Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
EBÜLHÜDÂ EFENDİ (Şeyh Mehmed)
Geçen asrın ikinci yarısında yaşamış ünlü remilci - falcı; aslı magribî idi, Tunuslu yahud Cezâyirli idi; İstanbula ne zaman geldiği bilinmiyor, Nuruosmâniye Caddesinde bir dükkânı vardı, gelenlere remil dökmek sûreti ile fal bakar, geçinirdi. Uzun boylu ve ırkının çok güzel bir adamı idi, ve çok zekî idi; şöhretini evvelâ bilhassa kadınlar arasında yapmışdı, 1875-1876 arasında 25 yaşlarında idi; gaayetle mahbub memleketlisi bir yamağı, çömezi vardı, o da ayrı vâdide şan ve şöhret salmışdı. Devrin kalender şairlerinden Nebil Kaptanın aşağıdaki iki kıt’ası onun şânındadır:
Şâkirdi fatini Ebülhüdânın
Misli yok andeki cilve edânın
Siyehçerde Magrib uşağı oğlan
Eseri bedîi sun’i Hüdânın
Niyyetim keşfine dökdürüp remil
Didim ki Şeyhzâdem gel murâdım bil
Heman bâsi pâye izin virdiler
Diyüb nâzikâne: Yâ ahi sebil!..
Ebülhüdâ Efendi ayrıca hastalara okur, çeşidli muradlar için muska yazar ve rüyâ tâbirinde de çok isabetli imiş; İkinci sultan Hamidin şehzâdeliği zamanında bir kadının rüyâsını: “Pek garib bir.. senin efendin pâdişah olacak!.” diye tâbir etmiş. Sultan Abdülhamid tahta çıkdıkdan sonra, şâkirdi ile dükkânının üstündeki bekâr odasında barınır bu remmali ihyâ etmişdir. Kendisi anlatırmış, memleketinde çok fakir bir âilenin oğlu imiş, on beş yaşlarında bir gemiye tayfa olarak...
⇓ Devamını okuyunuz...
Geçen asrın ikinci yarısında yaşamış ünlü remilci - falcı; aslı magribî idi, Tunuslu yahud Cezâyirli idi; İstanbula ne zaman geldiği bilinmiyor, Nuruosmâniye Caddesinde bir dükkânı vardı, gelenlere remil dökmek sûreti ile fal bakar, geçinirdi. Uzun boylu ve ırkının çok güzel bir adamı idi, ve çok zekî idi; şöhretini evvelâ bilhassa kadınlar arasında yapmışdı, 1875-1876 arasında 25 yaşlarında idi; gaayetle mahbub memleketlisi bir yamağı, çömezi vardı, o da ayrı vâdide şan ve şöhret salmışdı. Devrin kalender şairlerinden Nebil Kaptanın aşağıdaki iki kıt’ası onun şânındadır:
Şâkirdi fatini Ebülhüdânın
Misli yok andeki cilve edânın
Siyehçerde Magrib uşağı oğlan
Eseri bedîi sun’i Hüdânın
Niyyetim keşfine dökdürüp remil
Didim ki Şeyhzâdem gel murâdım bil
Heman bâsi pâye izin virdiler
Diyüb nâzikâne: Yâ ahi sebil!..
Ebülhüdâ Efendi ayrıca hastalara okur, çeşidli muradlar için muska yazar ve rüyâ tâbirinde de çok isabetli imiş; İkinci sultan Hamidin şehzâdeliği zamanında bir kadının rüyâsını: “Pek garib bir.. senin efendin pâdişah olacak!.” diye tâbir etmiş. Sultan Abdülhamid tahta çıkdıkdan sonra, şâkirdi ile dükkânının üstündeki bekâr odasında barınır bu remmali ihyâ etmişdir. Kendisi anlatırmış, memleketinde çok fakir bir âilenin oğlu imiş, on beş yaşlarında bir gemiye tayfa olarak girmiş, Beyrut’a gitmişler; geminin kaptanı Ebülhüdâyı alıp oradan da karadan Bağdad’a gitmiş. Bağdadda Ravvas adında bir şeyh bu oğlanı görmüş, kaptana: “Bu oğlanı bana bırak, bir sene kadar onu irşad edeyim, kalb gözünü de açayım, rüyâsını gördüm, bu oğlan İstanbulda Âli Osman pâdişahıma müsâhib ve nedîm olacakdır” demiş, ve Ebülhüdâ İstanbula gelerek kendisine tebşir edilen ikbâle kavuşmuş.
İkinci Sultan Abdülhamide intisabından kısa bir zaman sonra pâdişahın hem bir nevî müneccimbaşı remilcisi oldu, hem de mahrem siyasî müşâvirleri arasına girdi; Beşiktaşda Serencebey Yokuşunda mükellef bir konağa yerleşdi, atlı arabalı, uşaklı, bendeli ricâli meşâyihden oldu. Hasan Hâlid Efendi adındaki genç oğlunu kütübhânecilikle Yıldız sarayına aldılar. İkinci Sultan Hamid tahtdan indirildikden sonra oğlu ile birlikde “hafiyelik” ile suçlandırıldılar; oğlu İstanbuldan kaçdı, Ebülhüdâ Efendi tevkif edildi (1909); mevkuf iken Serencebey yokuşundaki konağı Dârüşşefakaya bağışladı ve kendisi sürgüne gönderildi; ve adından bahsedilmez oldu. O devri görmüş olanlardan muharrir Süleyman Tevfik Bey “Abdülhamidin Cinci Hocası” isimli bir makaalede Ebülhüdâdan bahseder; evâili hayatı hakkında bizim kaydettiğimiz notla Nebil Kaptandan alınmışdır ki Ebülhüdânın gençliğinde çömezi yerinde olan mağribli oğlandan dinlediğini söyler.
İkbâlini çekemeyenler, eğer yanılmıyorsam ona “Ebülhüdâyı bol türük vel üfürük” derler idi.
Vâsıf HİÇ
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Vâsıf Hiç
Kod
IAM090528
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 9, sayfa 4861-4862
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.