Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
BEYKOZ İSHAK AĞA ÇEŞMEİ KEBÎRİ
Yalnız Beykozun değil, İstanbulu, hattâ vatanımız Türkiye’yi tezyin eden Türk yapı sanatının şaheser âbidelerinden biridir; bânisine nisbetle sâdece “İshak Ağa Çeşmesi” on aded lülesine nisbet ile de “Ön çeşmeler” denilir. Vapur iskelesinden çıkınca sağda, Beykoz Parkının da bulunduğu meydanda, ulu bir çınar altındadır. Kaymağı kadimden beribilinirdi.
Çok yaşlı çınarı kendisine yeşil ve şemsiye yapan bu suyu Türklerin Bizanslılardan nasıl devraldıklarını bilmiyoruz. Bu kaynağın ilk Türk çeşmesi, Kanuni Sultan Süleyman devrinde sarayda hasodabaşı olan ve Mimar Sinana İstanbulda Şehremini bucağında Macuncu civarında cami, mektep, çeşme ve çarşı yaptıran ve hicrî 970 (m. 1562 -1563) yılında vefat eden ve Karacaahmede defnedilen Behruz Ağa yaptırmışdı. 970 yılında hayır eserlerini tamamlar tamamlamaz hayata gözlerini kapayan Behruz Ağanın, sâir hayır eserleri gibi ilk Beykoz Çeşmesini de Mimar Sinan yaptırdığını kabulletmek istiyoruz. Gerçi Sinana nisbet edilen yapı listelerinde bu çeşme yoktur. Fakat Sinan yaptığı çeşme, sebil, mektep gibi küçük şeylerin hiç birisini listesine sokmamışdır.
Çeşmenin yakınındaki tek hamam ile başka yapılar da bu çeşmeye gelir olarak vakfedilmişdi.
Kubbeli ve birkaç lüleli olan bu çeşme bakımsızlıktan o kadar harap olmuşdu ki başı ayğı belirsizdi. Dev...
⇓ Devamını okuyunuz...
Yalnız Beykozun değil, İstanbulu, hattâ vatanımız Türkiye’yi tezyin eden Türk yapı sanatının şaheser âbidelerinden biridir; bânisine nisbetle sâdece “İshak Ağa Çeşmesi” on aded lülesine nisbet ile de “Ön çeşmeler” denilir. Vapur iskelesinden çıkınca sağda, Beykoz Parkının da bulunduğu meydanda, ulu bir çınar altındadır. Kaymağı kadimden beribilinirdi.
Çok yaşlı çınarı kendisine yeşil ve şemsiye yapan bu suyu Türklerin Bizanslılardan nasıl devraldıklarını bilmiyoruz. Bu kaynağın ilk Türk çeşmesi, Kanuni Sultan Süleyman devrinde sarayda hasodabaşı olan ve Mimar Sinana İstanbulda Şehremini bucağında Macuncu civarında cami, mektep, çeşme ve çarşı yaptıran ve hicrî 970 (m. 1562 -1563) yılında vefat eden ve Karacaahmede defnedilen Behruz Ağa yaptırmışdı. 970 yılında hayır eserlerini tamamlar tamamlamaz hayata gözlerini kapayan Behruz Ağanın, sâir hayır eserleri gibi ilk Beykoz Çeşmesini de Mimar Sinan yaptırdığını kabulletmek istiyoruz. Gerçi Sinana nisbet edilen yapı listelerinde bu çeşme yoktur. Fakat Sinan yaptığı çeşme, sebil, mektep gibi küçük şeylerin hiç birisini listesine sokmamışdır.
Çeşmenin yakınındaki tek hamam ile başka yapılar da bu çeşmeye gelir olarak vakfedilmişdi.
Kubbeli ve birkaç lüleli olan bu çeşme bakımsızlıktan o kadar harap olmuşdu ki başı ayğı belirsizdi. Devrindeki bir şâirin dediği gibi İskender güneşi eline fener yapsa da bu hayat suyunu arasa bulamazdı. Az kalsın adını “Kuruçeşme” koyacaklardı.
Bu arada Birinci Sultan Mahmud Beykoz civârındaki Tokad Kasrını Hümâyûnâbâd adiyle yeniletiyordu, Beykozlular kendisien susuzluktan şikâyet etmişlerdi. Pâdişah, Sadrâzam Seyid Hasan Paşaya Beykoz çeşmesinin de yenien yapılmasını emretti. Hasan Paşa bu işi İstanbul gümrüğü emini İshak Ağaya havale etti. (B.: İshak Ağa, Gümrük emini). Hazırlanan yepyeni bir plânla 1159 (M. 1746) yılının cemâziyelâhir ayı sonlarında (temmuz) işe başlandı. Sadrâzam Hasan aşa aynı ayın 22 nci salı günü azil ve sürgün edildiği için inşa masrafı İshak Ağanın üzeinde kalmıştı. Bütün masrafları ödeyerek çeşmeyi tamamlattı ve üstüne de bir satır halinde üç madalyon içine nefis bir sülüs ile bugün gördüğıümüz şu kitabeye kazdırdı:
“Sahib-ülhayrat vel-hasanat es-seyyid İshak Ağa emin-i gümrikî Âsitane. Sene 1159”.
Vak’anüvis İzzi Efendi kitabında şâirlerin bu çeşme için birçok manzum tarih parçaları hazırladıklarını yazarken Kerkük’tü şâir Nevres Abdurrazzak Efendinin yazdığı 40 mısralık manzum bir tarih parçasının çeşmenin üstüne konduğunu söyler.
Vak’anüvis Efendi bunu yazarken korkunç birhata işlemişdir; Nevresin yazdığı tarih manzumesi çeşmenin üstüne hiçbir vakit konmamışdır. Yukarıda kaydettiğimiz tek satırdan gayri kitabe yoktur ve yoktu da.
Şâir Nevres’in taşa hâkkedilmemiş ve çeşmeye konmamış tarih manzumesi şudur:
Çeşmesârı mâdelet deryâyi dûdi mekremet
Ebrûyi saltaneti dehrin hidivi a’dali
Hazreti Sultan Makmûdi hümâyûn fâl kim
Cebhesinde berk urur, feyzi hafi nûri celi
Tab’ı bir âyinei heybetnümâdır kim müdâm
Hânei âyinei hurşidi eyler münceli
Dâveri adl azmâ dâd âveri mendûh kim
Zâtine hasisedir adli Ömer cûdl Ali
Berkü barân gibi verdi lütfü kahrın hükmünü
Bireli şimşirde her dem keremde bir eli
Hâdimi dergâhına şehler kemer hançerv erir
Kuvvetüzahri hilâfettir o zorâver beli
Berri bahri bikenar eyler hurûşi lutfile
Bahri ber eyler Hûdâ hıfzeyleye kahri veli
Kulzüm tebâr olub ahdimde emvâci sırrı âb
Tuttu dünyâyı serâser ayni cûdi eşmeli
Birgün ezcümle çekilmişdi suyu bu çeşmenin
Olmuş idi huşk leb dilteşneler müsteskali
Şöyle mahvolmuşdi âbı kim bilinmezdi anın
Ne ayağı ne başı ne âheri ne evveli
Bulamazdı gözlerin ayni hayât âsâ eğer
Olsa İskender elinde âfitâbın meş’ali
Az kalmışdı ki nâmın kuruçeşme koyalar
Bir musavver kubbeli bir kaç mücessem lûleli
Hak Teâlâ pâdişâhın ömrin efzun eyleyüb
Düşmenin her kande varas eylesün müsta’sali
Hımmet ile eyledi evvelkiden âlâ binâ
Muhmeli oldu mükemmel hem mufassal müemeli
Şöyle rânâ yapdı kim gözler nazirin görmedi
Âsiyâbı tündi çerhi âsumân devr ideli
Mâi berdi şöyle kim eyyâmı tâbistânda
Beykoz ehli gaalibâ derpiş iderler mankali
Çeşmei hayvan idi gûyâ zalâmi hâkde
Buldu hızır himmetiyle anı Mahmud Hânı Veli
Göricek hüsni bitâmın didiler târihini
Dehrin erbâbı suben asrın ricâli ekmeli
Ben de tahsin eyleyüb en sonra tahrir eyledim
Nevresâ bir beyti pâkile dü târihi celi
“Beykozun buldu suyun yapdı bu dilkeş çeşmeyi”
1159
“Şâhi bâlâ menzilet Sultan Mahmud Hânı Veli”
1159
Nevresin bu manzûmesi pek zorâki kaleme alınmış, bütün emsâli gibi, hattâ İshak Ağa Çeşmesinin buz gibi suyundan dasoğumdur. Üstelik şâirin, çeşmenin akiki bânisi İshak Ağanın adını hiç anmaması da garibdir. Hakikat olan şudur ki, muhteşem çeşmeye tek satırlık sâde kitâbesi çok daha yaraşmışdır, bağrından şarıl şarıl dökülen sular kadar sâf ve vekarlıdır.
İzninin tavsifiyle görülmemiş birresim ve işitilmemiş bir tarz üzere yapılan çeşmeyi üç sıra halinde sekiz mermer sütunla 12 mermerin yüklendiği bir sakıf örtmektedir. Sütun başlıklarında, süslerinde devrinin hususiyetlerini görüyoruz.
Eni altı, boyu sekiz metre kadar genişlikde, yüksekliği de dört metre kadardır. Muslukların bulunduğu kısmının örtüsü yayvan tuğla tonoz, ön tarafı ahşaptır. Çeşme yol seviyesinden aşağı olduğu için sağdan dört, cepheneden boş ve soldan yedi mermer basamakla mermer zemine inilir. Bu merdivenler çeşmeyi atnalı şeklinde kucaklamışdır, zeminin ortasında bir kanalcık yapılmışdır. Burası ve çeşmenin lülerinin duvarı tamamen ak mermerle kaplanmışdır.
Çeşmenin on tunç lülesi vardır. İki ortadakiler büyük dörder dörder iki yanda bulunan sekiz lüle de küçüktür. Eskiden su büyüklerden yirmişer, küçüklerden onar masura olmak üzere ayarlanmışdı. Bir şâir orta lülelerden suyun akışını tasvir ederken “beyaz cariye gerdan gibi” tavsifini kullanmışdır.
Çeşmenin suyu biraz kekremsidir, fakat çok soğuktur. Mermer yalakları tatlı ve iç açıcı bir cömertlik ve zemzeme ile dolduran su, öndeki geniş taşlığın ortasında bulunan mermer bir kanalcıkdan billûr misâli akar, ve İshak Ağanın çağdaşı şâir Nedimin “cedveli sim” tâbirini hatırlatır. bu mermer kanalcıkdan geçen su eskiden denize giderdi. Şimdi Sümerbankın Hünkâr iskelesindeki deri ve kundura fabrikasına akıtılmaktadır.
Eskiden gemiler sularını fıçılarla buradan temin ederlerdi. İlk zamanlarda Beykozda başka gçeşme olmadığı için halk suyunu buradan alırdı.
Su, yukarıda da kaydettit çeşmenin arkasındaki yekpare ve sert bir kayanın gözlerinden kaynar; tuğla ve harçla yapılmış bir bendini arkasında toplanır, maksimden lülelere akar.
Çeşmenin biraz önündeki iki ağacın arasındati yol seviyesinden aşağıda bir çeşme daha vardı. Buradan hayvanlar sulanırdı. Yol tesviye edilirken bu ikinci çeşme yok edilmiştir. Bunun mecrası da bendin solunda görülmektedir.
Büyük çeşmenin üstünde ahşap, iki odalı bir de mektep vardı. 1319 rumi yılı 19 ağustos gecesi (M. 1 Eylûl 1903) cülûs şenliği yapılırken karşısındaki evden çıkan bir yangında yandı. Beykoz koyunda demirli bulunan İngiliz ve Fransız harb gemilerindeki ecnebi askerler de yangının genişlememesi için yardım etmişlerdir. Mektebin hocası Hacı İbrahim Efendi idi. Sonradan çeşmenin arkasına iki ahşap dükkân yapılmıştı.
Sular İdaresi, yarım asırdan fazla çok bakımsız ve harabiye yüz tutmuş olan bu tarihi çeşmeyi 47 bin liralık bir tahsisat ile aesaklı bir surette tamir ettirdi. Çeşme daha evvel üç defa tamir görmüş ve her tamirinde üstüne yeni bir badana çekilmişdir. Bir tamirde Ermeni ustalar tarafından sakfı ve duvarları dejenere bir kalem işi ile sözde süklenmişti.
Son tâmir esnasında ilk süsleri badanların altından çıkarıldığı için yeni tezyin bunlara göre yapıldı. Tamir işi bu gibi eserleri onarmakta müstesna bir kudret gösteren Ekrem Hakkı Ayverdiye havale olunmuş idi ki elhak yerinde bir intihabdır.
Çeşmenin arkasındaki dükkânlar kaldırıldı, harap duvarı bir sıra kesme taş ve ki sıra tuğla ile düz yapılarak kaplandı. Buranın zemini altı köşe tuğla ile döşenmiş, küçük ve zarif bir boşluk yapılmışdır. Beykoz İshak Ağa Çeşmei Kebirini, yapıldığı devirdeki siması ve bütün ihtişamı ile ihyâ eden Sular İdaresinin bu kadirbilirliğini takdir etmemek mümkün değildir. Bu şehir kütüğündebu himmeti tesbit vecîbemizdir.
İbrahim Hakkı Konyalı
Beykoz İshak Ağa Çeşmei Kebîri
(Resim : Bülend Şeren)
Beykoz Çeşmesi Kebiri
(Plân : Hüsnü)
Tema
Yapı
Emeği Geçen
Bülend Şeren, Hüsnü
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
İbrahim Hakkı Konyalı
Kod
IAM050457
Tema
Yapı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Bülend Şeren, Hüsnü
Tanım
Cilt 5, sayfalar 2652-2655
Not
Görsel: cilt 5, sayfalar 2653, 2654
Bakınız Notu
B.: İshak Ağa, Gümrük emini
Tema
Yapı
Emeği Geçen
Bülend Şeren, Hüsnü
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.