Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
EBÛ SAİD EFENDİ (Şeyh)
Kanunî Sultan Süleyman devri ulemasından, aslı İranlıdır; İstanbulda yerleşmiş, ilmiyle, fazliyle hürmet görmüş, bilhassa Sadrıâzam Semiz Ali Paşa tarafından himaye edilerek devlet hazinesinden yevmiye yüz akçe bağlanmıştı; o zamanlar için bu para şeyh efendiye müreffeh bir hayat teminine kâfi idi. Ebû Said Efendinin tek kusuru hastalık derecesine varmış olan temizlik merâkı idi, hem basit mânasiyle temizlik, hem de şer’î temizlik.
Evlenmemişti; konağında eli yüzü temiz, edebli terbiyeli birkaç uşağı hizmet ederdi. Şeyh Efendi her sabah muhakkak yıkanırdı, abdest alırdı; çamaşırları da yıkandıktan sonra dokuz defa sudan geçip şartlanırdı. Konağın bütün hizmetkârları da her sabah hamama girmek mecburiyetinde idiler. Konağa asla misafir kabul edilmezdi; ev esvabiyle sokağa çıkılmaz, sokak esvabı ile içeri girilmezdi. Sokaktan gelen muhakkak soyunur, hamama girer, yıkanır, abdest alırdı. Efendi de hâmisi Ali Paşa’nın sarayı müestesna, kimsenin evine gitmez, dışarıda bir yudum su içmez, el ve etek öptürmez, kendisi de kimse ile musafaha etmez, el kavuşturup hafifçe eğilmekle iktifâ ederdi.
Semiz Ali Paşa, lâtifeyi çok seen bir zât idi. Bir Ramazanda Ebû Said Efendiye bir kürk hediye etmişti; fakat kürk gelince efendi düşüp bayılacak kadar sıkılmıştı. Çünkü protokol îcâbı bayramda hâm...
⇓ Devamını okuyunuz...
Kanunî Sultan Süleyman devri ulemasından, aslı İranlıdır; İstanbulda yerleşmiş, ilmiyle, fazliyle hürmet görmüş, bilhassa Sadrıâzam Semiz Ali Paşa tarafından himaye edilerek devlet hazinesinden yevmiye yüz akçe bağlanmıştı; o zamanlar için bu para şeyh efendiye müreffeh bir hayat teminine kâfi idi. Ebû Said Efendinin tek kusuru hastalık derecesine varmış olan temizlik merâkı idi, hem basit mânasiyle temizlik, hem de şer’î temizlik.
Evlenmemişti; konağında eli yüzü temiz, edebli terbiyeli birkaç uşağı hizmet ederdi. Şeyh Efendi her sabah muhakkak yıkanırdı, abdest alırdı; çamaşırları da yıkandıktan sonra dokuz defa sudan geçip şartlanırdı. Konağın bütün hizmetkârları da her sabah hamama girmek mecburiyetinde idiler. Konağa asla misafir kabul edilmezdi; ev esvabiyle sokağa çıkılmaz, sokak esvabı ile içeri girilmezdi. Sokaktan gelen muhakkak soyunur, hamama girer, yıkanır, abdest alırdı. Efendi de hâmisi Ali Paşa’nın sarayı müestesna, kimsenin evine gitmez, dışarıda bir yudum su içmez, el ve etek öptürmez, kendisi de kimse ile musafaha etmez, el kavuşturup hafifçe eğilmekle iktifâ ederdi.
Semiz Ali Paşa, lâtifeyi çok seen bir zât idi. Bir Ramazanda Ebû Said Efendiye bir kürk hediye etmişti; fakat kürk gelince efendi düşüp bayılacak kadar sıkılmıştı. Çünkü protokol îcâbı bayramda hâmisinin gönderdiği kürkü giyerek paşaya bayram tebrikine gitmeğe mecburdu. Ebû Said Efendi için kürk, şer’an temizliğinden her an şüphe edilecek bir şeydi. Evvelâ söylendi, sonra kürkü dokuz defa yıkattı, kuruttu, yıkattı, kuruttu. Bayram sabahı sırtına giymeden evvel de uşaklarından güçlü kuvvetli bir delikanlıya dokuz defa silkmesini emretti. Uşak, evvelâ hamam girdi, yıkandı, boy abdesti aldı ve sonra kürkün yakasına yapışıp da silkmeğe başlayınca, Şeyh Efendi feryadü figan ederek deliler gibi çırpınmağa başladı; kürk yıkana kuruya çürümüştü, konağın içinde milyarlarca kıl gök bulut halinde uçuşuyordu. Ebû Said Efendi bir kat Ali Paşaya, bir kat da kendisine ağzına geleni söyliyerek çocuklar gibi ağlamağa başlamıştı. Hemen adamlarından birkaç kişiyi ırgat pazarına göndermiş, gözünde, kulağında illeti olmıyan, vücudunda yarası, âzasında noksanı, sakatı bulunmayan elli nefer ırgad seçtirmiş, bu adamlar hamama sokulmuş, yıkanmışlar, abdest almışlar, kendilerine temiz çamaşırlar giydirilmiş ve sonra da koca konağın dört köşesine dağılan kürk kıllarını günlerce uğraşarak elleriyle teker teker toplamışlardı. Konakta, şer’an temiz olmayan süpürge kullanılmazdı. Semiz Ali Paşanın beklediği de bu idi. Haber alınca kahkahaları attı ve bir vesile bulup padişaha da anlattı. Kanunî Ebû Said Efendiyi görmek istedi. Bu sefer mesele büsbütün çatallaştı: Efendi saraya gelince, muhakkak koltuklarına girilecek, eteği öpülecek, o da huzura çıkınca padişahın elini öpecekti. Sadrıâzam bu protokolun tatbiki Şeyh Efendiyi kahrından helâk edebileceğini arzedince koca Kanunî: Said Efendi için saray protokolunun tatbik edilmemesini, şeyhin de huzurda bir temenna ile iktifa etmesini emretti. Ebû Said Efendi heyecan içinde huzura çıktı.. Kanunî:
— Efendi.. İlminizi, irfanınızı işittim.. Ümmeti Muhammedin talim ve irşadında sa’yiniz meşkûr olsun!.. diye iltifat etti; sonra Ali Paşa’ya dönerek:
— Efendinin tahsisatı ne kadardır?! diye sordu; paşa:
— Yevmiye yüz akçedir!. cevabını verince Sultan Süleyman:
— Azdır!.. dedi, yevmiyesine yüz akçe daha ilâve ediniz, biraz da içindeki vehim ve vesvese çirkini temizlesin!..
Sultan Süleymanın bu şâhâne hakaaretinden sonradır ki Şeyh Efendi pâdişahın ayaklarına kapanarak af diledi.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM090515
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 9, sayfa 4856-4857
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.