Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÇAMAŞIRCI
Eskiden İstanbul’da büyük konak hayatında çamaşırı bu iş ile vazifelendirilmiş câriye ve halayıklar, bunların arasında da bilhassa zencî halayıklar yıkardı; hattâ orta halli bir âilenin bile çamaşır yıkayacak bir halayığı bulunurdu. Bâzan da bir gündelik karşılığı evlerde çamaşır yıkamayı iş edinmiş ayak takımından çamaşırcı kadınlar istihdâm edilirdi.
Şirin fıkradır: Efendinin temiz çamaşırları dâimâ ağır ağır kir kokarmış ve karısına:
— Yeni arab halayık iyi çamaşır yıkayamıyor.. Temiz diye sırtıma giydiğim şeyler kir kokuyor!.. diye şikâyet edermiş.
Hanım ise kendi giydiklerini koklar:
— Efendi.. yanlışın var.. Misk gibi!.. dermiş.
Bir gün zenci halayık çamaşır yıkarken hanım habersizce gelmiş, arkadan seyretmiş.
Halayık Efendinin donunu gömleğini tekneye koyup: “Ağam can!.. Ağam can!..” diye kirli çamaşırları bir kaç defa okşamış, sonra sudan çıkarıp, sıkmış ve temizlendi diye temiz sepedine atmış. Sonra hanımın çamaşırlarını almış, ve: “Hanım afacan.. Hanım afacan!..” diyerek var kuvveti ile çitilemeye başlamış!..
Birinci Cihan Harbinden sonra orta halli âilelerin kadınları ve yetişkin kızları evin çamaşırını kendileri yıkar oldular.
Zamanımızda çamaşır makinaları gün günden yayılmaktadır ve toplum hayatından mâişetini çamaşırcılıkla temin eden “çamaşırcı kadın” tipini kaldı...
⇓ Read more...
Eskiden İstanbul’da büyük konak hayatında çamaşırı bu iş ile vazifelendirilmiş câriye ve halayıklar, bunların arasında da bilhassa zencî halayıklar yıkardı; hattâ orta halli bir âilenin bile çamaşır yıkayacak bir halayığı bulunurdu. Bâzan da bir gündelik karşılığı evlerde çamaşır yıkamayı iş edinmiş ayak takımından çamaşırcı kadınlar istihdâm edilirdi.
Şirin fıkradır: Efendinin temiz çamaşırları dâimâ ağır ağır kir kokarmış ve karısına:
— Yeni arab halayık iyi çamaşır yıkayamıyor.. Temiz diye sırtıma giydiğim şeyler kir kokuyor!.. diye şikâyet edermiş.
Hanım ise kendi giydiklerini koklar:
— Efendi.. yanlışın var.. Misk gibi!.. dermiş.
Bir gün zenci halayık çamaşır yıkarken hanım habersizce gelmiş, arkadan seyretmiş.
Halayık Efendinin donunu gömleğini tekneye koyup: “Ağam can!.. Ağam can!..” diye kirli çamaşırları bir kaç defa okşamış, sonra sudan çıkarıp, sıkmış ve temizlendi diye temiz sepedine atmış. Sonra hanımın çamaşırlarını almış, ve: “Hanım afacan.. Hanım afacan!..” diyerek var kuvveti ile çitilemeye başlamış!..
Birinci Cihan Harbinden sonra orta halli âilelerin kadınları ve yetişkin kızları evin çamaşırını kendileri yıkar oldular.
Zamanımızda çamaşır makinaları gün günden yayılmaktadır ve toplum hayatından mâişetini çamaşırcılıkla temin eden “çamaşırcı kadın” tipini kaldırmaktadır.
Büyük şehir İstanbul’da kadimden beri çok kalabalık bekâr tâifesi yaşaya gelmektedir. Bekâr çamaşırcılığı da İstanbul’da kadimden beri mühim iş konusu olmuş; çoğu kadın olmak üzere bekâr çamaşırcıları İstanbul esnafı arasında bir nizama bağlanmışdır. Bekâr çamaşırchâneleri, çamaşır bırakma, çamaşır alma bahânesi ile bekâr tâifesinin rahatca girip çıkabildiği yerler olduğundan, çamaşırcı kadınlar da şehrin en aşağı tabakasına mensub oldukları için, o çamaşırhâneler fuhuş icrâsına çok müsâid yerler olmuşdur; bundan ötürü İstanbul zâbıtası bekâr çamaşırcıları ve bekâr çamaşırhâneleri üzerinde dikkatli olmaya çalışmışdır. Hicrî 21 zilhicce 978 (milâdî 16 Mayıs 1571) tarihli bir fermanda bekâr çamaşırcısı kadınlar hakkında şu dikkate değer satırlar okunmaktadır:
“İstanbul Kadısına hüküm ki;
“Hâlen İstanbul’da bâzı dükkânlarda çamaşırcı avretler peydâ olmuşdur. Levendlerin o çamaşırcı avretlerin açdıkları dükkânlara gidip fisk ü fesad ile meşgul oldukları haber alındı. Bundan sonra asıl çamaşırcı avretler bekâr çamaşırlarını (evlerinde yıkayarak) çamaşırcı dükkânı açmıyacaklardır.”
Bu fermandaki “asıl çamaşırcı kadınlar” tâbirinden de anlaşılıyor ki, on altıncı asırda bazı uygunsuz kadınlar bekâr çamaşırcılığını perde gibi kullanıp sözde çamaşırcı dükkânı gibi görünen randevu evleri açmışlar ve oralarda nâzenin yosmalarla bekâr uşaklarını, levend tâifesini buluşturmuşlardı.
Gaayet şiddetli emirlere rağmen bekâr çamaşırhâneleri yine açılmış, ve bu çamaşırhâneler yine birer gizli fuhuş yeri olmuşdur. Hattâ bekârlara, levendlere yalnız yosma, kahbe avret değil çamaşırcı uşak kisvesi altında uygunsuz delikanlılar da temin edilmişdir. Bilhassa onsekizinci asır sonları ile on dokuzuncu asır başında, son yeniçerilerin azgınlık devrinde bekâr çamaşırhâneleri birer haşarat yatağı hâlini almış bulunuyordu; öyle ki Bursalı Mazlumzâde Said Ağa adında mirasyedi dilber bir gencin hayatı üzerine yazılmış bir meddah hikâyesinde “ayni ile vâki olmuşdur” denilerek Karaağaç civarında Taşocakları denilen yerde deniz kenarında bir çamaşırhânede geçmiş büyük bir rezâlet nakledilmişdir. Hikâyede: “Sansar Hasan ki veledizinâ şehir oğlanı nâbekâr haramzâde bir kise tütüne sayd eylediği mühmel dilberânı eclâf ve erâzil tâifei bekâran ile cem idüb iyşü işret ve cengi ile Ali Paşa narhı üzere meclisi fisk ü fesad kurduğu dârülnedvei haşarât” diye târif edilen bu çamaşırhânenin bir kese tütüne avlanmış mühmel dilberlerinden Pîrûze Ali adında bir mahbub kız kıyafetine girerek Bursalı zengin mirasyediye bu batakhâne - çamaşırhâneye düşürmüş, orada haytalar tarafından soyulan ve belindeki altın ve mücevher kemeri gasbedilen bîçâre genc kendisini gece denize atarak ihtihar etmişdir (B.: Said Çelebi, Bursalu Mazlumzâde).
Zamanımızda bekâr çamaşırhâneleri kalmamış gibidir; yerlerini “çamaşır fabrikası” denilen müesseseler almışdır ki bunların en eskisi de 1918 ile 1919 arasında kurulmuş olan İntibah Çamaşır Fabrikasıdır.
Hâlen İstanbul’da sayısı yüz bine yaklaşan bekâr taifesinden çoğu kirli çamaşırlarını barındıkları yerlede kendileri yıkarlar, bir kısmı da kirlilerini Tahtakale, Küçükpazar, Ayvansaray, Fener, Balat, Kumkapı, Samatya gibi semtlerde bekâr çamaşırcısı kadınlara verirler ki onlar da bekâr çamaşırlarını evlerinde yıkamaktadırlar.
Bekâr çamaşırcıları edebiyatımızda da yer almışdır. Aşağıdaki beyit Sürûrî’nin hezliyyatındandır:
Müşterinin çamaşuru alaca anterisin
Urmasın killi suya belki boyasını çıkarır.
Asrımız başlarının ünlü aktris - şantöz - dansözlerinden Peruzun râst makaamında bestelenmiş bir “Çamaşırcı Kantosu” vardır:
Pek yorulduk işlemekle
Gelin bâri el ele verip
Yek dili arkadaşlar
Raksedelim biz her bar
Yaşasın dâim çamaşurcular
Bu kantoda kasdedilen çamaşırcıların, o devirde yeni yeni kurulmakda olan hazır çamaşır satan mağazalara kadan çamaşırı dike, ev süsleri yapan terzi ve işlemeci kızlar olduğu da söylenebilir.
Zamanımızda kadın ve erkek çamaşırları, dikim ve satış bakımlarından zengin bir iş konusudur. Fakat “çamaşırcı” denilince hatıra gelen, çamaşır yıkayıcılardır; ve göz önünde gelen de ayak takımından yırtık, pervâsız; ve göz önüne gelen de ayak takımından yırtık, pervâsız, yarı erkekleşmiş bir kadındır; “Çamaşırcının oğlu”, “Çamaşırcının kızı” gibi şöhretler de genc ve güzel bir kızın kısmet yolu üzerinde sevimsiz ve ciddî bir engeldir.
İkinci Abdülhamid zamanında Beşiktaşda Vişnezâdede oturan bekâr çamışırcısı Elibayraklı Zehrânın kızı Benli Hürmüz şirin bir aşk mâcerâsının kahramânı olmuşdur (B.: Hürmüz, Benli).
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070384
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3696-3698
See Also Note
B.: Said Çelebi, Bursalu Mazlumzâde; B.: Hürmüz, Benli
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.