Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BILDIRCIN
Hem lezzet, hem spor hem de eğlence bakımından İstanbulun çok sevdiği bir muhâcir kuşdur. Rusyanın Ukrayna havâlisinde ürer, ve ağustosun onbeşine doğru sıcak memleketler hicret eder; memleketimiz onun yol uğrağı olduğu için bu milyonluk, belki de milyarlık hicret kervanları sâhilde yahud sâhile yakın yerlerde mola verirler. Bu mecbûri tevakkuf onun için felâket, bizim için ise nimettir; çünkü o, çölde Beni isrâile gönderilen selvi kuşu gibidir. Deniz aşırı yerden geldiği için ekseriyâ sert rüzgârlı yağış havalardan istifade eder, denizi geçtikden sonra, sâhile bitik bir halde gelir. Havayı kollayanlar onu avlamak üzere sâhilde ağlar hazırlamışlardır. Yüzlerce, binlerce bıldırcın bu ağlara vururlar, diri diri yakalanırlar. Dağılanlar ve yayılanlar da tüfekle, atmacı ile ve türlü şekillerde avlanırlar, fakat en zevklisi güzel ferması ve aportu olan zagar iledir.
Bu kitabda okuduğumuza göre bıldırcın sürüleri Akdenizi geçerken bir yelken gemisine konmuş, belki de avcu palavrasıdır, sürünün ağırlığı gemiyi batırmış. Yalnız, uçamayacak kadar yorulduğu zaman denize konduğu, ve kanadığnın birini açarak yelken gibi kullandığı muhakkakdır, hattâ “Uzviyeti yaratan ihtiyaçdır” kaanunu ile bıldırcının mini mini parmakları arasında gaayet ince zar gibi bir yüzme uzvu olduğunu da söylerler.
B...
⇓ Read more...
Hem lezzet, hem spor hem de eğlence bakımından İstanbulun çok sevdiği bir muhâcir kuşdur. Rusyanın Ukrayna havâlisinde ürer, ve ağustosun onbeşine doğru sıcak memleketler hicret eder; memleketimiz onun yol uğrağı olduğu için bu milyonluk, belki de milyarlık hicret kervanları sâhilde yahud sâhile yakın yerlerde mola verirler. Bu mecbûri tevakkuf onun için felâket, bizim için ise nimettir; çünkü o, çölde Beni isrâile gönderilen selvi kuşu gibidir. Deniz aşırı yerden geldiği için ekseriyâ sert rüzgârlı yağış havalardan istifade eder, denizi geçtikden sonra, sâhile bitik bir halde gelir. Havayı kollayanlar onu avlamak üzere sâhilde ağlar hazırlamışlardır. Yüzlerce, binlerce bıldırcın bu ağlara vururlar, diri diri yakalanırlar. Dağılanlar ve yayılanlar da tüfekle, atmacı ile ve türlü şekillerde avlanırlar, fakat en zevklisi güzel ferması ve aportu olan zagar iledir.
Bu kitabda okuduğumuza göre bıldırcın sürüleri Akdenizi geçerken bir yelken gemisine konmuş, belki de avcu palavrasıdır, sürünün ağırlığı gemiyi batırmış. Yalnız, uçamayacak kadar yorulduğu zaman denize konduğu, ve kanadığnın birini açarak yelken gibi kullandığı muhakkakdır, hattâ “Uzviyeti yaratan ihtiyaçdır” kaanunu ile bıldırcının mini mini parmakları arasında gaayet ince zar gibi bir yüzme uzvu olduğunu da söylerler.
Bıldırcının kekliğe benzeyen tarafları vardır. Yalnız aralarındaki fark birinin muhâcir, diğerinin yeril olmasıdır. Meselâ aynı yere yumurtlarlar, aynı gidâ ile beslenirler.
Erkek bıldırcın yavrularla hiç meşgul olmaz; onları yediren, gezdiren, yetişdiren dişidir. Erkek kendi âleminde münzevi aşar, çiftleşmek ihtiyacını duyduğu zaman dişisini bulur. Dişi bıldırcın bira yavru makinası gibidir. Eskiler, yeni evlenenlerin zifaf gecesinde odaya bir bıldırcın koyarlarmış.
Erkek bıldırcın çok döğüşgen olur. eski Yunanda horoz döğüşü gibi bıldırcın döğüşü de yaparlarmış. Buhârâlılar hâlâ uzun yenleri içinde döğüş bıldırcını taşırlar.
Namlı âzeri şâir Ali Râizi’nin bir mahbûbu medih yolunda yazdığı aşağıdaki kıt’asında zikredilen bıldırcını da bir döğüş bıldırcını olduğu bellidir:
Gümüş hançer belinde
Bıldırcını elinde
Kızıl boz oğlan gerek
Horoz göz oğlan gerek!..
Bıldırcın yavruları, çil keklikleri gibi dâimâ toplu halde bulunmazlar, kendi kendilerini besleyecek hâle gelince anaları onları bırakır, yavrular da kendi hayatlarını yaşamak üzere dağılırlar.
Bıldırcın sabahın erken saatlerinde açıkda, öğleyin sıklıkda bulunur. Sokulması ve vurması en kolay avdır. Bir avcu, tüfenginin tokacını doğru tutmayı biraz bilirse otuz kuşda mutlaka onbeşini vurur.
Bıldırcın köpek yaklaşınca siner, iki adım önümüzden kalkar, uçuşu sert değildir, inhinâ yapmaz, dümdüz uçar, rüzgâr şiddetli olduğu zaman nâdiren bir zikzak yapdığı da vardır. Vurulmazsa gider, bir yere konar, avcu yerini tâyin eder, buna “marke” derler, o noktaya gidip tekrar kaldırmak mümkündür.
Bıldırcın kalkdığı zaman otuz adım kadar bırakmalı, ondan sonra tetiğe dokunmalı, yakın atılırsa parça parça olur.
Bıldırcını çok bir sâhâ bir av meraklısı için dünyanın en büyük eğlencesidir. Bazan iki kuş birden kalkar, ve avcuya duble yapmak, yâni, evvelâ birini, sonra diğerini vurmak imkânı verir.
Bıldırcın çok düşerse buna avculuk ıstılahında “curnata” derler. Böyle zamanda köpekle avlamağa lüzum yokdur, her tarafdan üçer dörder kuş kalkar. İyi avcular böyle günde irisini ve semizini seçip atarlar. Bir curnata günü 300 den fazla kuş avlayanı bilirim. Av yerine yakın olanların palaskada fişekleri bitip eve dönüp yeniden fişek aldılarını vâkidir.
Bıldırcının düşeceği yerler pek belli olmaz. Fakat İstanbul civârında en çok Anbarlıya düşer. (B:: Anbarlı). Bu itibarla bıldırcın mevsiminde İstanbulun zengin sınıfı çadırlarla Anbarlıya giderler, gündüz avlanırlar, akşam sofraları kurulur, kilerciler envâi mezeler ile sofrayı donatırlar, bir yandan içilir, misafir gelen mûsiki meraklıları saz âlemleri yaparlar, usta aşçılar nefis yemekler pişirirler. Ava meraklı olan da olmayan da bu âlemlere iştirak eder. Bâzı akşaları büyükpoker partileri yapılır. Oraları bayram yeri gibidir.
Zenginlerin birer de aylıklı avcubaşıları vardır. Onlar fişekleri doldururlar, köpekleri terbiye ederler ve hepsi de kuşun nerelere düşeceğini havaya göre takdir etmesini bildikleri için efendilerini ona göre avlandırırlar.
Böyle av âlimlerinde, geçen asır sonlarında, Hicaz vâlisi Râtib Paşanın oğlu Sâlih Bey ön safda gelirdi. Sâlih Bey Anbarlıya gidince çok sevdiği Âmedci Kıbrıslı Âsaf Beyi mutlaka beraber götürür, rahmetli Borazan Tevfik de bu meclislerin tuzu biberi olurdu. Âsaf Beay gaayet tatlı adamdı; şaka kaldırdığı ve İstanbula dönmesini istemedikleri için ya pokerde bütün parasını alırlar, yahut da uyuduğu zaman par cüzdanını aşırırlardı. Bir gün bana:
— Beni onparasız bırakdılar, dönemedim, kaldım, o gece yatağımı da cebhâne sandıklarının üstüne sermişler, düşün bir kere, aksi gibi yatakda sigara da içerim, berhavâ olacakdım... diye anlatmışdı.
Avcubaşılar paşalarının, beylerinin keyfine göre hizmet etmesini bilirlerdi. Meselâ İstanbulun en tanınmış avcularından Dolaybalı Kocabaş İsmail, bana, Abraham Paşanın avcusu olduğu zamana âid bir vak’a anlatmışdı:
“Abraham Paşa tabanca ile kırlangıcı vuracak kadar nişancı, ve elinden uçarla kaçar kurtulamayacak kadar da iyi avcuydu, beni yanına aldıkdan sonra ava ilk defa beraber çıkdık, mehâretini göstermek için fırsat kolluyordum, birbirimizi görmüyorduk, birden bir tüfenk patladı, paşa bağırdı:
— İsmail a vu!.. (Avculukda “a vu” demek, “av sana geliyor, dikkat” demektir).
“Paşa tavşanı kaçırmışdı, hemen tüfengi doğrulttum, ateş ettim, tavşan yuvarlandı, Paşa seslendi:
— Vurdun mu İsmail?
— Vurdum paşam..
— Getir bakayım...
“Köpeğin getirdiği tavşanı aldım, uzatarak:
— Buyurun, dedim.
“Aldı, bakdı, kaşları çatıldı:
— Ama fenâ vurmuşsun hayvanı!..
“Şaşırdım, fakat paşanın mizâcını anladım. Ondan sonra paşa bir tavşan daha kaçırdı.
— İsmail a vu!..
“Boşa bir el attım.
— Vurdum mu İsmail?
— Vurmadım paşam!..
— Hay kerata!.. bana da o işi yapdı!..
“Elini cebine attı, bana bir altın verdi. Ondan sonra paşanın kaçırdığı avı vurmadım.”
Bıldırcın mübâlâğasız söylüyorum, av etlerinin en nefisidir. Umûmiyetle ıskarası, gratinesi, pilavlısı meşhurdur. Fakat bir de, büyük bir bostan patlıcanını ortadan keserek içine iki tâne bıldırcın koyarak fırında pişireni vardır ki lezzetine doyum olmaz. Patlıcanlar, bütün yağı çekdiği için bıldırcının kendisi kadar leziz olur.
Refi’ Cevad Ulu-Nay
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Refi’ Cevad Ulu-Nay
Identifier
IAM050579
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 5, pages 2752-2754
See Also Note
B:: Anbarlı
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.