Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
CİNCİ HOCA SARAYI
Onyedinci asır ortalarında İstanbulun en mükellef saraylarından biridir; büyük bir ahşab yapı olduğu kesin olarak söylenebilir; yerini tesbit edemedik, Evliyâ Çelebi, mübhem olarak Civankapucubaşı Mehmed Paşa Sarayının karşısığnda olduğunu yazıyor; yine Evliyâ Çelebinin kaydına göre hicrî 1054, milâdî 1644-1645 yılında inşâ edilmişdi; Nâimâ hicrî 1054 yılı vak’aları arasında bu sarayın inşâsını şu satırlarla tesbit ediyor: “... Bu esnâda Hoca Efendi Anadolu Kadıaskerliğine tâyin edildi, pâdişâhın (Sultan İbrahimin ) fevkalâde iltifatlarına nâil oldu; bir muazzam saray yapdırmaya başladı; saray masrafına yardım olmak kendisine mîrîden 200 yük akçe verilmesi fermanı çıkdı. Sarayı görenler hayran kaldılar; fakat zamanın zürefâsı Hoca Efendinin cehline îmâ ile bu beyti söylemişdir:
Binâ emsilesin bilmezdi Cinci
Anınçün başladı ol binâya...”.
Evliyâ Çelebi hicrî 1058 yılı şevvalinde (Ekim 1648) bir şark seyahatından İstanbula dönüşünde şöyle anlatıyor:
“Erzurumdan İstanbula geldiğimde gördüm ki Civan Kapucubaşı Sarayına havâle bir âlî saray binâ olunmuş ki evci âsümâna ser çekmiş. Sarayı temâşâ ederken bir kapucu görünüb:
— Buyurun, sizi efendi hazretleri ister!.. dedi.
— Efendiniz kimdir?.. dedim.
— Hünkâr hocası ve bu sarayın sâhibidir... dedi.
“Hemen merdivenden divânı âlîsine ç...
⇓ Read more...
Onyedinci asır ortalarında İstanbulun en mükellef saraylarından biridir; büyük bir ahşab yapı olduğu kesin olarak söylenebilir; yerini tesbit edemedik, Evliyâ Çelebi, mübhem olarak Civankapucubaşı Mehmed Paşa Sarayının karşısığnda olduğunu yazıyor; yine Evliyâ Çelebinin kaydına göre hicrî 1054, milâdî 1644-1645 yılında inşâ edilmişdi; Nâimâ hicrî 1054 yılı vak’aları arasında bu sarayın inşâsını şu satırlarla tesbit ediyor: “... Bu esnâda Hoca Efendi Anadolu Kadıaskerliğine tâyin edildi, pâdişâhın (Sultan İbrahimin ) fevkalâde iltifatlarına nâil oldu; bir muazzam saray yapdırmaya başladı; saray masrafına yardım olmak kendisine mîrîden 200 yük akçe verilmesi fermanı çıkdı. Sarayı görenler hayran kaldılar; fakat zamanın zürefâsı Hoca Efendinin cehline îmâ ile bu beyti söylemişdir:
Binâ emsilesin bilmezdi Cinci
Anınçün başladı ol binâya...”.
Evliyâ Çelebi hicrî 1058 yılı şevvalinde (Ekim 1648) bir şark seyahatından İstanbula dönüşünde şöyle anlatıyor:
“Erzurumdan İstanbula geldiğimde gördüm ki Civan Kapucubaşı Sarayına havâle bir âlî saray binâ olunmuş ki evci âsümâna ser çekmiş. Sarayı temâşâ ederken bir kapucu görünüb:
— Buyurun, sizi efendi hazretleri ister!.. dedi.
— Efendiniz kimdir?.. dedim.
— Hünkâr hocası ve bu sarayın sâhibidir... dedi.
“Hemen merdivenden divânı âlîsine çıkdım. Ne göreyim? Yetmiş seksen kadar samur kürklü hademe, mümtaz civanlar el bağlamış dururlar; baş köşede kavuğunda küçük bir ulemâ destarı ile karar sakallı bir çelebi oturur; ama hâne sâhibinin kim olduğu mâlûmum değil, hemen orada olanların hepsine levendâne hitâb ederek:
— Esselâmü aleyküm ey âşıkan!.. dedim.
“Hemen baş köşedeki adam:
— Ve aleykümüselâm Hamidefendi Medresesindeki ders şerîiki kardeşim cânım!.. diyerek ayağa kalkdı ve elimi eline aldı, öpüşüb kucaklaşdık. Ama Allah büyük, kim idi bilemedim; o zât:
— A benim canım, dağ adamı olub levend olmuşsun, nedir bu bizimle bîgâne âşinâlık?!.. deyince hatırladım:
— Sultânım, yâri kadîmim, cânım, şerîkim, şeyhzâde azizim!.. dedim.
— Safâ geldin, kahve şerbet getirin!.. bu sarayı temâşaya sebep ne idi?!.. diye sordu.
— Sultânım, Defeterdarzâde Mehmed Paşa ile bu şehirden gideli iki buçuk sene oldu, bu mâmûreyi görmemişdim, Hüdâ mübârek eyliye!.. dedim.
“Hoca:
— Evliyâ Çelebi, sizinle medrese köşesinde ilim ile meşgul olduğumuz sebebi ile cenâbı Hak ilim bereketi ile bu arayı ve Üsküdarda ve vilâyetimizde ve nice yerlerde çiftlikler ihsan etti!.. dedi.
— İnşâallah Sultânım ilim tilâvet etmede şerik idim, devletinizde dünyâlık ile de şerik oluruz! Deyince:
— Vallah teklifsiz olduğunuzdan haz ettim!.. Bre haznedar gel!.. diyerek gelen hazînedârının kulağına bir şeyler söyledi. Biraz sonra bir kese kuruş, ve bir yeşil çuhaya kaplı samur kürk, ve bir lokmalı kadı kaftanı, velhâsıl başdan ayağa bir kat esvab getirtib ihsan etti Yemek yendikten sonra destur deyub giderken aşağı inib gördüm ki binek taşında da küheylân at var, gümüş eğerli, vezir rantlı; bir uşak:
— Efendi bu atı size hediye etti!.. dedi.
“Yine huzûruna çıkdım:
— Sultânım, bizi toprakdan kaldırıb piyâde iken atlandırdınız, Hüdâ sizden râzı ola!.. dedim, ve tekrar vedâlaşıb ata binerek evime geldim. İkindiye doğru gördüm ki bir hâyü hûy ile elli aded hammal yükü pirinç, kahve, şeker, balmumu, yağ, velhâsıl gûnâgûn erzak göndermiş; evim nimetle doldu. Cihan cihan haz edip gelen adamı ile bir tâlik levha hediye gönderdim..” (B.: Hüseyin Efendi, Saframbolulu Cinci Hoca).
Bib..: Naîmâ, IV; Evliyâ Çelebi, I. ve II.
Theme
Building
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070185
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 7, pages 3579-3580
See Also Note
B.: Hüseyin Efendi, Saframbolulu Cinci Hoca
Bibliography Note
Bib..: Naîmâ, IV; Evliyâ Çelebi, I. ve II.
Theme
Building
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.