Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÇINAR VAK’ASI
Dördüncü Sultan Mehmed’in ilk saltanat yıllarında, Sarayda büyük nüfuz sahibi harem ağalarına karşı askerî bir ihtilâle verilmiş isimdir ki, 1656 yılı martının 4-8 inci günleri, beş gün devam etmiş olan bu kanlı vak’aya târihimizde “Vak’ai Vakvâkiye” adı da verilir.
İhtilâl 4 Mart 1656 ve 7 Cemâziyel evvel 1066 cumartesi günü, askere ulûfenin ayarı bozuk akçe ile ödenmesi yüzünden çıkdı. Vak’anüvis Naimâ Efendi bu ihtilali “Zuhûri fitne ve Vak’ai Çınar” başlığı altında şöylece anlatıyor:
“Sadrıâzam Süleyman Paşanın askere dağıttığı ulûfe (başda yeniçeriler kapuku askerine üç aydan üç aya verilen üçer aylık ücret) nin yarısı kırkık, ayarı bozuk akçe idi. Öbür yarısını da zâbitler ayarsız akçe ile değişdirmiş, neferlerin eline tamamen ayarsız, bozuk sikkeler geçmişdi (Süleyman Paşa bu parayı dağıttıktan az sonra 28 şubatta azledilmişti).
“Neferler çarşılıdan bir şey alıp parasını verecek oldukda esnaf o bozuk paraları almadılar. Asker de:
— Biz ulûfeden bunu aldık, size çil akçeyi nerede bulalım!.. diyerek keselerini esnafın akçe tahtalarına boşalttılar; esnaf ise parayı ikrahla karıştırıp:
— Bunlarda alınacak akçe yok!.. derlerdi.
“Neferlerin bazıları gazaba gelir, aldığı şeyin bedelini kendine verilen paradan bırakır, akçe tahtasını da esnafın, dükkân sahibinin kellesine vurur g...
⇓ Read more...
Dördüncü Sultan Mehmed’in ilk saltanat yıllarında, Sarayda büyük nüfuz sahibi harem ağalarına karşı askerî bir ihtilâle verilmiş isimdir ki, 1656 yılı martının 4-8 inci günleri, beş gün devam etmiş olan bu kanlı vak’aya târihimizde “Vak’ai Vakvâkiye” adı da verilir.
İhtilâl 4 Mart 1656 ve 7 Cemâziyel evvel 1066 cumartesi günü, askere ulûfenin ayarı bozuk akçe ile ödenmesi yüzünden çıkdı. Vak’anüvis Naimâ Efendi bu ihtilali “Zuhûri fitne ve Vak’ai Çınar” başlığı altında şöylece anlatıyor:
“Sadrıâzam Süleyman Paşanın askere dağıttığı ulûfe (başda yeniçeriler kapuku askerine üç aydan üç aya verilen üçer aylık ücret) nin yarısı kırkık, ayarı bozuk akçe idi. Öbür yarısını da zâbitler ayarsız akçe ile değişdirmiş, neferlerin eline tamamen ayarsız, bozuk sikkeler geçmişdi (Süleyman Paşa bu parayı dağıttıktan az sonra 28 şubatta azledilmişti).
“Neferler çarşılıdan bir şey alıp parasını verecek oldukda esnaf o bozuk paraları almadılar. Asker de:
— Biz ulûfeden bunu aldık, size çil akçeyi nerede bulalım!.. diyerek keselerini esnafın akçe tahtalarına boşalttılar; esnaf ise parayı ikrahla karıştırıp:
— Bunlarda alınacak akçe yok!.. derlerdi.
“Neferlerin bazıları gazaba gelir, aldığı şeyin bedelini kendine verilen paradan bırakır, akçe tahtasını da esnafın, dükkân sahibinin kellesine vurur giderdi; her gün yüz yerden ziyade böyle kavgalar çıkardı.
“Yeniçeriler odalarında (kışlalarında) toplandılar, bu ne olmayacak haldır, aldığımız ulûfe akçesini esnafa aldıramayız, döğüp sövsek biz kötü oluruz diye söylendiler. Bir fitne zuhur etmek üzere idi.
“Giridden gelen birkaç yüz başı açık ayağı çıplak yeniçeriler Ağakapusuna giderek:
— Sultânım!.. feryâd işidilmez, o adada yastığımız taş, döşeğimiz toprak, dini mübin uğruna gazâ eyledik!.. hâlen dokuz taksit ulûfemiz verilmedi; halimize merhamet buyurun, hakkımız olan paramızı verin!.. diye ağlayarak bağrışdılar.
“Lâyık olan onlara şefkat ile muamele eylemek iken Kulkethüdâsı Osman Ağa hiddet ve şiddet ile:
— Bre erkânsız edebsizler!.. Ağakapusuna böyle güruh ile gelip zorbalık etmek ocağımızda var mıdır!.. nerede bunların odabaşıları, götürün bu edebsizlerin haklarından gelin, uslanmayanları Boğazı kesen Kalesine gönderip hakkına gelelim!.. diye tehdid yoluna gidince canından bezmiş bir alay mihnet kesîde yeniçeri Et Meydanına varıp kethüdâbeyden gördükleri cefâyı yoldaşlarına anlattılar. Ayarı bozuk akçe meselesinden ciğerleri zâten kan olan yeniçeriler onlarla ağız birliği yapdı.
“Sipâhilerin ulûfesi de henüz tamamen verilmemişdi; yukarıdaki vak’a duyulunca Hezerpâre Ahmed Paşanın iç mehterleri iken sipâhi olmuş Hasan Ağa ve Şamlı Mehmed Apa adında iki derbeder ile Galata voyvodalığından sefâheti yüzünden atılmış Karakaş Mehmed ve bunlar misâli birkaç söz bilir kimseler zorbabaşı olup:
— Yarımız ulûfe aldı, ayrımız almadı, almayanlara defter kapandı, üç ay daha bekleyin derler... nasıl bekleriz, han köşelerinde aç ve muhtaç bekleşiriz, alacağımız para hancıya olan borcumua yetmez, bu iş böyle yürümez, varalım yeniçeri yoldaşlarımızla ittifak derek derdin çâresini görelim!.. dediler.
“Cemâziyelevvelin altıncı cuma günü yeniçeri meydanına varıp yeniçerilerle fitne üzerine konuşdular, size ve bize yapılan bunca eziyetlere pâdişahımızın rızası yokdur, bu işler mal toplama sevdasında olan pâdişahımızın devletine ortak olmuş tamahkâr devlet erkânınındır, onların vücudunu ortadan kaldırıp devlete nizam verelim, dediler. O gece sipâhileri kışlalarında misâfir eden yeniçeriler sabaha kadar onlarla meşveret ettiler ve padişahdan bir ayak divânı istemeye karar verdiler. Bu ayak divânında isteklerini pâdişahın kendisine şifâhen arz edecekler ve Enderundan ve dışardan otuz kadar tanınmış kimsenin bir defterle idamlarını istiyeceklerdi.
“Cumartesi günü sabahı erkenden saraya haber gönderilip padişahtan ayak divânı istendi. Bu doğuk haber saraya gelince âciz ve kötü tedbirlerinden ötürü yeniçeriağası Mehmed Ağa ile kethüdâbey Osman Ağa azledildiler, ikisi de korkularından kaçıp saklandılar. Yeniçeri ve sipâhilere nasihatçılar gönderildi, ayak divânı isteğinden vaz geçmediler. Cuma sabahından itibaren İstanbul çarşıları kapandı, vüzerâ, ulemâ, âyân güruh güruh sarayı hümâyuna geldiler. Nihâyet pazar günü sabahı sipahilerlerle yeniçeriler At Meydanına gelip doldular.
“O Pazar sabahı ilk kanlı vak’a Şeyhülislâm Hüsamzâde tarafından arabulucu olarak gönderilen Kara Abdullah Efendinin sipahiler elinde kılıç üşürülerek paralanması oldu; vücudunun her bir parçasını o civarda bulunan Mehterhânenin trabzanlarına astılar.
“Bunun üzerine Dördüncü Sultan Mehmed Alay Köşkü penceresinde ayak divânına çıkmaya mecbur oldu (B.: Alay Köşkü; Ayak Dîvânı). At Meydanından Alay Köşküne kadar bütün o hâvali, sokaklar, demir zırhlı sipahiler, sipâhizadelerle doldu. Pâdişah köşk penceresinde görününce ihtilâlcilkerden Mehter Hasan Ağa, Şamlı Mehmed Ağa ve Karakas Mehmed ileri çıkdılar. Hasan Ağa çok düzgün bir lisanla duaya başladı, o dua ettikçe deryâ misâli asker bir ağızdan âmin derdi.Yine o Hasan Ağa duadan sonra uzun bir nutuk irâd etti, suistimalleri acı bir dille sıralayıp anlattıktan sonra Harem ve Enderunu Hümâyundaki saray erkânını pâdişahı aldatmak, geniş hırsızlık ve o yolda hükûmet işlerine müdahale ile suçlayarak bir defterden otuz kişinin adını okudu ve onların idâmlarını istedi. Çâresiz, padişah da deterdekilerin idâm edilmeleri için gereken fermânı yazdı. Hemen o anda Kızlarağası Behram Ağa (zencî hadım), Kapuağası Bosnalı Ahmed Ağa (beyaz hadım) ve Raco İbrahim Ağa sarayda idâm olunarak cesedleri saray duvarı üstünden ihtilâlcilere atıldı; onlar tarafından At Meydanına götürüldü ve çırılçıplak soyularak ayaklarından başaşağı meydanın en ulu çınarlarının dallarına asıldılar.
Bu üç kişiyi Hasodabaşı Hasan, Hoca Bilâl ve Haznedar Yusuf Ağanın, Valide sultan nedimelerinden Melekî Kadının, ve onun kocası Şâban Halidenin idamları takib etti ve onlar da aynı şekilde aynı çınar ağacına asıldılar.
Çok yayılmış bir şark masalında, meyvaları insan başına benzeyen ve “Vakvak Ağacı” adını taşıyan bir ağaçdan bahsedilir; At Meydanındaki o ulu çınara da bu vak’adan sonra “Vakvak Ağacı” adı kondu ve ihtilâle de “Vak’ai Vakvâkiye” denildi. Aşağıdaki beyit bir İstanbullu şâirin bu vak’a üzerine söylediği kıt’adandır:
Bağibânı Felek–i kîne güzârı seyr et
At Meydanına dikdi Şecereci Vakvâkı.
“Kaçıp saklananlardan Kethüdâbey
Osman Ağa saklandığı evde ipek bir şalvar uçkuru ile boğulmuş bulundu, getirip çınara asdılar.” (Nâima Tarihi, Cild VI).
Theme
Event
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070847
Theme
Event
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3920-3921
See Also Note
B.: Alay Köşkü; Ayak Dîvânı
Theme
Event
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.