Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DÜRDÂNE (Kaçakcı)
Hicrî 1306 (milâdî 1888 - 1889) da kanlı bir vak’anın kahramanı olmuş tütün kaçakcısı bir kadın, o tarihde henüz 18 yaşında ve son derecede güzel, gaayetle dilbaz, pervâsız, korkusuz bir kenar mahalle yosması imiş. Genç bir arabacı olan kocası tütün kaçakcılığında yakalanıp hapse mahkûm olunca yatalak kaynatasına, ihtiyar kaynanasına, ve nihâyet kendisi ile kundakdaki bebeğine bakabilmek için geniş bir kaçakcı şebekesi arasında kocasından boşalan yeri almışdı. ve altı ay kadar Merdivenköyü ile Üsküdar arasında, kucağında bebeği ile kolcuların dikkatini çekmeden gidip gelmiş, kaçak tütün taşımışdı, ve her seferinde 10 okka tütünü, koynunda ve çocuğunun kundağında rahat rahat taşımışdı.
Bir seferinde 20 okkalık bir malı Merdivenköyünden alıp Üsküdara götürmesi icab etti, ve bu iş için ilk defa olarak çocuksuz yola çıkdı. Tütünlerin hepsini bir kundak bebeği şekline sokarak yalancı çocuğun yüzünü de bir dülbend ile örtmüşdü. Merdivenköyünden ortalık karardıktan sonra yola çıkmış, Dürdâneyi korumak için Kürd Halil adında birini de yanına katmışlardı. Aslında şakî tiynetli olan Halilin genç kadında gözü varmış. O zamanlar o havâlide büyük bir beylik orman vardı. Halil kestirme yoldur diyerek Dürdâneyi ormana sokmuş ve orada bıçağını çekerek ölüm tehdidi altında genç kadına tecâvüz et...
⇓ Devamını okuyunuz...
Hicrî 1306 (milâdî 1888 - 1889) da kanlı bir vak’anın kahramanı olmuş tütün kaçakcısı bir kadın, o tarihde henüz 18 yaşında ve son derecede güzel, gaayetle dilbaz, pervâsız, korkusuz bir kenar mahalle yosması imiş. Genç bir arabacı olan kocası tütün kaçakcılığında yakalanıp hapse mahkûm olunca yatalak kaynatasına, ihtiyar kaynanasına, ve nihâyet kendisi ile kundakdaki bebeğine bakabilmek için geniş bir kaçakcı şebekesi arasında kocasından boşalan yeri almışdı. ve altı ay kadar Merdivenköyü ile Üsküdar arasında, kucağında bebeği ile kolcuların dikkatini çekmeden gidip gelmiş, kaçak tütün taşımışdı, ve her seferinde 10 okka tütünü, koynunda ve çocuğunun kundağında rahat rahat taşımışdı.
Bir seferinde 20 okkalık bir malı Merdivenköyünden alıp Üsküdara götürmesi icab etti, ve bu iş için ilk defa olarak çocuksuz yola çıkdı. Tütünlerin hepsini bir kundak bebeği şekline sokarak yalancı çocuğun yüzünü de bir dülbend ile örtmüşdü. Merdivenköyünden ortalık karardıktan sonra yola çıkmış, Dürdâneyi korumak için Kürd Halil adında birini de yanına katmışlardı. Aslında şakî tiynetli olan Halilin genç kadında gözü varmış. O zamanlar o havâlide büyük bir beylik orman vardı. Halil kestirme yoldur diyerek Dürdâneyi ormana sokmuş ve orada bıçağını çekerek ölüm tehdidi altında genç kadına tecâvüz etmiş. Ertesi sabah kaçak tütünlerle perişan bir halde evine dönen güzel kaçakcı, başından geçeni kaynanasına olduğu gibi anlattıktan sonra ondan mahbushânedeki kocasının tabancasını almışdı. Bir hafta on gün kadar sonra da yine Merdiven Köyüne gelmiş. Kaçak tütün paketlerinden bir kundak çocuğu daha yapılmış ve genç kadın: “Geçen sefer Kürd Halilin arkadaşlığından pek memnun oldum, bu sefer de onu isterim..” demişdi. Kendisini genç ve güzel kadına beğendirmiş olduğunu zan eden şaki bu sefer yanına uygunsuz gürûhundan Parlak Hasan adında genç bir bostan yanaşmasını da almışdı. Dürdâne Kürd Halile karşı küskün görünmediği için artık bıçak çekmeye, ölümle tehdide lüzum görülmeden eğlenebileceklerini sanan iki hayta, beylik ormanın can sohbetine elverişli ıssız bir yerine geldiklerinde Halil: “Haydi bakalım Dürdâne.. ferâceyi çıkar at da muhabbete başlayalım!” demiş. Kundak çocuğu şeklindeki tütün dengi Parlak Hasanın kucağında imiş, Halilin elinde bir muşamba fener varmış, ormana girerler iken söndürmüş. Zifirî karanlık, önde Halil, ortada Dürdâne, arkada Hasan, elele tutuşmuş olarak yürüyorlarmış. Kürd Halil durup da kadına yukardaki sözü sarfedince Dürdâne ferâcesini çıkarıyormuş gibi yaparak tabancayı çekmiş ve hemen burnunun dibindeki Halilin beynine boşaltmış, o yere devrilirken neye uğradıklarını anlayamayan Parlak Hasanın göğsüne de iki el ateş etmiş. Kürd de oğlan da o anda ölmüşler. Dürdâne gayet soğuk kanlı el yordamı ile arayıp bulduğu muşamba feneri yakmış, ve kaçmamış. Kundak çocuğu şeklindeki tütün denginin üstüne oturarak fenerin cılız ışığında ölüleri seyretmiş. Silâh seslerine koşan orman bekçileri genç kaatil kadını fenerin ışığı ile kolayca bulup yakalamışlar.
Bu vak’a Merdivenköyünde ve Üsküdarda o kadar derin akisler yapmışdır ki Dürdâneden yıllarca bahsedilmişdir.
Bir namus intikamı yolunda iki kişi öldüren Kaçakcı Dürdâne cinâyetini işlediği anda tecennün etmiş, bir müdet Toptaşı Timarhânesinde yatmış, zararsız deli olarak âilesine teslim edilmiş. Dört beş yıl kadar yaşamış, ve kendisini hep erkek bilmiş, saçlarını kesmiş, kocasının poturunu cebkenini giyer, başında fes sokaklarda dolaşır, kimsin diye soranlara: “Bana Kanlı Acem Ali Bey derler!” cevabını verirmiş. Bahtsız kadının o devrin büyük halk romancısı Ahmed Midhat Efendi “Dürdâne Hanım” ismindeki romanını okuyanlardan olduğu anlaşılıyor (B.: Dürdâne Hanım).
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM090443
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 9, sayfa 4825-4826
Bakınız Notu
B.: Dürdâne Hanım
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.