Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇALIM
Hüseyin Kâzım Bey Büyük Türk Lügatında “Çalmak kökünden isim; 1 – Kılıcın ağzı, 2 – Vakurâne duruş, reftar, tavar, 3 – (Vekaarı fıtrî, doğuştan olmayup) sahte vakarlık; Çalım satmak, mecâzen, kurulmak, azamet etmek, acâib ve garib tavırlar takınmak; Çalımına getirmek de, bir işine yoluna koymak, Çıkarına uydurmak” diyor.
İstanbul ağzında, bilhassa ayak takımından yakışıklı, dilber delikanlıların bıçkınlık külhânilik yolunda göze batmak, nazarı dikkati üzerlerine çekmek için takındıkları yarı nazlı, yarı azametli tavırlar için kullanılır; bu hallerini kendilerine yakışdıranlara da “alımlı, çalımlı” denilir; misaller:
“Haddehâneli Arab Davud ki, Atlas cibâlinden kopmuş sengi hârâ misâli siyah çerde Berberî civan idi: Kaptanpaşa Sandığı uşaklarından balâ kaamet, başda keçe külâh, mintan ve dizlik ile pırpır kıyâfet sandık kolu altında onun kadar çalımlı ayak atan tulumbacı görmemişimdir..” (Vâsıf Hiç, Tulumbacılık Hâtıraları).
* Çalıma bak kopukda
Ne de kurum satıyor
Nümâyişi topukda
Heman göze batıyor
(Türkü)
* İnce belden sarkar kuşak kaşa düşmüş yârin fesi
Külhan vârî paça kıvrık basmış yemeni ökçesi
Çalım satar levandâne topukları sîm külçesi
Yalın ayak vardiyaya çıkdıkda ol şâhi levend
Donanmâyi Hümâyuna şan vermişdir Fethibülend
(Nusret Baba, Semâî, Zından şiirleri)
★ Bir ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Hüseyin Kâzım Bey Büyük Türk Lügatında “Çalmak kökünden isim; 1 – Kılıcın ağzı, 2 – Vakurâne duruş, reftar, tavar, 3 – (Vekaarı fıtrî, doğuştan olmayup) sahte vakarlık; Çalım satmak, mecâzen, kurulmak, azamet etmek, acâib ve garib tavırlar takınmak; Çalımına getirmek de, bir işine yoluna koymak, Çıkarına uydurmak” diyor.
İstanbul ağzında, bilhassa ayak takımından yakışıklı, dilber delikanlıların bıçkınlık külhânilik yolunda göze batmak, nazarı dikkati üzerlerine çekmek için takındıkları yarı nazlı, yarı azametli tavırlar için kullanılır; bu hallerini kendilerine yakışdıranlara da “alımlı, çalımlı” denilir; misaller:
“Haddehâneli Arab Davud ki, Atlas cibâlinden kopmuş sengi hârâ misâli siyah çerde Berberî civan idi: Kaptanpaşa Sandığı uşaklarından balâ kaamet, başda keçe külâh, mintan ve dizlik ile pırpır kıyâfet sandık kolu altında onun kadar çalımlı ayak atan tulumbacı görmemişimdir..” (Vâsıf Hiç, Tulumbacılık Hâtıraları).
* Çalıma bak kopukda
Ne de kurum satıyor
Nümâyişi topukda
Heman göze batıyor
(Türkü)
* İnce belden sarkar kuşak kaşa düşmüş yârin fesi
Külhan vârî paça kıvrık basmış yemeni ökçesi
Çalım satar levandâne topukları sîm külçesi
Yalın ayak vardiyaya çıkdıkda ol şâhi levend
Donanmâyi Hümâyuna şan vermişdir Fethibülend
(Nusret Baba, Semâî, Zından şiirleri)
★ Bir mahalle kahvehânesinde bir yük arabacısı kopuk akrânından bir gece çamurlaşıp (B.: Çamur) takılır:
— Süslü Beyim... çalımın bize mi ulan?! Sidikli Zehrânın oğlu olduğunu, ananın misâfir aldığı geceler Tozluklunun orada yattığını ne çabuk unuttun be!..
★
Hâneberduş pırpırlar argosunda Çalım “Güzellik”, Çalımlıda “Güzel genc” analamında kullanılır, misaller:
— Hiç dikizledin mi?.. Kantarmanın Hasanı ne çalımlı oldu...
★ “... şıkırdım besledin mi, çalımlı olacak...”.
Çok değerli dil bilgini Ferid Develioğlu “Türk Argosu” adlı güzel eserinde her nedense “Çalım” ve “Çalımlı” kelimelerini argo anları ile almıyor; kitabının ikinci bölümünde “Çalım” karıştı argo kelime olarak “fasarıya” yı gösteriyor, ve asıl argo lügatında fasariyanın ikinci mânasına atıf yapıyor, “naz, cilve” diyor. Biz, bu İstanbul Ansiklopedisi uğrunda o güruh ile uzun yıllar çok yakından temas ettik, “boş lâf, palavra” anlamında kullanılan fasaryanın, “naz, cilve, çalım” yerinde de kullanıldığına hiç rastlamadık, bilâkis hâneberduş pırpırılar ağzında “Çalım” ve “Çalımlı” yı, yukarıda da kaydettiğimiz gibi, evvelâ “Güzellik”, “Güzel genç” dolayısıyı ile “naz, cilve”, “nazlı, cilveli genc” anlamında kullanılır gördük; mesalâ “nazlı, cilveli, dilber” bir genc icin “fasaryası yerinde..” denmez, “Çalımı yerinde..” denilir.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM070373
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 7, sayfalar 3687-3688
Bakınız Notu
B.: Çamur
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.