Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÇALMAK
Batı türkcesinde çeşidli anlamları olan zengin bir misdar, kökdür.
1 – Vurmak, çarpmak anlamında: Kapu çalmak, yere çalmak, kılıç çalmak, sopa çalmak, pala çalmak, kırağı çalmak (sebzeye, meyvaya soğuğun ve rütubetin vurması, çarpması).
Ey mutribi dilkeş
Ele al çenk ü rübâbı
Çâk eyle hicâbı
Ref eyle nikaabı!
Ey sâkii mehveş
Def eyle humârı!
Taşa çal şîşei ârı
(Şâhidi)
★ Mecâzî anlamlarda; kapu çalmak: “Sarkıntılık etmek” ve “Bir iş için müracaat etmek, baş vurmak”. Misaller: bir dilber peşine düşen adamı tersler: – Yanlış kapu çaldın ağam!..
İki kişi konuşur:
— İşini düzeltebildin mi?
— Çalmadığım kapu kalmadı.. derdimi dinleyecek tek kulak bulamadım.
Pala çalmak: “Geçimi mihnetle sağlamak”. Misaller: “Bir lokma ekmeğe sabahdan akşama pala çalıyorum”.
Klıç çalmak: “Kıtlık, darlık, tabiat şiddeti karşısında ağır hayat”. Misal: “Kış erken bastırdı, fakir fukarâya öyle bir pala çalacak ki...”
★ Darbi meseller:
Her hangi bir kötülük yolunda yapma, bulursun anlamında: “Çalma elin kapusun, çalarlar kapunu”.
Semeresiz gayret anlamında: “Çaldık kesmedi, dürtdük geçmedi”.
Her türlü darbeyi yemiş, acıyı felâketi kanıksamış kimse anlamında: “Acı patlıcanı kırağı çalmaz”.
2 – Ağızla ses çıkarmak, herhangi bir mûsiki âletini gereği gibi kullanmak: Çene çalmak (konuşmak), Islık çalmak, u...
⇓ Read more...
Batı türkcesinde çeşidli anlamları olan zengin bir misdar, kökdür.
1 – Vurmak, çarpmak anlamında: Kapu çalmak, yere çalmak, kılıç çalmak, sopa çalmak, pala çalmak, kırağı çalmak (sebzeye, meyvaya soğuğun ve rütubetin vurması, çarpması).
Ey mutribi dilkeş
Ele al çenk ü rübâbı
Çâk eyle hicâbı
Ref eyle nikaabı!
Ey sâkii mehveş
Def eyle humârı!
Taşa çal şîşei ârı
(Şâhidi)
★ Mecâzî anlamlarda; kapu çalmak: “Sarkıntılık etmek” ve “Bir iş için müracaat etmek, baş vurmak”. Misaller: bir dilber peşine düşen adamı tersler: – Yanlış kapu çaldın ağam!..
İki kişi konuşur:
— İşini düzeltebildin mi?
— Çalmadığım kapu kalmadı.. derdimi dinleyecek tek kulak bulamadım.
Pala çalmak: “Geçimi mihnetle sağlamak”. Misaller: “Bir lokma ekmeğe sabahdan akşama pala çalıyorum”.
Klıç çalmak: “Kıtlık, darlık, tabiat şiddeti karşısında ağır hayat”. Misal: “Kış erken bastırdı, fakir fukarâya öyle bir pala çalacak ki...”
★ Darbi meseller:
Her hangi bir kötülük yolunda yapma, bulursun anlamında: “Çalma elin kapusun, çalarlar kapunu”.
Semeresiz gayret anlamında: “Çaldık kesmedi, dürtdük geçmedi”.
Her türlü darbeyi yemiş, acıyı felâketi kanıksamış kimse anlamında: “Acı patlıcanı kırağı çalmaz”.
2 – Ağızla ses çıkarmak, herhangi bir mûsiki âletini gereği gibi kullanmak: Çene çalmak (konuşmak), Islık çalmak, ud, keman, piyano gibi sazları çalmak, davul çalmak, düdük çalmak, nöbet çalmak (askerlik âleminde boru ötmesi, bando), çan çalmak. Misaller: Nine torununa terbiye yolunda nisîhat eder:
— Islık çalma evlâdım, yılan tesbihidir.
Bir memur anlatır:
— Eski yerimde işden başımı kaşıyacak vakit bulamazdım, burada sabahdan akşama kadar arkadaşlarla çene çalıyoruz... inan bana daha çok yoruluyorum ve eski yerimi arıyorum...
Çal!.. ben de olup âhlarımla sana demsâz,
Çâk eylemedir sînei aşkı emelim, çal!
Têsîri tabia iderek kol kola pervâz
Tâ arşı ilâhîye kadar yükselelim, çal!
Çal sevdiğim, çal meleğim, çal güzelim çal!
(Tevfik Fikret)
★ Darbı meseller:
Bir yerde işlerin karmakarışık olduğu anlamında: “Çingene çalar, kürd oynar..”.
Bir isteğin, bir sipârişin yerine gelmesi için paranın şart olduğu anlamında: “Parayı veren, düdüğü çalar...”.
Herhangi bir işde, konuda gaayet hevesli kimse anlamında: “Çalmadan oynar..”.
3 – Oğruluk, hırsızlık; “Para çalmak, eşya çalmak, çocuk çalmak”.
Sana insaf versin Hazreti Mevlâ
Neden açılmazsın ey güli rânâ
Beşerin kıymetin biliriz cânâ
Uyurken çalmayız hırsız değiliz.
(Beşiktaşlı Gedâî)
★ Mecazî anlamlarda; Akıl çalmak gönül çalmak: “Birini kendine aşk ile bağlamak, meftun etmek, hayran etmek”.
★ Darbı meseller:
Büyük kötülük yapacak kimsenin önceden elbet ki bâzı tedbirler alacağı, bu işe hazırlanacağını anlatma yerinde: “Minâreyi çalan kılıfını hazırlar..”
4 – Renk ve hal bakımından andırmak, yaklaşmak; “Beyaza çalmak, siyaha çalmak, çingeneye çalmak, deliye çalmak.” Misaller: Bir berber üzerine konuşulur:
— Ben o adamda tıraş olamam.. bakışları deliye çalıyor...
★ Bir otelde bir adam, yanında getirdiği bir genc tarafından katledilmişdir ve kaatil kaçmışdır; otel kâtibi zabıtaya izâhat verir; “Maktul devamlı müşterimiz olduğu için, dayımın oğlu dediği delikanlıdan ayrıca hüviyet cüzdanı istemedim.. uzun boylu, hırpânice giyinmiş, kara kaşlı, kara gözlü, esmer, çingeneye çalan bir yüzü vardı...”.
★ Yine bir suçlu târif edilir: “Tığ gibi genç bir adam, başı açık, yalın ayak, üstünde nar çiçeği partal bir kazak, kirden artık karaya çalmış beyaz bir gemici pantalonu var...”.
5 – Bir maddeye başka bir şey katmak, karışdırmak; “Un çalmak, yumurta çalmak, terbiye çalmak (aşcılık, mutfak deyimlerinden), bakır çalmak (kalaysız bakır kaplarda bakır oksidinin yemeğe karışarak yemeği zehirlemesi)”. Misaller: Aşcı yamağına hitâb ile: “Terbiyeye bir kaşık un ile iki yumurta daha çal!..”, “... haydi durmasana.. çorbanın terbiyesini çal!..”.
Bir gazete haberi: “... Bakır çalmasında dört kişilik bir âile zehirlendi...”.
★ Mecâzî anlamda; kara çalmak: “İsnad, iftirâ”, misal:
— Herifin işi gücü etrâfındakilere kara çalmak...
Bir serserî derd yanar:
— Alnımıza kara çalınmış bir kere.. nerede bir araklama olsa, gel ulan diye bir yol karakolu boylatıyorlar...
Çalındı nâmusa o yağlı kara
Cümle akrânıma oldum maskara
Altın adım bakır oldu genc yaşda
Zından oldu duramadım Ayaşda
Beni paklar ancak İstanbul şehri
Diyerek yoluna düştüm serseri
(Ayaşlı Âşık Veli, Sergüzeştnâme)
Bal çalmak, ağzına bir parmak bal çalmak: “Ümide düşürmek; ufacık bir lütufla karşı tarafın büyük isteğini önlemek”.
Micmeri hüsnüne oku bir maval
Ne sevdâya düşür ne aklını al
Çalıver ağzına bir parmak bal
Var ömrü oldukca yalansız güzel
(Beşiktaşlı Gedâl)
Bu “çalmak” kökünden “çala” lâfzı ile bir kaç deyim vardır ki, söze mübalâğa, şiddet, sürat, sürat neticesi ihmal mânâları verir; misaller:
“Çala kürek akıntıyı geçdik”, bütün gücümüzle kürek çekerek akıntıyı geçdik;
“Çala kamçı at sürdük”, durmadan kamçılayarak at sürdük;
“Çala taban yürüdük”, durmadan (ve süratle) yürüdük;
“Her romanı çala kalem yazılmışdır”, sür’atle, ihmalkâr yazılmışdır.
Çalgı, çalı, çalkamak (çala çala, vura vura koşdurmak), çalık, çalım kelimeleri de bu çalmak köküne bağlıdır (B.: Çalınmak Çalmak, Çalgı, Çalı, Çalkanmak, Çalık, Çalım).
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070377
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3691-3693
See Also Note
B.: Çalınmak Çalmak, Çalgı, Çalı, Çalkanmak, Çalık, Çalım
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.