Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
CONSTANTİNOPOLİ
Ünlü İtalyan edîbi Edmondo de Amicis’in İstanbul üzerine seyahtanâmesi; asırlar boyunca İstanbul’a gelmiş Avrupalı seyyahların İstanbulu isimle zikrederek çeşidli dillerde kaleme aldıkları eserlerin güzellerinden biri, fransızca ve italyanca itinalı bir baskısı, o devirde yaşamış C. Bisco isimli kudretli bir İtalyan ressamının pek güzel ve şirin resimleri ile tezyin edilmişdir (B.: Amicis, Edmondo de; Biseo, Cesare).
Kuvvetli bir müşâhid olan ve çok tatlı bir kaleme sâhib bulunan Ed. De Amicis’in bu çok güzel İstanbul seyahatnâmesi türkçeye ilk defa çok, pek çok kısaltılmış olarak Reşad Ekrem Koçu tarafından terceme edilmiş ve 1936 senesinde Cumhuriyet Gazeteside on makalecik hâlinde neşredilmiş, sonra bu makaaleler “1874 de İstanbul” adı altında kitab olarak toplanıp 1938 de Çığır Kitabevi tarafından basılmışdır. On makaalenin R. E. Koçu tarafından konmuş başlıkları şunlardır: “Köprü üstü”, “İstanbul”, “Galata”, “Tatavlada bir meyhâne ve Kasımpaşa sırtında bir kahve”, “Kıyâfet”, “Çarşı”, “Kayık”, “Kâğıdhâne ve Göksu”, “Yangın”, “Sokak köpekleri”.
Aşağıdaki satırları o tercemeden alıyoruz:
İstanbul’un müslüman sekenesini görmek için en münasip zamanda bulunuyoruz: Geçen asırda kıyafet daha yeknasakmış ve gelecek asırda da muhakkak ki gene yeknasak bir şekil alacak. Şimdi bir değ...
⇓ Read more...
Ünlü İtalyan edîbi Edmondo de Amicis’in İstanbul üzerine seyahtanâmesi; asırlar boyunca İstanbul’a gelmiş Avrupalı seyyahların İstanbulu isimle zikrederek çeşidli dillerde kaleme aldıkları eserlerin güzellerinden biri, fransızca ve italyanca itinalı bir baskısı, o devirde yaşamış C. Bisco isimli kudretli bir İtalyan ressamının pek güzel ve şirin resimleri ile tezyin edilmişdir (B.: Amicis, Edmondo de; Biseo, Cesare).
Kuvvetli bir müşâhid olan ve çok tatlı bir kaleme sâhib bulunan Ed. De Amicis’in bu çok güzel İstanbul seyahatnâmesi türkçeye ilk defa çok, pek çok kısaltılmış olarak Reşad Ekrem Koçu tarafından terceme edilmiş ve 1936 senesinde Cumhuriyet Gazeteside on makalecik hâlinde neşredilmiş, sonra bu makaaleler “1874 de İstanbul” adı altında kitab olarak toplanıp 1938 de Çığır Kitabevi tarafından basılmışdır. On makaalenin R. E. Koçu tarafından konmuş başlıkları şunlardır: “Köprü üstü”, “İstanbul”, “Galata”, “Tatavlada bir meyhâne ve Kasımpaşa sırtında bir kahve”, “Kıyâfet”, “Çarşı”, “Kayık”, “Kâğıdhâne ve Göksu”, “Yangın”, “Sokak köpekleri”.
Aşağıdaki satırları o tercemeden alıyoruz:
İstanbul’un müslüman sekenesini görmek için en münasip zamanda bulunuyoruz: Geçen asırda kıyafet daha yeknasakmış ve gelecek asırda da muhakkak ki gene yeknasak bir şekil alacak. Şimdi bir değişme devrinin içi olduğundan ötürüdür ki, kıyafet, harikulâde bir nenevvü gösteriyor. Halkın büyük bir kütlesi, imkılâpcıların ileri hareketleri ile ihtiyar Türklerin mukavemeti arasında bucalıyor.
“Eski Türkiye ile yeni Türkiye mücadelesi, kıyafette aydın olarak görünüyor. İhtiyar Türk hâlâ sarıklı, şalvarlı, kaftanlı ve an’aneye uygun olarak sarı veya kırmızı çedik pabuçludur. Uyanık Türk, çenesine kadar düğmeli siyah ve uzun pardesü (İstanbulin) ve pantalon giyer; başında sadece bir fes vardır. Bunların arasında da gençler, cüretkâr delikanlılar, kapalı ve uzun istanbulinler atmış, göğsü açık redingot giymektedirler. Ayaklarında açık renk pantalonlar, boyunlarında zarif kravatları ve ellerinde bastonları vardır; yaka deliklerine de bir çiçek iliştirilmiştir.
“Şalvarlı Türkle pantalonlu Türk arasında bir uçurum vardır. Sarıklı hâlâ sırat köprüsüne inanır. Beş vakit abdestini alır, ibâdetini yapar ve evine akşam ezanı ile gider. Pantalonlu Türk hürâfâta gülümser, fotoğrafını çıkartır, fransızca konuşur ve gecesini tiyatroda geçirir.. Bu ikisinin arasında da çekingenler bulunmaktadır ki, bazıları el’an sarık sarar, amma, küçüktür, fes giydiği zaman birdenbire göze batmasın diye. Bazıları hâlâ şalvar taşır, fakat ne göze atan, renkler, ne kuşak ve ne de çedik pabuç kalmıştır; buna mukabil başlarında fes bulunur; yavaş yavaş son kalan şeyleri de atacaklardır.
“Yalnız kadınlar eski yaşmak ve feraceyi muhafaza etmektedirler. Fakat bu yaşmak artık pek şeffaftır; ferâcenin altında da ekseriya Paris’in en son moda resimlerine göre dikilmiş bir fistan bulunur.
“Her yıl binlerce kaftan, şalvar düşüyor; ve binlerce pantalon çekiliyor; her gün bir ihtiyar Türk ölüyor ve bir münevver Türk doğuyor; dua kitabını gazete, çubuğu sigara, arabayı kupa, darbukayı piyano, Emsile ile Binâyı fransızca gramer, ahşap evi kâgir ev istihlâf etmektedir.
“Her şey karışıyor, her şey değişiyor, belki bir asırdan az bir zaman içinde, ihtiyar Türkiyenin bakaayasını aramak için Anadolunun en uzak vilâyetlerinin, en ıssız köşelerine gitmek lâzım gelecektir.
“Önümüzden geçen şu dervişler de bu son günlerin simalarındandır. Bunlar Mevlevî dervişleridir ki, Beyoğlu caddesinde çok meşhur bir tekkeleri var. Hiç şüphesiz ki, mevlevîleri birbiri arkasında devran meydanına giderken görmek çok câziptir; Devetüyü bir cübbeye sarılmışlar, baş iğilmiş, kollar kavuşdurulmuş, tatlı ve yeknesak bir musiki kendilerine refakat etmektedir; öyle bir musiki ki, Üsküdar mezarlıklarının selvilerinde inleyen rüzgâra benziyor, gözleri açıkken insana rüyalar gördürüyor. Bir defa çevreyi döndükten sonra mihrâbın önünde ağır ve muhteşem bir hareketle karşılıklı ikişer ikişer ilgililer; sonra sırtlarından, canlı bir hareketle cübbelerini yere atıp bembeyaz uzun entarilerile (tennurelerile) kolları açık, baş bir cezme ile yana iğilmiş, dönmeye başlamaları çok güzel bir sahnedir.
“Mevlevîler sanki görünmeyen bir elle arkalarından itiliyormuş gibi meydana atılırlar; beyaz, hafif, fırıl fırıl, tennûre şişik ve dalgalı gözler yarıkapanmış, müsavi mesafelerle dönmeğe başlarlar.
“Seyyahların görüp tasvir ettiklerinin hilâfına, ben bu Mevlevî dervişlerde harikulâde kıvrak, yorulmaz, san’atlarını tam bir soğukkanlılıkla yapan bir dansörden başka bir şahsiyet göremedim. Hattâ onların yüzünde istihfaf edici tebessümler bile gördüm. Bir genç derviş gördüm ki, karşısındaki tribünde bir İngiliz kadınının yiyecek gibi bakan nazarlarından hiç te çekinmiş, hırçınlaşmışa benzemiyordu; ve içlerinden bir çoklarını öyle cürümler üzerinde yakaladım ki, iğilip arkadaşlarının elini öpecek yerde, gizlice ısırıyor, beriki de onun elini çimdikliyerek mukabele ediyordu. (Bir iftirâ, çirkin isnad mıdır, yoksa kötü tesâdif, güller arasına iki zakkum mu karışmışdır, bilemeyiz?)
“En ziyade gözüme çarpan, her yaş simâda olan bu adamların bizim birçok salon dansörlerimizi kıskandıracak poz ve hareketlerindeki zarâfet ve letâfetti. Bu, pek tabiidir ki, şark ırklarının, vücudün hususî bir yapılışına borçlu oldukları bir imtiyazdı.
“Bir başka gün tekkenin bir höcresine girmiştim Orada devrana hazırlanan bir derviş gördüm. Bu, uzun boylu, nârin, tüysüz bir delikanlı idi. Kız gibiydi. Bir aynanın karşısında beyaz tennûresinin belini kuşakla sıkıyordu; bize doğru döndü ve gülümsedi. Elleri ince vücudünün etrafında dolaşıyor, acele acele fakat tatlı bir edâ ile, bir artist gözü ile elbisesinin her tarafını düzeltiyordu; tıpkı tuvaletine son çeki düzeni veren bir kadın gibi, ve arkasından o uzun etekleriyle, hakikaten, bir balo için giyinmiş ve aynada kendisini seyreden bir genç kıza benziyordu. Desdémonanın Othelloya dediği gibi “Hakikaten garip şeyler!..”
“Pangaltı tepesinden indik. Kurumuş küçük bir sel yatağını geçtik. Bir başka tepe tırmandık, ve kendimizi başka bir semtte bulduk: Aya Dimitri.
“Buranın hemen bütün sekenesi Rumdur. Her tarafta kapkara gözler, ihtiyar keşişler, atılgan ve tığ gibi delikanlılar, örgülü saçlarını omuzlarına dökmüş kadınlar sokakta toz toprak arasında oynaşan ve sokağı çığlıklarla dolduran ve yüzlerinden hîle ve şeytanet akan kopiller görüyoruz. Taşlarla kayıdrak oynayan bu oğlancıkların yanına yaklaştık. İçlerinden biri ki, aşağı yukarı sekiz yaşında idi; hepsinden şeytanı ki, hemen her dakika bir çığlık kopararak küçücük fesini havaya fırlatıyordu. Birdenbire bir kapının önünde oturmuş olan başka bir çocuğa döndü ve bağırdı:
— Cecchino! buttami la palla!
(Cecchine! Topu bana at.)
Çocuk hırsızı bir çingene gibi kolundan yakaladım ve:
— İtalyan mısın? dedim.
— Hayır, dedi. İstanbulluyum.
— İtalyancayı kim öğretti? diye sordum.
— Anam, dedi.
“Bu çocuk, sekiz senedenberi İstanbulda yerleşmiş Livourne’lu bir taşçı ile Pisa’lı bir kadının oğlu idi.
“Küçük vadiyi bir kere daha geçtik ve bir başka Rum mahallesine geldik ki, Tatavla denilen bu semtte, İstanbulun sayısız ve birbirine benzeyen içkili ahçı dükkânlarından birine girdik.
“Burası, bir tiyatro yapılabilecek kadar büyük bir yerdi. Büyük bir ocağın karşısında kötü yüzlü bir adam, gömleğinin kollarını sıvamış balık kızartıyordu, kebap çeviriyordu. Öbür tarafta bir tezgâh vardı. Tezgâhın başında başka bir tehditkâr yüz, ayaklı kadehlerle beyaz ve kırmızı şarap dağıtıyordu. Ortada ve ilerde, kunduraca masalarının hatırlatan küçük masalar ve arkalıksız iskemleler vardı.
“Kulağımızı biraz tıkayarak içeriye girdik. Zira burada aşağı tabakadan Rumlar ve Ermeniler vardı. Onların tecessürkâr ve alaycı bakışlarından çekiniyorduk. Fakat kimse bize bir göz atmağa bile tenezzül etmedi. İstanbul halkı umumiyetle dünyanın en az mütecessis olan ırkındandır. Onların gözüne çarpmak için ya bir sultan olmalıdır, yahut da sokaklarda ana doğması koşan bir deli.”
Sırık Hammalları
De Amicis’in kitabında C. Bisco’nun resimlerinden.
Cami avlusunda pazar
De Amicis’in kitabında C. Biseo’nun resimlerinden.
Ayasofya'da Mermer Küp
Van Milligen'in kitabında Warwick Goble'nin resimlerinden, Sabiha Bozcalı eli ile.
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070225
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3601-3605
Note
Image: volume 7, pages 3603, 3604
See Also Note
B.: Amicis, Edmondo de; Biseo, Cesare
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.