Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
CUMHURİYET GAZETESİ
İstanbulun büyük gazetelerinden biri; ilk nüshası 7 Mayıs 1924 de çıkmış, inkıtasız devam ile 1963 de kırkıncı yılını idrâk etmiş ve 8 Mayıs 1963 çarşamba günü çıkan 13921 numaralı nüshasını, Türk toplum hayatındaki bu hizmet yıllarının hâtırasına tahsis etmişdir; Cumhuriyet Gazetesi Türkiye Cumhuriyeti ile hemen yaşıd gibidir; kırk yıl içinde, taşıdığı ismin mânasına sâdık kalarak, Türk basınında inkılâbın dâima en ön safında bulunmuş, bilhassa gericiliğe, irticâa karşı mücadele etmiş, devir devir, nesil nesil sanat, fikir ve politika hayatının en seçkin kalemleri bu gazetenin yazı âilesi içinde bulunmuşdur. Her gün yüzbinlerce nüsha basan avam gazetesi olmaya, Türk münevverlerinin güvenini kazanmış bir gazete olarak kalmayı tercih etmişdir.
Kurucusu, devrinin ünlü gazeteci ve siyâset adamlarından Yunus Nâdi Beydir (B.: Abalıoğlu Punus Nâdi); ölünceye kadar da gazetesinin başmuharrirliğini yapmışdır.
7 Mayıs 1924 tarihli ilk nüshasında gazetesini Türkiye halkına takdim eden Yunus Nâdi şunları söylüyor:
“Bugün ilk nüshasını neşre muvaffak olduğumuz Cumhuriyet, karilere kendi kendisini tanıtmaya kâfi ise de, gazetemizin gaye, şekil ve mesleğine ait bir iki kelime ilâvesini faydadan hâli bulmadık.
“Cumhuriyet” in siyasî programı isminde mündemiç ve onu neşredenlerin siyasî bayatl...
⇓ Read more...
İstanbulun büyük gazetelerinden biri; ilk nüshası 7 Mayıs 1924 de çıkmış, inkıtasız devam ile 1963 de kırkıncı yılını idrâk etmiş ve 8 Mayıs 1963 çarşamba günü çıkan 13921 numaralı nüshasını, Türk toplum hayatındaki bu hizmet yıllarının hâtırasına tahsis etmişdir; Cumhuriyet Gazetesi Türkiye Cumhuriyeti ile hemen yaşıd gibidir; kırk yıl içinde, taşıdığı ismin mânasına sâdık kalarak, Türk basınında inkılâbın dâima en ön safında bulunmuş, bilhassa gericiliğe, irticâa karşı mücadele etmiş, devir devir, nesil nesil sanat, fikir ve politika hayatının en seçkin kalemleri bu gazetenin yazı âilesi içinde bulunmuşdur. Her gün yüzbinlerce nüsha basan avam gazetesi olmaya, Türk münevverlerinin güvenini kazanmış bir gazete olarak kalmayı tercih etmişdir.
Kurucusu, devrinin ünlü gazeteci ve siyâset adamlarından Yunus Nâdi Beydir (B.: Abalıoğlu Punus Nâdi); ölünceye kadar da gazetesinin başmuharrirliğini yapmışdır.
7 Mayıs 1924 tarihli ilk nüshasında gazetesini Türkiye halkına takdim eden Yunus Nâdi şunları söylüyor:
“Bugün ilk nüshasını neşre muvaffak olduğumuz Cumhuriyet, karilere kendi kendisini tanıtmaya kâfi ise de, gazetemizin gaye, şekil ve mesleğine ait bir iki kelime ilâvesini faydadan hâli bulmadık.
“Cumhuriyet” in siyasî programı isminde mündemiç ve onu neşredenlerin siyasî bayatları ile muayyendir.
“Cumhuriyet, Türkiye’de cidaller neticesinde istihsal edilmiş bir zarurettir.
“Cumhuriyet memlekete mal olmuş bir fikirdir. Biz onun mümessil ve müdafiiyiz... Açık ve kat’î olarak söyleriz ki gazetemiz ne hükûmet gazetesi, ne bir fırka gazetesidir. “Cumhuriyet” sadece Cumhuriyetin, daha ilmî ve şâmil ifadesiyle demokrasinin müdafiidir. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarının ihlâl eden, yıkan ve yıkmaya çalışan bir kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette her mânasiyle hakikî bir demokrasi ve hakikî bir Cumhuriyet tesisi için gazetemiz bütün varlığiyle çalışacaktır. Memlekette halkın, halk tarafından, halk için idaresi bizim mefkûremizdir ve biz yalnız bu mefkûrenin esiriyiz. Başka hiçbir kuvvetin değil.”
Yunus Nâdi, Cumhuriyet Gazetesi on yaşına basdığı gün de şu başmakaleyi yazmışdı:
“Cumhuriyet rejiminin bütün milletçe büyük şevkler ve heyecanlarla kutladığmız onuncu yıldönümünden sonra işte “Cumhuriyet” gazetesinin de onuncu yıldönümüne sıra gelmiş bulunuyor. Dün denilecek kadar yakın bir tarih bizim hayatımızda da on senesini doldurmuş demek. Bu on senenin Türk milleti hesabına asırlara sığmıyacak büyük inkılâplarla dolu olduğunu bir daha kendimiz de şaşarak sevinç ve iftiharla hatırlamaya vesile bulmuş oluyoruz.
“Asıl Cumhuriyet Türkiyeye Anadolu ufuklarında doğduğu gibi bizim “Cumhuriyet” te İstanbula Anadolu’dan geldi. Oldum olasıya gazeteci olan onun sahip ve muharriri, Mütarekenin kara günlerinde nakli kabil matbaa levazımına bağlı taşı aşırarak Anadolunun millî cidal merkezine gitmişti. Oradan buraya Cumhuriyetle döndü. Yenigün “Cumhuriyet” doğurmuştu.
“Ogün bugün bu yeni sahifenin başında millî meselelerimizi takip ediyor ve Yüksek Cumhuriyet rejimimze lâyık bir müessese olmaya çalışıyoruz. Biz iyiyi, güzeli ve yükseği takdir eden büyük milletimizin mütemadiyen muhatabı olduğumuz çok kıymetli teveccühleriyle bütün müşkülâtı muvaffakiyetle yenerek yürüdük. Büyük milletimizin yüksek teveccühü sayesinde “Cumhuriyet” matbaa, gazetesi bugün dünyanın emsali müeseseleri arasında yüz aklığiyle mevki alabilecek mükemmel bir müessese olmuştur. Bundan dolayı milletimize en yürekten gelme teşekkürlerimizi sunmayı ilk vazife biliyoruz.
“Gazetemizin on senelik hayatı onun Cumhuriyet rejimi içinde ilânihaye inkişafa namzet millî Türk hayatiyle beraber devam edecek müstakbel hayatının bir delili gibi alınabilir. “Cumhuriyet” büyük Türk milletinin efkârına tercümanlık etmek vazifesinde kendisine hakkın, hakikatin müdafaasını ve terakkinin de kayıtsız şartsız iltizamını şiar edinmiştir. Gazetemiz şimdiye kadar olduğumuz gibi bundan sonra milletin takdir ve tenkidine her gün yeni sahifeler arzedecek olan bütün hayatında da kendisine daima o şiarı rehber edinerek yürüyecektir.
“Meslek olarak adımız üstünde Cumhuriyetçiyiz. Türk milletinin kazanılan istikbalinin de ancak bu temele dayanabileceğine kaniiz. Bu ise derin ve yüksek olduğu kadar basit ve kolay bir iştir: Sadece Türk milletinin kendi mukadderatına kendisinin hâkim olması işi. Memleketi izmihlâl uçurumundan çekip çıkaran bu düstur ortaya bir Türk halk devleti koydu. Bizim Cumhuriyetçiliğimiz hakikaten halkçılıkla tebarüz etmektedir. Halkın şuuru ise oraya membaı hep kendisinde bulunan bir devlet otoritesi koymuştur. Biz devleti millî menfaatlerin baş düşünücüsü en yüksek millet müessesi biliyoruz. Nihayet, o, milletin kendisinden başka bir şey değildir.
“Cumhuriyet rejimi Türk kadınına asırlardanberi haksız ve yersiz olarak mahrum edildiği hürriyet hakkını iade ederek onun Türk erkeğiyle beraberliğini ilân etmiştir. Gazetemiz büyük milletimizin bütünlüğüne ait bu yüksek kararın hakikat sahasındaki kıymetini tecelli ettirmek üzere güzel ve imanlı teşebbüsler aldı ve Türk kadının bütün yeryüzündeki en ileri hemşirelerinden geri kalır hiç bir yeri olmadığını ispat etti. Türk kızının dünya güzellik kıraliçesi seçimini hepimiz hâlâ iftiharla hatırlarız.
“Çocuklarımız ve gençlerimiz en canlı mevzuumuz, en heyecanlı meşgalemizdir. Milletin istikbali demek olan yeni nesiller üzerinde titredik, titriyoruz ve titriyeceğiz.
“Büyük Türk milletinin lâyık olduğu büyük yarınlara hep daha muvaffak ve daha kuvvetli yetişmesi Gazi’nin çizdiği büyük ve ana yoldur. “Cumhuriyet” gazetesi milletle beraber yaşayıp gidecek bir müessese olarak işte hem o yolun yolcusu hem de iktidar ve imkânının bütün heyecaniyle meşale tutucudur. Bu dünyada bizi yıldırabilecek hiç bir zorluk yoktur. Bütün müşküllerimize rağmen halden memnun ve istikbalden eminiz.” (Yunus Nâdi).
Gazetenin kurucusu Yunus Nâdi 1945 de tedâvi için gittiği İsviçre’de vefât etti; gazetesi müessese şahsiyeti ile yerleşmişdi, oğulları Nâdir Nâdi ve Doğan Nâdi de bu müesseseyi aksatmadan yürütecek çağda ve liyakatde idiler. Bu büyük günlük gazete son onsekiz yıldanberi de iki kardeşin ve onların dirâyetle seçdikleri iş arkadaşları elinde gelişdi. Gazetinin kırkıncı yılını idrâki münâsebeti ile Falih Rıfkı Atay (B.: Atay, Falih Rıfkı) şu satırları yazıyor:
“Rahmetli dostum Yunus Nâdi, Ankarada ihtilâl devrinin yenilmez güçlükleri içinde “Yenigün” gazetesini kurarak Anadoluya ilk defa İstanbul milliyetçilerin sesini götürmüştür.
“Zaferden sonra, hemen hemen aynı güçlükler içinde “Cumhuriyet” gazetesini kurarak İStanbul’a ilk defa Ankara devrimlerinin sesini getirmiştir.
“Ölünceye kadar ideallerine bağlı kalan ve onlardan hiç bir zaman fedakârlık etmeyi düşünmiyen bir dâva adamı idi.
“Cumhuriyet gazetesi İstanbul’da uzun müddet Cumhuriyet rejiminin tek savaşçısı olarak kalmıştır.
“Atatürk, Yunus Nâdi’yi en yakınları arasında tutar ve severdi. Gazetesini kendi gazetesi sayardı.
“Ona, oğulları kendi yolundan ayrılmıyan ve bu yönde bizlere kendisini aratmıyan bir baba olmak bahtiyarlığı da nasip olmuştur.” (F. R. Atay).
Yıllarca Cumhuriyet gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü ve gazeteden 1963 yılı Nisan ortalarında ayrılan Cevad Fehmi Başkut da (B.: Başkut, Cevad Fehmi) yine kırkıncı yıl münâsebeti ile şunları yazıyor:
“Bir Türk gazetesi için 40 yıl en uzun mesafelerden biridir. Hele bu mesafeyi en inanılır ve ciddî gazete olarak, vasıflarından ve prensiplerinden hiç bir şey kaybetmeden aşmak, fazlasiyle dikkat çekici bir neticedir. Dün olduğu gibi bugün de okuycu, bir degil, müteaddit gazeteye göz gezdirmekte, bazan bunlarda (Cumhuriyet) de olmıyan haberler görmekte, fakat bu haberleri daima şüphe ile karşılamaktadır.
— Cumhuriyet yazmadıkça inanma! sözü Türk okuyucusunun zihnine yerleşmiş kesin bir kanaat olarak sürüp gitmektedir.
“40 yıllık bir çalışmanın mahsulü olan bu inanış, zihinlere kolayca yerleştirilmiş değildir. Cumhuriyet ilk tesis gününden itibaren sansayondan kaçınmış, haberleri oldukları gibi, ehemmiyetlerini mübalağalandırmadan, büyütmeden, şişirmeden neşretmiş, sun’î bir heyecan yaratmayı en zararlı bir davranış olarak karşılamıştır. Her haberi mutlaka ölçüp tartmış, şayiaları membalarına kadar gidip tahkik etmeden ve doğruluğuna inanmadan sütunlarına geçirmemiştir.
“Bir taraftan bütün azmi ve bütün ciddiyetiyle bu yolda yürürken aynı zamanda bir fikir gazetesi olmak vasfını da bir gün olsun kaybetmemiş, memleketin en iyi kalemleri onun sütunlarında yer almışlardır. Hemen hemen bütün büyük politikacılar, tanınmış devlet adamları kısa veya uzun süreler Cumhuriyet muharrirliği yapmışlardır.
“Cumhuriyet, arkada bıraktığı 40 yıl içinde Atatürkçülüğü değişmez en önemli prensip olarak daima el üstünde taşımış, bunu yaymak, kökleştirmek uğrunda büyük gayretler harcamıştır. Gazetemiz ayrıca millî menfaatlerin hırçın bir savaşçısı olarak her zaman en önde yer almış, gericiliğin, cehlin, kara taassubun amansız düşmanı sıfatiyle sürekli mücadeleler yapmıştır.
“Ciddiyeti, ağır başlılığı onu hiçbir zaman muhafazakâr bir gazete hüviyetine büründürmemiştir. Türk basın tarihine geçen bir çok yenilikler evvelâ Cumhuriyet sayfalarında yer almıştır.
“İşte bütün bu vasıflariyle Cumhuriyet bundan 40 yıl önce 6.000-7.000 tirajla yayın hayatına atılmışken 100.000 tiraja yükselmiş, memlekette iş adamının, subayın, öğretmenin, mühendisin, avukatın, bir kelime ile söylemek icap ederse aydın vatandaşın gazetesi olmuştur” (C. F. Başkut).
Gazete, kırkıncı yılın idrâk ettiği gün, 8 Mayıs 1963 tarihli nushasında “40 yıl içinde kaybettiklerimiz” başlığı altında, muhakkak ki hiç bir gazetenin gösteremediği kadirşinaslık eseri şu hâtıra satırlarını neşretmiştir:
“Bu sevinçli günümüzde aramızdan ebediyen ayrılmış olanların, çatımız altındaki ve sütunlarımız arasındaki boşluğu içimize hüzün veriyor.
“Bu gazeteyi kuran ve onu en sağlam temeller üzerine bir âbide gibi inşa eden rahmetli üstadımız Yunus Nadi, eserinin saferini gördükten sonra, Cumhuriyet 22 yaşında iken aramızdan ve başımızdan ayrıldı...
“Mükemmel bir gazeteci olduğu kadar sevilmiş bir kaleme de sahip bulunan ilk mes’ul müdürümüz Mehmet Agâh, edebî hayatının son şualarını Cumhuriyet sütunlarında veren büyük edip Cenab Şahabeddin, Türk edebiyat tarihin ünlü ismi Ahmed Rasim, Türk basınının “Beybabası” Hasan Bedreddin,, bir gece pencereden ölümün kucağına düşün Foto Kemal, idare müdürümüz İbrahim, mes’ul müdürlerimizden Hoca Behçet, devrinin ünlü bir kalemi olan Ekrem Reşat (Bu İstanbul Ansiklopedisinin sâhib ve müdevvini Reşad Ekrem Koçu’nun babası) ve ömürleri tam birer gazetci olarak bitiren Münir, Baba Rüştü, Kemal Ahmet, Sırrı ve Hasan İlhami, ilk on yılımızın içindeki kayıplarımız oldular.
“Bugüne kadar bir yılımız geçmedi ki, bir arkadaşımızın acısı ile yüreğimiz yanmasın. Aramızdan göçüp gidenler o kadar çok ki, hangisini sayalım, hangisinden başlıyalım...
“Cumhuriyete aralıksız tam 30 yıl emek veren üstad Abidin Daver, uzun seneler çizgi ve esprileriyle milletce neş’e saçan Cemal Nadir Güler Türk basınında bir çığır açmış ve ekol kurmuş olan Foto Namık Görgüç, edebiyatımızın büyük üstadı Halit Ziya Uşaklıgil, bir islâm âlimi olarak ölümsüz bir isim yapan ve uzun yıllar emek verdiği “Cumhuriyet”e ciltler dolusu yazı yazan Ömer Rıza Doğrul, senelerce günlük fıkraları, hikâye ve romanları ile bu gazeteye hizmet eden namlı yazar Ercüment Ekrem Talû, gerek yazı işleri müdürü ve gerekse memleket hikâyeleri ile “Cumhuriyet” e pek büyük emeği geçen Feridun Osman Menteşeoğlu, bugünkü arşiv ve kütaphanemizin kurucusu ve Babıâli’nin en renkli bir siması olan Vartan (efendi) Tomasyon, yıllar boyu bu gazeteye imzasını koyan mes’ul müdürümüz Hikmet Münif Ülgen, ilerlemiş bir yaşında bir otomobilin tekerlekleri altında canveren, Türk basınında ilk istihbarat şefi Fuat Duyar, “Siyasi İcmal” sütununda seneler senesi her gün “Cumhuriyet” okuyucularının karşısına çıkan Muharrem Feyzi Togay, oğlu ile eşinin intihar ettikleri odada bir aile faciasının son kahramanı olarak hayatına son veren Kemal Ragıp, tarihî konulardaki nefis yazıları ile uzun yıllar “Cumhuriyet” okuyucularını sürükleyen M. Turhan Tan (Samih Fethi), gazetemize en güzel eserlerini veren kıymetli edipler Hüseyin Rahmi, Mahmut Yesari ve Aka Gündüz ile ayni zamanda uzun bir süre çatımız altında bilfiil çalışan Peyami Safa, senelerce “Cumhuriyet” in belli başla kalemşörleri arasında yer alan Yusuf OSman Bükülmez, menhus bir hastalığın pek genç bir yaşta aramızdan altığı ticaret sahasının başarılı muhabiri Faik Güneri, muhasebe servisimizin uzun yıllar temel direği vazifesini gören üç çalışkan ve değerli idareci; Mahmut Uras, Sadi Ersan, Lütfü Tamur, haricî haberler servisimizin emektarı Süren Şamlıgil, “Gâyei Zalim” imzası altında en güzel yazı örneklerini veren Hüseyin Suat, yurt yazılarile olduğu kadar Türk güreş tarihine ait seri halindeki makalelerile de unutulmaz bir isim yapan İsmail Habip Sevük, devrinin en başarılı bir muhabiri olup, talihsiz hayatına elim bir şekilde son veren M. Selim tura, ömrünün sonuna kadar yıllar boyu matbaa müdürlüğü vazifesini başarı ile yürüten Bali Tekin, gazetemize küçük bir kütüphaneyi kapsayacak ölçüde roman ve hikâye tercüme eden Ömer Fehmi (Başkut), “Cumhuriyet” adına bütün yurdu adım adım dolaşan umum Anadolu muhabirimiz Ali Fuat, en güzel makalelerini bu sütunlar arasında neşreden değerli muharrir ve Bakan Hasan Âli Yücel, üstat bir kaleme sahip bulunan Ağaoğlu Ahmet, nev’i şahsına münhasır fıkraları ile devrinin en sevilen bir kalemi olan Agâh İzzet, çok uzun yıllar musahhih olarak çalıştığı “Cumhuriyet” teki başarılı hayatını veznedar olarak tamamladıktan sonra hayata gözlerini yuman İ. Nami Köroğlu, yine bu gazeteye müsahhih olarak hizmet eden romancı Selâhattin Enis (Atabeyoğlu), mesleğinin cidden büyük bir ustası olan sermürettip Selim Tanyeli, 70 yıllık ömrünün 50 yılını mesleğine vakfeden emektar mürettibimiz Hamdi (Baba) Vuruşkaner, yine bir diğer emektar mürettibiz İhsan Usta ile uzun yıllar bu çatı altında çalışan oğlu Linotip operatörü Hüsnü Seçkiner, emektar ambar mahusibimiz Şefkati...
“Ve daha dün denilecek bir mâzide aramızdan ayrılan spor âlemimizin unutulmaz şampiyonu Ömer Besim Koşalay, matbaa müdürümüz ve eski gazeteci Talât Mithat Hemşeri, kıymetli yazı işleri müdürümüz Nazım Ulusay, gazetemize ciltler dolusu telif – tercüme yazılar yazan Tevfik Sadullah (M. Kenan Kan), fecî bir otomobil kazasında kaybettiğimiz Ankara Foto Muhabirimiz Necati Andiç, santral memuru Ferhat Şengil, pek genç yaşta kaybettiğimiz üç makinecimiz Yılmaz Bozok, Mehmet Mengeneli, Ali Etik ve posta servisimizden İsmail Tokar ile Hüseyin Karanfil ve ilk sayılarından itibaren ömrünün sonuna kadar tam 36 yıl bu gazeteyi bütün yurda tevzi eden Mehmet (Ağabey) Ünal...
“Onları 40 ıncı yıla girerken bir kere daha bütün kalbimizle anıyor ve aziz hâtıraları önünde tâzimle eğiliyoruz”.
Cumhuriyet Gazetesinin 11 Eylül 1924 tarihli nüshası;
Bursa’nın kurtuluş gününde.
Cumhuriyet Gazetesinin 30 Ağustos 1963 tarihli nüshası;
Büyük taarruzun 41 inci yıldönümünde.
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070265
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3625-3630
Note
Image: volume 7, pages 3626, 3627
See Also Note
B.: Abalıoğlu Punus Nâdi; B.: Atay, Falih Rıfkı; B.: Başkut, Cevad Fehmi
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.