Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇIRAĞ, ÇIRAK
Aslı farsca olan bu kelimenin fasih telâffuzu “Çerağ” dır; fakat konuşma dilinde ekseriya çırağ, kaba ağız ile de çırak denilir; mum, kandil, anlamındadır.
Yazanı meçhûl güzel bir beyit:
Şem’i ikbâlini târ eylemesün dirse felek
Kişi yakdığı çerağ üstüne pervâne gerek.
Ayni kelime şenlendirilmiş, uyandırılmış ocak ve ışık anlamına gelir; ev bark verilerek evlendirilmiş cariyelere; bir işe, memuriyete yerleştirilmiş gençlere, mahmîlere, bendelere de çırağ (çırak) denilir.(B.: Çırağ Edilmek). Bir sanat öğrenmek için usta yanına konmuş çocuğa verilen çırak adı da buradan gelir (B.: Çırak).
“Lehçei Osmanî” müellifi Ahmed Vefik Paşa bu kelimenin bilâkis türkçeden farsçaya geçtiği kanaatindedir; çam ağacının sakızlı, yağlı yerlerine türkçede çıra denilir, tutuşdurulduğunda isli bir alevle yanar; buradan çırak ismi yayılmışdır; çırak hem kandil anlamındadır, hem de usta yanına verilen çocuğun unvanıdır; kandil konulan yerlere de çırakma, çırakman denilir; kelime kâtib dilinde çırağ şeklinde telâffuz edilip aynı anlamda farsça “çerağ” a benzetilmişdir.
Eskiden çırag’a bir kudsiyet verilirdi; yakmak ve döndürmek fiillerinde bir nevi şeamet görüldüğü için osmanlı sarayında ve camilerde, tekkelerde “çırağı yak” yerine “çırağı uyandır”, “çırağı söndür” yerine de “çırağı dinlendir” denilird...
⇓ Devamını okuyunuz...
Aslı farsca olan bu kelimenin fasih telâffuzu “Çerağ” dır; fakat konuşma dilinde ekseriya çırağ, kaba ağız ile de çırak denilir; mum, kandil, anlamındadır.
Yazanı meçhûl güzel bir beyit:
Şem’i ikbâlini târ eylemesün dirse felek
Kişi yakdığı çerağ üstüne pervâne gerek.
Ayni kelime şenlendirilmiş, uyandırılmış ocak ve ışık anlamına gelir; ev bark verilerek evlendirilmiş cariyelere; bir işe, memuriyete yerleştirilmiş gençlere, mahmîlere, bendelere de çırağ (çırak) denilir.(B.: Çırağ Edilmek). Bir sanat öğrenmek için usta yanına konmuş çocuğa verilen çırak adı da buradan gelir (B.: Çırak).
“Lehçei Osmanî” müellifi Ahmed Vefik Paşa bu kelimenin bilâkis türkçeden farsçaya geçtiği kanaatindedir; çam ağacının sakızlı, yağlı yerlerine türkçede çıra denilir, tutuşdurulduğunda isli bir alevle yanar; buradan çırak ismi yayılmışdır; çırak hem kandil anlamındadır, hem de usta yanına verilen çocuğun unvanıdır; kandil konulan yerlere de çırakma, çırakman denilir; kelime kâtib dilinde çırağ şeklinde telâffuz edilip aynı anlamda farsça “çerağ” a benzetilmişdir.
Eskiden çırag’a bir kudsiyet verilirdi; yakmak ve döndürmek fiillerinde bir nevi şeamet görüldüğü için osmanlı sarayında ve camilerde, tekkelerde “çırağı yak” yerine “çırağı uyandır”, “çırağı söndür” yerine de “çırağı dinlendir” denilirdi.
M.Zeki Pakalın Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri” isimli eserinde “çerağ” maddesinde şunları yazıyor:
“Bektaşi meydanlarındaki mumlara verilen isimdir. Hassatan mutfakta yakılan, mum ve lâmbaları uyandırmak için kullanılan kandile çerağ denilirdi. Kandilin kudreti temsil ettiği kanaati vardı; diğer tarikatlerde dekandile çerağ denilirdi.”
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM070870
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 7, sayfalar 3931-3932
Bakınız Notu
B.: Çırağ Edilmek; B.: Çırak
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.