bir çıkar bir dergi neşrine başladı. 15 receb 1299 (2 haziran 1882) tarihli sayısından itibaren Galata’da Arab Camii bitişiğinde Matbaai Ebüzziya’da basılmağa başlanan mecmua 1 safer 1304 (7 ekim 1888) tarihli elli üçüncü sayısına kadar devam etti. O sırada mecmuaların basımdan önce Maarif Nezaretince tetkike tâbi tutulması üzerine mecmuasını kendi arzusu ile kapatan Ebüzziya, Zühtü Paşanın Maarif Nazırlığında, Hasib Efendi’nin Teftiş ve Muayene Encümeni Reisliğinde durumu müsaid görerek mecmuasını 1313 şevvalinde (1896 martında) tekrar çıkarmağa başladı. 10 nisan 1900 de Konya’ya nefyedildiği tarihe kadar çıkarmakta devam etti. Nefyinden evvel son çıkardığı doksan üçüncü sayının tarihi zilhicce 1317 (nisan 1900) dir. Namık Kemal’in birkaç eserini tefrika olarak neşreden Mecmua-i Ebüzziya, büyük vatanperverin birçok mektublarını ve Ebüzziya ile diğer muharrirlerin değerli yazılarını ihtiva etmesi ve zamanında en güzel basılan mecmua olması bakımından hem edebiyat, hem basın tarihimiz için önemli bir eserdir.
“Ebüzziya 1303 (1886) te Kitaphane-i Ebüzziya başlığı altında bir seri faydalı kitablar neşrine başladı. Nefyolunduğu tarihe kadar yüz on dört cüzünü çıkardığı bu seride Namık Kemal’in Tahrib-i Harabat, Takib-i Harabat, İrfan Paşaya Mektub, Mukaddime-i Celâl, Müntahabat-ı Edebiye-i Tasvir-i Efkâr (Şinasi ve Kemal), Müntahabat-ı Siyasiye-i Tasvir-i Efkâr (Şinasi ve Kemal), Barika-i Zafer, Devr-i İstilâ, Kanije Tarihi, Nevruz Bey, Bahar-ı Daniş; Şinasi’nin Divanı, Mephusetün Anha Mübahesesi; Ziya Paşanın Harabat Mukaddimesi, Engizisyon Tarihi, Tartüf Tercümesi, Terci ve Terkib-i Bendi; Recâizâde Ekrem’in Kudemadan Birkaç Şair; Muallim Naci’nin Sanihatül Acem ve Emsal-i İmam-ı Ali; Said Beyin Fazail-i Ahlâkiye, Sefirler ve Şehbenderler; Cevdet Paşanın Kırım ve Kafkas Tarihçesi, Ethem Pertev Paşanın Itlakül Efkâr; Ebüzziya’nın Nef’i, Sururi, Ezop, Büfon, Diyojen, Şamfor Franklen, İmparator Vilhelm, Millet-i İsrailiye eserlerini ihtiva ettikten başka eski eserlerden Sinan Paşanın Tazarruatı, Hüsnü Aşk, Hilye-i Hâkaani, Hayriye-i Nabi, Tabsire, Koçu Bey Risalesi, Hülâsatül İtibar, Sefaretnameler, Zafername-i Sâbit, Mîzânül Hak ile yenilerden Ahmed Rasim, Necib Asım, Tahir Beyler’in ve başka muharrirlerin birçok eserleri vardır.
“Ebüzziya 1299 (1882) de Kitaphane-i Meşahir başlığı altında meşhur adamların hayatlarını havi bir seri eser neşrine başlıyarak Gütenberk, Galile, Napolyon, Diyojen, Franklen, Hasan Sabbah, Büfon, Ezop, Bermekilerden Yahya, Harunürreşid ve İbni Sina'ya aid olanları çıkarmıştır. Ebüzziya bunlardan başka 1305 (1888) te Namık Kemal’in tarihini neşre başlamış ve eserin methal kısmını çıkarmış ise de Abdülhamid’in iradesiyle toplattırılmıştır. Şinasi ve Namık Kemal’in eserlerini millete okutmak ve onları yaymak için son derece himmet sarfetmiş olan Ebüzziya, Namık Kemal’in eserlerinden topladığı dikkate değer ibareleri “Cümel-i Müntahabe-i Kemal” adı altında üç defa bastırmış ve Namık Kemal’in vefatında hayatını anlatan ayrı bir risale çıkarmıştır. Ebüzziya, Lûgâti Ebüzziya adiyle resimli ve dikkate değer bir lûgât yazarak bir kısmını bastırmış, Şinasi’nin ilk defa 1280 (1864) de, ikinci defa 1287 (1870) de bastırdığı Durub-ı Emsal-i Osmaniye’sini birçok ilâvelerle 1302 şevvalinde (1885 temmuzunda) neşretmiştir.
“Güzel sanatların her sahasında büyük bir zevk sahibi olan Ebüzziya Tevfik Bey, 1892 de İstanbul Sanat Okuluna Müdür oldu. 1894 te Şûrayı Devlet Bidayet Mahkemesi âzalığına tâyin edildi. 15 muharrem 1305 (3 ekim 1887) te Ulâ Evveli rütbesini aldı. Abdülhamid devrinde birçok defalar hiçten sebeblerle tevkif edilerek isticvab edilen Ebüzziya, 10 nisan 1900 de gene hiçten bir sebeb yüzünden henüz Galatasaray Lisesinde talebe olan onsekiz yaşındaki büyük oğlu Talha ile beraber Konya’ya nefyedildi. 1908 de meşrutiyetin yeniden ilânı üzerine İstanbul’a döndü. Antalya Mebusluğuna seçildi. 31 mayıs 1909 da Şinasi’nin Tasvir-i Efkâr’ını “Yeni Tasvir-i Efkâr” adiyle sekiz sahife olarak neşretmeye başladı. Basımı, tertibi, çeşidli ve ciddî mündericatı ile yayın tarihimizde önemli bir mevkii olan Yeni Tasvir-i Efkâr’da Ebüzziya bir taraftan en değerli eseri olan “Yeni Osmanlılar Tarihi”ni tefrika olarak yaydığı gibi Moltke’nin Şark Hâtıraları Tercümesini, Aleksandr Düma’nın Üç Tüfekçi’sini, Âli Paşa’nın Girid’e aid lâyihalarını, Leh ve Macar mültecilerine, Süveyş Kanalının inşasına, Midhat Paşa muhakemesine, Kont Kavur ve Bismark’a, İran İnkilâbına, mebuslardan mürekkeb bir heyetle Londra’ya yaptığı seyahata aid hâtıralar ve vesikaları da tefrika olarak neşretti.
“Ebüzziya İstanbul’a döndükten sonra Mecmua-i Ebüzziya’yı yeniden neşre başladı ve vefatına kadar altmış altı sayısını çıkardı. Meşrutiyetten sonra çıkardığı nefis eserler arasında kendisinin Nümune-i Edebiyat-ı Osmaniye’sinin son tab’ı ile “Ne Edat-ı Nefyi Hakkında Tetebbüat” adlı eseri, Mehmed Galib Bey’in “Sadullah Paşa yahud Mezardan Nida” sı ve Sivas Mebusu Sayın İbrahim Âlaeddin Gövsanın “Çocuk Şiirleri” vardır.
“Tasvir-i Efkâr gazetesi Kâmil Paşa Kabinesi tarafından 25 aralık 1912 de kapatıldığı için yerine Ebüzziya, İntihab-ı Efkâr gazetesini çıkardı. 11 ocak 1913 tarihli sayısında başmakale üzerine bu gazete de hükûmetçe kapatıldı. Yerine 13 ocak 1913 te Tefsir-i Efkâr çıktı. Fakat bu gazete de ilk sayısında tatil edildi ve matbaası kapatıldı. Ebüzziya da tevkif edilmek istendi. Çok sert bir havada esasen rahatsız olan Ebüzziya’nın Erenköy’ünden İstanbul’a kadar getirilmesi romatizmasını şiddetlendirdi. Evinde birkaç gün istirahat etmeğe mecbur oldu. Kâmil Paşa Kabinesinin 23 ocak 1913 te istifaya mecbur olması üzerine yerine gelen Mahmud Şevket Paşa Kabinesi, 25 ocak 1913 te Tasvir-i Efkâr’ın yeniden çıkmasına müsaade etti. Ebüzziya,yeni kabinenin yaptığı tevkifler üzerine “Yeni Mevkuflar” başlığı altında yazdığı son makalesini 27 ocak 1913 te gazete idaresine bizzat getirdi ve oğlu Velide verdi. Evine gitmek üzere köprüden Haydarpaşa vapuruna binmiş iken vapurun hareketinden önce kendisine bir fenalık geldi. Ve yanında bulunan Dr. Besim Ömer Paşa tarafından alınan tedbirlere rağmen hayata gözlerini yumdu.
“Ebüzziya Tevfik Bey; ve Namık Kemal okulunda yetişmiş değerli bir inkılâbcı, bu ediblerin eserlerini memlekette neşir ve tamime çalışmış ve birçok faydalı eserlerle halkın seviyesini yükseltmeğe uğraşmış değerli bir edebiyatçıdır. Yüksek zevki, güzel sanatların her şubesinde kendisine mumtaz bir mevki temin etmiştir. Kûfî yazısına yeni ve güzel bir inkişaf vermişti. Arabesk tezyinatta üstaddı. Yıldız Camiinin iç duvarlarını süsliyen kûfî yazılı âyetler ve tezyinat onun eseridir. Konya’da sürgün bulunurken de orada arabesk tezyinatlı ve kûfî yazılı duvar seccadeleri işine revaç verdirmişti. Güzel yazar ve yazdığını tatlı tatlı okuturdu. Hayatında daima ileri fikirleri müdafaa etmekten geri durmamıştır. 1908 de Meclisi Mebusanda Midhat Paşanın Heykelini dikmek için verilen takriri imzalıyanlar arasında o da başta gelmektedir. Ebüzziya Tevfik’in memlekete büyük bir hizmeti de Türk matbaacılığını garptaki örneklerine göre en yüksek dereceye çıkarmağa muvaffak olmasıdır. Bastığı eserlerin nefâseti, zamanında garb basım âleminin bilhassa takdirini celbederdi. “Times” gazetesinin Ebüzziya Matbaası hakkında takdirini havi fıkrasının 1891 senesine mahsus Nevsal-i Marifet’in kabında basılan resmine baktıkça insan bunun elli dört sene (1967 de 77 yıl önce) evvel basıldığına inanmaz ve güzelliğine bakmakla doyamaz. Laypzig’de Matbuat Cemiyeti 1890 da Ebüzziya’ya neşrettiği eserlerden dolayı bilhassa kendisine bir takdirname ve bir şeref madalyası göndermiştir. Matbaai Ebüzziya’nın her sene çıkardığı birbirinden güzel eserler, basım âleminin en yüksek merkezi olan Laypzigde Basın Cemiyeti tarafından kabul edilir ve Cemiyet tarafından basılan albüme alınırdı. Her sene dünyanın her tarafından gelen dört binden ziyade örnekten ancak dört yüzü Cemiyet tarafından kabul edilerek albüme konulduğu halde Ebüzziya Matbaasında çıkan bütün eserlerin kabul edilmesi Ebüzziya’nın Türk matbaacılığını ne kadar yüksek bir dereceye çıkardığını ispat eder.
“Büyük oğlu “Ziya” sını (1870 - 1896) kendi sağlığında kaybetmiş ve bu ölümün acısı onu hayatının sonuna kadar zehirlemişti. Türk yayın âleminde mühim mevkileri olan diğer iki oğlundan Talha Ebüzziya (1882 - 1921) kendisinden sekiz sene sonra ve küçük oğlu Velid Ebüzziya ise (1884 - 1945) kendisinden otuz iki sene sonra hayata gözlerini yumdular” (İhsan Sungu; Aylık Ansiklopedi, 1945).
Elleri her işe yatkın çok hünerli bir zât idi; hattatlık iddiası yokdu, fakat arab harfleri ile el yazısı, eskilerin tâbiri ile inci gibi, pek güzeldi. Kûfî hat üzerinde çok çalışmış, kendi yazdığı harflerle kûfî matbaa harfleri dökdürerek bu yazıyı Türk matbaacılığına da mal etmişdi, Yıldızda Hamidiye Camii mihrabı üstündeki çini panoda kûfî hat ile besmele onun yazısıdır.
Güzel resim yapardı. Konyada sürgünde iken halıcılık ile meşgul olmuş, yine kendi yazısı ile âyeti kerimeler ve arabesk tezyini motifler taşıyan duvar seccâdeleri dokutmuşdu, bunlardan birini de İkinci Sultan Abdülhamide hediye olarak yollamış idi ki hâlen Dolmabağçe Sarayında bir duvarda asılıdır.
Ebüzziya Mehmed Tevfik Bey soyağacı
Ebüzziya Mehmed Tevfik Bey
(Resim: Sabiha Bozcalı)
Theme
Person
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM090549
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Sabiha Bozcalı
Description
Volume 9, pages 4875-4881
Note
Image: volume 9, pages 4876, 4877
Theme
Person
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.