Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
CİBÂLİ FIRINI CİNÂYETİ
29 aralık 1945 gecesi işlenmiş bir cinâyetdir; bir zamanlar bu fırında hamurkârlık yapmış 26 yaşında Bandırmanın Sığırdibi köyünden Ali Özdemir adında boşda gezer bir bekâr uşağı, aynı fırında çalışır iken tanışdığı 72 yaşında Ali Ümitler adında bir ihtiyarı parasına tamah ederek başına kahve değirmeni ile vurmak suretiyle katletmişdir. Vak’a İstanbul gazetelerinde “Korkunç Cinâyet”, “Vahşiyâne Cinâyet” gibi serlevhalarla yayınlanmış ve büyük şehirde bilhassa fırınlarda çalışanlar arasında geniş ölçüde heyecan uyandırmışdır.
Vak’anın gazetelerden derlediğimiz tafsilatına kaatil cinâyete anî bir kararla sürüklenmişdir. Bandırmalı genç hamurkâr ayrıldıktan sonra Miralay Kâzımbey sokağındaki fırın kapanmış, fırında yatıp kalkan uşaklar dağılmış, yalnız ihtiyar hamurkâr Ali Ümitler bekci olarak fırın odasında yatmaktadır. İhtiyar fırında çalışanlarca paralı adam olarak bilinmekte ve paralarını da odadaki sandığında saklar sanılmaktadır. Vak’a akşamı ortalık kararmak üzere iken perişan bir halde bulunan Ali Özdemir, Ali Ümitlerden bir az para istemeye gelmişdir. Bu ziyaredden memnun olan Ali Ümitler: “İyi ettin de geldin, zaten fırını kapayacakdım, yemeği beraber yeriz, misâfirim olursun” demiş, ve genci içeriye aldıktan sonra kepenkleri indirip fırını kapamışlar, fırın üstündeki bek...
⇓ Read more...
29 aralık 1945 gecesi işlenmiş bir cinâyetdir; bir zamanlar bu fırında hamurkârlık yapmış 26 yaşında Bandırmanın Sığırdibi köyünden Ali Özdemir adında boşda gezer bir bekâr uşağı, aynı fırında çalışır iken tanışdığı 72 yaşında Ali Ümitler adında bir ihtiyarı parasına tamah ederek başına kahve değirmeni ile vurmak suretiyle katletmişdir. Vak’a İstanbul gazetelerinde “Korkunç Cinâyet”, “Vahşiyâne Cinâyet” gibi serlevhalarla yayınlanmış ve büyük şehirde bilhassa fırınlarda çalışanlar arasında geniş ölçüde heyecan uyandırmışdır.
Vak’anın gazetelerden derlediğimiz tafsilatına kaatil cinâyete anî bir kararla sürüklenmişdir. Bandırmalı genç hamurkâr ayrıldıktan sonra Miralay Kâzımbey sokağındaki fırın kapanmış, fırında yatıp kalkan uşaklar dağılmış, yalnız ihtiyar hamurkâr Ali Ümitler bekci olarak fırın odasında yatmaktadır. İhtiyar fırında çalışanlarca paralı adam olarak bilinmekte ve paralarını da odadaki sandığında saklar sanılmaktadır. Vak’a akşamı ortalık kararmak üzere iken perişan bir halde bulunan Ali Özdemir, Ali Ümitlerden bir az para istemeye gelmişdir. Bu ziyaredden memnun olan Ali Ümitler: “İyi ettin de geldin, zaten fırını kapayacakdım, yemeği beraber yeriz, misâfirim olursun” demiş, ve genci içeriye aldıktan sonra kepenkleri indirip fırını kapamışlar, fırın üstündeki bekâr odasına beraberce çıkmışlardır. Gene misâfirine kahve pişirib ikram eden Ali Ümitler, mevcud nevâlesi ile bir yer sofrası kurmaya hazırlanırken, gözleri sandığa saplanmış olan kaatil ani bir karar ile: “Ali Baba, sen yorulma, sofrayı ben kurayım.” demiş, ve orada duran bir kahve değirmenini eline alarak: “Ne güzel değirmen..” demişdir, ihtiyar da: “Babamdan miras kaldı..” cevabını verirken birden Ali Ümitlerin üstüne atılmış ve ihtiyarın başını kahve değirmeni ile vura vura parçalıyarak onu öldürmüşdür. Sonra hemen sandığı açmış, içinde bulunan altıyüz lira kadar bir parayı, ve ihtiyarın cebindeki altın saatini almışdır. Üstü başı kan içinde kaldığı için sırtına da Ali Ümitlerin paltosunu giymişdir. Aşağıya inerek kaçmak üzere iken, içerdeki gürültüyü işiden ve meraklanan civardaki esnaftan bir kaç kişinin fırın kapusu önünde toplandığını anlamış, ne yapacağını şaşırarak yine yukarıya çıkıp gözüne ilişen bir hasırın içine girmiş, gizlenmişdir. Dışardakiler de karakola haber vermişler, ve gelen polislerle beraber fırına girdiklerinde feci şekilde katledilmiş ihtiyarın cesedi ile karşılaşmışlardır. O sırada hasırın duruşundan ve hafifçe kımıldamasından şüphelenilmiş, hasırı devirip açdıklarında da kaatili yakalamışlardır.
İhtiyar hamurkâr - Bekciyi sırf parasına tamah ederek öldürdüğünü itiraf eden Ali Özdemir, kısa süren bir muhâkemeden sonra idâma mahkûm olmuş ve 1947 senesinde Sultanahmetde asılarak idam edilmişdir.
İdam hükmünün verildiği gün mahkemeden çıkarken kendisi ile konuşmak isteyen Yeni Sabah gazetesi muhabirine şu sözleri kriminoloji ilmi bakımından son derecede şâyânı dikkattir: “Yalvarırım bana bir şey sormayın, çünki bu vahşî hâlimi, bu kara düşüncelerimi kaybetmek istemiyorum..” demiştir.
Kaatil Ali Özdemir
(Resim: S. Bozcalı)
Theme
Event
Contributor
S. Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070130
Theme
Event
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
S. Bozcalı
Description
Volume 7, pages 3549-3550
Note
Image: volume 7, page 3550
Theme
Event
Contributor
S. Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.