Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DÖRDÜNCÜ SULTAN MEHMEDİN TENEZZÜH KADIRGASI
Dünyâda, denize konulduğu takdirde yüzecek durumda tek tarihî tekne olup hâlen İstanbulda Beşiktaşda Deniz Müzesinin kayıkhânesindedir (B.: Deniz Müzesi, cild 8, sayfa 4449); “Avcu) lakabı ile tanınmış ve yarım asra yaklaşan saltanatı boyunca Edirne ile İstanbul arasında sık sık gidip gelmiş, büyük sürgün avları ve Türk Ordusunu seferlere uğurlama vesilesi ile Trakyada ve Balkanda dolaşmış Dördüncü Sultan Mehmedi (saltanatı 1648 - 1687) Boğaziçinde, Haliçde ve Marmarada dolaşdırmış, gezdirmiş olan zamanının en lüks ve muhteşem kürekli saltanat gemisidir.
1917 senesinde basılmış olan Deniz Müzesinin eski rehberinin mukaddimesinde bu gemi hakkında şu bilgi verilmişdir ki yazı, müzenin o zamanki müdürü ressam bahriyeli Ali Sâmi Beyin imzâsını taşımaktadır (B.: Boyar, Ali Sami, cild 6, safya 3036) :
“Gemi mîmârîsi sanatının en meşhur eserlerindendir. Yapısında dikkati çeken zarâfet bir sanat terkibi taşımaktadır. O devrin gemi yapı sanatının çoklukla kullandığı ince ve uzakdan görülmez bir takım oymalar yerine büyük parçalarla tezyin olunarak bunların bir araya toplanmasında ve kompozisyonundaki mîmârî incelik dikkatle gözetilmiş ve pek güzel muvaffak olunmuşdur. Teknenin kıç tarafını teşkil eden Köşk ile Bağçelik dış görünüşü ayrı ayrı parçaların zarâfetini değil, bir kitle olarak g...
⇓ Read more...
Dünyâda, denize konulduğu takdirde yüzecek durumda tek tarihî tekne olup hâlen İstanbulda Beşiktaşda Deniz Müzesinin kayıkhânesindedir (B.: Deniz Müzesi, cild 8, sayfa 4449); “Avcu) lakabı ile tanınmış ve yarım asra yaklaşan saltanatı boyunca Edirne ile İstanbul arasında sık sık gidip gelmiş, büyük sürgün avları ve Türk Ordusunu seferlere uğurlama vesilesi ile Trakyada ve Balkanda dolaşmış Dördüncü Sultan Mehmedi (saltanatı 1648 - 1687) Boğaziçinde, Haliçde ve Marmarada dolaşdırmış, gezdirmiş olan zamanının en lüks ve muhteşem kürekli saltanat gemisidir.
1917 senesinde basılmış olan Deniz Müzesinin eski rehberinin mukaddimesinde bu gemi hakkında şu bilgi verilmişdir ki yazı, müzenin o zamanki müdürü ressam bahriyeli Ali Sâmi Beyin imzâsını taşımaktadır (B.: Boyar, Ali Sami, cild 6, safya 3036) :
“Gemi mîmârîsi sanatının en meşhur eserlerindendir. Yapısında dikkati çeken zarâfet bir sanat terkibi taşımaktadır. O devrin gemi yapı sanatının çoklukla kullandığı ince ve uzakdan görülmez bir takım oymalar yerine büyük parçalarla tezyin olunarak bunların bir araya toplanmasında ve kompozisyonundaki mîmârî incelik dikkatle gözetilmiş ve pek güzel muvaffak olunmuşdur. Teknenin kıç tarafını teşkil eden Köşk ile Bağçelik dış görünüşü ayrı ayrı parçaların zarâfetini değil, bir kitle olarak gemide, lâtif bir mimârî kompozisyonun bütün inceliklerini gösterir.
“Köşkün (pâdişaha mahsus yerin, kamaranın) içi baga zemin üzerine fildişi ve sedef oymalarla (kakmalarla) müzeyyen olup bu baga oymalara şeffaf bir renk vermek için zeminine altun varak konmuş, aralara gümüş kakmalar üzerine konmuş kıymetli taşlarla tezyin edilmişdir.
“Teknenin boyanmasında kullanılan boyalar, husûsiyle lâciverd renk, Türk sanatkârlarının icad ettiği bir çeşid lâciverd boya olup üzerinden asırlar geçdiği halde tâzeliğini ve şeffaflığını muhâfaza etmektedir, kıymetinin ve makbul oluşunun sebebi de budur, maalesef şimdi bu boyanın nasıl yapıldığını bilen kimse kalmamışdır.
“Kadırganın esas ölçüleri şunlardır :
Boyu 40 metre
Eni 5.70 “
Derinliği 2,40 “
Omurgadan küpeşteye baş yüksekliği 2,28 “
Omurgadan köşk üstüne kıç yüksekliği 5,10 “
Hacmi 140 ton
“Gemi 24 oturak (kürekci sırası) 48 kürekli olup tek küreğini 3 hamlacı çekmekde, 144 hamlacısı, kürekcisi bulunmakda idi.
“Köşkün içindeki nakışlar arasında pirinç levhalar üzerine dua ve pâdişahı medheden yazılar oyulmuşdur (işlenmişdir), bu pirinç levhalardan yalnız bir tâne kalmış olup üzerinde şu mısrâ vardır :
Devâmı ömr ile rüstemlik itsün kahraman âsâ
“Köşkün tavanına sedef oyna (kakma) ve sülüs yazı ile şu kıt’a yazılmışdır :
Hazreti Sultan Mehmed Hânı Gaazinin müdâm
Bahrü berde yâri Hıdr, hâfızı Allah ola
Yapdura dâim saadetle nice âlâ kayık
Ömri Nuh ile cihan milkinde şâhinşâh ola
“Bu asırlar görmüş kadırganın Tersâneye nakli tarihi olan 1328 senesine kadar (1910; 1912-1913) mahfuz bulunduğu Sarayburnunda kâin Yalı Köşkü Kayıkhânesinin rutûbetli duvarları arasında her türlü bakımdan, korunmadan mahrum olarak 265 senelik ömründe çürüyüp bozulmadan kalabilmesi teknenin yapısındaki sağlamlığı isbata kâfidir” (Ali Sami).
Yüzlerce yıl saray kayıkhânesinde durdukdan sonra Kasımpaşada Tersane Kayıkhânesine, bir müddet sonra oradan da Beşiktaşda depo - mağazadan bozma bir kayıkhâneye nakledilen bu güzel gemi hâlen, dünyâda eşsiz ve baha biçilemez bir kıymet taşıdığı halde şânına lâyık yerini hâlâ bulamamışdır. Bu arada bizi endişeye düşürecek çok önemli bir hâdisede olmuşdur; geminin Ali Sami Boyar tarafından yukarda târif edilen hünkâr köşkü tekneden sökülmüş, tâmir edilmiş ve Deniz Müzesi binâsının bir taşlığına konularak teşhîre arz edilmişdir. Bu haşmetli teknenin yok olmasına doğru atılmış korkunc bir adımdır. Bu müzenin değerli yöneticileri tarafından iyi niyet yapılan bu iş, köşkün tekneden ayrılması, kabul etmek lâzimdir ki ilerisi için çok tehlikelidir. Bu endîşemizi belirtdiğimiz zaman müze yöneticileri bize : “Köşk, kadırga teknesindeki yerinden muvaffakaten sökülmüşdür, imkân ölçüsünde tâmir edildi, bu taşlıkda teşhir ediliyor; müze idâresi, gaayetle kıymetli diğer saltanat kayıkları ile birlikde bu kadırga teknesine yer bulamama ızdırâbı içindedir, yer bulunub eşsiz kadırgaya teknesi oraya konulunca kadırganın köşkü de gemideki yerine konulacakdır” demişlerdir. Tekrar ediyoruz ki ihtiyatlı iş değildir, bilâkis çok tehlikelidir. Tekneye uzun zaman yer bulunamadığı düşünülür ise, köşkün tekneden ne maksadla söküldüğü de unutulacak, ve bir daha da yerine konulmayacak, dünyada tek benzeri olmayan ve kıymetine baha biçilmez muhteşem saltanat gemisi bu sûretle güdük, yoluk, çürümeye mahkûm kalacakdır. Emsalsiz tekneyi kurtaracak, ve ona hakkı olan salon-kayıkhâneyi yaptıracak yerine konulacak olan köşkdür; bizce hünkar köşkünün hemen saltanat kadırgasındaki yerine konulması gerekir; ya hep, ya hiç.
Bu kadırga hakkında aşağıdaki satırları 15 ramazan 1277 (27 mart 1861) tarihli Cerîdei Havâdis Gazetesinden alıyoruz :
“Saraybunu Kayıkhânesinde zan olunduğuna göre Sultan Muradı Rabi (Mehmedi Râbi) zamanından kalma gaayet cesim bir saltanat kayığı mevcud olub her nasılsa haşmetli Fransa İmparatoru hazretleri (Napoléon III.) bunun vasfını işiterek resminin imâli zımnında mahsus bir ressam tayin eylemişdi. Merkum ressam üç mah kadar çalışarak matlub olan resmi bu kere ikmâl etmiş ve geçen salı günü resimle Parise azîmet eylemişdir. İşbu resmi biz dahi görüp mezkûr kayığın şekil ve cesâmetini tahkik eylemiş olduğumuzdan târif ve beyanınına ibtidar olunur, şöyle ki tulen 69,5 ve arzen 5,5 arşın olub, fakat işbu tûlun rub’u mikdarı kılıç balığının burnuna müşabih sivri bir başdan ibarettir. İki tarafında kürekcilerin oturmasına mahsus birer buçuk arşın çıkmalar vardır ki kayıkda görülen skarmozların adedine nazaran 24 çifte kürek olup, kürekleri 16 arşın tûlünde olarak her birini üç kişi çekdiğinden bu hesap üzere 144 kayıkcı idâre eder demekdir. Kayıkcıların durduğu mahalde üç merdiven olub kürekcilerin şimdiki pazar kayıklarında olduğu gibi, ayak üzerine kalkıp oturarak kürek çekdikleri anlaşılır. Makarrı hazreti pâdişahî olan köşke gelince, hâlâ üzerinde mevcud olan bâzı âsâr delâletiyle pîrûze ve necef ve emsâli zikiymet taşlarla müzeyyen olduğu anlaşılır. Kayığın zemini beyaz olub üzerine yaldız ile anvâi resimler işlenmiş ve skarmosların aralarında mücessem birer arslan sûreti konmuşdur. Başda dahi yarı balık yarı canavar olmak üzere bir acâib hayvan resmi mevcuddur. Sûreti inşâiyesi gaayet musannâ olduğundan resmini alup her hususatını keşf ve tahkik eden mezkur ressam şimdiki sefâin mühendislerinin dahi ancak bu kadar yapabileceğini ifade etmişdir”.
Bu tarihî geminin eşsiz kıymetini zamanımızdan yüz yıl evvel yazılmış bu satırlar da ayrıca belirtmektedir.
1965 yılında Hayat Mecmuasında da bu kadırga hakkındaki bu yazıda şu acı satırlar okunmuşdur :
“Amerikalı iki müzeci bu kadırga karşısında hayret ve takdirlerini gizlemeye lüzum görmeksizin bir kıymet biçdiler :
— Dört milyon dolara derhal satın alabiliriz!.. dediler.
“Sonra bir az istihzâ, biraz da ders verir gibi ilâve ettiler :
— Bu paraya hiç olmazsa diğerlerini modern usullerle muhâfaza edecek tesisler yapar hem de lâyık oldukları şekilde teşhir edebilirsiniz!..” (Hayat Mecmuası).
“Bu lâflar avamfırîbâne küstahlığın örneklerindendir; fakat yukarda kaydettiğimiz endişelerimizi arttırmışdır.
Dördüncü Sultan Mehmedin Kadırgası
(Resim : Sabiha Bozcalı)
Dördüncü Sultan Mehmedin Kadırgası, Hünkâr Köşkü harab durumda iken, 1943.
(Resim : Nezih)
Theme
Other
Contributor
Sabiha Bozcalı, Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM090231
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Sabiha Bozcalı, Nezih
Description
Volume 9, pages 4727-4730
Note
Image: volume 9, pages 4728, 4729
See Also Note
B.: Deniz Müzesi, cild 8, sayfa 4449; B.: Boyar, Ali Sami, cild 6, safya 3036
Theme
Other
Contributor
Sabiha Bozcalı, Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.