Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BEYKOZ
İstanbul Vilâyetinin Anadolu toprağındaki beş ilçesinden biri (diğerleri: Üsküdar, Kadıköy, Kartal, Şile); Boğaziçinin Anadolu yakasında, kendi adına nisbetle anılan koyda ilçe merkezi olan büyük köy-kasabacık; kadımdenberi Boğazın en namlı iskelelerinden biri; zamanamızda Denizcilik Bankası Liman İşletmesinin Anadolu yakasında (Üsküdardan başlamak üzere on ikinci vapur iskelesi Beykoz kasabasındandır; ki bu yakada on üçüncü e sonuncu vapur iskelesi Anadolu Kavağı köyüdür. (B.: Anadolu Kavağı; Şirketi Hayriye).
Beykoz adı hakkında Türk Ansiklopedisi şunları yazıyor: “Beykozun eski adı Amnikos’dur:; Bitinya kıralı Amnikos burdaa oturduğundan köye ve koya bu ad verilmişdir. Beykos adı Amniskosdan sonra Bizanslılar tarafından kullanılmışdır. Bu adın (Kos kelimesi farscada “köy” anlamına geldiği için) Beykos şeklinde de kullanıldığı ve Kocaeli Vâlileri burada oturdukları için “bey köyü” mânâsında “Beykos” denildiği yolunda bir söylenti vardır. Sultan Osmanın ünlü kumandanlarından Akcakoca’nın sonradan kendi adını alan İzmit ilmi fethettikden sonra Beykozu karargâh yapmış olduu da söylenir.”
Yukarıdaki satırlarda bu köyün, bizanslılar tarafından kulalnılan adı tam bir vüzûh içinde değildir. Maddaleri ayrı ayrı imzalanmadığı için Türk Ansiklopedisinde Beykoz maddesinin kimin tarafından...
⇓ Read more...
İstanbul Vilâyetinin Anadolu toprağındaki beş ilçesinden biri (diğerleri: Üsküdar, Kadıköy, Kartal, Şile); Boğaziçinin Anadolu yakasında, kendi adına nisbetle anılan koyda ilçe merkezi olan büyük köy-kasabacık; kadımdenberi Boğazın en namlı iskelelerinden biri; zamanamızda Denizcilik Bankası Liman İşletmesinin Anadolu yakasında (Üsküdardan başlamak üzere on ikinci vapur iskelesi Beykoz kasabasındandır; ki bu yakada on üçüncü e sonuncu vapur iskelesi Anadolu Kavağı köyüdür. (B.: Anadolu Kavağı; Şirketi Hayriye).
Beykoz adı hakkında Türk Ansiklopedisi şunları yazıyor: “Beykozun eski adı Amnikos’dur:; Bitinya kıralı Amnikos burdaa oturduğundan köye ve koya bu ad verilmişdir. Beykos adı Amniskosdan sonra Bizanslılar tarafından kullanılmışdır. Bu adın (Kos kelimesi farscada “köy” anlamına geldiği için) Beykos şeklinde de kullanıldığı ve Kocaeli Vâlileri burada oturdukları için “bey köyü” mânâsında “Beykos” denildiği yolunda bir söylenti vardır. Sultan Osmanın ünlü kumandanlarından Akcakoca’nın sonradan kendi adını alan İzmit ilmi fethettikden sonra Beykozu karargâh yapmış olduu da söylenir.”
Yukarıdaki satırlarda bu köyün, bizanslılar tarafından kulalnılan adı tam bir vüzûh içinde değildir. Maddaleri ayrı ayrı imzalanmadığı için Türk Ansiklopedisinde Beykoz maddesinin kimin tarafından yazıldığnı bilmiyoruz, fakat verilen mâlûmata mülgaa Şirketi Hayriye tarafından Birinci Cihan Harbi arifesinden (rûmî 1330- milâdiî 1914) neşredilmiş “Boğaziçi” adlı eserden hemen aynen nakledildiği âşikârdır; ki kitab Şirketi Hayriyenin tarihçesi hâric, sâir târihi mûlûmat bakımından tam güvene değer kaynak değildir. Adı geçen bu kitabda ayrıca, türkcede cevizin isimlerinden biir olan “koz” da hatırlanarak, Beykoz adanın ikinci hecesi için: “Ahmed Midhat Efendi merhum koz olmayub kos olduğunu idda eder; kos lafzı ceviz mânaasına olmayub kos fâriside köy mânâsına imiş” denimektedir.
Değerli bir müdeddik olan ermeni yazarı İnciciyan Beykoz adının, vaktiyle meşhur çeşmenin yanında bulunan muaazam bir ceviz ağacından dolayı verilmiş bir ad olduunun hak arasında rivâyet edildiğini söler. Beykozun kadimdenberi cevizi, kozu ile meşhur olduğunu da unutmamak gerekir.
Büyük muharrir ve seyyah Evliyâ Çelebi onyedinci asır ortalarındaki Beykoz’u şöyle tasvir ediyor:
“Lebi deryâdan bağlarkenarından gitmek üzere Servi Burnunun içbin adım cerrub tarafından bir büyük limanın kenarındadır, sekizyüz hâneli, bağ ve bağçeli mâmur ve müzeyen kasabadır, cami, mescidi, hamamı, sibyan mektebi vardır.Çarşı ve pazarı dirahti müntebâlarla (ulu ağaçlarla) müzeyyendir. Cümle halkı bağçıvan, oduncu va balıkcıdır. Gerçi Üsküdar Kadılığı hükmündedir ama âliosman müneccimbaşılarrına meşrûta elli akçelik kazâdır.Âbü havâsı lâtif şirin bir şehirdir.”
Evliyâ’nın çağdaşı ermeni yazarı Ermeniyâ Çelebi Kömürciyan da İstanbulu ve Boğaziçini tasvir ederken Beykozu şöyle anlatıyor:
“Beykoz bir kasabadır. İstersen burada kayıkdan çıkalım; tanıdık ermeniler bizi büyük bir pâdişah kökşü bulunan iç taarfa götürürler. Pâdişahlar Tokad Bağçesi denilen bu yerde ava çıkarlar. Beykoz iskelesinin yanında yerden fışkıran bir su görüldü. Akbaba Suyu da dağlardan denize akar. İskelenin iki tarafı dalyandır. (H.D. Andreasyan tercemesi)”. (B.: Tokad Bağçesi ve Kasrı).
İkinci Sultan Mahmudun Yeniçeri Ocağını kaldırmasından azvevvel tanzim edilmiş bir Bostancıbaşı Defterirnde Servi Burnu ile Sultaniye Bağçesi arasındaki Beykozun yalı boyu şöyletesbit edilmişdir:
Servi Burnu- yanında İshak Ağa mâi leziz çeşmesi- yanında beylik değirmen- yanında köpekciler bostancı ocağı- yanında Hünkârİskelesi- yanında beylik Kâğıdhâne- yanında mâil leziz çeşmesi- yanında kayıkhâneler- yanında Sârimpaşazâde çuhadâri şehriyârî Âsım Beyin yalısı- yanında hâcetganı divânı humâyundan Salih Efendinin yalısı- yanında esbak hazine kâtibi Tahir Efendinin iki bab yalısı- yanında Uncubaşızâde Hasan Ağanın oğlu Ali Rıza Hasekinin yalısı- yanında hâcegâni divânı hümâyundan Fettah Efendinin yalısı- yanında hamam ve kahvehâne- ve çarşı- yanında Halipaşzâde Hâlil Ârif Beyin yalısı- yanında Kaymakhâne- yanında İsmail Ağanın yalısı kayıkhânesi- yanında kılıc dalyanı yeri ve balıkcıların odası- yaında Hâfızâdenin yalısı, kayıkhânesi, Hacı Selim Efendi yalısı- yanında Salafat Mustafaın evi- yanında Deresekküli Hüseyinin evi- yanında barutcu halifesinin yalısı- yanında Kadızâde kerimesi Hatice Hâtunun yalısı- yanında sabık Yalı Köşkü ustası Salihin hânesi- yanında BerberAli hemşiresinin yalısı- yanında Osman Beyinyalısı ve kayıkhânesi- yanında Mollacıkzâdenin köhne yalısı ve bağçesi- yanında Uncubaşı Ömer Ağanın yalısı- yanında hâcegândan MehmedŞefik Efendinin yalısı- yanında Valde Sultan kethüdası İmamı Efendinin yalısı- yanında Beykoz Mahkemis- yanında kireç kayı limanı- yanında Molal kadının iki bab yalısı- yanında üskadar Mollasızâde Şakir Efendinin yalısı- yanında efendi mûmâileyhin valdesinin yalısı- yanında peynirci esnafından İbişin yalısı- yanında helvacı esnafından Hüseyinin yalısı- yanında Kadızâde Efendinin yalısı- yanıda meydana nâzır hamam ve kahve dükkânları ve Beykoz İskelesi- yanınad Mustafanın hânesi- yanında Hacoğlu Ahmedin yalısı ve arsası- yanında Laz Hüseyinin yalısı- yanında sabık İstanbul kadısı Hamamizâdeninyalısı- yanında Merhabâzâde oğlu yalısı- yanında Odabaşızâde Mehmed Ağanın yalısı- yanında hazine kâtibi yamağı İmamzâde EminEfendinin yalısı - yanında Hüseyin Reisin yalısı ve kayıkhânesi- yanında kireçci tâifesinin odaları ve fırınları- yanında Sultaniye Bağçsei.
Beykoz İstanbulun her güzel semti gibi divan şairleri tarafından övülmüş biryerdir. 1510 -1515 arasında öldüğü tahmin edilen ve meşhur bir şehrengiz’in nâzırını olan Cemâli mahbûbına İstanbulu gezdirir iken Beykoza da götürüyor:
Yâr ile gezdüm Hisârın cümle bağ ü râğını
Beykozun seyr ittürüb geşt itdüm Alemdâğını
1745 de vefat eden Fenni meşhur “Sevâhilcame” sinde Beykozdan:
Bir çetin kâre sataşdurdu beni devri zaman
Oldu Beykozlu bir âfet ile çeşminin giryan
diyor.
1797-1798 arasında ölmüş bulunan İzzet de yienbir sâhilnâmede Hünkâr İskelesi ile Sultaniye Bağçesi arası için şu beyitleri yazıyor ki o zamanlar Beykozunmeşhur İshakağa Çeşmesi başının pek şenlikli bir yer olduğu anlaşılıyor:
Bi edeb varsa rakib İslesei Hünkâre
Bir iki Tokad ile itmelü teb’id itâb
Yâlıköyü ne güzel câyi ferahdır baksan
Her soğuk su olamaz hava derûnunda habab
Beykozun çeşmebâşı hayli meferrih yerdir
Paşâbağçesi Çubuklu o dahi başak hisab
Hayil zendost yeridir azm idiyor şeyh ile şâb
Hele şâhâne makam sâhili Sultâniyye
Geçena srın başlarında yaşamış Şeyh Galibin müridlerinden ve mevlevî şâirlerinden Abdülhalim Neyyir Dede, İstanbul üzerine yazdığı bir gazete Beykozla başlamışdır:
Gitmek ister şevki mehtâb ile cânım Beykoza
Gelmez ammâ neyliyeyim o cânım bey koza
Üçüncü Sultan Selim de bir şarkısında bu boğaz köyünü şöyle medhediyor:
Üsküdara gidelim geldi çün vakti leylâk
Bir iki saz ile al dilberi gel zevkine bak
Çıkalım Beykoza Sultaniyeden ayak ayak
Gidelim seyir çenezzâr idelim leylü nehâr
Beykoz şânında yazılmış manzûmelerden biri de geçen asrın ikinci yarısında yaşamış halk şâiri Tophâne kâtiblerinden Âşık Râzinin kaleminden çıkımşdır. Bu külhâni şâir, Beykoz Tabakhânesinde, belki de muhayyel bir simâdır, İskender adında güzel bir delikanlı şânında yazdığı tozu beyitlik manzûmede beykoza has şöhretlerin, Beykoz ile civârındaki meşhur yerlerin isimlerini kullanmışdır. Bu yolda yazılmış bütün manzum eserlerde olduğu gibi zorâki gayret göze batmakla berâber nâzımın hüneri de inkâr edilemez; Âşık Razinin bu manzemede Beykoz üzerine tesbit ettiği isimler şunlardır: Kâğıdhâne münâsebeti ile, “somâki ebrû” paça, dalyan, kalkan balığı, kılıç bağlı, koz (ceviz), Ayşekadın fasulyesi, Şâhinkayı Mezarılğı, Akbaba Köyü, Karakulak Suyu, Elmas Tabya, Gazi Yunus makaamı, Poyraz Köyü, Kaymakdonduran, Çilingir Limanı, Keçi Limanı, Fili Limanı. Çakel Limanı. Tabakhâne, Âlibahâdır Köyü. Sırmakeş Suyu, Arnavudköyü, Kabakoz Limanı, Yağcı Deresi, Aktaşlar, Murad Bağçsei, Kanlıkavak, Uzunkestâne, Yalıköy, Hamamı, Üçkardeş Köprüsü, Serdaroğlu Çiftliği, Çıkmaz Dede makaamı, Harmankaya mevkii, Peşkir Suyu, Tokad Kasrı, Hünkâr İskelesi, Panço Maslağı, Petko Çiftliği, Dereseki Köyü, Almalı, Yüşâ, İshak Ağa, Manzûme şudur:
Okudum kitâbı aşkı ezbere
Gönül verdim Beykozlu bir dilbere
Bengi rûyi aın “sonâki ebrü”
Yandım efendim bu yanık esmere.
Pâ bürehne, “paça”ların sıvamış,
Baldırları taş çıkartır mermere.
“Dalyan” gibi kaddi bâlâ şehbazdır,
“Kılıç” “kalkan” sanki gider sefere.
Kırdığı “koz” bini aşmış bıçkındır,
Yosma “Ayşe Kadın” tutkun püsere.
“Şâhinkaya”larda iderken pervaz,
Gamzesi kartalı indirir yere.
“Akbaba’yı bend eyleyen perçemin
Kesdirmişdir “Karakulak” berbere.
Küşâde sinesi “Elmas Tabya”dır,
“Gazi Yunus” serdar olmuş leşkere.
Serde eserdâim “Poyraz” yelleri
“Kaymağı dondurur” çimdiği dere.
Acımaz “çilingir, limânı” vuslat,
O şuh külâh giydirmişdir “Fener”e.
Kimi “Keçi” kimi “Fil” ile “Çakal”,
Uşşâkı can atar bir “liman” yere.
“Debbağhâne”lidir,”Âtibahâdır”,
Keysûsa can atar bir “liman” yere.
Sorar âşık “arnavud” küyi” yâri
Muhtazir “kababoz” herif habere.
“Yağcı, dere” boyu gezer âvâre
Varsa gerek başını “Aktaşiler”e.
Ne mümkin uşşâke pâyin büs idüp,
“Murad bağçesi’nde postunu sere.
“Kanlıkavak” ile “Uzunkestâne”,
Boyun ölçüşemez altınlı sere.
“Yalı Hamamı”na girse o fetâ,
Hürmet düşer dellâk “üçkardeşler”e.
“Serdaroğlu” natır olup o şûhe
Güzel ayağına nâlin çevire.
Gece “Çakmakdere” çeker kaadilin
“Harmankaya” misâl o kubbelere.
Yüzünden silmiş hangi “pexkir, suyu”,
Bilüp sûrsem ben de yüze gözlere.
Gerahdir yanaşma “tokad” uşağı,
Nasib olsa nolu bu derbedere.
Kaçan varsa “İskelei Hünkâr”e
Kayıkcılar döner “çemberciler”e;
Sarup etrafını ol şehlevendin
Götürelim derler emriniz nere?
“Panço”, “Petko” kimi urum kâfiri,
Râbi aşkda yazılmışlar deftere.
Keştii muhabbet açınca yelken.
Ne lâzım kılavuz ile rehbere.
Konub göçüb “dere, seki”, dağ, bayır.
“Almalı” o yârin kâmin bir kere;
Velâkin sayd için o bıçkın şâhi,
Gark eylemek gerek sim ilezere.
“Yûşâ” Nebi kerâmetin gösterüb
Asan ide muhabeten bizlere.
Öter “İshak” kuşu bak garib garib,
Âşıkın efendim ben İskendere
Hey Râzi bir şeb de bu hayâl ile
Ulaşdık hamdolsun vakti sehere.
Beykoz kadimdenberi kalkan balığı, paçası ve cevizi ile meşhurdur. (B.: Beykozun Kalkan Balığı, Beykozun Paçası; Beykozun Cevizi).
Yalıköyü Beykoz ile birleşmiş, Beykozun bir mahallesi olmuşdur. Yalıköyü civarında büyük ve çok güzel bir çayır da kadimenberi İstanbulun pek namlı bir mesiresidir. (B.: Beykoz Çayırı). Çayır ile deniz arasındaki tepecikde geçena sır ortalarına doğru yapılmış, olan ve Beykoz Kasrı adı ile anılan bir hünkâr kasrı bulunmaktadır. (B.: Beykoz Kasrı); tepecğin deniz eteği, kasrın nâzır olduu yalı boyu Hünkâr İskelesi adı ile meşhurdur. (B.: Hünkâr İskelesi). Hünkâr İskelesinde vaktiyel mîrî su değirmenleri vardı ve bir bostancı ocağı tarafından işletilirdi, bu ocağın ustası, zâbiti “Uncubaşı” unvanını taşır, ocağa da “Değirmen Ocağı” denilirdi. (B.: Bostancılar). Bu değirmen 1826 da Yeniçeri e Bostancıbaşı ocaklarının lağvından sonra muattal kaldı ve kaldırıldı. Üçüncü Sultan Selim zamınnda Beykozda bir kâğıd imalâthanesi kurulmuş, işletilmesi iltizam usulü ile birine devredilmiş, oldukca güzel kâğıdlar yapılmış, fakat Avrupa kâğıdlarının rekabeti karşısında ömür çok kısa sürmüşdü. (B.: Beykoz Kâğıdhanesi). Kâğıdhanenin yeri çayırın şimâline düşer. Yine o civarda kadımdenberi meşhur beylik bir debleğhâne vardı, burada asırlar boyunca en güzel deriler imâl edilmiş ve hattâ sarâyı hümûyunun ihtiyacınıkarşılamışdır. Tanzimat devrinde burada beylik ve kundura imâlathânesi tesis edilmiş, yeni Osmanlı ordusununkundura ihtiyacının büyük kısmını karşılamışdır, ki bu müsesese zaman ile inkişâf ederek zamanımızda Türkiyenin devlet sermâyesi ile işler en büyük müesselerinden biri olmuşdur. (B.: Sümerbank Beyko Deri ve Kundura Fabrikası).
Yukarı Boğazın en meşhur dalyanlarından biri Beykozdadır. (B.: Beykoz Dalyanı). İstanbulun ve belik bütün Türkiyenin en güzel menba suyu olan Karakulak Suyu Beykozun sınırı içindedir. (B.: Karakulak Suyu).
Onsekizinci asır ortalarında İstanbul gümrük aminliğind bulunmuş İshak Ağa üç güzel çeşmeyapdırmışdır, üçü de ayrı güzellkide olan bu çeşmelerin biri, benzeri bütün yurdumuzda bulunmayan Beykozun muhteşem bir âbidesidir. (b.: İshakağa Çeşmeleri; Beykoz Çeşmesi; Beykoz Çayırı Çeşmesi; Beykoz Yalıköy Çeşmesi).
Nefsi Beykoz kasabasının biri Beykoz İskeseli civarında, diğeri Yalıköyünde iki camii vardır. (B.: Beykoz İskele Camii; Bekoz Yalıköy Camii).
Bu satırların yazıldığı 1961 yılı mayısında nefsi Beykoz kasabasının, beykozluları, İstanbul çarşılarına pek muhtac etmeyecek derecede büyüçce bir çarşası vardı. Bu çarşı boyunda küçük aşcı ve kebabcılardan başka “Albayrak”, “Bahar” ve “Boğaziçi” adlarında üç lokanta vardır. Oteli yokdur. Eski metinlerin meydana nâzır olarak gösterdikleri Beykoz Hamamı biraralık sokak içinde kalmışdır. Allanken gözden, sâbitinin, han veya apaptıman yaptırma hırsından saklasın, işlemektedir. (B.: Beykoz Hamamı(. Bostancıbaşı defterinde görülen Yalıköyünde lebideryâdaki çarşı hamamı tesbit edemedğimiz bir tarihde yıkılmışdır, o cvarda bir hamam enkazına dahi rastlanamadı. Türk Ticaret Bankası, Ziraat Bankası, Garanti Bankası, Akbank ve Denizcilik Bankası olmak üzere beş banka şubesi vardır. Üç sineması vardır, Zafer Sineması, yazlık ve kışlık, Bağçe ve Göksü sinemaları yazlıkdır. İskele civarında bir Belediye Parkı vardır, deniz kenarında, henüz gereği gibi tanzim edilmemiş durumda idi. Abrahampaşa Korusunun da yeni ve büyük bir park olarak tanzim edilmekde olduğu söyleniyordu, henüz halka kapalı idi. (B.: Abrahampaşa Korusu). İstanbul Belediyesinin büyük fidanlıklarından biri de Beykozdadır.
Bir verem dispanseri vardır; Beykoz Kasrında da bir prevantoryom açılmış bulunuyorndu. (B.: Beykoz Kasrı Prevantoryomu). “İshakağa İlk Okulu” adı ile beş sınıflı bir ilk okulu vardır.
Beykozda bir cumartesi pazarı kurulur.
Beykoz İskelesi Karaköy Köprüsünden 9, 45 mil (17,5 kilometre) uzalıktadır. Şirketi Hayriyenin kurulmasından önce, bütün Boğaz köyleri gibi Beykoz, civârının yalı köylerine ve İstanbula kayıklarla bağlanmışdı; İstanbuldan Beykoza gitmek küçükbir seyahat sayılırdı, ve bu yolculuk günü birlik yapılmazdı; meşhur çayır mesiresine gelenler de, ya bir esnaf topluluğu, ya bir efrâdı çok kalabalık âile, çadırlarla, yataklarla, kapkacak ve erzak çuvalları ile gelirler, çayırda kamp kurup bir kaç gün kalırlardı. İşi İstanbulda olup de Beykoza yazlık gelen yalı sâhiblerinin bu mevsimlik göçlerindeki eşyâsı ve kasabanın İstanbuldan temin etmeğe mecbur olduğu erzâkı, kasabanın anne hizmetine vakfedmiş pazar kayığı ile yapılırdı. (B.: Pazar Kayıkları; Beykozun Pazar Kayığı).
Şirketi Hayriye kurulduktan sonra, Beykoz ile diğer Boğaz köyleri ve Köprü arasında muntazam vapur seferleri başladı ve Beykozun simâsı sür’atle değişti. 1914 de bu şirketin neşrettiği “Boğaziçi” adlı eserde Beykoza doğru sefer yapan, diğer Boğaz köylerinin iskelelerine uğramaan vapurların 9,45 millik mesâfeyi 55 dakikada aldıkları yazılıdır. Bu şirketin ilgaasından sonra vapurları ile beraber Boğaz İşletmesi Devlet Deniz Yollarına, ondan da Denizcilik Bankası Liman İşletmesine intikal etti; 1961 de de, aradan 47 sene, yarım asır geçmiş olmasına rağmen 55 dakiaklık vapur seferi müddeti değişmemişdir.
1914 de yayınlanmış olan Şirketi Hayriyenin “Boğaziçi” adlı eserinde, Beykoz İskelesinden her gün vapurla binenvasati yolcu adedi 695 kişi gösterilmiş ve yazın bu rakamın 1087 ye yükseldiği kaydedilmişdir; yazlık olarak köye gelenler de 313 nüfus gösterilmişdir, günük ortalama gişe hâsılatı da 1610 kuruşdur. 1961 de Denizcilik Bankasının Liman işletmesinin Beykoz İskelesinden yolcu ve hasılât vasatileri öğrenilemedi.
Yine yukarıda adı geçen eserde: “Beykoz islâm ve hıristiyan mahalerini şâmildir, Yalıköy ile sırtarını islâm mahallesi teşkil eder, bir hayli mikdarda mûsevî de mevcuddur deniliyor. Zamanımızda Beykozda yazlı kışlı oturan halk arasında gayri müslim kalmamış gibidir. (B.: Beykozda Ermeniler). Eski Beykoz rumlarının mühim bir kısmı balıkcı idi; balıkcılar ağzında hâlâ kullanılan “Beykozun Kalkanı” tâbiri onlardan kalmışdır. (B.: Beykozun Kalkan Balığı).
Zamanımızda Beykozun müslüman sekesinin önemil ekseriyetini halk ağzında “laz” denilen Karadeniz yalısı halkı ile abaza ve çerkes muhâcirler teşkil eder.
Beykoz kasabası Üsküdara büyük kısmı asfalt bir sâhil yolu ve Belediye ve Halk otobüs işletmeleri ile bağlıdır. Yol çok kavislidir, bâzı yerlerde, meselâ Çubukluda olduğu gibi hayli içerlere girer; otobüsler Üsküdar ile Beykoz arasındaki mesâfeyi normal olarak 50-55 dakikada alır; 1961 de Belediye otübüslerinde Üsküdar- Beykoz seyahat ücreti 1 lira idi.
Belediye otobüsleri biri sabah, diğeri akşam Beykozdan Akbaba ve Dereseki köylerine günde iki sefer yapar; bu köylere halk otobüsleri dâimi suretde işler.
Anadolu feneri, Poyraz, Buzhâne ve Mahmudşevketpaşa köyleri ile Beykoz arasında da halk otobüsleri işlemektedir.
Bu kara yolu üzerinde Beykoz İlçemizin sınırı Küçüksu Deresidir; 1961 yılı mayısında Küçüksu Köprüsünün başında “Beykoz İlçesine ho geldiniz” ibâresi okunan bir levha bulunuyordu; turizm edebiyâtı cilvelerinden olsa gerekdir. Beykozu ziyârete gidenlerin hoş gelip hoş dönmeleri için bu levhayı, herkesden evvel Beykoz Lokantcılarına, ve bu lokantaların yalın ayaklı taka tayfası iken tesâdüif eseri mesleğini şaşırmış Karadeniz uşağı garsonlarına okutmak lâzımdır.
1961 yılı mayısında Beykozu ziyâretimizde Beykoz Kaymakağı B. Sâdık Çağlar idi; ilçe tahrirat müdürü B. Ali Şentürkden gördüğümüz alâka, dolayısı ile kavuşduğumuz kolaylıklar bilhassa kayde değer; B. Ali Şentürk, vekaarı, ciddiyeti ve aydın görüşü ile, her zaman her yerde, gıdâ gibi lûzumlu insanlar sınıfındandır.
Beykoz
(Necib Bey Rehberinden, 1918)
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM050438
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 5, pages 2638-2642
Note
Image: volume 5, page 2638
See Also Note
B.: Anadolu Kavağı; Şirketi Hayriye; B.: Tokad Bağçesi ve Kasrı; B.: Beykozun Kalkan Balığı, Beykozun Paçası; Beykozun Cevizi; B.: Beykoz Çayırı; B.: Beykoz Kasrı; B.: Hünkâr İskelesi; B.: Bostancılar; B.: Beykoz Kâğıdhanesi; B.: Sümerbank Beyko Deri ve Kundura Fabrikası; B.: Beykoz Dalyanı; B.: Karakulak Suyu; b.: İshakağa Çeşmeleri; Beykoz Çeşmesi; Beykoz Çayırı Çeşmesi; Beykoz Yalıköy Çeşmesi; B.: Beykoz İskele Camii; Bekoz Yalıköy Camii; B.: Beykoz Hamamı B.: Abrahampaşa Korusu; B.: Beykoz Kasrı Prevantoryomu; B.: Pazar Kayıkları; Beykozun Pazar Kayığı; B.: Beykozda Ermeniler; B.: Beykozun Kalkan Balığı
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.