Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇENGEL
Bilhassa Devlete karşı isyan edip şakavete başlıyan, zulüm ve hunharlıklariyle nam alıp da diri olarak ele geçenler hakkında verilen en ağır işkence ile idam cezalarından biri Çengele vurmaktı.
İstanbul’da Odunkapısı iskelesi civarında bulunan Çengel, kalın kalaslardan yapılmış kulemsi bir ahşap çatı idi. Üzerinde bir sıra, muhtelif uzunlukta, uçları yukarı doğru kıvrık, sivri ve kılağılı, kasap dükkânlarında olduğu gibi çengeller vardı.
Çengelde îdâmın ne sûretle icrâ edildiğini kesin olarak bilmiyoruz, bilinen mahkûmun anadoğması, çırılçıplak soyulduğudur; sonra iki ihtimal vardır: 1) Ana doğması soyulmuş olan mahkûmun elleri ve ayakları sımsıkı bağlanıp ve makaralı iplerle cellâtlar tarafından kalas çatının yukarısına, çekilerek oradan çengeller üstüne birdenberi bırakılması; 2) Çıplak mahkûmun çengel çatısı üstüne cellâdlar tarafından bir merdiven çıkarılarak çengeller üzerine atılması.
Çengele atılan mahkûm; düşmesine göre, çengellerden birinin veya bir kaçının üstüne, başından, boynundan, gövdesinden, karnından, bacağından saplanıp kalırdı. Ya derhal, yahud saatlerce, günlerce feryad ve figan ederek ölürdü.
Mahkûmun adı ve işlediği ağır suçlar evvelce dellâllar vasıtasiyle ilân edildiğinden, bazı katı yürekli insanlar, mesireye gider gibi çengel seyrine giderlerdi. On seki...
⇓ Devamını okuyunuz...
Bilhassa Devlete karşı isyan edip şakavete başlıyan, zulüm ve hunharlıklariyle nam alıp da diri olarak ele geçenler hakkında verilen en ağır işkence ile idam cezalarından biri Çengele vurmaktı.
İstanbul’da Odunkapısı iskelesi civarında bulunan Çengel, kalın kalaslardan yapılmış kulemsi bir ahşap çatı idi. Üzerinde bir sıra, muhtelif uzunlukta, uçları yukarı doğru kıvrık, sivri ve kılağılı, kasap dükkânlarında olduğu gibi çengeller vardı.
Çengelde îdâmın ne sûretle icrâ edildiğini kesin olarak bilmiyoruz, bilinen mahkûmun anadoğması, çırılçıplak soyulduğudur; sonra iki ihtimal vardır: 1) Ana doğması soyulmuş olan mahkûmun elleri ve ayakları sımsıkı bağlanıp ve makaralı iplerle cellâtlar tarafından kalas çatının yukarısına, çekilerek oradan çengeller üstüne birdenberi bırakılması; 2) Çıplak mahkûmun çengel çatısı üstüne cellâdlar tarafından bir merdiven çıkarılarak çengeller üzerine atılması.
Çengele atılan mahkûm; düşmesine göre, çengellerden birinin veya bir kaçının üstüne, başından, boynundan, gövdesinden, karnından, bacağından saplanıp kalırdı. Ya derhal, yahud saatlerce, günlerce feryad ve figan ederek ölürdü.
Mahkûmun adı ve işlediği ağır suçlar evvelce dellâllar vasıtasiyle ilân edildiğinden, bazı katı yürekli insanlar, mesireye gider gibi çengel seyrine giderlerdi. On sekizinci asır ortalarına kadar kalmış olan çengelde idam edilenlerin içinde, ki hepsi bir takım kanlı eşkiya ve korsandır, bir de Paşa vardır; Habeşistan Valiliğinde bulunmuş Beylerbeyi Hüseyin Paşa hicrî 1007 M. 1598) tarihinde Anadolu teftişine memur edilmişti, başına topladığı bir takım serserilerle, teftiş bahanesiyle uğradığı köy ve kasabalarda çok zulüm yaptı; İstanbul’a şikâyetçileri geldi, bunun üzerine azlolunarak Karaman mütesellimi Mehmed Çavuş, bin kadar askerle tevkifine memur edildi; Aksaray civarında Mehmed Çavuşu mağlûp eden Hüseyin Paşa isyan bayrağını açarak, o sırada Devlete meydan okuyarak bir kaleye kapanmış olan Celâlî Karayazıcı Abdülhalime sığındı. Ertesi yıl, Sinan Paşa zade Mehmed Paşa, mühim bir kuvvetle üzerine gönderilerek her ikisini kalede muhasara etti ve Karayazıcıya gizlice haber yollayarak, Hüseyin Paşayı teslim ettiği takdirde delâlet edip Abdülhalimin suçlarını affettireceğini ve bir Sancak Beyliğine Tâyin ettireceğini va’detti. Karayazıcı da Hüseyin Paşayı teslim etti. Türkiyenin sâbık Habeşistan Valisi zincirbend olarak İstanbul’a getirildi. Divan-ı Hümâyun önünde elleri ve ayakları kırıldı, bir hammal beygirine bindirilerek şehir sokaklarında gezdirildi ve sonra da Odunkapısına götürülerek çengele vuruldu.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM070691
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 7, sayfa 3822
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.