Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
CÜLÛSU HÜMÂYUN VE CÜLÛS BAHŞİŞİ
Osmanlı Pâdişahlarının İmparatorluk tahtına oturarak hükümdarlık vazifesine başlama merasimine Cülûsu Hümâyun denilir. İstanbul’un fethinden sonra bu merasim, bir an’ane olarak Topkapu Sarayında Babüssaade önünde yapılmıştır.
Yeni Pâdişaha, cülûs merasiminden evvel, evvelâ Haremi Hümâyûnda, harem Muhafızı zenci hadımağaların en büyük âmiri olan Kızlaraarası, sonra da Enderûnda, Enderûnun en büyük Zâbiti ve âmiri olan Silâhdar Ağa bîat ederdi. Bu iki sadaka yemini, yeni pâdişahlarına, bundan böyle günlük şahsî hizmetinde olacak kimselerin sadâkatini temsil ederdi.
Cülûz günü Sadrâzam, kubbe vezirleri, şâir Divânı Hümâyûn erkânı ve vezir rütbesini hâiz olan revât ve istanbul’da bulunup cülûs merasimi protokoluna dâhil büyük memurlar Kubbealtında toplanırlardı.
İç hazinede duran tahtı, Hazine Kethüdâsı çıkarır ve Bâbüssaadenin muhafazasına memur ak hadımağaların âmiri ve zâbiti olan Kapuağasına teslim ederdi ve beraberce Bâbüssaadeden çıkarıp kapunun geniş saçağı altına koyarlardı. Ağır kumaşlarda yapılmış gayet kıymetli döşemesi ve merasimde öpülecek sırma saçlar, büyük bir itina ile yerleştirilirdi.
İkinci avlunun, Bâbüssaade önüne kurulmuş olan imparatorluk tahtına karşı olan kısmını, bayramlık evsaplariyle yeniçeri kıt’aları doldurudu. Tahtın etrafını da Enderûn çavuşları ve K...
⇓ Read more...
Osmanlı Pâdişahlarının İmparatorluk tahtına oturarak hükümdarlık vazifesine başlama merasimine Cülûsu Hümâyun denilir. İstanbul’un fethinden sonra bu merasim, bir an’ane olarak Topkapu Sarayında Babüssaade önünde yapılmıştır.
Yeni Pâdişaha, cülûs merasiminden evvel, evvelâ Haremi Hümâyûnda, harem Muhafızı zenci hadımağaların en büyük âmiri olan Kızlaraarası, sonra da Enderûnda, Enderûnun en büyük Zâbiti ve âmiri olan Silâhdar Ağa bîat ederdi. Bu iki sadaka yemini, yeni pâdişahlarına, bundan böyle günlük şahsî hizmetinde olacak kimselerin sadâkatini temsil ederdi.
Cülûz günü Sadrâzam, kubbe vezirleri, şâir Divânı Hümâyûn erkânı ve vezir rütbesini hâiz olan revât ve istanbul’da bulunup cülûs merasimi protokoluna dâhil büyük memurlar Kubbealtında toplanırlardı.
İç hazinede duran tahtı, Hazine Kethüdâsı çıkarır ve Bâbüssaadenin muhafazasına memur ak hadımağaların âmiri ve zâbiti olan Kapuağasına teslim ederdi ve beraberce Bâbüssaadeden çıkarıp kapunun geniş saçağı altına koyarlardı. Ağır kumaşlarda yapılmış gayet kıymetli döşemesi ve merasimde öpülecek sırma saçlar, büyük bir itina ile yerleştirilirdi.
İkinci avlunun, Bâbüssaade önüne kurulmuş olan imparatorluk tahtına karşı olan kısmını, bayramlık evsaplariyle yeniçeri kıt’aları doldurudu. Tahtın etrafını da Enderûn çavuşları ve Kapucubaşı Ağalar tutar, onların gerisine de keza bayramlık elbiseleriyle bostancılar, zülüflü baltacılar, solaklar ve Şikârı Hümâyûn ağaları dizilirdi.
Pâdişah, başında sorguçlu kavuğu ile Bâbüssaadeden çıkar, tahta otururken Mehterhâne çalardı, avluyu dolduran asker de bir ağızdan “Aleyke Avnullah.. Maşaallah!” diye alkış tutardı.
Pâdişah tahta oturunca, orada hazır bulunan Nakibüleşraf Efendi yeni hükümdarın karşısına geçer ve bir duâ okurdu.
Tahtın sağ yanında Kızlararası, sol yanında da Silâhdarağası dururdu. Sarayın bu iki büyük zâbiti, daha evvel içerde bîat ettikleri için, Nakib Efendinin duâsını müteâkib, geri kalan saray zâbitleri rütbe sıralarına göre gelirler ve ucu Silâhdarağa tarafından tutulan taht saçağını öperek bîat ederlerdi.
Saray takımının bîatı bitince, iki kapucubaşı Ağa, ellerinde gümüş asâlarla Bâbüssaade önünden Kubbealtına giderler ve asâlarını üçer defa yere vurmak suretiyle Sadırâzam ile vezirleri merâsime dâvet ederlerdi.
Evvelâ Sadırâzam, başında mücevveze denilen merâsim kavuğu, sırtında samur kürk, tahta doğru ilerler, Kubbealtı ile Bâbüssaade arasında da üç yerde selâm taşları vardır, bu taşların hizasına gelince, yerle bir eğilerek selâm verir, tahtın önüne gelince, Pâdişah Sadıraâzama hürmeten ayağa kalkar, o sırada asker ile saray takımı yine “Maşaallah...” diye alkış tutardı.
Sadırâzam diz çökerek Pâdişahın iki ayağını öper ve tahtın sağ tarafına geçerek Kızlararasının önünde dururdu. Sadırâzamı Kubbe Vezirleri, Anadolu ve Rumeli Kazaaskeri ve protokola dâhil diğer vezirler tâkib ederlerdi. Fakat bunlar, bîattan sonra selâm taşlarına kadar geri geri çekilerek geldikleri yere dönerlerdi. Pâdişah her kafile geldikçe ayağa kalkışında da mâşaallah diye alkışlanırdı.
Cülûs merâsiminde Kapcular Kethüdası ile Çavuşbaşı Ağa ellerinde gümüş asâlarla Bâbüssaade önünden Kubbealtına giderek Şeyhüsilâm Efendiyi sureti mahsusada dâvet ederlerdi. Efendi, başına Örf denilen büyük ulemâ kavuğu ve beyaz çuhayla kaplı samur kürk ile gelir, selâm taşlarına yere kadar eğilmiz, hafif inhinâlarla selâm verir, Pâdişah tarafından ayakta karşılanır ve Sadırâzam gibi ayak öpmez, Pâdişahı omuzuna yakın yakasından öperdi. Sonra birkaç adım geri çekilir, bir duâ okur ve Kubbealtına dönerdi. Seyhülislâm Efendiyi de protokola dâhil ulemâ tâkib ederdi.
Ulemâdan sonra askerî kumandanlar bîat ederlerdi. Yeniçeri Ağası ile Yeniçeri Ocağının ileri gelen zâbitleri, Topçubaşı, Cebecibaşı, Kumbaracıbaşı Ağalarla bu asker ocaklarının zâbitleri gelirdi. Pâdişah bu askerî rüesâyı tahtında oturmuş olarak kabul ederdi.
Askerî rüesânın bîatı ile merâsim biter, Pâdişah yine “Mâşaallah” alkışı ile tahtından kalkıp Bâbüssaadeden Enderûna giderdi.
Bu dönüşte yeni Pâdişahın sağ koltuğuna Sadırâzam, sol koltuğuna Bâbüssaade Ağası girer. Bir kaç adım atılır, Sadırâzam Bâbüssaadenin eşiğine yakın bir yerde Pâdişahın sağ koltuğunu Kızlararasına bırakırdı. Sadırâzam geri çekilirken Pâdişah kendisine yüksek sesle:
— Kullarımın bahşişi ve terfii makbulümdür.. Verilsin!...
Derdi. Bu sözlerin ikinci avluyu dolduran asker tarafından işitilmesi şart idi. İşitilmezse Sadırâzam yüksek sesle tekrar ederdi.
Her yeni Pâdişah tahta çıkışında, devletten gündelik hesabiyle para alan Kapukulu askerine üç aylık istihkakları değerinde bir bahşiş verilmesi ve her neferin bir derece terfî ettirilmesi Yıldırım Sultan Bayazıd’ın cülûsundanberi an’ane hâline gelmişti. Hazine ne kadar darda olsa asker cülûs bahşiş ve terfilerini istemiştir. Bazan da biribirini takib eden cülûslar hazineye ağır darbeler vurmuştur. Meselâ, onyedinci asır başında Birinci Mustafa cülûs etmiş, deli olduğu anlaşılıp yerine İkinci osman (Genç Osman) geçirilmiş, dört sene sonra bir ihtilâl ile Sultan OSman tahttan indirilip yerine ikinci defa olarak Sultan Mustafa oturtulmuş, bir sene sonra bu deli hükümdar tekrar ıskat edilerek Dördüncü Murat pâdişah olmuştu...
Yâni beş sene içinde dört cülûs bahşişi ve terfi!..
Dördüncü Murad’ın cülûsunda asker cülûs bahşişi ve terfi istemiyeceğine söz verdiği halde bir müddet sonra “Bahşiş ve terfi” diye yine ayak diremişti. Hazine tamtakır olduğundan sarayın altın ve gümüş eşyası eritilip para basılmış ve askere bahşiş ile terfileri verilmişti.
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070276
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3634-3635
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.