Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DURSUN BÂLÎ
Geçen asır ortalarında yaşamış bedbaht bir delikanlı; hayat hikâyesini, dayım Ali Emîrî Efendinin bana bağışladığı kitablar arasında müellifi mechul isimsiz bir risâleden alıyorum :
“Dursun Bâli kânı irfan ve mehdi hûban medînei İstanbuldan zühur ve hüsn ile reşk âveri gilmânı cümhur bir tâze rû mahbub olub Kasımpaşa İskeleci Kebîrinde dolmuşa işler növbet kayığında deryâya pala çalar hizberi behrî yâni hamlacı dilberi idi.
(Beyit)
Fürûgi şûlei nâri muhabbet oldu âlemgir
Nola âb olsa âteş hâk âteş rûzigâr âteş
(Beyit)
Pâ bûsi yâre teşne lebi cûyibarden
Tâkib idüb birbirin itmez karûr mevc
“Libâsı köhne pâ bürehne :
“Ammâ gümüş topuk nevcivan kopuk ki kâküli gümrâh üzere külâhı ol şehbâzı melâhat penâhı şöyle açmışdır ki kasem Hudâya anı sevenin zarre mikdârı günâhı yok :
(Beyit)
Efseri husrevi kordum benim olsa serine
O kayıkcı güzelin kendi külâhı yerine
“Dursun Bâlînin ayağında çıban çıkub ufûnet eyledikde oğlan Galatada frenk cerrah Candolyan’a (Jean de Lion ?) varmış timar için, cerrahı merkum gaayetle hünerver musavvir nakkaş imiş ki çıbanı timar ve hem hamlacı civanın tasvirin nakşeylemişdir ki dükkânına varan yâran ol nakşi gördükde vâlehü hayran kalurdu. Mahbûbi mühmelin ibtidâi şöhreti işte bu nakşi sûretidir ki Kaptanpaşa Dîvânı kalemi ketebesinden ve ketebenin...
⇓ Devamını okuyunuz...
Geçen asır ortalarında yaşamış bedbaht bir delikanlı; hayat hikâyesini, dayım Ali Emîrî Efendinin bana bağışladığı kitablar arasında müellifi mechul isimsiz bir risâleden alıyorum :
“Dursun Bâli kânı irfan ve mehdi hûban medînei İstanbuldan zühur ve hüsn ile reşk âveri gilmânı cümhur bir tâze rû mahbub olub Kasımpaşa İskeleci Kebîrinde dolmuşa işler növbet kayığında deryâya pala çalar hizberi behrî yâni hamlacı dilberi idi.
(Beyit)
Fürûgi şûlei nâri muhabbet oldu âlemgir
Nola âb olsa âteş hâk âteş rûzigâr âteş
(Beyit)
Pâ bûsi yâre teşne lebi cûyibarden
Tâkib idüb birbirin itmez karûr mevc
“Libâsı köhne pâ bürehne :
“Ammâ gümüş topuk nevcivan kopuk ki kâküli gümrâh üzere külâhı ol şehbâzı melâhat penâhı şöyle açmışdır ki kasem Hudâya anı sevenin zarre mikdârı günâhı yok :
(Beyit)
Efseri husrevi kordum benim olsa serine
O kayıkcı güzelin kendi külâhı yerine
“Dursun Bâlînin ayağında çıban çıkub ufûnet eyledikde oğlan Galatada frenk cerrah Candolyan’a (Jean de Lion ?) varmış timar için, cerrahı merkum gaayetle hünerver musavvir nakkaş imiş ki çıbanı timar ve hem hamlacı civanın tasvirin nakşeylemişdir ki dükkânına varan yâran ol nakşi gördükde vâlehü hayran kalurdu. Mahbûbi mühmelin ibtidâi şöhreti işte bu nakşi sûretidir ki Kaptanpaşa Dîvânı kalemi ketebesinden ve ketebenin kibârından Mehmed Paşa zâde Kâşif Bey bu nakşi gördükde derdi aşka mübtelâ ve bu derd ile şûrü sevdâ ile şeydâ olub :
(Beyit)
Heyret alur aklımı baksam gözüne kaaşına
Sad hezâr âferin ol sûretin rakkaaşına
“Divan çavuşlarından Behlul Çavuş ki o beyin mahremi râzı idi ve beyin pâkdâmenliğin bilir idi, oğlanı almış götürmüş elin öpdürmüş ammâ ki asılda Kâşif Bey pâyi yâre düşmüşdür :
(Beyit)
Düşdüm efendim pâyi şehi dilber üstüne
Ol gonce gülüp didi yüzün güller üstüne
“Kaddi mevzûni servi dilârâ, cümle âzâsı kıl kadar kusurdan müberrâ, lisâna gelse tûtii gûyâ ammâ kelâmında noksanı edebü hayâ, esâfili nâsden olmağla şecaat arz eylese itlik dâvâsı, türkü ırlasa uçkur havâsı :
(Mısrâ)
Mahbub oldur ki nâzik ola echel olmaya
(Beyit)
Ne bilsün ırzı kadrini erâzil
Eâli yolunu tutmaz esâfil
“Kâşif Bey görmüş ki hamlacı şehbazı Dursun Bâli muhtâcı terbiyedir, hâli üzre terk eylese mâşuk sûretinde beliyedir :
(Beyit)
Levhi dilde nakşolunmuşken hayâli rûyi yâr
Çirki cehli mezelletde terk eylemek revâmı mı ?
“Hak kelâm budur ki Dursun Balî civan rengi rûyi humret üzre mahbûbi mühmel, el ayak letâfet ile müşekkel, reftârı levendâne, âşıka riâyetde merdânedir, terbiye kabul idüb sen Köroğlusun beyim demiş ben Ayvaz, ammâ gel gör ki böyle sînesi uryan daltaban dilrübâlar tızman tırıl engelsiz olmaz, Hamlacı dursun Bâlînin dahi kalyoncu itlerinden Karaçomar diye mülâkkab bir dîvi Ehremen sûret ve bed tıynet refîki varmış ki anınla mâdevü ner mertebesinde mahremi yâr imiş :
(Mısra)
İt değmiş aşa dönmüş hâni visâli yâr
(Mısrâ)
Zâğı kör ki hümâyi itmiş şikâr
“Kara kılları libâsı katrânî ve Dursun Bâlinin nakşi pâyinde sâye misâli belâyı âsümânî Karaçomar ki destinde bıçak kayış bacak :
(Beyit)
Hânene gelse de ol şûhi perî şive yine
Bilesince heman ol düşmeni bed hû bulunur
“İplikçi Hamamında dellâk olub mahbûbu mühmelinin kendûsunden yüz çevirüp bir eyyam teşrif etmediğin gördükde :
(Mısrâ)
Gün gibi tolundu çeşmimden o şemsi hâvari
“Külheni hicrü heybetde kara kütük misâli yanmış, o ki bir kerre mescide varub yüzün secdeye koymamış iken neûzibillâh :
(Mısrâ)
Ey sanem sen mazharullahsın
“Deyüb Dursun Bâlîye tapar idi ammâ velâkin aslaa renk vermeyüb ol yâri şivekârı iyşü işret ve seyrü safâ behânesi ile Kâğadhâneye dâvet eylemiş :
(Beyit)
Şakit kinehâh ile seyrâna gitme hiç
Gel gör ki noldu Yûsüfe yabâne gitme hiç
“Ammâ Dursun Bâlîye gaflet galebe idüb Karaçomar ile Kâğıdhâneye vardıkda kara dellâk putberest iken putşiken olmuş :
(Beyit)
Bahtımız çünkü siyehdir hattı eş’ar gibi
Hâlimi şerh ideler defterü divanlar ile
“Deyüb ol şakii mel’anet pîşe hemen hançeri gadri uryan idüp Dursun Bâlîyi katlü hellâk etmişdir.
(Tarih)
Mücevherdir tarihi ol nevcivanın “nur” ile
“Karaçomar şehid itti Hamlacı Dursun Şâhı”
1206 + 50 = 1256 (M. 1840)
“Kalyoncu dellâki Kasımpaşa İskelei Kebîrinde berdar ettiler, Kâşif Beye sevdâ gelüp bir eyyam yalın ayak başı kabak saç sakala karışmış İskelei Kebirde dolaşır Dursun Bâlî növbete girmez mi diye şuna buna sual ederdi, hâlini bilenler Beyim şimdi müşteri aldı gitti dirlerdi, bilmeyenler güler geçerdi. Âhir Mevlevîhânede derviş olub kapandı şöyle ki şeyh efendi cerrah Candolyondan Hamlacının tasvirini iştirâ idüp gel senin mahbubun dergâhı şerifdedir demiş ve Kâşif Beyi o tesvir ile avutub kapatmışdır”.
Muzaffer ESEN
Kayıkcı Dursun Bâli
(Resim : Sabiha Bozcalı)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Muzaffer Esen
Kod
IAM090327
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tanım
Cilt 9, sayfalar 4771-4773
Not
Görsel: cilt 9, sayfa 4772
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.