Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÇADIR, ÇADIRCILAR
Batı türkçesinde isim “çatmak” kökünden gelir; çatılıp kurulmuş örtü, oba anlamına olup köküne nisbetle “çatır” yazmak gerekir ise de imlâmızda “t” yerini kesin olarak “d” ye bırakmışdır. Türk çadırları hakkında aşağıdaki makaale bu ansiklopedinin pek değerli kalem arkadaşlarından Halûk Y. Şehsüvar oğlunundur, Turing Kulüb Belleteninden alıyoruz:
“Harb tarihimizde olduğu kadar sanat tarihimizde de çadırların mühim bir yeri vardır. Türk çadırları îmâl tarzları, taksimatları ve tezyinatları bakımından dünyanın en güzel ve en kullanışlı çadırlarıydı. Bir Türk ordugâhında hükümdarın, vezîri âzamın muhteşem çadırlarından başka subayların ve erlerin de her türlü istirahati havi çadırları vardı. Bu seferî ikametgâhlar çadır, çerge, oba, otağ, sâyeban, çinkâri, çerge, üç direkli çerge, hayme, padişah kasrı... ilh. gibi nevilerine, şekillerine, kumaşlarına göre çeşidli isimlerle anlıyordu.
“Ordugâhlarda yatak çadırlarından maada, mutfak, hamam, abdesthane, hapisane ve ahır çadırları da vardı. Ölenlerin bir müddet için konulduğu çadırlara da “meyyit çadırı” denirdi.
“Ahmed Refik Bey Eski Osmanlı Ordusunun Esasları adlı eserinde şunları yazıyor:
“Eyâlet kıt’alarına mahsus çadırlar her beylerbeyi veya sancak beyi tarafından tedârik olunur, devlet yalnız kapıkulunun çadırlarını temin ederdi....
⇓ Read more...
Batı türkçesinde isim “çatmak” kökünden gelir; çatılıp kurulmuş örtü, oba anlamına olup köküne nisbetle “çatır” yazmak gerekir ise de imlâmızda “t” yerini kesin olarak “d” ye bırakmışdır. Türk çadırları hakkında aşağıdaki makaale bu ansiklopedinin pek değerli kalem arkadaşlarından Halûk Y. Şehsüvar oğlunundur, Turing Kulüb Belleteninden alıyoruz:
“Harb tarihimizde olduğu kadar sanat tarihimizde de çadırların mühim bir yeri vardır. Türk çadırları îmâl tarzları, taksimatları ve tezyinatları bakımından dünyanın en güzel ve en kullanışlı çadırlarıydı. Bir Türk ordugâhında hükümdarın, vezîri âzamın muhteşem çadırlarından başka subayların ve erlerin de her türlü istirahati havi çadırları vardı. Bu seferî ikametgâhlar çadır, çerge, oba, otağ, sâyeban, çinkâri, çerge, üç direkli çerge, hayme, padişah kasrı... ilh. gibi nevilerine, şekillerine, kumaşlarına göre çeşidli isimlerle anlıyordu.
“Ordugâhlarda yatak çadırlarından maada, mutfak, hamam, abdesthane, hapisane ve ahır çadırları da vardı. Ölenlerin bir müddet için konulduğu çadırlara da “meyyit çadırı” denirdi.
“Ahmed Refik Bey Eski Osmanlı Ordusunun Esasları adlı eserinde şunları yazıyor:
“Eyâlet kıt’alarına mahsus çadırlar her beylerbeyi veya sancak beyi tarafından tedârik olunur, devlet yalnız kapıkulunun çadırlarını temin ederdi. Bütün beylerbeyleri, maiyeti efradının talim ve terbiye nizam ve intizamına dikkat ettikleri gibi, çadırların da mükemmeliyetine îtinâ ederler; hattâ bu hususta birer mükemmeliyet nümunesi teşkil etmek için birbirlerile müsabaka eylerlerdi. Her çadırın büyüklüğü; rütbe ve mansıba göre değişirdi. Yeniçerilerde de her ortanın bir çadırı olur ve bu çadırın üzerinde o ortanın işareti bulunurdu.”
“Eskiden çadırlar Mehterhânede muhafaza olunur, seferlere çıkmadan evvel bunların muayeneleri yapılır, eskiler tamir edilir, yahud yeniden çadırlar dikilirdi.” (B.: Çadır Mehterleri).
“Eski bir vesikada şöyle denilmektedir: “Ambarda münakkaş çadırlar vardır ki Hüdavendigâr Hazretleri kurulmasına emir eyledi. Hazır olmuştur ve bundan evvel iki çadırı hümayun dikilmesi emrolunup bir dikilip kuruldukta dahi büyük olsa dev deyu buyuruldu. Bundan büyük olursa günlüklere münidir ve çuhadan bir köhne çardak var, sefere kabil değildir. Emrolunursa onun yerine rengâmiz renkten yeni bir çardak işlene ve beylerbeyi olana iki yeni otağ verile gelmiştir. Mevcud otağ yoktur. Emrolunursa işlene ve Hüdavendigârla gelmiş otuz altı hazineli bir alaca çadır vardır ki tabanında hayli eksiği var ve direği soğuktur. Kurulmak emrolunursa tabanı ve direği yenilensin.” (Topkapusu Sarayı arşivinde Yavuz devrine âid olduğu tahmin edilen 4663 sayılı vesika).
“Çadırlarımız hava tesirlerine karşı koyan dokumalardan yapılırdı. Onyedinci asırda çadırlarımızı tetkik etmiş bulunan bir yabancı muharrir şunları yazmaktadır: “Türk çadırları çok mükemmel olup ne yağmur, ne güneşin harareti ve ne de rüzgâr ve diğer şeyler tesir ve nüfuz edememektedir. Türkler paviyonlu çadırlar kullanmakta ve bunların yalnız bir direği ile bir örtüsü bulunmaktadır. Ancak iki direkli ve bir örtülü olan çadırlar da vardır. Erkân ve zabitanın ve hattâ paşaların farksız çadırları bir direkli ve iki örtülü bulunur. Bu çadırların şekilleri altı köşe ve dılîlı olup etekleri kaimen yerlere doğru sarkar ve iplerle ortadaki düğüme bağlı bulunur. Bu çadırlarda sonbaharın nihayetine doğru yatmak ve uyumak çok rahat olur. Çünkü bunlar deveyünü bezinden îmâl edilmişlerdir. Helâ çadırlarının üzerleri açıkdır”.
“Muharrir bundan başka çadırların deposu olarak etrâfı açık bir çadırdan ve paşaların kahvelerini içdikleri şemsiyeye benzeyen diğer bir çadırdan da bahsetmektedir ki, bu sonuncusu sâyeban olmak lâzım gelir.
“Ordugâhlarda hükümdar çadırları pek göz alıcı bir ihtişamda olurdu. Bunlarla vezîriâzam çadırları sokak denilen bezden birer hudud içine alınırdı. Hükümdarların bu muhâfaza çevreleri Topkapusu Sarayının “Sûrü Sultânî” denilen duvarlarına benzer bir şekilde biçilmişdi, ve kapusu sarayın “Orta Kapu” adındaki kapusu şeklinde bezden kulelerle yapılmışdı. Bu giriş kapusunun önüne renkli kumaşlardan bir sâyeban gerilirdi. Kapudan girilince geniş bir sahâ üstünde pâdişâhın beş altı çadırı görülürdü. Bunların birincisine Baş çadır denilir, çadır kısımları arasında yatak, hamam vesâir bölümleri bulunurdu.
“Pâdişah çadırları tezyinât bakımından diğerlerinden ayrılırdı. Üstleri kırmızı, kahverengi, lâcverd kumaşlardan yapılmış olur ve bunlar çiçekler, kuş nakışları ile süslenirdi. Çadırların Ortaları mâvi, yeşil nakışlı atlasdandı. Çadır kapularına serâser kaplı kapu perdeleri konulurdu.
“Çadırların içleri kıymetli nehâlilerle, halılarla, sedirler, (kırmızı kadife, perdazi mâvi kadife, klapdan saçaklı, astarı sarı) şilteler ve yastıklarla yahud bunlar gibi nâdîde işlemeli şiltelerle döşenirdi.
“Pâdişahın divan çadırı 10-16 direkli olurdu. Sırma parmaklıklı pencereleriyle, muhtelif kısımları ile bu büyük otağ âdetâ muhteşem bir seyyar sarayı andırırdı. Seferlere altın bir taht da götürülür ve hükümdar kumandanları ile yapdığı toplantılarda bu tahtta otururdu.
“Otağı hümâyunun üstünde altın yaldızlı bir top parılar ve kapuların önüne dört tuğ çekilmiş bulunurdu.
“Geçen asırlarda Türk sanatını, zevkini ve ihtişâmını temsil eden çadırlar yalnız seferlerde değil, büyük düğünlerde ve alaylarda da kurulurdu. Osmanlı İmparatorluğunun azamet devirlerinde üç büyük hükümdar, Fâtih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman çadırlarında vefat etmişdir. Yine o devirlerde bir çok siyasî müzâkereler, resmi kabuller çadırlarda yapılmışdır.
“Birinci Viyana muhâsarasında Kanuninin çadırı şehrisurları karşısına kurulmuşdu. Hammer sonradan yerine bir binâ yapılmış olan otağı hümâyunu “dâhilen kırmızı kumaşlar ile mefrûş, hâricen altın direkler üzerine kurulmuş” olarak târif etmektedir.
“Yine o devirde meşhur İbrahim Paşa sarayında 27 haziran 1530 da yapılan düğünde Sultan Süleyman dört lâciverd sütun arasına konulan bir tahta oturmuş ve tahtın üstü “altın ile revnakdır bir sâyeban” ile örtülmüştü. Sâyebânın tepesinde “gayet kıymetli kumaşlar uçuşuyor ve tahtın civârında bir renkde çadırlar” görülüyordu.
“Osmanlı sarayına asırlarca dünyanın her tarafından gönderilmiş nâdîde hediyeler arasında çadırlar da bulunmuşdur. İran elçisi Şah Kulu İKinci Sultan Selime birçok bahâ biçilmez hediyelerle beraber iki de çadır getirmişdi. Bu çadırlar “muhteşem sahrâî resimlerle” müzeyyendi.
“Osmanlı hükümdarlarının seferlerde kullandıkları çadırlardan başka av çadırları da vardı. Ömrünün uzun yıllarını avlarla geçiren ve Avcı lâkabını taşıyan Dördüncü Sultan Mehmed bu çadırların en muhteşemlerine sâhibdi. Devrinde tutulan bir mehterhâne mevcud defterinde bu pâdişâhın çadırları şöyle zikredilmektedir: “dâhilen sırmalı kumaşlarla mefruş, hâricen bir pervazı zerduz - dört direkli çimkârî çerge maa muşamba - 12 direkli av sâyebânı, atlas üzerine münakkaş, astarı kırmızı boğasıdan...”.
“Gittikce îmalleri pek masraflı bir hal alan çadırların daha sâde yapılmasını İkinci Sultan Mustafa emretmişdi.
“Türk ordugâhında beyaz, yeşil, kırmızı renk çadırlar kullanılmışdır. Çadır direklerinin tepesine cıva yaldızlı yuvarlaklar konulurdu. Çadır içleri ayrı renk kıymetli bir astar kumaştan yapılır ve bu kısım türlü nakışlarla süslenirdi.
“Viyana önlerine kadar ilerlemiş Türk ordugâhlarının hâtıralarını yaşatan rengârenk çadırlardan, otağı hümâyunlardan sonra son iki asra âid olan bâzıları bugün müzelerimizde bulunmaktadır” (Halûk Y. Şehsüvaroğlu; Türk Çadırları).
Türkiyenin her tarafından çadırcılık büyük ve zengin bir iş konusu olmuşdu. Pâdişahların otağı hümâyunları, sadrâzamların otağı âsafîleri ve devlet ricâli çadırları İstanbulda îmâl edilmişlerdir, büyük çadır imâlâtânelerinin şehrin Çadırcılar adı ile mâruf çarşısında toplanmış olduğunu söyliyebiliriz. Yeniçeri çadırları da süleymâniyede Ağakapusunda, bu büyük mîrî sarayın îmâlâthâneler kısmında dikilip hazırlanmışdır. Ord. Prof. İ. Hakkı Uzunçarşılının “Kapukulu Ocakları” adındaki eserinin Yeniçerilere tahsis edilmiş cildinde Ağakapusu îmâlâthânelerinden bahsedilirken bu sarayda kendilerine tahsis edilen yerde (çadırcı kârhânesinde) milâdî 1761 tarihli bir ulûfe defterine göre 20 nefer çadırcının işlediği yazılıdır.
Devlet merkezi olan İstanbul ile Bursa, ve orduyu hümâyunun sefere çıktığı zaman İstanbuldan sonra ilk konak yeri ve ordu kışlağı olan Edirne şehrinin bütün esnâfı içinden bir kısmı da “ordu esnafı” adı ile ayrılmışdı ki, harbe giden ordunun peşinden gider; ordunun her türlü ihtiyacını temin ederler idi; yahud başka bir târif ile cenge giden askerin peşinden, çadırlar içinde kurulup kalkan muazzam bir seyyar çarşı ve îmâlâthâneler yürürdü (B.: Ordu Esnafı; Esnaf; Esnaf ve Ordu Alayları). Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılının yukarıda adı geçen eserinde hicrî 1183 (milâdî 1769-1770) yılında, devam etmekde olan Rus seferi içinde İstanbuldan, Bursadan ve Edirneden “Orducu” adı altında sefere gitmiş esnafın defterleri vardır, son derecede dikkate değer pek kiymetli vesikalardır. Bir çadır bir dükkân veya bir îmâlâlâthâne olarak o yıl bu üç büyük şehirden sefere iştirak eden esnaf şunlardır:
İstanbuldan
(28 iş üzerine 85 çadır)
2 çadır Hallac
2 » Kılıçcı
2 » Yaycı
3 » Semerci
4 » Apracı
4 » Sarac
4 » Bezzaz
4 » Eskici
6 » Berber
4 » Nalband
2 » Mumcu
2 » Başcı
4 » Nalçacı
4 » Attar
4 » Bakkal
4 » Mutaf
(kıl iplikden harar yapıcı)
2 » Aşcı
3 » Terzi
8 » Kunduracı
2 » Çuhacı
2 » İpekci
3 » Çağşırcı
2 » Kasab
1 » Çadırcı
1 » Demirci
1 » Kalaycı
4 » Ekmekci
1 » Kazancı
Edirneden
(25 iş üzerine 49 çadır)
2 Çadır Ekmekci
2 » Bakkal
2 » Aşcı
2 » Terzi
1 » Başcı
2 » Çuhacı
2 » Postalcı
2 » Eskici
2 » Mutaf
2 » Yaycı
2 » Nalçacı
2 » Berber
2 » Çağşırcı
2 » Mumcu
2 » Bezzaz
2 » Çizmeci
2 » Hallac
2 » İpekci
2 » Attar
2 » Kılıçcı
2 » Sarac
2 » Arpacı
2 » Semerci
2 » Nalband
Bursadan
(24 iş üzerine 39 çadır)
2 çadır Attar
2 » Bezzaz
2 » Ekmekci
2 » Nalçacı
2 » Çizmeci
1 » Mumcu
1 » Hallac
2 » Kunduracı
2 » İpekci
2 » Semerci
2 » Eskici
2 » Çuhacı
1 » Yaycı
1 » Sarac
2 » Nalband
2 » Bakkal
2 » Arpacı
1 » Aşcı
2 » Mutaf
2 » Terzi
2 » Berber
1 » Kasab
1 » Kılıçcı
1 » Başçı
O hicrî 1183 yılında ordunun peşi sıra 30 iş kolu üzerinde 173 çadırdan mürekkeb bir seyyar çarşı yürümüşdür ki asla küçümsenecek iş değildir. Bu çadırlı seyyar ordu çarşısında çadırcılar, demirci, kalaycı ve kazancılarla beraber birer çadır ile kalmışlardır.
Eski İstanbulun günlük hayatında alelâde küçük çadırlar da çok önemli bir yer almış idi; Boğaziçinde ve Haliçde ve Marmarada nakil vâsıtalarının kayıklarla, öküz arabalarına inhisar ettiği zamanlarda yazın Kâğıthâne, Florya, Belgrad ormanı, Çamlıca, Bulgurlu, Fenerbahçesi, Haydarpaşa çayırı ve Yukarı Boğazdaki mesîrelere kayıklarla ve arabalarla günü birliğine gidilemediği için, konu komşu toplanır, mutfak takımları, birkaç günlük, hatta bir haftalık, on günlük erzakları çadırlarla gidilir, mesire yerlerinde, zamânımızın tâbiri ile çadırlı kamplar kurularak kalınırdı. İstanbul esnafı arasında ise bu çadırlı mesîre kampları ananeleşmiş bir halde idi, her esnaf bir mesîreyi benimsemiş, her yıl belli günlerde bütün kalfaları ve çırakları ile toplanırlar ve oralarda çadırlar kurarak türlü cümbüş, eğlence, sohbetle günlerce kalırlar idi; meselâ kuyumcular her yıl Kâğıthâneye ve terlikciler de Beykoz çayırına giderlerdi.
Zamanımızda İstanbulun günlük hayatında çadır, büyük şehrin barınacak yer bulunamayan yerlerinde yol tâmir ve inşâatında ve buna benzer işlerde çalışan amelelerin kurdukları basit ve tiril mahrûtî çadırlarla yine şehir etrafında konaklayan oba çingenelerinin sefil çergelerinden ibâret kalmışdır.
Bir de muhtelif cemiyetler, okullar yazın sayfiyelerde ve bilhassa deniz kıyılarında hakikaten güzel, muntazam, ciddî, programlı çadırlı kamplar kurarlar; bunlara da çokluk ile Marmaranın Anadolu kıyısı boyunda, Bostancı ile Tuzla arasında rastlanır; bazı hâli vakti yerinde aileler de husûsî otomobillerinin sâyesinde Marmaranın Rumeli yakasında, Silivri ve Kumburgaz kumluklarında çadırlı kamp kurarlar. Bunlara bir takım avâre, fakat canlı ve hareketleri gençleri de ilâve etmelidir ki, onlar da bir yolunu bulup tedârik ettikleri bir çadırla, üç beş kafadar birleşerek yine deniz kıyılarında kamp kurarlar ve bohem hayatı tadı ile yazı geçirirler.
Bir minyatürde Türk çadırları.
(H. Y. Şehsuvaroğlundan)
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070283
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3638-3642
Note
Image: volume 7, page 3639
See Also Note
B.: Çadır Mehterleri; B.: Ordu Esnafı; Esnaf; Esnaf ve Ordu Alayları
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.