Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DOĞRAMACI DESTANI
1307 ile 1308 senei hicriyelerinde Uzunçarşı doğramacılarından üç bıçkın oğlan bir kaç ay ara ile üç cinâyetin fâili olmuşlardı; gazetelerin vukuuâtı zâbıta sütunlarında yazılmış mıdır bilemem, tahkik etmedim, fakat hem kendi muhitlerinde hem de bu gibi vekaayie büyük ehemmiyet verilen İstanbulun tulumbacı kahvehânelerinde derin akisler yapmışdı.
1307 senesi zilkaadesinde (mart 1890) Kız Veli denilen nevhat delikanlı şu kadar yıldır dükkân üstündeki odada beraber yatub kalkdığı ve âguuşi muhabbetinde perverde olduğu ustasını parasına tamah ederek kesmiş, adamcağızın sandığındaki 150 altını alarak kaçmışdı. Dükkân komşuları gece duydukları boğuk hırıltılardan kuşkulanmışlar, fakat gaflete düşerek kalkıp bakmamışlar, fâcia sabahleyin öğrenilmişdi. Mevsim kış sonu, ortalık hayli soğuk olduğu halde kaatil Veli telâşından bacaklarına ancak pantolonunu çekebilip kaçmış, kan içindeki donunu gömleğini bile değiştirmemiş, sabahın alaca aydınlığında bir kayığa atlayıp Üsküdara geçmek istemesi, üstelik o zaman için büyük ücret sayılan bir mecidiyeyi hiç tereddüd etmeden çıkarıp vermesi sabah nöbetindeki laz kayıkcıları şüphelendirmiş ve oğlanı yakalamışlar, Kız Veli de karakolda cinâyetini îtiraf etmişdi.
Bu vak’adan iki ay sonra 1308 muharreminde (haziran 1890) aynı çarşıda yine dükkân ü...
⇓ Read more...
1307 ile 1308 senei hicriyelerinde Uzunçarşı doğramacılarından üç bıçkın oğlan bir kaç ay ara ile üç cinâyetin fâili olmuşlardı; gazetelerin vukuuâtı zâbıta sütunlarında yazılmış mıdır bilemem, tahkik etmedim, fakat hem kendi muhitlerinde hem de bu gibi vekaayie büyük ehemmiyet verilen İstanbulun tulumbacı kahvehânelerinde derin akisler yapmışdı.
1307 senesi zilkaadesinde (mart 1890) Kız Veli denilen nevhat delikanlı şu kadar yıldır dükkân üstündeki odada beraber yatub kalkdığı ve âguuşi muhabbetinde perverde olduğu ustasını parasına tamah ederek kesmiş, adamcağızın sandığındaki 150 altını alarak kaçmışdı. Dükkân komşuları gece duydukları boğuk hırıltılardan kuşkulanmışlar, fakat gaflete düşerek kalkıp bakmamışlar, fâcia sabahleyin öğrenilmişdi. Mevsim kış sonu, ortalık hayli soğuk olduğu halde kaatil Veli telâşından bacaklarına ancak pantolonunu çekebilip kaçmış, kan içindeki donunu gömleğini bile değiştirmemiş, sabahın alaca aydınlığında bir kayığa atlayıp Üsküdara geçmek istemesi, üstelik o zaman için büyük ücret sayılan bir mecidiyeyi hiç tereddüd etmeden çıkarıp vermesi sabah nöbetindeki laz kayıkcıları şüphelendirmiş ve oğlanı yakalamışlar, Kız Veli de karakolda cinâyetini îtiraf etmişdi.
Bu vak’adan iki ay sonra 1308 muharreminde (haziran 1890) aynı çarşıda yine dükkân üstündeki bekâr odasında tek başına yatar kalkar Hârun isminde 17 yaşında mürâhik bir oğlan, öteden beri pek yakın dostluğu dedikodulara yol açmış bir sandıkcıyı yine bıçakla öldürmüşdü. Yatsıdan sonra sandıkcının dükkânına gece yarısı misâfirliğine gitmiş Velinin âkibetinden ibret dersi almayarak ve dildâdesinin parasına tamah ederek adamcağızı derin uykusunda boğazlamış, 300 altınını alarak kendi dükkânına kaçmış, parayı döşeme altına sakladıkdan sonra üstünden kanlı çamaşırını da çıkarıp ilerde yok etmek üzere gizlemiş. Sandıkcıya misâfir olarak giderken ve dükkânına da kaatil olmuş dönerken nasılsa hiç kimse tarafından görülmemiş olan Hârun iki gün sonra zâbıta tahkikaaatı neticesinde zan üzerine yakalanmış, bu müddet içinde imhâya muvaffak olamadığı kanlı donu ve gömleği de ele geçirilince cinâyetini îtirâfa mecbur kalmışdı.
Bu iki cinâyet Uzunçarşının bütün doğramacı genclerini ağır ve kötü bir şübhe altında bırakmışdı, çarşının üstüne âdetâ bir kâbus çökmüşdü ki yine 17-18 yaşlarında Güreli Mevlûd üçüncü cinâyeti işledi.
Temmüz içinde bir perşenbe günü öğle üzeri Eyyubsultanda akrabâlarından birini göreceğini söyliyerek ustasından izin almış, ve Veli gibi, dükkân üstündeki bekâr odasında beraber yattıkları o adama eğer gece gelemez isem merak etme cuma sabahı erkenden dönerim demişdi. Fakat cuma sabahı dönmedikden başka bir daha hiç görünmemişdi. O cuma günü de, celeb kılıklı hüviyeti mechul bir şahsın Eyyub arkasındaki sırtda Cellâd Mezarlığı denilen mevkîde bir kaç yerinden bıçaklanmış cesedi bulunmuşdu. Önce fâili mecul kalacak bir cinâyet zan edilmiş iken, zabtiye nezâretinde bir zât Velinin ve Hârunun vak’alarını hatırlamış, Mevlûdun koyboluşu ile Cellâd Mezarlığı cinâyeti arasında bir münâsebet aramış, ve oğlanın memleketine yazılan tezkireye gelen cevabdan Doğramacı Mevlûdun köyünde olduğu, ve İstanbuldan geldikden sonra bir tarla satın aldığı öğrenilmişdir. Güreden mevkuufen getirtilen küçük delikanlı cinâyetini itiraf etmişdir. Öldürdüğü adamın kim olduğunu bilmediğini, altınla dolu kesesini gördükden sonra, perşenbe günü Eyyuba giderken yolda tanışdığı o adamın dâvetini kabul ettiğini, Balatda bir meyhânede işret ettiklerini, ve gece kır sefâsı sürerek yatmak üzere gittikleri ıssız bayırda zengin adam sızıp uyudukdan sonra keseyi alıp kacmak istediğini, fakat berikinin uyanması ile öldürmeye mecbur kaldığını anlatmışdır.
Üçü de gaayetle dilber ve Uzunçarşılı ve doğramacı üç gencin bu üç cinâyeti üzerine 28 kıt’alık bir “Doğramacı Destanı” yazmışdım, basdırıp sattırdım, çok rağbet gördü idi.
Destan dolayısı ile başımdan şöyle bir hâdise geçdi idi; bir gün Uzunçarşı boyunda bir kahvehâneye girdim, o tarihlerde beni o taraflarda henüz kimse tanımaz idi. Destanımdan bahsedildiğini duydum, kulak verdim. Velinin, Harunun, Mevlûdun benzeri bir şahbaz oğlan :
— Vâsıf denilen şu herifi bulsam, “Bizi güzel yazmışsın âferin kalemine, elin derd görmesin” derim, ellerini öperim, sonra da “Bizi İstanbulda rezil ettin, nâmusumuz beş paralık oldu, işte ben de senin kanını içerim..” derim, o herifi bıçaklarım !.. dedi.
Bayağı ürkdüm, renk vermeden kahvehâneden çıkdım; dünkü gün gibi hatırımdadır, dilber oğlan bıçağı çekmiş geliyor mu diye arkama birkaç defa dönüb dönüb bakmışdım. Vak’aları yukarda kısaca anlattığım için buraya destanın ilk kıt’alarını aldım :
1. Olmakda adamın gözleri şaşı
Dükkânlar kurulmuş karşı be karşı
Her dükkân içre bir civan oturmuş
Güzeller pazarı bu Uzunçarşı
2. Özenmiş bezenmiş yapmış Yaratan
Zeberdest bıçkınlar lücûcu nâdan
Gelmiş İstanbula tâze fetâlar
Kimi Amasradan kimi Bafradan
3. Nuh Nebî pir evi bilüb civelek
Dükkânda soyunmuş bir don bir gömlek
Doğramacıları gördükde sandım
Tezgâhın başında nîm uryan melek
4. Gülle topukları sebîkei sîm
Perçemin zer püskül ideyim tevsîm
Keman ebrûleri hem müjgânını
Bihzad kıl kalemle eylemiş tersîm
5. Tâcı Yûsufidir fesi külâhı
Zâhirde deryâyı aşkına mellâhı
Keştii dil talan ider korsanlar
Pâ bürehne şâkî esnaf gümrâhı
6. Nigâhında vahşet o hûnî püser
Pençei sîmîne almış bak keser
Pişesi âşıka cevrü cefâdır
Yâri gar refikin ustasın keser
7. Gül gül topuklara âhû gözlere
Mercan çakıllara tatlı sözlere
Nigâhı dâvete işmar gamzeye
Aldanma çatarsın kanlı dilbere
8. Vâsıfâ yaz artık şurda destana
Birkaç ay içinde kıydı üç cana
Doğracılardan üç bıçkın oğlan
Sîmîn pençesini bulayub kana
9. İkisi mürâhik biri hatâver
Deste pehlivanı aşkbaz dilâver
Kıl kadar kusursuz o güzellerin
Nezîrin görmemiş bahter ü hâver
21 yaşında olan usta kaatili Veli îdama, 17, ile 18 yaşlarında bulunan Hârun ile Mevlûd da îdâma, yaşları dolayısı ile yirmişer yıl pranga bendliğe mahkûm oldular denildi idi. Devrin hükümdârı İkinci Sultan Abdülhamid îdamları dâimâ müebbed habse çevirirdi, fakat o zamanlar mahkûmlara af da yokdu, Veli Oğlan asılmakdan kurtulmuşdur diyebilirim; eger zındanda ölmemişler ise bu üç kaatil gencin 1909 da Sultan Reşadın cülûsuna kadar 19 yıl zındanda kaldıkları muhakkakdır, yâni Hârun ile Mevlud cezalarını tam çekmişlerdir.
Vâsıf HİÇ
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Vâsıf Hiç
Identifier
IAM090083
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 9, page 4648-4650
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.