Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DÜKKÂN
“Arabca isim, perâkende satılan eşyânın teşhir edildiği yer. Dükkân açmak, alış verişe başlamak, ticâret etmek; dükkân tutmak, alış veriş, ticâret için yer kiralamak; dükkâncı, dükkânda alış veriş eden esnaf; dükkâncılık, alış veriş, ticâret. Cem’i Dekâkin’dir, garb türkçesinde de kullanılmışdır” (Türk Lugatı).
Eski İstanbulda çarşı boylarındaki dükkânların hemen hepsinin üstünde bir bekâr odası vardı ki bekâr uşağı garib çıraklar, kalfalar bu odalarda yatar barınırlardı. Kendisi de bekâr olan ve dükkânı evinin semtine çok yakın olan dükkâncının, ustanın da çırak veya kalfası ile birlikde bu odada yattığı olurdu.
Dükkân üstü bekâr odalarında barınan esnaf akşam ezânında yemeklerini yerler, ve hemen yatarlardı; bâzan da yatsıya kadar bir mum ışığında oturulur, sohbet, muhabbet edilirdi. Bu bekâr odalarının eşyâsı büyükce bir zenbil içinde bir çamaşır boğçası, bazan küçük bir sandık, tek şilteli, tek yorganlı, tek yasdıklı bir yer yatağı idi. Dükkânın lüzumsuz hırdavatı ile bazı fazla ticâret malları da bu odada muhafaza olunurdu.
Hicrî 1242 yılı başında (M. ağustos 1826) tanzim edilmiş İhtisab Nizamnâmesinde (B.: İhtisab, İhtisab Ağalığı) dükkânlar üstündeki odalar hakkında şu hükümler vardı: “... Dükkânların üzerindeki odalara gece olsun gündüz olsun sâhibinden gayri (usta ve çır...
⇓ Read more...
“Arabca isim, perâkende satılan eşyânın teşhir edildiği yer. Dükkân açmak, alış verişe başlamak, ticâret etmek; dükkân tutmak, alış veriş, ticâret için yer kiralamak; dükkâncı, dükkânda alış veriş eden esnaf; dükkâncılık, alış veriş, ticâret. Cem’i Dekâkin’dir, garb türkçesinde de kullanılmışdır” (Türk Lugatı).
Eski İstanbulda çarşı boylarındaki dükkânların hemen hepsinin üstünde bir bekâr odası vardı ki bekâr uşağı garib çıraklar, kalfalar bu odalarda yatar barınırlardı. Kendisi de bekâr olan ve dükkânı evinin semtine çok yakın olan dükkâncının, ustanın da çırak veya kalfası ile birlikde bu odada yattığı olurdu.
Dükkân üstü bekâr odalarında barınan esnaf akşam ezânında yemeklerini yerler, ve hemen yatarlardı; bâzan da yatsıya kadar bir mum ışığında oturulur, sohbet, muhabbet edilirdi. Bu bekâr odalarının eşyâsı büyükce bir zenbil içinde bir çamaşır boğçası, bazan küçük bir sandık, tek şilteli, tek yorganlı, tek yasdıklı bir yer yatağı idi. Dükkânın lüzumsuz hırdavatı ile bazı fazla ticâret malları da bu odada muhafaza olunurdu.
Hicrî 1242 yılı başında (M. ağustos 1826) tanzim edilmiş İhtisab Nizamnâmesinde (B.: İhtisab, İhtisab Ağalığı) dükkânlar üstündeki odalar hakkında şu hükümler vardı: “... Dükkânların üzerindeki odalara gece olsun gündüz olsun sâhibinden gayri (usta ve çırağından gayri) kimse eğlenemez (kalamaz); dükkân sahibi vilâyetinden gelmiş akrabamdır veya hemşehrimdir diye dükkânı üstündeki odaya bir nefer bekâr alırsa ve bunu İhtisab Ağası haber alırsa o misâfiri odadan derhal çıkarıp dükkân sâhibini tedib eder...”.
Bekâr uşağı çırakların, ve bu çırakların arasında bilhassa güzel çocukların dükkân üstündeki odalarda geçmiş hayatları üzerine pek çok şey yazılmışdır, bunların arasında garib ve namuslu çocukların doğruluk yolunda nasıl mükâfat gördüklerini anlatan çok güzel hikâyeler vardır. (B.: Helvacı Güzeli Mehmed Hikâyesi) Kalenderlik yollarında âşıkaane vak’alar, cinâyetler de nakledilmişdir, yine aynı yollarda kaleme alınmış destanlar vardır. (B.: Doğramacı Destanı).
Dükkân üstündeki odalarda yatar kalkar bekâr uşaklarının ellerinden çıkmış kazâ ateşleri ile İstanbulda yangınlar da olmuşdur, hattâ şehrin büyük bir parçasın yok eden ateş âfetleri olmuşdur.
Dükkân üstündeki bekâr odalarında yatıp kalkma, hem ahlâkî mahzurlar dolayısı ile hem de yangın tehlikesine karşı, Cumhuriyet devrinde kesin olarak yasak edilmişdir. Fakat bâzı dükkânlarda kaçak olarak yatar kalkar çıraklar zamanımızda da görülür. Bu yasak için tamamen tavsamışdır diyebiliriz.
Eski kahvehâne dükkânlarında ise çıraklar, kahvehâne uşakları yataklarını geceleri kahvehâne peykeleri üstüne sererlerdi. Eski kahvehânelerde ayrıca “Şirvan” denilen balkonumsu yerler vardı, kahve çırakları, uşakları ve kahvehânelerde mekân tutmuş bâzı bekâr tâifesi geceleri, konar kalkar bir merdivenle çıkılır bu şirvanlarda serilen döşeklerde yatarlardı.
Eski esnaf hayatı gedik usulüne bağlı olduğu için İstanbulda dükkânların sayısı ve yerleri belli, sâbit idi (B.: Gedik), onun içindir ki dükkân üstündeki bekâr odalarında yatar kalkar esnafın kontrolü çok daha kolaydı. Çırak keyfe göre koğulamaz, istenildiği zaman yeni çırak alınamaz, çarşı boylarının bütün çırak ve kalfaları, dükkân üstündeki odalarda yatar kalkar tâife isimleriyle ve meşreb ve ahlâkları ile çarşı bekçilerinin mâlumuydu.
Meyhâneler, Kahvehâneler ve Kasablar müstesnâ, hemen bütün dükkânlara sokakdan en az iki üç basamak merdivenle çıkılarak girilirdi. Çarşı boylarında yol ile aynı seviyede dükkân yokdu. Dükkânlara, tıbkı evlerde olduğu gibi sokak pabucu ile girilemezdi; usta, kalfa, çırak merdivenin alt eşiğinde pabuçlarını çıkarırlar ve dükkâna çorabla yahud çıplak ayakla çıkarlardı, dükkân içinde de öyle oturulur, dolaşılırdı. Ustanın dostu ahbabı olmayan ve sâdece alış veriş için gelen müşteriler dükkân içine alınmazdı, tezgâh önünden alış veriş edilirdi.
Dükkâncının misâfirleri de dükkâncı ve çırakları gibi pabuçlarını çıkarıp dükkâna çıkarlardı, bundan ötürüdür ki eski metinlerde “Dükkâna girdi” yerine hemen dâimâ “Dükkâna çıkdı” diye yazılıdır. Hattâ bu tâbir, güzel esnaf çıraklarının medhi yolunda yazılmış manzûmelerle edebiyatımıza girmişdir:
Kanlu peykânı ki bu sînei uryana çıka
Benzer ol goncai nevresteye dükkâna çıka
(Yahyâ)
*
Bir gümüş topuklu tâzerû çırak
Şan virir dükkâna nazla çıkarak
Ger bûsi pâyine izni olursa
Pîştahtesine sen nakdi can bırak
*
Seherî dükkâna çıkar ol mehrû
Pâyine ustası döker âbi rû
Dükkânın zemini dâimâ tahta döşeli olurdu. Bâzan tahta döşeme üzerine kilim, hasır serilirdi. Dükkâncı ve çırakları, kalfası yer minderleri üzerinde otururlardı.
1826 yılına kadar berber dükkânları gedikleri kahvehânelerle birlikde ola gelmişdi. Kahvehânelerin zemini taş döşeli olmak mecburiyetinde idi ve kahveci çırakları dükkânda çıplak ayakla ve çıplak ayaklarında nalın veya takunya ile hizmet etmek mecburiyetinde idiler, onun içindir ki kahvehânelerin bir köşesinde kurulur berber dükkânları da aynı nızama tâbi idi (B.: Kahvehâne; Berber, cild 5, sayfa 2514).
Büyük Ordu - Esnaf alaylarında İstanbul esnafı arabalar üzerinde dükkânlar kurar, mallarını, işlerini, zanaatlarını halka teşhir ederek geçerlerdi, bu alayları tasvir eden eski metinlerde çok canlı, çok renkli sahneler vardır. (B.: Esnaf - Ordu Alayı).
İstanbulda temizlik amelesi (çöpcü) teşkilâtı kurulmadan önce esnaf dükkânlarının önlerini temiz tutmaya ve sabah akşam dükkân önlerini temizlemeye mecbur idiler. (B.: Çöpçü, Çöpçüler, cild 8, sayfa 4122).
Dükkânlara sahiblerinin ismi yazılarak tabelâ asılması mecbûriyeti geçen asır sonlarında konmuşdur; sâhibleri tarafından isimler verilmesi de tabelâlar asıldıkdan sonra başlamışdır. Kadimden beri bâzı İstanbul dükkânlarına, tebelâ yerine, o dükkânı halka tanıtacak Kule, Minâre, Merdiven, Arslan, At, Deve, Horoz, Kuş, Balık, Çiçek, Ağaç, Gemi, Kayık, Araba, Çizme, Kafes, Zincir gibi alâmeti farika teşkil edecek bir resim şekil asılır, hattâ bâzan bunların mücessem modelleri, maketleri yaptırılarak asılırdı; bu model - maketlerin içinde ugün için pek yüksek kıymetli sanat eserleri vardı; meselâ Mısır Çarşısında Hamlacı başının Bahâratcı Dükkânında 1,5 metro kadar boyunda altı çifte çok güzel bir saltanat kayığı modeli vardı ki, yeri İstanbul Deniz Müzesi olan bu model bugün nerededir, kimin elinde kalmışdır bilmiyoruz.
Abdülaziz devrinde bâzı dükkân sahibleri alâmeti fârika olarak Osmanlı Arması asmaya başladılar; İkinci Sultan Abdülhamid dükkânlara devleti temsil eden armanın asılmasını yasak etti.
Meşrûtiyet devrinde bir bayrak modası çıkdı, meyhânelere varınca dükkân camekânlarına kırmızı yağlı boya ile ayyıldız resimleri yapdırıldı, bayrak nakşımızı lâübâlî bir ibtizâle düşüren bu nakışlar da yasak edildi.
İstanbulda dükkân isimleri de devir devir modaya, zamanın ahvaline tâbi ola gelmektedir:
İkinci Meşrûtiyet devrinde “Meşrûtiyet”, “Kanunu Esâsî”, “Donanma”, “Ordu”, “Selânik”; Birinci Cihan Harbi içinde “Berlin”, “Viyana”, “Yavuz”, “Midilli”, “Çanakkale”, “Kars”, “Batum”; Mütareke ve işgal yıllarında “Garden”, “Pariziyen”, “Londra”, “Haylayf”; Beyaz Rusların memleketlerinden kaçıp İstanbula uğradıkları sıralarda “Petrograt”, “Moskova”, “Novotni”; Zaferden sonra “Anadolu”, “Ankara”, “Hakimiyeti Milliye”, “Sakarya”, “İnönü”; sıkı fıkı Amerika dostluğu zamanlarında “Amerikan”, “Holivud”, “Atlantik” “Teksas”; piyasaya yeni zenginlerin, yeni para görmüşlerin katıldığı devirde “Özen”, “İmren”, “Doyum” ve daha bunlara benzer pek çok isimler kullanılmışdır.
Son yıllar içinde İstanbul dükkânlarının iç dekorları, vitrinin tanzimi hakikaten sanatkâr ellerle yapılmaya başlanmışdır. Bilhassa elektrik ışığından, dükkânları câzib göstermede çok faydalanılmaktadır.
Zamanımızda büyük piyasa yerlerinde ve ana caddelerde, yeni işler için dükkân bulmak çok zordur, misal olarak kaydederiz ki Ankara Caddesinde 15-50 bin, Beyoğlunda İstiklâl Caddesinde 100 bin liradan yukarı hava parası verilmeden bir dükkân bulunamaz.
İç Bedestanda bir dükkân
(Resim: C. Biseo)
Kapalı Çarşıda bir Kavaf dükkânı
(Resim: C. Biseo)
Geçen asır sonlarında bir çarşı boyunda dükkânlar
(Fotoğrafdan Bülend Şeren eli ile)
Theme
Other
Contributor
Bülend Şeren
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM090403
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Bülend Şeren
Description
Volume 9, pages 4807-4810
Note
Image: volume 9, pages 4807, 4809, 4810
See Also Note
B.: İhtisab, İhtisab Ağalığı; B.: Helvacı Güzeli Mehmed Hikâyesi; B.: Doğramacı Destanı; B.: Gedik; B.: Kahvehâne; Berber, cild 5, sayfa 2514; B.: Esnaf - Ordu Alayı; B.: Çöpçü, Çöpçüler, cild 8, sayfa 4122
Theme
Other
Contributor
Bülend Şeren
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.