Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
BENLİ YUSUF HİKÂYESİ
On dokuzuncu asırda söylenmiş bir meddah hikâyesidır; tanzim idüb söyleyen meddâhın adı tesbit edilemedi; Üsküdarda Toptaşında oturur Eskizagralı Mehmed Bey zevcesi ve kendisi de oralı olup 1940 - 1945 arasında 85 - 90 yaşlarında vefat etmiş olan Fatma Hanımdan dinlenmişdir:
İkinci Sultan Mahmud zamanında ve henüz Yeniçeriler durur iken İstanbulda Çarşambada Kırkyamalı Mehmed Ağa adında hasis bir zengin varmış. Denizde gemileri, karada hanları ve hamamları, çarşılarda mağazaları gürül gürül işler, para küreklerle gelir. Mehmed Ağa altınlarını küplere istif eder, evinde karısı ve çocukları, üst baş dökük, bir terliği, bir pabucu beş yıl giyerek inim inim inler, ekmeğe peynirle zeytini katık eder, adamları da gündeliklerinin, aylıklarının dışında bir metelik bayram hasisi, bir mangır ağalık ihsanı görmezlermiş.
Bir gün Kırkyamalının kulağına havsalasının alamıyacağı bir lâf çalınmış:
— Üsküdarda Topkapusunda Benli Yusuf Bey diye bir zengin var, konağının kapılarını ardına kadar açmış, sofraları kurdurmuş, donatmış, her gün öğle ve akşam ahaliye ziyafetler çekiyor. Hattâ konak kapısında, düğün evi gibi davul çalara misafir topluyorlar!.. demişler.
Kırkyamalı da “âkibeti kaldırın üstünde yalın ayak sürünmek, şu sefihi göreyim” demiş, üç akçe dolmuş kayık parasını gözden çıkarmış. Üsk...
⇓ Devamını okuyunuz...
On dokuzuncu asırda söylenmiş bir meddah hikâyesidır; tanzim idüb söyleyen meddâhın adı tesbit edilemedi; Üsküdarda Toptaşında oturur Eskizagralı Mehmed Bey zevcesi ve kendisi de oralı olup 1940 - 1945 arasında 85 - 90 yaşlarında vefat etmiş olan Fatma Hanımdan dinlenmişdir:
İkinci Sultan Mahmud zamanında ve henüz Yeniçeriler durur iken İstanbulda Çarşambada Kırkyamalı Mehmed Ağa adında hasis bir zengin varmış. Denizde gemileri, karada hanları ve hamamları, çarşılarda mağazaları gürül gürül işler, para küreklerle gelir. Mehmed Ağa altınlarını küplere istif eder, evinde karısı ve çocukları, üst baş dökük, bir terliği, bir pabucu beş yıl giyerek inim inim inler, ekmeğe peynirle zeytini katık eder, adamları da gündeliklerinin, aylıklarının dışında bir metelik bayram hasisi, bir mangır ağalık ihsanı görmezlermiş.
Bir gün Kırkyamalının kulağına havsalasının alamıyacağı bir lâf çalınmış:
— Üsküdarda Topkapusunda Benli Yusuf Bey diye bir zengin var, konağının kapılarını ardına kadar açmış, sofraları kurdurmuş, donatmış, her gün öğle ve akşam ahaliye ziyafetler çekiyor. Hattâ konak kapısında, düğün evi gibi davul çalara misafir topluyorlar!.. demişler.
Kırkyamalı da “âkibeti kaldırın üstünde yalın ayak sürünmek, şu sefihi göreyim” demiş, üç akçe dolmuş kayık parasını gözden çıkarmış. Üsküdara gitmiş, iskeleden Toptaşının yolunu tutmuş ve davul sesinden Benli Yusuf Beyin konağını kolayca bulmuş, hemen:
— Buyurun, efendim! demişler.
Kırkyamalıyı sofraya oturtmuşlar, çorbasından kuzu dolmasına, böreğinden baklavasına, belki kırp kapı yemek çıkmış. Çıkmış ama lokmalar Kırkyamalı Mehmed Ağanın boğazından kendi malıymış gibi güç geçermiş..
Yemekten sonra beyin huzuruna çıkmış:
— Bey oğlum, saygısızlığımı affedin, bu varlığın kaynağı nerede?.. Bu parayı alın teri ile sen mi kazandın? diye sormuş.
Benli Yusuf gülmüş:
— Hayır.. demiş. Görüyorsunuz ki, gencim, bu serveti alın teri ile kazanmama imkân yok.. Ben hasis bir herifim uşağı idim, efendim, yemedi, yedirmedi, âkibet öldü, üç arşın kefen ve bir tahta tabutla mezara girdi. Hanım da imamı çağırdı, nikahımızı kıydırıp beni konakta baş köşeye oturttu, onun yiyemediğini safayi hatır ile biz yiyoruz, yediremediğimi de davul zurna ile misafir toplayıp yediriyoruz.
Kırkyamalı bir fenalık geçirmiş, tam kalkıp gidecek, gözleri davana asıl bir davula ilişmiş:
— Bey oğlum.. Ya bu davul ne için?..
Diye sormuş.. Benli Yusuf bu sefer bir kahkaha atmış:
— Ha!.. demiş.. O da mühim.. İşittim ki, Çarşambada benim rahmetli efendimin eşi Kırkyamalı Mehmed Ağa adında bir adam daha varmış. Onu da Çarşambadaki konağın kapısı önünde çaldırmak için hazırladım!
Kırkyamalı boynunu bükmüş:
— Bey oğlum, sen şu davulu ver, omuzlayup götüreyim de sana zahmet olmasın, yarından tezi yok kapımda dendi elceğizimle çaldırmaya başlarım! demiş.
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM050272
Tema
Folklor
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 5, sayfalar 2511-2512
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.