Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DİYAMANDİ EFENDİ
Avukat, rum asıllı Türk şâiri, ortodoks mezhebinde mevlevî muhibbi; 1888 de Kayserinin Talas nâhiyesinde doğdu, iplik ve pamuk tüccarı Yuvan Efendinin oğludur. Doğumundan on ay kadar sonra Yuvan Efendi âilece Kayseriden Kastamoniye hicret edib yerleşmiş, bu seyyahatda bir heybe içinde ve katır üstünde götürülen sâbi ilk tahsilini Kastamoni rum mektebinde görmüş ve yine orada Türk idâdisinde okumuşdur; îdadide bilhassa edebiyatda seçkin bir talebe olmuşdur. Şiir ile uğraşmaya da îdadi talebesi iken başlamış, yine o sıralarda Mevlânâya ve mevlevîliğe karşı içinde bir incizab duymuşdur; kendisi Mahmud Kemal İnal’a gönderdiği bir mektubda şöyle anlatıyor :
“Farisî hocamız Osman Efendi adında halim selim bir zât idi, fakat aşk adamı değildi; bize ders konusu olarak Mevnevii Şerîfin 18 beytini vermişdi, bize Mesnevîden okur iken yüreğime aşk ateşinin kıvılcımları hocadan değil, dinlediğim şiirin kendinden kopub düşdü; adını ilk defâ duyduğum Hazreti Mevlâna bana, gözümün ilk gördüğü insanlardan yakın âşînâ göründü; işte o günden bu yana bir aşk yangının alevleri içindeyim”.
Bu rum çocuğunda Türk diline, islâmî kültüre karşı yakın ve samimî alâkayı gören Kastamonide Nasrullah Medresesi müderrisi Hacı Mümin Efendi onun medresede islâmî ilimler tahsili imkânını sağladı; 1970 de sınıfının ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Avukat, rum asıllı Türk şâiri, ortodoks mezhebinde mevlevî muhibbi; 1888 de Kayserinin Talas nâhiyesinde doğdu, iplik ve pamuk tüccarı Yuvan Efendinin oğludur. Doğumundan on ay kadar sonra Yuvan Efendi âilece Kayseriden Kastamoniye hicret edib yerleşmiş, bu seyyahatda bir heybe içinde ve katır üstünde götürülen sâbi ilk tahsilini Kastamoni rum mektebinde görmüş ve yine orada Türk idâdisinde okumuşdur; îdadide bilhassa edebiyatda seçkin bir talebe olmuşdur. Şiir ile uğraşmaya da îdadi talebesi iken başlamış, yine o sıralarda Mevlânâya ve mevlevîliğe karşı içinde bir incizab duymuşdur; kendisi Mahmud Kemal İnal’a gönderdiği bir mektubda şöyle anlatıyor :
“Farisî hocamız Osman Efendi adında halim selim bir zât idi, fakat aşk adamı değildi; bize ders konusu olarak Mevnevii Şerîfin 18 beytini vermişdi, bize Mesnevîden okur iken yüreğime aşk ateşinin kıvılcımları hocadan değil, dinlediğim şiirin kendinden kopub düşdü; adını ilk defâ duyduğum Hazreti Mevlâna bana, gözümün ilk gördüğü insanlardan yakın âşînâ göründü; işte o günden bu yana bir aşk yangının alevleri içindeyim”.
Bu rum çocuğunda Türk diline, islâmî kültüre karşı yakın ve samimî alâkayı gören Kastamonide Nasrullah Medresesi müderrisi Hacı Mümin Efendi onun medresede islâmî ilimler tahsili imkânını sağladı; 1970 de sınıfının birincisi olarak îdâdiden diploma aldı, medreseden icâzet almak üzere idi ki Hukuk Mektebine girmek üzere İstanbula geldi.
Kastamonide Mevlevîhâneye bir kere dahi gitmediği halde İstanbulda Galata Mevlevîhânesinin sâdık müdâvimlerinden oldu; bu akademi tekkede Ahmed Celâleddin Dede Efendinin Mesnevî derslerinden (B.: Ahmed Celâleddin Dede), Ahmed Remzi Dede Efendinin de âşıkaane mestâne edebi sohbetlerinden feyz aldı (B.: Remzi Dede Efendi; Ahmed). Kendisi şöyle anlatıyor : “Bizim orada Diyamandi demezler, Yamandi derler; Galata Mevlevîhânesinde adımı sordukların da bana dâima Yaman Dede diye hitab ederdi, ben de Yaman Dede adını şiirlerimde mahlas olarak aldım”.
1907 İstanbula gelen Diyamandı Efendi 1909 da Hukuk Mektebine girdi; ve açılan bir musabakayı kazanarak Adliye Nezâretinde tahrirat kalemine kâtib oldu; 1913 de Hukuk Mektebinden diploma aldı, 1913 de Beyoğlu 1. Hukuk Mahkemesi zabit kâtibliğine tâyin edildi; 1932 de serbest avukatlık hayatına atıldı.
Aşağıdaki satırları, buraya kadar kaydettiğimiz notların da kaynağı olan İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın “Son Asır Türk Şâirleri” isimli eserinden alıyoruz :
“Garib bir tecellîye mazhar olan Diyamandi için ne söylemek lâzım geleceğini tâyin edemiyorum. Cânü dilden sevdiği ve sûreti mahsûsada ziyâretine şitâb ettiği Cenabı Mevlânânın nâmı mübâreki yad olundukca aşk ve şevk ile girye feşan olmaktadır. Mevlevi şâirlerin en değerlilerinden olan Esrar Dede merhuma dâir 23 mayıs 1939 da Ankara Radyosunda verdiği konferansı dinleyenler, mevleviliğe incizâbı ile berâber tedkikaatı, edebiyedeki iktidarını da tasdik etmişlerdir” (1941)..
Diyamandi Efendinin şiir dilinden örnekler:
MEVLÂNÂNIN HUZÛRUNDA
Ben sende bitirdim tenimi cânımı ey şâh
Buldum yine her derdim içinde seni billâh
Şellâlei esrârını dök rûhuma hergâh
Ağlat beni inlet beni tâ haşre kadar yak
NEY
İçi boş, benzi sararmış ona aşktır maya
Derdi hicran ile inler eder âh Leylâya
Arzeder hıçkırarak aşkını hep Mevlâya
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Bu cihanın ötesinden geliyor nağmeleri
Kanatır sineyi, kalbi; deler elbet ciğeri
Erişir mi buna kudret, buna insan hüneri
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Bu ne aşkın, bu ne derdin, bu ne neslin sesidir
Bu ne tizin, bu ne evcin, bu ne pestin sesidir
Bu, ezelden geliyor, Bezmi Elsetin sesidir
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Arşa çıktıkta bu ses, sanki felekler tutuşur
Melekûtûn tabakaatında melekler tutuşur
Yayılır nağmesi âfaka yürekler tutuşur
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Alalı sırrı “Ali” den tutuşur, bağrı yanar
Ayrılıklarda yananlar acaba neyle kanar ?
“Erni” derken o cânan hep eczâsı kanar
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Bu yüce nağme nedir, ah-ı mealin mi senin ?
Nefesin mi, ya sesin mi, ya cemâlin mi senin
İnleten nây-i firâkın mı, visâlin mi senin ?
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Bunu almaz ne semâlar, ne bu dünya, ne o (Tur)
(Ney)in esrarına sinmiş bu ne hikmet konuşur ?
Yine hicran ile inler bu ne mâtem,bu ne sûr ?
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Alevin göz yaşıdır bu, susuyor şimdi sesi
Ağlıyor hâliki âlem budur aşkın hevesi
Sanırım can veriyor ney, sönüyor son nefesi
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Sönüyor tâkatı bitmiş, dayanılmaz bu deme
(Len terani) ile mecruh doyar mı eleme
Her ne söylerse o haktır, onu artık dileme
Bak neler söyletiyor hazreti Mevlânaya.
Bibl.: Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk, Şâirleri.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM090034
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 9, sayfa 4629-4630
Bakınız Notu
B.: Ahmed Celâleddin Dede; B.: Remzi Dede Efendi; Ahmed
Bibliyografya Notu
Bibl.: Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk, Şâirleri.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.