Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DONANMA
Umûma âid bir sevincin ilânı için şehirlerin kandillerle ve bayraklarla ve şair şâşaalı ve şatafatlı şeylerle süslenmesi yüz yıllar boyunca yapıla gelmiş, bu arada Osmanlı İmparatorluğunun taht şehri olan İstanbul üç gün üç gece, yedi gün yedi gece, onbeş gün onbeş gece devam eden donanmalara sahne olmuşdur. İmparatorluk devrinde donanmalar yeni bir pâdişahın tahta oturması, harblerde kazanılan zaferler, padişah oğullarının sünnet düğünleri, pâdişah kızlarının, evlenme düğünler, padişah oğlu ve kızlarının doğumları dolayısı ile yapılırdı. İstanbulda zaferler dolayısı ile yapılan donanmalar vakaayinâmelerde bir kaç satırlık kayıdlarla geçildiği halde pâdişah evladlarının doğum şenlikleri, sultanların evlenme ve şehzâdelerin sünnet düğünleri şenlikleri, donanmaları üzerine “Sûrnâmeli Hümâyun” ve “Vilâdetnâmei Hümâyun” isimleri ile müstakil ve mufassal eserler yazılmışdır. Aşağıdaki satırları, 1759 yılında Üçüncü Sultan Mustafanın kızı Hibetullah Sultanın doğumu münâsebeti ile şâir Haşmet Efendinin yazdığı “Vilâdetnâmei Hümâyun” dan alıyoruz :
“Vaktaki donanmanın sekizinci günü geldi, herkeste zevk ve sefadan el ve etek çeker suretleri belirdi. Nihayet esnafın, ordu sefere çıkarken tertibettikleri alaylar gibi büyük bir esnaf alayı tertibedildi. Evvelâ her biri esnafın dükkânının zi...
⇓ Devamını okuyunuz...
Umûma âid bir sevincin ilânı için şehirlerin kandillerle ve bayraklarla ve şair şâşaalı ve şatafatlı şeylerle süslenmesi yüz yıllar boyunca yapıla gelmiş, bu arada Osmanlı İmparatorluğunun taht şehri olan İstanbul üç gün üç gece, yedi gün yedi gece, onbeş gün onbeş gece devam eden donanmalara sahne olmuşdur. İmparatorluk devrinde donanmalar yeni bir pâdişahın tahta oturması, harblerde kazanılan zaferler, padişah oğullarının sünnet düğünleri, pâdişah kızlarının, evlenme düğünler, padişah oğlu ve kızlarının doğumları dolayısı ile yapılırdı. İstanbulda zaferler dolayısı ile yapılan donanmalar vakaayinâmelerde bir kaç satırlık kayıdlarla geçildiği halde pâdişah evladlarının doğum şenlikleri, sultanların evlenme ve şehzâdelerin sünnet düğünleri şenlikleri, donanmaları üzerine “Sûrnâmeli Hümâyun” ve “Vilâdetnâmei Hümâyun” isimleri ile müstakil ve mufassal eserler yazılmışdır. Aşağıdaki satırları, 1759 yılında Üçüncü Sultan Mustafanın kızı Hibetullah Sultanın doğumu münâsebeti ile şâir Haşmet Efendinin yazdığı “Vilâdetnâmei Hümâyun” dan alıyoruz :
“Vaktaki donanmanın sekizinci günü geldi, herkeste zevk ve sefadan el ve etek çeker suretleri belirdi. Nihayet esnafın, ordu sefere çıkarken tertibettikleri alaylar gibi büyük bir esnaf alayı tertibedildi. Evvelâ her biri esnafın dükkânının ziyneti ve yüz akı olan müşteri aldatıcı çırakları kırmızı şallar ve mintanlarla ortalığı kızılca kıyamete döndürüp destarı levendâne, reftarı mestâne, gamze gammaz, dîde fusünsâz, kaamet kıyâmet, kıyâfet âfet, donanmanın hitamı gününde Sultanahmet camii avlusunda alay tertibi için, güneşe ya doğ ya doğayım diyerek toplandılar. Gün doğdukdan sonra alay tertib ederek o servü hiramanlar saf saf durdular. Ustaları da bayramlık esvablarını giymiş olarak önlerine düştü. Diba ve zerbaft’dan bayraklar açıldı, talâkatli duacılar tedarik edildi.
Her esnaf sınıfı ,bir tahtıravan üzerinde sanat ve işlerini teşhir etmişlerdi, her sınıfın sonunda bir mehter takımı bulunuyordu, bu suretle esnaf birbirlerinden ayırdolmuşlardı.
“En önde çiftçiler bulunuyordu. İçlerinde çiftçi eline düşmüş doğana benziyen bir mehpare civan ziraat alât ve edevatını taşıyordu. Babı Hümayundan girdiler, Ortakapı önünde hürmetle eğilerek kulluklarını arzettiler. Duâcılar, hünkârın ömrünün ve devletinin bereketine duâ etti; pâdişahın ihsanlarını alıp tertib üzere Bâbıhümâyundan çıkıp Alay Köşkü altından geçdiler. Oradan sadırâzam sarayına vardılar; orada Arz Odasının bakdığı meydana girdiler, yüzlerini toprağa sürüp pâdişâhın ve sadırazamın (Koca Râgıp Paşanın) hayır duâlarını ettiler. Sadırâzam tarafından hallerine münâsib top top dîbâ askılar ihsan olundu, duâcılarına ve bayrakdarlarına ve sanatlarını gösterenlere deste deste bir çok ihsanlar verilerek gönülleri hoç edildi.
“Çiftcilerden sonra Ekmekciler geliyordu. Bir araba üzerine fırın kurmuşlardı. Önünde bir fırıncı dilberi ekmeklerini teraziye koymuştu. Arkalarından kasap güruhu geliyordu. Etli canlı delikanlılarını henüz koyundan çıkmış körpe kuzu gibi önlerine katmışlar, “şevketlû padişahımızın koç başına kurban olalım” diyerek öküz kadar koçları altın teller ve mücevher sorguçlariyle süsliyerek, küçük kasap çırağı çocukların da kimi kaval çalarak, kasapbaşı ağa da yirmi otuz nefer çuhadar ile haşmetli geçtiler.
“Arkalarından bakkallar geliyordu. Fıstık dudaklı, badem gözlü bakkal güzelleri, işve satarak, ayakdaşlariyle yağlı ballı sohbet ederek omuz omuza, mükemmel ve tertipli ve teraziyle narha gelmez bahşiş ve ihsanlarını alıp geçtiler.
“Arkalarından berberlerin gümüş sineli, âyine yüzlü dilberleri kimi edilbâne ve kimi tarzı levendâne ile göğüsleri açık, kolları sıvalı adâb ile geçtiler.
“Sonra okcular ve yaycılar esnafının kirpikleri ok, kaşları, yay, güzellik ve telafet meydanının tozkoparanları yaydan kurtulmuş ok gibi geçtiler ve kabza kabza ihsanlar aldılar, debdebe ve gösterişte taş diktiler.
“Arkalarından simkeşlerin sırma perçemli ve gümüş tenli, yasemin bedenli güzelleri :
Haddeden geçmiş nezaket yalü bâl olmuş sana
edası hallerini vasfeden, bazularını gümüş külçesi gibi Uşşakın gözleriyle damgalatarak geçtiler.
“Sonra meyvacılar ve çiçekçiler, arkasından kebapçılar, bunlar bitince şekercilerin tatlı dilli şakirdanı :
Almaz mısın akîdeyi miski bahasına
gibi etrafa tatlı tatlı lâtifeler ederek geçtiler.
“Arkasından kürkçüler, kaşları samur, didesi mahmur çırakları samur ve sincaba gömülmüş olarak geçtiler.
“Arkalarından terziler, güzellik kumaşını naz ve istiğna endazesiyle ölçerek geçtiler. Onların arkasından bir kaide kalıplı kıyafetli seyircileri alay seyrine aceleden yalın ayak, kimini de iki ayağını bir papuca sokturarak getiren kavaf civanları geçtiler.
“Onlardan sonra mumcular esnafı, cevahir bedestanı sermayedarları, Sipahipazarı esnafı, yorgancıların müsellâh ve müzeyyen şehleventleri, Hint ve İran kıyafetleriyle Valde Hanı ve Vezir Hanı tüccarları, omuzlarında eşsiz Tûs ve Kişmir şallariyle geçtiler.
“Arkalarından mücellitler ve kâğıtçılar, Mısırçarşısı bezirgânları, Ketenpazarı ve esnafı, karadan yelkenlerini açmış ve toplarını atan bir kalyon yürüterek geçtiler.
“Elhasıl esnaf alayı gün doğarken başladı, gece yarısına, saat altıya, yediye (ezani saat) varıncaya kadar devam etti; yüz kırk beş adet muhtelif esnaf geçti. Her sınıf esnafın arkasından bir saz takımı gidiyordu. O gece, herkesin işiyle güciyle uğraşması ferman buyuruldu” (R. E. Koçu, Vilâdetnâmei Haşmet).
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM090170
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 9, sayfa 4695-4696
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.