Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇAVUŞBAŞI, DİVÂNI HÜMAYUN ÇAVUŞLARI
Eski Osmanlı devlet teşkilâtında Divânı Hümâyun, pâdişah adına devleti idâre eden (nazırlar, bakanlardan mürekkeb kabine diyebileceğimiz) divanın emrinde, hizmetinde, karar tebliği, ulaştırılması, tahkikat, teşrifat gibi hususlarda bir “Çavuşbaşı Ağa” nın emrinde çavuşlar kullanılırdı ki, bu Divânı Hümâyun çavuşlarına “Dergâhı Âlî Çavuşları” da denilirdi.
Oldukça kalabalık bir kadrosu vardı. Onbeş bölüğe ayrılmışlardı ve bölük bölük nöbetle vazîfe alırlardı. Dergâhı Âlî Çavuşları kadrosunun sağlam kaynaklardan Emin Cenkmen “Osmanlı Sarayı ve kıyafetleri” isimli eserinde şöyle tesbit etmişdir: Fâtih Sultan Mehmed devrinde 200, On altıncı asır ortasında 300, Onaltıncı asır sonunda 324, Onyedinci asrın ilk yarısında 600, aynı asrın ikinci yarısında 692 kişi. Yine aynı eserde kıyâfetleri için de şunlar yazılıdır: “Divânı Hümâyun çavuşları merâsim günlerinde başlarına mücevveze giyer, bunun üzerine uzun siyah bir tüy iliştirilirdi. İçlerine mintan giyer, beline kuşak sarar, kırmızı şalvar, onların üstüne kırmızı kaftan veya biniş ve ayaklarına sarı yemeni giyerlerdi” (Emin Cenkmen, Osmanlı Saray kıyâfetleri).
Divanı Hümâyundan çıkan fermanlar yerlerine bir çavuş ile gönderilirdi; fermanın bir sûreti divan kaleminde deftere kaydedilir ve çavuşlardan kime verilip gönderilmiş ise, onun ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Eski Osmanlı devlet teşkilâtında Divânı Hümâyun, pâdişah adına devleti idâre eden (nazırlar, bakanlardan mürekkeb kabine diyebileceğimiz) divanın emrinde, hizmetinde, karar tebliği, ulaştırılması, tahkikat, teşrifat gibi hususlarda bir “Çavuşbaşı Ağa” nın emrinde çavuşlar kullanılırdı ki, bu Divânı Hümâyun çavuşlarına “Dergâhı Âlî Çavuşları” da denilirdi.
Oldukça kalabalık bir kadrosu vardı. Onbeş bölüğe ayrılmışlardı ve bölük bölük nöbetle vazîfe alırlardı. Dergâhı Âlî Çavuşları kadrosunun sağlam kaynaklardan Emin Cenkmen “Osmanlı Sarayı ve kıyafetleri” isimli eserinde şöyle tesbit etmişdir: Fâtih Sultan Mehmed devrinde 200, On altıncı asır ortasında 300, Onaltıncı asır sonunda 324, Onyedinci asrın ilk yarısında 600, aynı asrın ikinci yarısında 692 kişi. Yine aynı eserde kıyâfetleri için de şunlar yazılıdır: “Divânı Hümâyun çavuşları merâsim günlerinde başlarına mücevveze giyer, bunun üzerine uzun siyah bir tüy iliştirilirdi. İçlerine mintan giyer, beline kuşak sarar, kırmızı şalvar, onların üstüne kırmızı kaftan veya biniş ve ayaklarına sarı yemeni giyerlerdi” (Emin Cenkmen, Osmanlı Saray kıyâfetleri).
Divanı Hümâyundan çıkan fermanlar yerlerine bir çavuş ile gönderilirdi; fermanın bir sûreti divan kaleminde deftere kaydedilir ve çavuşlardan kime verilip gönderilmiş ise, onun ismi de fermanın sûretinin altına kayıd ve tesbit edilirdi; bir kaç örnek verelim:
İstanbulda açılmakta olan büyük su yollarına Mısırdan arka hammalı getirtmek için Mısır vâlisine yazılan 1565 tarihli ferman Uncuzâde Ahmed Çavuşa; İstanbula getirilen Kâğıthâne suyundan devlet ricâlinin nizâmına aykırı faydalanmamaları için İstanbul Kadısına yazılan 1577 tarihli ferman Hacı Cafer oğlu Sinan Çavuşa; Mahallelerden fâhişelerin çıkarılması için İstanbul Kadısına yazılan 1567 tarihli ferman, bu fermanın aynı zamanda tâkib ve tatbikine memur Pîri Çavuşa verilmişdi.
Mehmed Zeki Pakalın “Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri” adlı büyük eserinde Divânı Hümâyun Çavuşlarının âmiri Çavuşbaşı için şunları yazıyor:
“Çavuşbaşı Divan toplandığı zaman halkın arzuhallerini alır, divâna arzeder, dâvâ için divan huzuruna çıkacak kimselere nezâret eder, mübâşirlik eder. Gündeliği 70 akçe idi. Divanda elinde gümüş bir asâ - değnek ile dururdu.
“Divan toplantısı sona erdiğinde sadrıazam ile sâir divan âzâsına saray mutfağından öğle yemeği çıkardı. Sofralar Çavuşbaşı Ağanın nezâreti altında kurulur, yemek sinileri de onun nezâretinde getirilirdi; saray ananesince sadrıâzamın önünden kalkan sofra, yemekler dışarda Çavuşbaşının önüne konulurdu; yani sadrıâzam artığını yerdi (burada artık kelimesini kullanmak da pek yerinde değildir, çünkü sadrıâzam önüne çıkarılan sofra en az sekiz on kişiyi doyuracak kadardı).
“Çavuşbaşı merâsimde serâsere denilen kumaşdan üstlük giyerdi, başına da selîmî giyerdi. Dergâhı Âlî çavuşları teşkilâtında kendisinden sonra âmir olarak “Çavuşlar Kâtibi” ile “Çavuşlar Emini” gelirdi. “Çavuşlar Kesedarı” da Çavuşbaşı dâiresinin evrak ve sicil müdürü idi. Divandan tâkibi için Çavcuşbaşıya verilen evrâkı, Çavuşbaşı kesedara verir, o da çavuşlardan tâyin ettiği mübaşirler vâsıtası ile gereken tâkibatı yaptırırdı.
“Eflak ve Bugdan voyvodaları İstanbula geldiklerinde istikballerine bir kaç çavuş ile Çavuşlar kâtibi ve Çavuşlar Emini memur edilirlerdi.
“Yabancı elçilerin Paşakapusuna sadrıâzamı ziyârete geldiklerinde ve Sarayı Hümâyuna giderek pâdişah huzuruna çıkdıklarında ananevî teşrifatın tatbikine Çavuşbaşı Ağa bakardı, yâni teşrifât nazırlığı yapardı. Elçilerin ikametgâhları, sefarethâneler Galata tarafında idi; Paşakapusuna veya Sarayı Hümâyuna gelecekleri gün, Çavuşbaşı ve maiyetindeki çavuşlarla Vezir iskelesinden karşılanırlardı, ve tertib edilen bir alayla gideceği yere götürülüdü. İstanbula ilk defa gelen İran elçileri ise Çavuşbaşı ve çavuşlar tarafından Üsküdarda karşılanırlardı.
Şeyhülislâmların azillerinin kendilerine tebliği bir anane olarak Çavuşbaşılar tarafından yapılırdı. Bundan ötürü başka herhangi bir vazife ile Çavuşbaşı Ağa Şeyhülislâm konağına gönderilmezdi. Çavuşbaşının geldiği görülünce, efendinin azledildiği zannedilip şeyhülislâm kapusunda bir heyecan uyandırabilirdi. Çavuşbaşının gitmesi bir zaruret hâlini alırsa, azil tebliği için gelmediğine işâret olarak, gündüz önüsıra bir fener çekdirirdi. Şeyhülislâmlığa tâyin edilen zâti konağından alarak alayla saraya götürmek vâzifesi de Çavuşbaşınındı.
“Yeni devlet teşkilâtı kurulurken Çavuşbaşılık hicrî 1252 (milâdî 1836 - 1837)..” (M. Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyim ve Terimleri).
Çavuşbaşı Ağa
Solda merâsim, sağda günlük kıyafeti ile.
(Resim : Sabiha Bozcalı)
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM070577
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tanım
Cilt 7, sayfalar 3789-3791
Not
Görsel: cilt 7, sayfa 3790
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Sabiha Bozcalı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.