Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇAKALOZ
Argo isim; Hüseyin Kâzım bey bu ismi çakıldan gelme göstererek “Çakaloz - çakıl taşları atan ufak top...” diyor; ve Nâîmâ’dan naklen verdiği misâlde de; “On iki pâre şakaloz top...” diye ismi “ş” ile yazıyor.
Biz “çakaloz” un çakıldan değil, “çakal” dan yapılmış bir isim olduğunu söyliyeceğiz. Ünlü dil bilginin basit bir fransızca lûgat kitabına bakmaması şayânı hayretdir.
Evvelâ Çakaloz denilen eski toplar çakıl taşları atmaz, kendi çapına uygun taş güllecikler atardı, bilhassa küçük gemilere konulan bu topların içine (ağzından) çakıl taşları doldurulması akıl çerçivesine sığmaz, çakıl yığınlarının gemiye yüklenmesi, gemide muhâfazası, bir atımdan sonra ikinci atım için doldurulması korkunç bir külfettir; üstad nerede görmüş, bu işi nasıl yakışdırmış şaşdık, kaldık.
Naîmâdan aldığı misalde “şakaloz” ismine gelince çok mühimdir; biz çakaloz - şakaloz topları Avrupalılardan, ve önce “an’anevî dostumuz” fransızlardan aldık, benzerlerini, ve hattâ daha âlâlarını yapdık ve kullandık; fransızlar bu toplara “chakal = şakal” derler; ve fransız lûgatları “chacal” isminin kendi dillerine türkçe “çakal” dan alındığı mutlaka kaydeder; dolayısı ile çakaloz’un çakıl ile hiç ilgisi olmayup apaydın çakal’dan geldiği basit bir dil araştırması ile meydana çıkmış olur.
Bu isim üzerine bir şirin ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Argo isim; Hüseyin Kâzım bey bu ismi çakıldan gelme göstererek “Çakaloz - çakıl taşları atan ufak top...” diyor; ve Nâîmâ’dan naklen verdiği misâlde de; “On iki pâre şakaloz top...” diye ismi “ş” ile yazıyor.
Biz “çakaloz” un çakıldan değil, “çakal” dan yapılmış bir isim olduğunu söyliyeceğiz. Ünlü dil bilginin basit bir fransızca lûgat kitabına bakmaması şayânı hayretdir.
Evvelâ Çakaloz denilen eski toplar çakıl taşları atmaz, kendi çapına uygun taş güllecikler atardı, bilhassa küçük gemilere konulan bu topların içine (ağzından) çakıl taşları doldurulması akıl çerçivesine sığmaz, çakıl yığınlarının gemiye yüklenmesi, gemide muhâfazası, bir atımdan sonra ikinci atım için doldurulması korkunç bir külfettir; üstad nerede görmüş, bu işi nasıl yakışdırmış şaşdık, kaldık.
Naîmâdan aldığı misalde “şakaloz” ismine gelince çok mühimdir; biz çakaloz - şakaloz topları Avrupalılardan, ve önce “an’anevî dostumuz” fransızlardan aldık, benzerlerini, ve hattâ daha âlâlarını yapdık ve kullandık; fransızlar bu toplara “chakal = şakal” derler; ve fransız lûgatları “chacal” isminin kendi dillerine türkçe “çakal” dan alındığı mutlaka kaydeder; dolayısı ile çakaloz’un çakıl ile hiç ilgisi olmayup apaydın çakal’dan geldiği basit bir dil araştırması ile meydana çıkmış olur.
Bu isim üzerine bir şirin kayıt da M. Z. Pakalının “Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri” adlı eserindedir, üstad da “çakaloz” maddesinde; “Çakanor da denilirdi, ufak toplardan birinin adıydı, bu toplarla çakıl atıldığı için bu ismi almışdı” diyor, ve kaynak olarak Ahmed Vefik Paşanın “Lehçei Osmanî” sini gösteriyor. Biz “Çakanor” adına hiç bir yerde rastlamadık.
“Lehçei Osmanî” nin kıymeti üzerinde, Ahmed Vefik Paşa için, edebî şahsiyet ve folklor araştırıcılığının öncüsü olmak ile dil ilmini çok ayrı şeyler olduğunu söylemekle yetineceğiz.
Bu İstanbul Ansiklopedisinin konusu dışındaymış gibi görünen yukardaki satırlardan sonra “Çakaloz”, İstanbul argosunda “çakal” dan az farklı olarak yalnız “değersiz, önemsiz, bayağı” anlamlarında kullanılır. (B.: Çakal).
Yukarıda uzunca kaydettiğimiz gibi eskiden küçük toplara “çakaloz” denilirdi; bu bir isim olmakdan ziyâde “ufak toplar, değersiz, önemsiz toplar” anlamında idi, fakat gemilerde, ellerinde hiç top bulunmayan korsan saykalarına karşı müessir bir silâhdı, yakın mesâfeden bir güllesinin isâbeti saldıran bir korsan gemisini delip batırmak için kâfi gelirdi.
Taş güllecikler atan eski çakalozlar kalkdıkdan sonra dilimizden top hakkında çakaloz tâbiri kalkmadı; son devirlerin felâketli harblerinden, hattâ birinci cihan harbinden asker hâtıraları dinlerken; “Üç tâne çakaloz cebel topu ile düşmanı tam üç gün tuttuk...” gibi sözler çok işitilmişdir.
Misâller:
Bulgurluda bir köy düğününde şehbaz ve şehlevend bir pehlivanın karşısına, ayağında kisbet bile bulunmayan, pantalonunun paçalarını iple sıkıp bağlamış, nerede ise kaburga kemikleri sayılacak meydan garibi bir çıplak pırpırı genç çıkar:
— Yâhu... bu çakalozu da nereden bulmuşlar!..
* Manav dükkânı önünde:
— Arslanım... sen bu çakalozları armud diye mi satıyorsun?!
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM070319
Tema
Folklor
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 7, sayfalar 3661-3663
Bakınız Notu
B.: Çakal
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.