Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÇAMLICA
Üsküdar’ın doğusunda sayfiye ve mesîre olarak tanına gelmiş iki tepenin adıdır; hemen yanyana olan bu tepelerin deniz yüzünden 268 metro yükseklikde bulunanı “Büyük Çamlıca”, 227 metro olanı da “Küçük Çamlıca” dır; iki tepe arasındaki meskûn semt, mahalle de “Kısıklı” adını taşır.
Târihî Bağdad kara yolunun körelmesinden sonra (B.: Bağdad Caddesi, Yolu) İstanbuldan Anadolu içine giden kara yolu, Üsküdar içinden ve Bağlarbaşından geçdikten sonra Kısıklıya uğrar, Büyük ve Küçük Çamlıcıların arasından Bulgurlu Köyüne gelir, oradan Dudullu ve Sarıgazi köylerine doğru uzanır giderdi ki bir zamanlar Alemdağı Caddesi, sonra “Ankara Yolu” adını taşımış, zamanımızda da “Eski Ankara Yolu” diye anılmaktadır (B.: İstanbul – Ankara Asfaltı).
Geçen asır başlarına kadar kırlık, koruluk olan Büyük ve Küçük Çamlıcalara Osmanlı hânedân erkânının ve yüksek kibar tabakanın sayfiye olarak rağbeti ve oralarda yazlık köşkler yapdırması İkinci Sultan Mahmud zamanında başladı; hattâ geçen asır başlarına kadar Küçük Çamlıca “Bulgurlu Dağı” adı ile anıgelmişdir. (B.: Bulgurlu).
Daha evvel bazı Osmanlı hükümdarlarının zaman zaman avlandıkları ve tenezzühe çıktıkları bu semtlerde birkaç bağ köşkünden başka bina da mevcut değildi.
On sekizinci asır sonlarında Üçüncü Sultan Selim ara sıra Çamlıca ve civarında ...
⇓ Read more...
Üsküdar’ın doğusunda sayfiye ve mesîre olarak tanına gelmiş iki tepenin adıdır; hemen yanyana olan bu tepelerin deniz yüzünden 268 metro yükseklikde bulunanı “Büyük Çamlıca”, 227 metro olanı da “Küçük Çamlıca” dır; iki tepe arasındaki meskûn semt, mahalle de “Kısıklı” adını taşır.
Târihî Bağdad kara yolunun körelmesinden sonra (B.: Bağdad Caddesi, Yolu) İstanbuldan Anadolu içine giden kara yolu, Üsküdar içinden ve Bağlarbaşından geçdikten sonra Kısıklıya uğrar, Büyük ve Küçük Çamlıcıların arasından Bulgurlu Köyüne gelir, oradan Dudullu ve Sarıgazi köylerine doğru uzanır giderdi ki bir zamanlar Alemdağı Caddesi, sonra “Ankara Yolu” adını taşımış, zamanımızda da “Eski Ankara Yolu” diye anılmaktadır (B.: İstanbul – Ankara Asfaltı).
Geçen asır başlarına kadar kırlık, koruluk olan Büyük ve Küçük Çamlıcalara Osmanlı hânedân erkânının ve yüksek kibar tabakanın sayfiye olarak rağbeti ve oralarda yazlık köşkler yapdırması İkinci Sultan Mahmud zamanında başladı; hattâ geçen asır başlarına kadar Küçük Çamlıca “Bulgurlu Dağı” adı ile anıgelmişdir. (B.: Bulgurlu).
Daha evvel bazı Osmanlı hükümdarlarının zaman zaman avlandıkları ve tenezzühe çıktıkları bu semtlerde birkaç bağ köşkünden başka bina da mevcut değildi.
On sekizinci asır sonlarında Üçüncü Sultan Selim ara sıra Çamlıca ve civarında uzun gezintiler yapardı. Padişah, bir defasında Büyük Çamlıcada Melek Mehmed paşazâde Salih Beyin köşküne uğramış, ve kahvaltı ettikten sonra at ile Küçük Çamlıca üzerinden Merdivenköyüne inmiş, orada meşhur Bektâşi Tekkesi civarındaki çeşme sofasında namaz kılıp Miskinler önünden ve Havuz kapısından Mehmet Paşa kasrına dönmüştü. Üçüncü Sultan Selimin sır kâtibi Ahmed Efendinin tuttuğu ruznâmede bu gezinti hicrî 1206 (1816) yılında gösteriliyor; bu değerli ruznâme Topkapu Sarayı Müzesi Kütübhânesi el yazmaları arasındadır.
Çamlıca’nın ilk meskûn olan yerlerinden biri, Büyük Çamlıca ile Üsküdar arasında bulunan Tophanelioğlu Çeşmesi yanında “Tophanelioğlu kahvesi” ismiyle meşhur 800 arşınlık bir saha üzerinde kahvehânedir ki Cerîdei Havadisde çıkmış bir ilândan senede 800 kuruşa kiraya verilen bu kahvenin 1841 yılında 15 bin kuruşa satılığa çıkarıldığını öğreniyoruz.
Tophânelioğlunun en meşhur bağ köşkü çeşme civarındaki Gümrükçü Osman Paşa köşküydü. Geniş arazisi ve büyük kapısiyle rahat bir sayfiye binası idi, 1816 yılında İkinci Sultan Mahmud’un annesi Nakşidil valide Sultan hastalandığında tebdilihava için bu köşke getirilmişdi. Fakat fazla rahatsız bulunan Valide Sultanı Beşiktaş Sarayından Çamlıcaya nakil de yormuş, tebdilhavadan bir fayda olamıyacağı anlaşıldığından, 15 gün sonra tekrar Beşiktaş’a döndü ve orada vefat etti.
O tarihlerde Osman Paşa köşkünün civarında ve Koşuyolu üstünde bulunan Ragıpbey Bağı da meşhurdu. 32 dönüm büyüklüğündeki bağda 300 den fazla kiraz, vişne ve sair meyva ağaçlariyle bir köşk, ayrıca üç oda, bir sofa bir mutfak ve tulumbalı bir kuyu vardı. Bağ 1841 yılında satılığa çıkarılmıştı.
Servili Selim Paşanın da Küçük Çamlıcadaki Nişantaşında bir bağ köşkü vardı. Yazları buraya çekilir, dinlenirdi. Uzun bir ömür süren paşa, 1841 yılında ötedenberi çektiği hastalıktan kurtulamıyarak 89 yaşında bu köşkte vefat etti.
İkinci Sultan Mahmud da ömrünün son günlerinde annesinin son günlerini yaşadığı Çamlıcaya getirildi. Padişah Sarıkaya’da kız kardeşi Esma Sultana ait bağ köşküne 15 Haziran 1839 da gelmiş ve 1 Temmuz 1839 sabahına doğru bu köşkte ölmüştü.
Büyük Çamlıcada Sarıkaya mevkiinde eskiden Üçüncü Sultan Selim.in başimamı Derviş Efendinin bağı vardı. Sultan Selim bu bağı satın alarak annesi Mihrişah Valide Sultan için yeni bir köşk yaptırttı. Bu köşk sonraları Birinci Abdülhamid’in kızı ve Kaptanı Derya Küçük Hüseyin Paşanın zevcesi Esma Sultanı geçmişti.
İkinci Sultan Mahmud Çamlıcayı sever sık sık buraları ziyarete gider, nişan talimleri yapar ve eskeriya Esma Sultan kasrında istirahat ederdi. Hükümdar ayrıca Küçük Çamlıcada bir kasır yaptırmıştı. Sultan Mahmud 1812 yılında o kasrın bahçesinde bir gün yumurta hedefi üzerine tüfenk atışı yapmış, ilk atışda hedefi vurarak bir nişan taşı dikilmişti.
Muhtelif değişikliklere uğrayan bu kasır 40 sene evveline kadar mevcuttu. İki katlı ahşap ve yayvan bir bina idi. Bugün kasrın bahçesinde büyük fıstık ağaçlariyle arka tarafta tuğladan bir mahzen harabesi ve yukarda kaydettiğimiz atışın nişan kitabesi bulunmaktadır.
İkinci Sultan Mahmud’un Çamlıca’ya sıkça gitmesi, Vükelânın da bu semte rağbetini celbetmişti.
Sultan Mahmud’un hastalığı esnasında padişahla beraber Büyük Çamlıcaya çıkan Hekimbaşı Abdülhak Molla’nın da Çamlıca suyu yanındaki setler üstünde ufak bir köşkü vardı.
Sonradan Sultan Mecid tarafından satın alınan bu Hekimbaşı köşkü muhtelif tarihlerde yapılan inşaatla büyüdü. Bir zaman da bu köşkler Sultan Mahmud’un kadınlarından Tiryal Hanıma verilmiştir. Tiryal Hanım vefat edince İkinci Sultan Abdülhamid’in irâdesiyle Büyük Çamlıca köşkleri Şehzâde Yusuf İzzeddin Efendiye intikal etti.
Sarıkaya'daki Esma Sultan köşkü uzun zamanlar muhafaza edildi. Bundan 40 sene kadar evvel bu köşke ait mutfak bacaları ve sair bazı kârgir kısımların harabeleri duruyordu.
Bu saha son zamanlarda arsalara bölünmüş, eşhasa satılmış ve şimdi oy yerde müteaddit yeni binalar yaptırılmıştır.
Ondokuzuncu asrın ikinci yarısında Çamlıca hürriyet için çalışan genç Türklerin buluştukları, toplandıkları bir yer olmuştu.
Ayetullah, Namık Kemal, Ziya, Reşad ve Nuri Beyler sık sık Mısırlı Mustafa Fazıl Paşa ile Sami ve Subhi Paşaların köşklerinde toplanmışlardır.
Çamlıca yolunda Mısırlı Mustafa Fazıl Paşanın büyük köşkü bu toplantılardan başka serveti ve debdebesiyle de meşhurdur.
Bizde ilk maskeli balo da Abdülâziz zamanında Çamlıca’daki köşkde tertip edilmiştir. O tarihlerde genç Türklerin hareketlerini büyük bir dikkatle takibetmiş bulunna şehzade Abdülhamid Efendi (İkinci Abdülhamid) bu balo hakkında şu malûmatı vermektedir: “Baloyu amcam Sultan Aziz zamanında Fazıl Paşa Çamlıcadaki köşkünde yapmış ki o köşk bilâhara millet bahçesi oldu. Zenginlik insanı bazan çıldırtır. Bu baloda Namık Kemal Bey, Sami Bey gibi bazı zevat da dâvetli idiler. Onlar da donsuz birer entâri giymişler, kırmızı kıravat takmış yalınayak, baş açık sofrada iyşü nûş etmişler. Bu rezâletler üzerine Mustafa Fazıl Paşa Paris’e gitti!.”
Köşk Millet Bağçesinin karşısındadır; Abdülhamid naklederken yanılıyor.. İkinci Abdülhamid’in Selânik’te ve Beylerbeyi sarayında hususî hekimliğini yapan Âtıf Hüseyin Bey, eski padişahın sırası düştükçe kendisine naklettiği bazı hâtıraları ve mütalâaları büyük bir sadakatle not etmiştir. Bu fıkra doktorun ruznamelerinden alınmıştır. Ruznâmeler Türk Tarih Kurumu yazmaları arasındadır.
Bu meşhur köşk 1869 Nisanında İstanbul’u ziyaret eden İngiliz Veliahdına çekilen büyük bir ziyafete de sahne oldu.
Subhi Paşa Büyük Çamlıca’da koru içindeki köşkünü Şam Valiliğinden İstanbul’a döndükten sonra satın almıştı. Ata pek meraklı olan Paşanın Çamlıca köşkünün ahırlarında seçme Arap atları vardı. Büyükçamlıcadan, Küçükçamlıcaya giden yol üstünde her taraftan görülen koyu tahinî renkli Sami Paşa köşkü, Çamlıca’nın büyük ve güzel yapılarından biriydi.
Baba ve oğul bu meşhur Türk veziri birbirlerinin köşklerine misafir giderler, bazan atla beraber gezintilere çıkarlardı.
Küçükçamlıca tepesinde bugün de her taraftan görülen büyük köşkün ilk sahibi Namık Kemal Beyin arkadaşlarından Reji komiseri Nuri Beydi, çok faziletli, iyi tahsil görmüş, yabancı dil bilir kıymetli bir Türk münevveri idi. İkinci Abdülhamid zamanında Mâbeyin kâtibi ve Reji komiseri bulunuyordu. Mâbeyinde devamlı çalışmaz, arasıra gelirdi. Ahlâk selâbeti ile, insaniyeti kendisini herkese sevdirmişti. Devrin kötülüklerinden uzak yaşamıştır.
Küçükçamlıcadaki bu köşk ve koro sonradan Abdülâzizin kızlarından Nazmiye Sultan için satın alındı. Sultan da köşkü tâdil etti, büyülttü; mevsiminde bir iki ay Çamlıca köşkünde, bir iki ay da Kuruçeşmedeki yalısında otururdu. Çok daha sonra bu köşk ünlü sinir hekimlerinden Ord. Prof. Mazhar Osman tarafından satın alındı.
Küçükçamlıcanın diğer büyük yapısı Serasker Rıza Paşanın geniş bir arazisi ortasındaki beyaz köşk idi. Büyük Rıza Paşa köşkü yıkılmış; müştemilâtından bir dâire hâlen, galibâ bir Mısırlı prensesin malıdır. Bu köşkün eteklerinden ve Acıbadem tarafına doğru Köçeoğullarının meşhur köşkleri vardı. Bu köşkün duvar ve tavanları yağlı boya resimlerle süslüydü. Köşkü sonradan Serhafiye Kel Ahmed Paşa satın aldı.
Ahmed Paşanın ilâve olarak yaptırdığı köşkler yanmış ve Köçeoğlu binası zamanımıza kadar kalmıştır. Zamanımızda Askerî Sanatoryom’dur.
Büyükçamlıcada Sarıkaya mevkiinde Abdülâziz devrinde Hasan Fehmi Paşanın köşkü vardı. Hasan Fehmi Paşa ilk Meclisi Mebusana reis olmuş ve bir ara hukuk dersleri vermiş, gençliğinde bir müddet de avukatlık yapmıştı. Müteaddit valiliklerde, yüksek devlet hizmetlerinde bulundu.
Abdülâziz devrinde Büyükçamlıca Caddesi üzerinde Çankarı kaymakamı Mehmed Efendinin büyük bir bağı ve köşkü vardı. Bu köşkün 1864 tarihinde Üsküdar mühendislerinden Necib Ağa marifetiyle satılığa çıkarıldığı Tasviri Efkâr’da bir ilânda görülmüşdür.
Abdülâziz zamanında gittikçe kalabalıklaşan ve şenlenen Çamlıcaya o tarihlerde büyük bir cadde de yapılmıştı. 1864 te “Çamlıca yolu komisyonu” diye bir komisyonu kurulmuş ve yol bazı kısımlarında çok geniş olarak açılmıştı. Abdülâziz sık sık Çamlıca’ya gider, bilhassa kalabalık bir maiyet ile buradan geçip avlanmak üzere Alemdağı kasrına inerdi.
Küçükçamlıcanın arkasında Aziz Mahmud Hüdai Efendinin çilehanesi vardır. Bu çilehane sonar cami hâline konulmuştu (B.: Çilehâne Mescidi; Bulgurlu). Çilehânenin karşısında Şeker Maslağı vardır. Suyunun güzelliğinden dolayı Maslak bu isimle meşhur olmuştur.
Maslak civarında ve denize bakan yokuşluk kısım üstünde Şeyhülislâm Bodrumî köşkü vardı. Bodrumî köşkü yanında Nuri bey köşkü bulunuyordu. Nuri Beyin selâmlık kısmının karşı tarafında sonradan Avrupa’ya firar eden heyeti rüsumiye âzasından Hikmet Beyin gayet süslü yapılmış köşkü bulunuyordu. Bu köşkün civarında Bay Nasuhi Baydar’ın babası Esad Bey bir köşk yaptırmıştı. Hâlen Esad Bey köşkü Talât Bey adında bir cild doktorunun mülküdür zan ediyoruz.
Libâde’nin üstünde Halis Molla’nın köşkü bulunuyordu. Bu köşkün üst tarafında eski Altıncı dairei belediye müdürü Hakkı Beyin köşkü ve yanında koru içinde divanı muhasebat İkinci reisi Tevfik Beyin müteaddit dairelerden müteşekkil köşkü vardı.
Tevfik Beyin selâmlık dairesinden maada üç ayrı daireleri bir köşkü ve korunun içinde bu binalardan ayrı olarak altı köşeli diğer bir köşk bulunuyordu. Nazikîzâde Hamdi Efendi, Tevfik Beyin köşk komşusuydu.
Libâde yolu üzerinde Seyid Ali Paşa zade Hamdi Paşanın torunu Memduh Paşanın çiftliği vardı. Libâdede suyun yanındaki köşkte meşhur musikişinaslardan Hacı Faik Bey oturuyordu.
Büyük Çamlıca’dan Tophanelioğlu’na inen yol üzerinde bugün de mevcud olan Millet Bahçesi denilen büyük bir park vardır. Bu parkın civarında devrin meşhur sîmalarından bazılarının köşkleri bulunuyordu. Mustafa Fazıl Paşa köşkünden sonra ve karşı tarafta Millet Bahçesinin Kısıklı’ya yakın bir yerinde bugün yalnız büyük cümle kapısının harabesi ve bazı duvarları mevcut olan Tunuslu Mahmud Paşa köşkleri yapılarının güzelliği içinde geçen debdebeli günlerin hikâyeleriyle meşhurdu.
Bu köşkler İkinci Sultan Abdülhamid tarafından satın alındı ve senetleri Şehzade Burhaneddin Efendiye verildi. Meşrutiyetin ilânından sonra Tunuslu Mahmud Paşa ailesinden bir hanım bu köşklerdeki hissesini ileri sürerek dâva açmışdı.
Tunuslu köşkleri bugün tamamen yıkılmış bir vaziyettedir. Tunuslu köşkünün Tophanelioğlu tarafında Şeyhületıbba doktor Nafiz Paşanın köşkü vardır.
Karşı tarafta ve park hizasına rastlayan Ramiz Paşa köşkünden sonra Mısırlıların, onların altında Ahmed Paşanın ve sonra da selâmlıklı haremlikli eş daireler halinde Memduh Paşanın köşkü vardı. Memduh Şaşanın eski tarzda olan harem kısmı Paşanın babası ve Seydi Ali Paşazade Hamdi Paşanın oğlu Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştı.
Bu semtte Abdülâziz oğullarından Şevket Efendi de oturmuş ve bir av dönüşünde vefat etmişti.
İstanbul şehri en haşmetli şekilde Büyük Çamlıcanın üstünden görünür; bilhassa gece bu manzara, ayak altına inmiş bir kehkeşan kadar muhteşemdir; zamanımızda bu tepenin üstünde bir gazino bulunuyordu.
Büyük Çamlıca, azametli İstanbul panoraması çizmek isteyen yabancı ve Türk ressamlarına bir durak noktası olmuşdur; bu tepeden en güzel İstanbul tablolarından biri de değerli sanatkâr Âyetullah Sumer’in fırçasından çıkmışdır. Büyük ve Küçük Çamlıcalar, yeşillikler, bağları, ve köşe köşe türlü güzellikleri ile ressamlara ayrıca ilham kaynağıdır; buralarda en çok çalışmış, yüzlerce desen çizmiş, tuval boyamış, poşadlar yapmış büyük sanatkâr da ressam Üsküdarlı Hoca Ali Rıza Bey merhumdur.
Halûk Y. ŞEHSÜVAROĞLU
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Halûk Y. Şehsüvaroğlu
Identifier
IAM070402
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3709-3712
See Also Note
B.: Bağdad Caddesi, Yolu; B.: İstanbul – Ankara Asfaltı; B.: Bulgurlu; B.: Çilehâne Mescidi; Bulgurlu
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.