Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
EBE KADIN VAK’ASI
Vak’nüvis Şânîzâde Atâullah Efendinin kaydına göre hicrî 1233 recebinde (M.: Mayıs 1818) İstanbulda büyük heyecan uyandırmış bir vak’adır; bir gece Fâtih semtinde oturan bir ebenin kapusu çalınır, medreseli kılık ve kıyâfetinde iki kişi: “Şu civarda doğuracak bir hâtun vardır, aman tez ol!..” diyerek ebe kadını alırlar, biri iskemleyi yüklenip (B.: Ebe İskemlesi) biri fener çekerek (B.: Fener Çekmek) sür’at ile tamam Timarhâne önüne vardıklarında ebe kadını içeri sokarlar ve o gece icrâyı habâset ederek seher vakti kadını serbest bırakırlar. Kadın da doğruca Şeyhülislâm Kapusuna varıp istidâ ile şikâyet eder. Derhal tâkîbâta geçilerek Tetimme Medresesinde oda sâhib olup Timarhâne içindeki bir menzilde oturan mütecâvizler yakalanır; İzmitli Hacı İbrahim ve Kastamonulu Hüseyin adındaki bu iki yobaz derhal Kıbrıs Adasına sürülerek Magosa Zindanına atılırlar. Bu vak’anın şüyûundan sonra bir müddet İstanbul ebeleri geceleyin tam emniyet getirmedikce sokağa çıkmaz olur.
R. E. Koçu bu vak’ayı almış, sağlam tarih bilgisine dayanarak uslûbkâr kalemi ile bir tarihî hikâye olarak işlemiş, genişletmiş, ve Cumhuriyet Gazetesinde tefrika edilen “İstanbul Yosmaları” isimli eserinin bir parçası olarak “Güzel Ebe” adı ile yayınlamışdır. Aşağıdaki satırları bir film konusu olacak bu güzel hikâyed...
⇓ Read more...
Vak’nüvis Şânîzâde Atâullah Efendinin kaydına göre hicrî 1233 recebinde (M.: Mayıs 1818) İstanbulda büyük heyecan uyandırmış bir vak’adır; bir gece Fâtih semtinde oturan bir ebenin kapusu çalınır, medreseli kılık ve kıyâfetinde iki kişi: “Şu civarda doğuracak bir hâtun vardır, aman tez ol!..” diyerek ebe kadını alırlar, biri iskemleyi yüklenip (B.: Ebe İskemlesi) biri fener çekerek (B.: Fener Çekmek) sür’at ile tamam Timarhâne önüne vardıklarında ebe kadını içeri sokarlar ve o gece icrâyı habâset ederek seher vakti kadını serbest bırakırlar. Kadın da doğruca Şeyhülislâm Kapusuna varıp istidâ ile şikâyet eder. Derhal tâkîbâta geçilerek Tetimme Medresesinde oda sâhib olup Timarhâne içindeki bir menzilde oturan mütecâvizler yakalanır; İzmitli Hacı İbrahim ve Kastamonulu Hüseyin adındaki bu iki yobaz derhal Kıbrıs Adasına sürülerek Magosa Zindanına atılırlar. Bu vak’anın şüyûundan sonra bir müddet İstanbul ebeleri geceleyin tam emniyet getirmedikce sokağa çıkmaz olur.
R. E. Koçu bu vak’ayı almış, sağlam tarih bilgisine dayanarak uslûbkâr kalemi ile bir tarihî hikâye olarak işlemiş, genişletmiş, ve Cumhuriyet Gazetesinde tefrika edilen “İstanbul Yosmaları” isimli eserinin bir parçası olarak “Güzel Ebe” adı ile yayınlamışdır. Aşağıdaki satırları bir film konusu olacak bu güzel hikâyeden alıyoruz:
“Saray Ebesi diye meşhur bir ebenin kızı olan Hâcer Dudu anasının mesleğini tutmuş ve İstanbulda Güzel Ebe diye şöhret bulmuşdur. Evi Fatihde Çukurhamam Sokağında idi. On üç yaşında iken 51. Yeniçeri ortası neferlerinden Kara Mustafa adında güzel bir delikanlı ile evlenmişdi, ve ondan Süleyman adında bir oğlu olmuşdu. Hâcer Dudu aslında bir hayta olan genç ve güzel Kara Mustafayı koca olarak ancak dört gece görebilmişdi. Kara Mustafa haytaca zevkler peşinde idi. Karısı Süleymanı doğururken bile evinde bulunmamışdı. Saray Ebesini aratmayan ve çok para kazanan karısını, ceb harclığı almak için kapu eşiğinde ayak üstü görürdü. Kara Mustafa 1808 de Alemdar Paşa Vak’asında Paşanın havaya uçurduğu mahzen üstündeki yeniçeriler arasında parçalanarak ölünce Hâcer Dudu rahat bir nefes aldı, Süleyman o zaman 11 yaşında idi; anası tarafından ihmâl edilen oğlanın günleri yalın ayak, hırpâni sokaklarda geçerken Ocakdan gelen bir çorbacı tarafından babasının ortasına alındı, 51. orta çorbacısının göz bebeği mahbub civeleği oldu, ve ocakda “Güzelebeoğlu” lâkabını aldı; ve anasını hiç aramadı, kadının adı yalnız lakabında kaldı.
Tam hürriyetine kavuşmuş olan Hâcer Dudu 1809 temmuzunda bir doğum için ulemâdan Kadızâde Mehmed Tâhir Efendinin konağına çağırıldı, doğuracak tâze Tâhir Efendinin kızı idi. Konağa giderken ebenin iskemlesini 30 yaşlarında sırım gibi bir genç uşak götürmüşdü; yüz çizgileri de güzel olan uşağın adı Kerem idi, ve yolda Ebe Kadının gözleri uşak Keremin üstünden ayrılamadı; Tâhir Efendinin kızını kolaylıkla kurtaran Güzel Ebe konakda kaldığı bir hafta içinde alt katda bağçe üstünde bir odada misâfir edilmişdi. Doğumdan sonra mumunu söndürüp pencerenin camını da açarak yatıyor idi, bir gece, yolda alıcı gözle bakdığı Uşak Keremi odasında buldu; ve konakdan evine murâdına ermenin çılğınlığı içinde döndü.
Bir müdet sonra bir gece Uşak Kerem gelerek ebe kadını yine doğuma çağırdı, yanında 18-19 yaşlarında fener çeken bir seyis oğlan vardı; ebeyi yine iskemlesi ile aldılar, fakat bu sefer Tâhir Efendinin konağına değil, konağın arabalığı üstündeki uşak odasına götürüldü, ve orada “ser verip sır vermeyen” Seyis Oğlan ve Uşak Keremle üç gece kapandı.
1809 dan 1818 yılına kadar geçen dokuz sene içinde Güzel Ebenin en büyük mâcerâsı, Ankara Kadısı olan Tâhir Efendinin kızının ikinci çocuğunun doğumu için yapdığı bir Ankara seyahati oldu; kendisini Ankaraya yine Uşak Kerem götürüp getirdi. Dönüşte bir tipiye tutularak Bolu Dağında bir han odasında karı-koca süs altında Kerem ile bir bal ayı yaşadı.
1818 yılı mayısında bir gece kapusunu otuzluk bir softa olan İzmitli Hacı İbrahim ile onsekizlik yalabuk çömezi Kastamonulu Hüseyin çaldılar ve ebe kadını doğuma çağırdılar. Bu vak’a, Şânizâdenin kaydetdiği Ebe Kadın Vak’asıdır. Güzel Ebe, canına da kasdecek tiynetde olan bu yobazların elinden kimseye şikâyetde bulunmayacağına yemin ederek kurtulabildi. Fakat çömez oğlan, sabahın alaca aydınlığında Timarhâneden çıkarak ebe kadını evine götürürken yolda kol gezen Fâtih Kolluğu çorbacısı tarafından yakalandılar. O saatde lohusa evinden dönülmezdi; yeminli kadın bir şey söylemedi, fakat Çömez oğlan falakaya yatırılınca dile geldi ve vak’ayı olduğu gibi anlattı. Çorbacı tecavüze uğrayan kadını suçsuz gördü. Softa ile çömezi yakalandı, Kıbrısda Magosa Zindanına konulması üzere bir gemiye bindirildiler, kaptana verilen gizli emir ile de gemi Boğazdan çıkınca boğularak denize atıldılar..
Vak’a bütün İstanbulun diline düşdü. Güzel Ebeye İstanbulda bütün kapular kapandı, Hâcer Dudu evini satarak Bursaya hicrete karar verdi.
Süleyman 20-21 yaşına gelmişdi. Anasının vak’asını bir nâmus meselesi bildi; bir gece Kalyoncu Kolluğunda bir meyhânede iki muglim kalyoncu kopuğu ile işret ettikden sonra Güzel Ebeyi evinden kaldırarak yeni tanıdıkları Süleyman oğlana peşkeş çekmek isteyen o adamlara takıldı. Maksadı anasının hakikaten fâhişe olup olmadığını öğrenmek idi. İstanbuldan ayrılmak üzere olan Hâcer Dudu, gece, kendisini sözde doğuma çağıran kalyoncuların dâvetini kabul etti. İstanbulda dalyan gibi iki gemici ve tığ gibi bir oğlan son cünbüş fırsatı bulmuşdu. Fakat o gece götürüldüğü bir virânede oğlunun bıçağı altında can verdi. Ana kaatili Süleyman da Rumeli Hisarı Zindanında idam olundu.
Gaayetle kısaltarak aldığımız bu hikâyeyi Cumhuriyet gazetesinde büyük sanatkâr Sabiha Bozcalı resimlendirmişdir.
Bürhaneddin OLKER
“Güzel Ebe Bolu Dağında bir han odasında karı-koca süsü altında Uşak Kerem ile bir bal ayı yaşadı.”
(Resim: Sabi ha Bozcalı)
Theme
Event
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Burhaneddin Olker
Identifier
IAM090487
Theme
Event
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Sabiha Bozcalı
Description
Volume 9, pages 4845-4847
Note
Image: volume 9, page 4845
See Also Note
B.: Ebe İskemlesi; B.: Fener Çekmek
Theme
Event
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.