Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
BEYOĞLU YANGINLARI
Beyoğlu XIX. asır başına kadar, aşırı derecede zengin rum ve ermeni tüccarları ile İstanbula yerleşmiş Avrupalı ecnebî tüccarların, “Tatlısu firengi” denilen zengin rum ve Ermeni melezlerinin konakları bulunan yerdi; Avrupa devletleri refârethâneleri burada idi.
Beyoğlunda orta tabaka halk kesâfeti ana caddeleri İstanbulun en büyük ve mükellef ticârethânelerinin ve en zengin çarşılarının kaplaması, evlerinin çoğu ahşab mahallerin kurulması geçen asrın ortalarında başlar. Onun içindir ki tarih kaynaklarımızdaki Beyoğlu yangınları XIX. asırdan itibâren görülür.
18 Temmuz 1811 (Hicrî 26 Cemâziyevvel 1226) yangını — Bir salı gecesi çıkdı. Müverrih Cevdet Paşa “Pek çok ev ve dükkân yandı.” demekle iktifâ ediyor. Bu yangının, Firûzağa, Kuloğlu, Tomtom gibi Beyoğlunun en eski mahallelerinden birinde olduğu muhakkakdır. Ateşi, şiddetle devam ediyor iken, sabaha karşı başlayan, ve Beşiktaş ile civâri için başkaca âfet olan tûfanı andırır bir yağmur söndürdü. (B.: Beşiktaş Deresi; Beşiktaş Köprüsü; Beşiktaş Hamamında Sel Baskını).
24 Temmuz 1831 (Hicrî 13 safer 1247) Yangını — Bir pazar günü Çukur Mahallerinde çıkdı; tulumbacıların çok çalışmasına rağmen şiddetli rüzgârla büyüdü, onbeş saat devam etti, Dörtyolağzı, Taksim, Tatavla ve Aynalıçeşme semtlerinde pek çok ev ve dükkân yandı. Muht...
⇓ Devamını okuyunuz...
Beyoğlu XIX. asır başına kadar, aşırı derecede zengin rum ve ermeni tüccarları ile İstanbula yerleşmiş Avrupalı ecnebî tüccarların, “Tatlısu firengi” denilen zengin rum ve Ermeni melezlerinin konakları bulunan yerdi; Avrupa devletleri refârethâneleri burada idi.
Beyoğlunda orta tabaka halk kesâfeti ana caddeleri İstanbulun en büyük ve mükellef ticârethânelerinin ve en zengin çarşılarının kaplaması, evlerinin çoğu ahşab mahallerin kurulması geçen asrın ortalarında başlar. Onun içindir ki tarih kaynaklarımızdaki Beyoğlu yangınları XIX. asırdan itibâren görülür.
18 Temmuz 1811 (Hicrî 26 Cemâziyevvel 1226) yangını — Bir salı gecesi çıkdı. Müverrih Cevdet Paşa “Pek çok ev ve dükkân yandı.” demekle iktifâ ediyor. Bu yangının, Firûzağa, Kuloğlu, Tomtom gibi Beyoğlunun en eski mahallelerinden birinde olduğu muhakkakdır. Ateşi, şiddetle devam ediyor iken, sabaha karşı başlayan, ve Beşiktaş ile civâri için başkaca âfet olan tûfanı andırır bir yağmur söndürdü. (B.: Beşiktaş Deresi; Beşiktaş Köprüsü; Beşiktaş Hamamında Sel Baskını).
24 Temmuz 1831 (Hicrî 13 safer 1247) Yangını — Bir pazar günü Çukur Mahallerinde çıkdı; tulumbacıların çok çalışmasına rağmen şiddetli rüzgârla büyüdü, onbeş saat devam etti, Dörtyolağzı, Taksim, Tatavla ve Aynalıçeşme semtlerinde pek çok ev ve dükkân yandı. Muhtelif milletlerden açık da kalan felâketzedelerin iskânlarına devletçe çok gayret gösterildi; “yanan sefarethâneler için Bâbıâlice muâmelâtı dilvünâzâde icrâ bulundu”. diyen vak’anüvis Lütfi Efendi bu sefârethânelerin hangi devletlere âid olduğunu kaydetmiyor.
1 Şubat 1857 (Hicrî 6 cemâziyelevvel 1273) yangını — Bir pazar günü Sakızağacında 209 binâ yandı.
5 Haziran 1870 (Hicrî 4 rebiülevvel 1287) yangını — İstanbul tarihinde “Beyoğlu Hariki Kebiri”, Büyük Beyoğlu Yangını diye anılır; aşağıdaki satırlar devletin resmi gazetesi olan Takvimi Vekaayün 11 rebilülevvel 1287 tarihli nüshasından alınmışdır:
“Geçen pazar günü saat yedi kararlarında (ezânî saat, öğleden bir saat sonra) Macarda Feridiye Sokağında Reçini’nin kiracı olarak oturduğu evden çıkan ateş rüzgârın son derecede şiddetli olmasından çarçabuk beş altı kola ayrılarak, söndürülmesine pek çok gayret edildiği halde önlenemedi. Bir kolu Macardan, Tarlabaşından, Taksimin alt tarafından Büyük Caddeye çıkarak Mektebi Sultaninin (Galatasarayının) önüne vardı. Bir kolu Âşıklar Meydanından Bülbülderesinde inüb oradan Papas Köprüsü Caddesi ile Emin Camiişerifi civârına ve Surûrki Mahallesi hududundan, Aynalıçeşmeden İngiliz Sefârethânesini alarak kezâlik Mektebi Sultâninin önünde durdu. Yangın nihâyet gece saat sekizde İtalya Mahallesinde söndü. Bu hudud içinde İtalya Sefârethânesi ile kâgir ve ahşab olarak 500 den fazla büyük binâ ve dükkân sarfedilen gayretle yangından kurtarıldı ise de tahminen 3000 kadar ev ve dükkân yanmışdır. Ahşab olan yerlerde herkes nefsini ve ekserisi mal ve eşyâsını kâmilen kurtarmış ise de, kâgir olan yerlerde ve alelhusus Kalyoncukulluğu civârında, bazıları ev, dükkân ve mağazalarının kâgir olduğuna güvenerek pencerelerinin demir kapaklarını kapayub eşyâlarını çıkarmadıkları gibi kendileri de çepçevre ateşin içinde kaldıkları halde, güvendikleri ve içinde sığındıkları binâların tavanlarından ateş dökülmeye başlayınca nefislerini kurtarmak ümidi ile evlerinin mahzenlerine inmiş oldukları bâzıları mahzen dahi bulamadıklaı cihetle, mahzenlere girenler boğularak ölmüşler, açıkda kalanlar da büsbütün yanmışdır.
“Hattâ bu kabilden olarak nefislerini kurtarmak için Düzoğlu Boğos Beyin vekilharcı Kirkorun hânesinde toplanmış olan 16 kişi kâmilen yanmış, ve bâzı mağazacı ve meyhâneciler familya ve hizmetkârları ile beraber mağazalarının mahzenlerinde kapananlardan 16 yaşında bir katolik kızı ile bir erkek canlı kurtarılmış salı günü akşamına kadar 71 rum, 8 ermeni, 3 frenk katoliği, 22 ermeni katoliği milletinden, ki cem’an 104 cesed bulunarak defnedilmiştir.
“Yangın felâketzedeleri Mankasar, Hüseyin efendi, Hekimoğlu bağçelerine, Çürüklük denilen yere, mezarlıklara, Kasımpaşa Deresine, Tatavla taraflarına kaçıp toplanmışlardı. Pâdişahın emri ile Taksimdeki Topcu Kışlası derhal boşaltıldı, kışlanın karşısındaki tâlimhâne meydanı ile ermeni mezarlığına 2000 den fazla çadır kuruldu. Tophâne müşürü paşa felâketzdeleri arabalarla ve kurtarabildikleri eşyaları ile bu kışla ile çadırlara naklettirdi, çadır aralarına taraf taraf çeşmeler yapıldı, elden gelen insânî yardım gösterildi. “(Mecellei Umûri Belediyedeki sûretinden).
Hammer mütercimi Atâ Bey, yangından kırkyedi sene sonra İkdam Gazetesinde neşrettiği bir makaalede bu yangında yanan İngiltere Sefârethânesi için şu hâtırayı kaydetmiştir:
“Yangın birkaç koldan önüne gelen küçük büyük binâları yutarak İngiltere Sefârethânesine yaklaşdığı zaman sefârethânenin bâzı memurları sefire binânın tahliyesinin menâsib olacağını söylerler. Sefir ingilizlere has olan soğuk kanlılık ile sefârethâne kâgirdir cevabını verir. Kâgir binâların da yanmakda olduğu ihtar edilince bu binânın onlarla kaabili kıyas olmadığını beyan eder. Fakat yarım saat sonra sefârethâne, pencerelerine çekilen demir kapaklarla birlikde yok olur, ve sefir güç hal ile kurtulur” “Mecellei Umûri Belediyedeki sûretinden).
Ebüzziya Tevfik Bey de “Mecmuai Ebüzziya” da bu yangın üzerine şunlarıyazıyor:
“1870 haziranının beşinci pazar günü onyedi saat zarfında Beyolunu dâiren mâdâr ihrak iden hariki kebirde, hâtırlarda kaldığına göre mevcud sigorta kumpanyaları yanan evlerin sâhiblerine 300,000 lira raddesinde tediyatda bulunmuşlardı. Bu kumpanyalar tediye ettikleri meblâğ mukabilinde aldıkları makbuzları, o zaman dâhiliye nâzırı bulunan Şirvanlı Rüşdü Paşaya ibrâz ederek İstanbulda vesâiti itfâiyenin istikmâlini istidâ etmişlerdi. Dahiliye mezâreti bu müracaat ve istidâyı nazarı itibara alarak Avrupadan usûli itfâiye müeallik nizâmâtı getirtti, bunları terceme ettirdi, Macaristandaki usûlü en mükemmel buldu. Şûrâyi Devletin karârı ve meclisi vükelânın tasvibî üzerine irâdesini istihsâl ederek Kont Ziçini’yi İstanbula getirtti.
“Beyoğlu hariki kebirinden sonra İstanbulda şûbeleri bulunan sigorta şirketleri tuttukları istatistik cedvelleri ilân etmişlerdi. O tarihlerde İstanbulda vasati olarak her ay 8 yangın oluyordu, her yangına da vasati 11 ev düşüyordu. Buna göre İstanbulda senevi 96 yangında 2156 ev yanıyordu. Bir ev eşyası ile birlikte vasatî tahmin ile 500 lira değerinde olsa her sene İstanbulda âteş âfeti 1,078,000 altın tutarında millî serveti mahvediyordu”.
Sermed Muhtar Alus da bize tevdi ettiği kısa bir nokda şunları yazıyor:
“Çocukluğumda işidirdim, 1870 Beyoğlu yangını üzerine yanık yanık söylerlerdi, hâfızamda tek beyti kalmış:
Ah Beyoğlu, vah Beyoğlu
Yandı da gitti kül oldu!
destan mıdır, türkü müdür bilemem”.
Yine S.M. Alus yazıyor: “İstanbulun en eski tiyatrosu olan Naom’un Tiyatrosu 1870 yangınında yandı. Eski adı Hıristaki Pasajı olan şimdiki Said paşa Pasajında idi, bu pasajın yanındaki sokağa Tiyatro Sokağı adını verilmesi bundandır”.
13 Mayıs 1873 (Rûmî 1 mayıs 1289) yangını — Şahkulu Mahallesinde Mevlevihâne civârında 60 binâ yandı.
28 Ağustos 1891 (Rûmî 16 ağustos 1307) yangını — Hammalbaşında 21 binâ yandı.
15 Mayıs 1912 (Rûmî 3 mayıs 1328) yangını — Kumbaracı Yokuşunda 31 binâ yandı.
18 Ocak 1913 (Rûmî 6 ocak 1329) yangını — Tatavlada Büyükakarcada 28 binâ yandı.
6 Aralık 1914 (Rûmî 24 Kasım 1330) yangını — Kumbaracı Yokuşunda 18 binâ yandı.
1 Mayıs 1921 (Rûmî 19 nisan 1337) yangını — Küçükparmakkapıda 15 binâ yandı.
1870 yangınından bir sahne
(Resim: C. Biseo, 1874)
Tema
Olay
Emeği Geçen
C. Biseo
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM050524
Tema
Olay
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
C. Biseo
Tanım
Cilt 5, sayfalar 2720-2722
Not
Görsel: cilt 5, sayfa 2721
Bakınız Notu
B.: Beşiktaş Deresi; Beşiktaş Köprüsü; Beşiktaş Hamamında Sel Baskını
Tema
Olay
Emeği Geçen
C. Biseo
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.