Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
CEVAD PAŞA (Ahmed)
Büyük Türk veziri, Türk ordusu müşir (mareşal) lerinden, kalem sâhibi asker, ve İkinci Sultan Abdülhamid’in sadırâzamlarından; kalemi ile millî kütübhânemize Türk askerî kıyâfetleri ve teşkilâtı üzerine çok kıymetli bir eser veren, ve beş bin cild kitabı ihtiva eden kendi zengin kütabhânesini de dolabları ile berâber Arkeoloji Müzesine hediye eden âlî himmetli adam; makam hırsı ile insanların kolay kirlendikleri bir devirde tertemiz kalmasını bilmiş asîl ve necîb bir sîmâ; aşağıdaki hal tercemesini büyük biyograf ve edîb İbnülemin Mahmud Kemal İnal merhumun “Osmanlı Devrinde Son Sadırâzamlar” isimli eserinden kısaltarak alıyoruz:
“Ahmed Cevad Paşa Afiyonkarahisarlı Kabaağaçlızâde miralay Mustafa Âsım Beyin oğludur. Babasının vazîfe ile Şamda bulunduğu esnâda 1851 de (H. 1267) orada doğdu; (Bizde yıl rakamları bilhassa doğum târihleri üzerinde konuşulur iken binler ve yüzler hânesi atılır. meselâ 1267 yerine 67 denilir) ebced hesâbı ile Ahmed Cevad 67 tutar, doğumu tarihidir.
“Mensub olduğu âile Türkmendir; ecdâdı Antalya dahilinde Elmalı kasabası ehâlisindendir. Cedlerinden ve akrabâlarından bâzıları müderris yâhud hattatdır, içlerinde müsellimelik ve muhassislik gibi hizmetlerde bulunanlar da vardır.
“Mustafa Âsım Bey İstanbul’da Emir Buhâri türbesi civârında oturur iken hicrî ...
⇓ Read more...
Büyük Türk veziri, Türk ordusu müşir (mareşal) lerinden, kalem sâhibi asker, ve İkinci Sultan Abdülhamid’in sadırâzamlarından; kalemi ile millî kütübhânemize Türk askerî kıyâfetleri ve teşkilâtı üzerine çok kıymetli bir eser veren, ve beş bin cild kitabı ihtiva eden kendi zengin kütabhânesini de dolabları ile berâber Arkeoloji Müzesine hediye eden âlî himmetli adam; makam hırsı ile insanların kolay kirlendikleri bir devirde tertemiz kalmasını bilmiş asîl ve necîb bir sîmâ; aşağıdaki hal tercemesini büyük biyograf ve edîb İbnülemin Mahmud Kemal İnal merhumun “Osmanlı Devrinde Son Sadırâzamlar” isimli eserinden kısaltarak alıyoruz:
“Ahmed Cevad Paşa Afiyonkarahisarlı Kabaağaçlızâde miralay Mustafa Âsım Beyin oğludur. Babasının vazîfe ile Şamda bulunduğu esnâda 1851 de (H. 1267) orada doğdu; (Bizde yıl rakamları bilhassa doğum târihleri üzerinde konuşulur iken binler ve yüzler hânesi atılır. meselâ 1267 yerine 67 denilir) ebced hesâbı ile Ahmed Cevad 67 tutar, doğumu tarihidir.
“Mensub olduğu âile Türkmendir; ecdâdı Antalya dahilinde Elmalı kasabası ehâlisindendir. Cedlerinden ve akrabâlarından bâzıları müderris yâhud hattatdır, içlerinde müsellimelik ve muhassislik gibi hizmetlerde bulunanlar da vardır.
“Mustafa Âsım Bey İstanbul’da Emir Buhâri türbesi civârında oturur iken hicrî 1278 (milâdî 1861-1862) senesinde vefat etti, üç gün sonra da zevcesi öldü (Cevad Paşa o zaman 11-12 yaşlarındadır); İstanbul’da Şâkir ve ablası Sâre ile kimsesiz kaldılar. O sırada Rumeli bulunan ve muahharen şeyhülislâm olan Âtıfzâde Hüsâmeddin Efendi tarafından himâye edildiler; kardeşleri Karahisarda bulunan büyükanne, hala ve amcalarının yanına gönderildiler.
“Cevad askerî Îdâdide tahsilini bitirdikten sonra 1815 de Harbiye Mektebine girdi. Mektebde iken vükelâdan Musa Saffeti Paşa tarafından himâye edildi; Harbiyeden mülâzim rütbesi ile erkânı harbiye (kurmay) sınıfına geçdi, ve askerî tahsilini erkânıharb olarak 1871 de bitirdi; (Harbiyedeki künyesi “Cevad Efendi, Çenberlitaş” dı).
“(Harbiye tahsili sırasında başından, tahsiline engel olacak mühim bir mâcerâ geçdi). Sultan Abdülazizin mâbeyincilerinden Hayri Beyden naklolunduğuna göre Cevad Bey, bâzı emsâli gibi, Harbiye Mektebinden alınarak sarayda mâbeyince yapıldı; fakat saraydaki vaktini beyhûde şeylerle geçirmeyüb dâimâ okumakla meşgul olurdu. Müeddeb bir genc idi. Bir gün pâdişah seslenüb nöbetde bulunan Cevad Bey içeri girince: – Şu pencerenin perdesini çek!.. dedi. Cevad Bey temiz mendilini kanapeye serip üstüne çıkdı, perdeyi çekti. Bu hareketi pâdişahın hoşuna gidip Hayri Beye: – Bu ne saygılı çocuk.. dedi. Hayri Bey de onu senâ ederek: – Dâimâ okuyor, boş durmuyor, müsaade buyurunuz, yine mektebine gitsin, tahsilini bitirsin, sâyei şâhânenizde değerli bir adam olur, devletin işine yarar!. demesi üzerine Cevad Bey mektebine iâde olundu.
“(Mezun oldukdan) bir müddet sonra Harbiye Mektebi riyâzeye muallimliğine tâyin edildi; oradan Şam’da bulunan 5. Ordu erkânı harbiyesine nakledildi. (Şam’a giderken, kısa bir müddet hizmet ettiği sarayda sevüb hürmet ettiği kimselere vedâa geldi. Bunların arasında çok nüfuzlu bir harem ağası Râmiz Ağa vardı. Cevad Beyin eline bir tavsiye mektubu vermek istedi. Genc zâbit: – Benim istediğim gibi yazarsanız kabul eder, götürürüm! dedi; ve tavsiye mektubu şöyle yazıldı: “Mektebli olmasından ve mâbeyincilikde bulunmasından dolayı hakkında istisnâî nezâketle muamele göstermeyin, bünyesi sağlam âdî bir nefer gibi kullanın.”)
“Rus muhârebesi çıkınca harbe iştirâk etmek üzere Seraskerliğe mürâcaat etti; Aziz Paşa fırkası erkânı harbiye riyâsetine (kurmay başkanlığına) tâyin olundu. Ezerçe muhârebesinde Aziz Paşanın şehâdeti ve Irpatalı Feyzullah Paşanın da yaralanması üzerine fırkayı Cevad Bey idâre etti. Sonra Necib Paşa fırkasının erkânı harb reisi olarak Hasan Gölü muhârebesinde bulundu. Bir ormanda siperlenmiş bir Rus livâsını bozarak kaçırttı. Âsaf Paşa silâh sesini işiderek yardım için geldiğinde Cevad Beyin şecaat ve mehâretini pek ziyâde takdir etti. Yeni Başkumandan olmuş bulunan Mehmed Ali Paşa o akşam Şumnu’dan çekdiği telgraf ile kendisini tebrik etti, ve rütbesini kaymakamlığa (yarbaylığa) yükseltti (1877). Bir müddet sonra (Türkiye hizmetinde bir İngiliz general olan) Biker Paşa fırkasının erkânı harb reisliğine, oradan da Seraskerlik Erkânı Harbiye Dâiresi 6. Şûbe Müdürlüğüne tâyin edildi. Sulhdan sonra Sırb hududunun tahdîdine memur komisyona İkinci komiser oldu; İstanbul’a dönünce Asyadaki Türk-Rus hudununu çizecek komisyona birinci komiser oldu. Bu arada İstanbul’da resmî cerîdei askeriyenin başmuharrirliğini yapdı; muhtelif askerî komisyonlarda bulundu. 1844 de Çetine sefirliğine (Karadağ Prensliği) tâyin edildi, ve rütbesi livâlığa (tümgeneralliğe) yükseltildi. 1888 de Teftişi Askerî Komisyonu âzâsı oldu; 1889 da ferik rütbesi ile Girid fırkası erkânı harb reisliğine tâyin edildi. Giridde fevkalâde selâhiyetli kumandan ve vâli vekili müşir Şâkir ile bazı meselelerden araları açıldı, (hâdise İstanbul’a aksettirilince) Şâkir Paşa İstanbul’a çağrılarak yerine Ahmed Cevad Paşa tâyin edildi (1890); bir sene sonra da müşirliğe terfî ederek Girid kumandanlığı uhdesinde kalmak üzere asâleten Girid Vâlisi oldu; aynı yıl içinde 29 Muharrem 1309 hicrî ve 21 Ağustos 1037 rûmî (4 Eylül 1891) tarihli bir hattı hümâyun ile Kâmil Paşanın yerine sadırâzam oldu. Cevad Paşa hemen yola çıkarak üç gün sonra, 1 Safer (6 Eylül) günü İstanbul’a gelerek sadâret vazifesine başladı.
“Girid’den İstanbul’a sebebi bildirilmeden sür’atle dâvet edilmişdi. Bindiği vapur Çanakkale Boğazından geçerken kaleden top atılma sûretiyle selâmlandı, bunun sadırâzamlara mahsus olduğunu bilen kaptan hemen tebrike koşdu. Cevad Paşa tahayyül bile etmediği sadâret makamına tâyinin bu sûretle öğrendi.
“Padişah tarafından hakkında fevkalâde teveccüh gösterildi, (o zamana kadar aldığı nişan ve madalyalardan gayrı) devletin bütün nişanları birbiri peşinden verildi, 1891 de muranâ Osmânî, 1892 de muranâ Mecidî, 1893 de de muranâ Îmtiyaz nişanları ile yine 1893 de altın liyâkat madalyası, ve sanâyin terakkisine çalışmasından Sanâyii Nefise madalyası aldı.
“1892 de sadırâzamlığına Yaveri Ekrem unvânı ilâve edildi. Kendisine Nişantaşında bir konak tahsis edildi, ve mükemmel bir sûretde tâmir ve tefrîşi irâde olundu; paşanın istedikleri büyük masraflara bağlı olduğu için padişaha sorulduğunda Sultan Abdülhamid: “O benim evlâdımdır, her ne isterse tamamiyle yapılsın” diyerek (kimseye göstermediği muhabbeti ibrâz etti.) Bursa Vâlisi iken nafia nazırlığı ile kabineye alınan Mahmud Celâleddin Paşa, kalem kudretiyle ve devlet işlerinde bilgisi ile kendisini diğer vükelâ arasında çok üstün görürdü, meclisi vekülâ toplantısında Ahmed Cevad Paşaya istihfaf ile muamelede bulundu, sadırâzamın şikâyeti üzerine derhal azil edilerek vâli vekilliği ile Girid’e gönderildi.
“(Bu kadar teveccüh elbet ki büyük kıskanclıkları doğuracak idi). Kâmil Paşa hâtıralarında halefini zem etme yolunu tutmuşdur. Said Paşa da onu çekemiyenlerden biridir (Cevad Paşa sadâretinin siyasî icraatı bu İstanbul Ansiklopedisinin konusu dışında kalır). Devlet işlerinin idâresini Yıldıza nakil ile Bâbıâlinin nüfuzunu kesreden Mâbeyin başkâtibliği zamanında Said Paşa iken Kâmil Paşa bunu Cevad Paşanın yapdığını söyler, (ve onu, Sultan Abdülhamid’in bütün arzûlarına harfiyen uyarak idâreyi devlet etmiş gösterir). Cevad Paşa kemâli ciddiyet ve âdaba riâyet ile ifâyı vazife etti ve muâmelâtda tezyîdi vukuufa çalışdı. Sadâretinde karşılaştığı müşkilâtın en mühimmi Ermeni hâdiseleri ve ondan mütevellid siyasî meselelerdir. Cevad Paşa devletin dâhilî işlerine ecnebî müdahalesini bütün gayreti ile önlemeye çalışdı; İngiltere, Fransa ve Rusya, Osmanlı İmparatorluğunu gayri müslim azınlıkların hâmisi tavrı ile tazyik ederek yeni bir islâhat istemeye hazırlanıyordu; Cevad Paşa bu müdâhaleyi önlemek için idârî ıslâhâtın devletce yapılması tarafdarı idi; bu husus için de pâdişaha bir lâyiha verdi, sarayda bir heyet teşkilini, hükûmetin ıslahat yolundaki tekliflerinin bu heyetce tetkikini, heyetin vereceği kararın da tarafı hümâyundan aynen kabûlünü teklif etti. (Sadırâzamın teşkilini teklif ettiği heyet kendi hükümdarlık nüfûzunun üstünde bir kuvvet gibi gören pâdişah Cevad Paşaya olan güvenini birden kaybetti), ve nihâyet 15 zilhicce 1312 de (milâdî 9 Haziran 1895) Ahmed Cevad Paşa sadaretten azledilerek yerine beşinci defa olarak Said Paşa sadırâzam oldu. Ahmed Tevfik Paşa merhumdan işidilmişdir, Sultan Abdülhamid Tevfik Paşaya: – Cevad Paşanın bu lâyihadan maksadı, kendi kararlarını kabûle makaamı saltanatı mecbur etmek ve hukuukumu elimden almakdı, derhal azline karar verdim... demiştir.
“Sadaretden azlinden sonra konağında ikaamete memur edilen Ahmed Cevad Paşa 1897 de tekrar Girid Vâlisi tâyin edildi. Orada da Tatar Şâkir Bey adında saraya mensub bir zâbit paşanın tarassuduna memur edildi.
“(Bu Şâkir Beyin peşin olarak aldığı yüz altın hafiyelik ücretini hak etmiş olmak için tezvirlerle dolu jurnalları üzerine Giridde kalması da uygun görülmiyerek, Cevad Paşa, 1898 de, Türkiyeyi ziyaret eden Almanya İmparatoru İkinci Vilhelm’in istikbâline memur edilerek Beyrut’a gönderildi; bu sefer de Sûriye Vâlisi Nâzım Paşanın müfsidâne bir telgrafı üzerine) imparatordan dâimâ bir merhale ileri giderek tertîbâta îtinâ etmesi tebliğ olundu Bu sûretle imparatorla mülâkaatına imkân verilmedi. Bir sâbık sadırâzam menzil emini gibi âdî bir hizmetde kullanıldı.
“Cevad Paşa, imparatorun Suriye ve Filistin seyahati hitam bulduktan sonra İstanbul’a avdetine müsaade istedi, fakat 5. Ordu Müşürlüğüne tâyin edildi, me’yûsen Şam’a gitti, bir buçuk sene kadar ordu kumandanlığında kaldı.
“Şam’da teverrüm etti; Ali Fuad Bey merhum yazdığı bir makaalede süratli ikbâlini tâkib eden şiddetli idbâra tahammül edemiyerek verem olduğunu söyler. Şam’da oturduğu konağın bağçesinde ıslak çemen üstünde (gûyâ tedâvi için) çıplak ayakla yürütülmesi veremi teşdîd ettiği söylenir. Tedâvi için Lübnan’da Aynı Sofer’e gitti ve nihâyet 15 rebiülevvel 1318 de (13 Temmuz 1900) bir irâde ile ordu müşürlüğünden af edilip İstanbul’a dönmesine izin verildi; hastalığnın son safhasında döndüğü İstanbul’da Nişantaşındaki konağında 14 rebiülâhir 1318 ve 9 Ağustos 1900 bir Cuma günü vefât etti, ölümünde 49 yaşında idi. Cenâze namazı Fatih Camiinde kılınarak vasiyeti mûcibince Emir Buhâri Dergâhı yanında babası ile anasının medfun bulundukları kabristana defn olundu, sonradan kabri üstüne kâgir bir türbe inşâ edildi.
“Cenâzesinde, pâdişahı temsîlen ve resmen giden dâhiliye nâzırı Memduh Paşadan gayri vükelâdan ve askerîyeden kimse bulunmadı.
“Türbesinin zevcesi tarafından yaptırıldığını o zaman işitmiştim; Fâtih yangınında harâb olmuşdur. İçinde mermer bir sütunda şu kitâbe mahkûkdur:
HÜVELBÂKÎ
“Sadri esbak ve yâveri ekrem merhum ve mağfur Kabaağaçlızâde Ahmed Cevad Paşa rûhu için rizâen lillâhi fâtiha. 14 rebîülâhir 1318 yevmi cum’a”.
“Türbe kapusunun üstündeki mermer kitâbe taşında da şu manzûme muharrerdir:
Hazreti Ahmed Cevad pâşâyi âli câh kim
Üç sene on buçuk ay verdi sadra ziybü fer
Dâimâ her mansıbında sıdkile hizmet idüb
Kıldı ibrâzi meâsir ol hidîvi nâm ver
Seyyidül Kevneynden “Artık Cevdet gel” emrini
Âlemi mânâda almış, etti firdevse sefer
Lâyik oldu Leylei Mîrâcda târihi tam
“Hak ide Ahmed Cevad Pâşâya cenneti kamar”
“Mükemmel tahsil görmek, ilmü mârifetde akrânına tefavvuk etmek, sür’atle parlamak, sür’atle sönmek, binnisbe genc iken hayata vedâ etmek, hüsnü sûret, hüsnü sîret, diyânet ve istikaamet (ile mümtaz bir adamdı), asker evlâdı olarak doğmuş, kendi gayret ve himmetiyle değerli bir asker olarak yetişmişdi.
“Kimsenin aklından geçmezken sadârete dâveti hırs ve hased sâhiblerini canlarından geçirecek hâle getirmişdi.
“Merhum Halil Edib Bey şu kıt’ayı söylemişdi:
Sadra müştâk idi pek çok vüzerâ
Olmadı hiç biri lâkin dilşâd
Adadan sıçradı geldi nâgâh
Geçdi bir hamlede ol sadra Cevâd
Aleyhinde olanlar üçüncü mısrada bir kelimeyi değiştirdiler:
Adadan sıçradı geldi tavşan
diyenler de oldu (tavşan, İstanbul’da adalı Rum köçek oğlanlara takılan lakabdır. Ahmed Cevad Paşa gibi bir adama böylesine dil uzatabilmek için pek rezil bir tıynete sâhib almak gerekir).
“Cevad Paşayı tanımadan yukardaki istihfafkâr kıt’ayı yazan Halil Edib Bey sonra da sitâyişkâr lisan ile şu kıtayı yazmışdı:
Bir elde sinîni şûle efzâ
Bir elde de kilki safha pîrâ
Geldin bu makaamı ettin ihyâ
Evsâfü mehâsinin dü bâlâ
Magbûti ekâbiri zamansın
“Mâzuliyeti zamanında bir kış ramazanında iftara gitmişdim. Kardeşi Şâkir ve eski arkadaşlarından mirlivâ Sabri Paşa ile bir iki kimse vardı. Pek muntazam küçük bir masada pek nefîs yemekler yendikden sonra bir odaya girdik ki, her tarafı Kütahya çinileri ile tezyin edilmiş ve içinde kütükler yanan zarif Türk ocağının önüne dizildik. Gözümüzü tenvir ve vücudumuzu teshin eden alevin kıymetli fincanlarla Yemen kahvesi ve en nefis nev’inden geçdi o iftar âleminin zevki hâlâ hâfızamı okşamaktadır.
“Kendisi erbâbı mârifetden olduğu için mârifet erbâbına riayet ve maarifin terakkisine gayret ederdi. Bâbıâlî memur ve kâtiblerinin boş zamanlarında mesleklerine âid eserleri mütelâa ve ilmen istifâde etmeleri için Bâbıâlî avlusunda bir kütübhâne inşâ ettirdi. Az müddet sonra bir mel’un tarafından sunulan jurnal ile, memurların işlerini bırakarak orada toplanup muzir mükâlemelerde bulunacakları ve kütabhânenin inşâsı hayırlı bir niyetle olmadığı beyan olunması üzerine binanı kütübhâne ittihazından sarfı nazar edilmesine irâde çıkdı” (İbnülemin Mahmud Kemal İnal, Son Sadırâzamlar, s. 1473-1534).
Eserleri: “Târihi Askerî Osmânî”, “Sadova Muharebesine kadar muhtasar Târihi Askerî”, “Mâlûmâti Kâfiye fî Ahvâli Memâliki Osmâniye”, “Riyâziyenin Mebâhisi Dakîkası”, “Kimyanın Sanâyie Tatbiki”, “Semâ”, “Telefon”; basılmış olan bu eserlerinin içinde en mühimmi Osmanlı Târihi Askerîsi olub yeniçerilerin kiyâfetlerini, silâh, çadır, mızıka, tuğ, bayrak vesâire şekillerini gösteren bir albomdur ki bu yolda Türkçe ilk eserdir, baskı tarihi 1299 (milâdî 1882) dur. Arkeoloji Müzesine bağışlanan muazzam şahsî kütübhânesi ile bu eseri Ahmed Cevad Paşayı ilelebed rahmet ile yâd ettirecekdir.
Hicrî 1297 (milâdî 1880) de “Yâdigâr” ismi ile bir mecmua çıkarmışdı, Tarih, edebiyat, matematik ve diğer fen konuları ile ahlâki yazıları ihtivâ eden bu mecmua 24 nüsha intişar edebilmişdir.
Ahmed Cevad Paşa
(Resim : S. Bozcalı)
Theme
Person
Contributor
S. Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM070067
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
S. Bozcalı
Description
Volume 7, pages 3513-3517
Note
Image: volume 7, page 3514
Theme
Person
Contributor
S. Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.