Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
CUMBA
Cumba denilen çıkıntılar evlerin cephesinden çok eski zamanlardan beri yer almıştır. İstanbul’un yapılarına da yüzyıllarca evvel girmiştir. Daha şehir, surların dar çemberi içinde sıkışıp kaldığı devirlerde Romalıların binalarında, Osmanlı Türklerinin sokaklara gölge ve serinlik bırakan geniş saçaklı evlerinde, cumbanın yapının yüzünde yer aldığı görülür. Profesör Celâl Esad Arseven “Türk Sanatı Tarihi” adlı büyük kitabında Anadolu, Rumeli ve İstanbul’daki Türk evlerindeki cumbalara ait geniş bilgiler vermektedir. Profesöre göre zemin katı üstündeki birinci kat, çıkma kirişlere cumba şeklinde istinad ettirilmiş, bazı evlerde ise ayrıca dıştan eli böğründe denilen desteklerle tutturulmuştur. Bizanslılardan kalma yapılarda ise taşlarla dirsek bindirmeleriyle bu kat dışarı taşırılmıştır. İkinci katta birinci katın inşaat şakuli dışına çıkararak cumba şeklini alır; bu da hariçten dirseklere istinat ettirilirdi. Bu tarz yapıda, binanın alt katları, kış aylarında havanın yağış ve saire gibi muhtelif dış tesirlerinden korunmuş olurdu. Mahdud bir sahayı işgal eden evin yapısı da bu suretle içten birinci katta ve yukarı katta yer kazanılmak suretiyle genişletilmiş olunurdu. Yalnız bu cumbalar zaten geniş olmayan şehrin sokaklarını bir de üstünden kapatıp bastırıyordu. Arseven Türk Sanatı ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Cumba denilen çıkıntılar evlerin cephesinden çok eski zamanlardan beri yer almıştır. İstanbul’un yapılarına da yüzyıllarca evvel girmiştir. Daha şehir, surların dar çemberi içinde sıkışıp kaldığı devirlerde Romalıların binalarında, Osmanlı Türklerinin sokaklara gölge ve serinlik bırakan geniş saçaklı evlerinde, cumbanın yapının yüzünde yer aldığı görülür. Profesör Celâl Esad Arseven “Türk Sanatı Tarihi” adlı büyük kitabında Anadolu, Rumeli ve İstanbul’daki Türk evlerindeki cumbalara ait geniş bilgiler vermektedir. Profesöre göre zemin katı üstündeki birinci kat, çıkma kirişlere cumba şeklinde istinad ettirilmiş, bazı evlerde ise ayrıca dıştan eli böğründe denilen desteklerle tutturulmuştur. Bizanslılardan kalma yapılarda ise taşlarla dirsek bindirmeleriyle bu kat dışarı taşırılmıştır. İkinci katta birinci katın inşaat şakuli dışına çıkararak cumba şeklini alır; bu da hariçten dirseklere istinat ettirilirdi. Bu tarz yapıda, binanın alt katları, kış aylarında havanın yağış ve saire gibi muhtelif dış tesirlerinden korunmuş olurdu. Mahdud bir sahayı işgal eden evin yapısı da bu suretle içten birinci katta ve yukarı katta yer kazanılmak suretiyle genişletilmiş olunurdu. Yalnız bu cumbalar zaten geniş olmayan şehrin sokaklarını bir de üstünden kapatıp bastırıyordu. Arseven Türk Sanatı Tarihinde, “İstanbul’da bazı darca sokaklar vardı ki, cumbalarda oturanlar karşıki evden çubuğunu yakacak kadar birbirine yakın bulunur ve bu cumbalar sokağın üstünde âdeta bir kemer teşkil ederlerdi” diyor.
Binaların bu esas çıkmalardan başka, bilhassa büyük zelzeleden sonra şehirde revaç bulan ahşap ev inşaatında, ayrıca bir pencerelik bir yere hasr edilmiş, değişik şekillerde cumbalar da yapılmağa başlanmıştı. İstanbul’un son yarım asır evveline ait günlerden artık hikâyeleri kalmış bu tarz cumbalar biraz da o devirlerde kadınların hayatlarının evde ve örtülü geçmesinden ve dışarıyı daha rahat görebilme ihtiyacının doğurduğu şeylerdendi.
Bunlar ekseriyetle pencerelerden birinin çerçevesine tutturulan tahta bir mesnedin üç tarafı kafesle kapatılmak suretiyle yapılırdı. Bu cumba evin çocuğuyla kadının müştereken istifade ettiği bir yerdi. Çocuğun gününü geçirdiği aynı zamanda hava aldığı bir yer olmakla beraber aynı zamanda evin genç kadını da, hafifçe tutturulmuş gür saçlarını örtmeden tiril tiril beyaz patiska örtülü köşe minderlerinden çıplak dizleri üzerine uzanarak sokağı rahatça seyrederdi. Günün her saatinde, birbirinden değişik sesleri duyulan satıcılardan evvelâ cumbadan seslenilerek alış veriş edilirdi. Çok uçuk mavi bir tül içinden akan İstanbul’un sabah güneşinin aydınlıklariyle parıldayan sokağın kaldırımları üzerinden geçen sütçünün, ekmekçinin, zerzevatçının seslerine bir kere de cumbadan bakılır, sonra ahretlik sokak kapısına gönderilirdi.
Evin uygun bir bahçesi yoksa, çocuk mektebe gidinceye kadar, onun için en müsait köşe cumba idi, mamasını orada yer, bebekleriyle orada oynardı. Boy atınca da kafesin hizasından sokağı seyreder, mahallenin hayatını görür, sonradan karışacağı semtin yaşayış âhengi içine âdeta evvelâ oradan bakmış olurdu.
Eski dar sokaklı ahşap İstanbul’un yangın âfetlerinde bu cumbalar, geniş saçaklarla beraber, ateşin kolayca sirâyeti ile yayılmasına sebep olurdu ki tarih kaynaklarımızda büyük yangınlardan bahsedilirken bu husus dâima belirtilmişdir.
Saadi Nazım NİRVEN
Cumbalı ahşab evler
(Resim : C. Biseo’dan Nezih eli ile)
Cumbalı Ev.
(Resim : Anonim)
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Saadi Nâzım Nirven
Kod
IAM070260
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 7, sayfalar 3621-3623
Not
Görsel: cilt 7, sayfa 3622
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.