Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BENDLER MESÎRESİ
Belgrad Ormanları içinde yedi târihi bend ile büyük havuzları, asırlardan beri namlı mesirelerdendir; yolunun uzunluğu, külfeti, masrafı ve etrafın tenhalığı, ıssızlığı, dolayısı ile tehlikesi bakımından, huzur içinde, ancak kalabalık gruplarla gidilir ve eğlenilir; yemeğin de götürülmesi şarttır. Cumhûriyet devrinden evvel ise cidden tehlikeli yerlerdi. Yukarı Boğazın taş ve kireç ocaklarında çalışan bekâr uşağı ameleden rûhen şerir tehlikeli tipler ormanda dolaşır, fırsat el verirse bendlere gelenlerden kaafileden ayrılma gafletini gösterenleri basarlar, hem mala, hem ırza tecâvüz ederlerdi. Birinci Cihan Harbi yıllarında da hayli asker kaçağı vardı.
Muharrir Metin Toker Cumhuriyet gazetesine yazdığı “Hafta sonu gezintileri” yazılarından “İnsana derdini unutturan yer...” başlıklı güzel maakelede 1945 - 1950 arasındaki bendleri şöyle tasvir ediyor:
“İnsana öyle geliyor ki, dünya yaratılırken, Allah, bir avuç yeşilliği almış ve Boğazın yukarı tarafına serpi, serpivermiş. Ondan sonra da tutmuş, bu yeşilliğin ortasından bir su geçirmiş. Şimdi buraya Bendler diyorlar (O tarihlerde yazarın bendler hakkında fikir ve bilgisi olmadığı bu cümlede aydın olarak görülüyor).
“Ne kadar kaygısız görünürsek görünelim, bazı günler tuhaf bir karanlığın ruhumuzu sardığını hissederiz. Bunun belli b...
⇓ Read more...
Belgrad Ormanları içinde yedi târihi bend ile büyük havuzları, asırlardan beri namlı mesirelerdendir; yolunun uzunluğu, külfeti, masrafı ve etrafın tenhalığı, ıssızlığı, dolayısı ile tehlikesi bakımından, huzur içinde, ancak kalabalık gruplarla gidilir ve eğlenilir; yemeğin de götürülmesi şarttır. Cumhûriyet devrinden evvel ise cidden tehlikeli yerlerdi. Yukarı Boğazın taş ve kireç ocaklarında çalışan bekâr uşağı ameleden rûhen şerir tehlikeli tipler ormanda dolaşır, fırsat el verirse bendlere gelenlerden kaafileden ayrılma gafletini gösterenleri basarlar, hem mala, hem ırza tecâvüz ederlerdi. Birinci Cihan Harbi yıllarında da hayli asker kaçağı vardı.
Muharrir Metin Toker Cumhuriyet gazetesine yazdığı “Hafta sonu gezintileri” yazılarından “İnsana derdini unutturan yer...” başlıklı güzel maakelede 1945 - 1950 arasındaki bendleri şöyle tasvir ediyor:
“İnsana öyle geliyor ki, dünya yaratılırken, Allah, bir avuç yeşilliği almış ve Boğazın yukarı tarafına serpi, serpivermiş. Ondan sonra da tutmuş, bu yeşilliğin ortasından bir su geçirmiş. Şimdi buraya Bendler diyorlar (O tarihlerde yazarın bendler hakkında fikir ve bilgisi olmadığı bu cümlede aydın olarak görülüyor).
“Ne kadar kaygısız görünürsek görünelim, bazı günler tuhaf bir karanlığın ruhumuzu sardığını hissederiz. Bunun belli bir sebebi de yoktur ama, sıkılırız işte! O zaman kalkınız ve Bendelere gidiniz. Kalbinize huzurun ve beninize sükûnun dolduğunu âdeta elle tutulurmuşçasına farkedecek ve inanınız bana, evinize hafiflemiş bir halde döneceksiniz. Bu his, daha Bendeler giden yola adımınızı atarken başlıyor. Yeniköyden itibaren Boğazın sularını takib ederek giden asfalt yol, Büyükdereye girerken berbad hale gelir. İşte tam orada, sola kıvrılınız ve önünüzde uzanan asfaltı takib ediniz. Burası, iki tarafı yüksek ve bol yapraklı ağaçlarla kaplı yedi kilometrelik bir yoldur. Etrafınız zümrüdü andıran bir yeşil renkte örtülüdür ve bu tarifte, mübalâğanın zerresi yoktur. Bir yanda koru vardır, diğer tarafta çayırlar... Siz eğer bir otomobildeyseniz, âdeta başka iklimlere gidermiş gibi, hızla ilerlersiniz, zira yol hakikaten muntazamdır ve insana gayriihtiyarî sür’at ihlam eder. O çınarların birbiri peşine kaybolması öyle bir zevk verir ki, tadına doyum olmaz. Pazar günleri çayırlara otomobillerin, otobüslerin, kamyonların çekilmiş olduğunu görürsünüz. Halk, burada âdeta bedavaya eğlenir; onun için rağbet fazladır. Çimenlerin, otların üzerine hasırlar, halılar serilmiştir; kadınlar, erkekler sere serpile oturur, yemeklerini yer, içkilerini içerler, haşarı çocuklar ya ip atlarlar, ya da çember çevirir veya top oynarlar. Böyle günlerde Bendler gürültülü olur, fakat hafta araları.... O zaman, korularda ötüşen kuşların cıvıltısından başka bir ses duyulmaz. Arada sırada uzaklardan gelen bir vapurun düdüğü sükûneti yırtar ve ondan sonra her şey tekrar eski haline döner.
“Evvelâ, Atatürk Bulvarındaki Bozdoğan Kemerini andıran bir kemerin altından geçersiniz. Artık iki tarafınız koruluktur ve yolun kenarlarındaki ağaçların dalları birbirleriyle öylesine sarılışırlar ki, gök âdeta kaybolur. Ah, bu yoldan uçarcasına gitmek nasıl taraf edilmez bir zevktir. Biraz ileride, sakin bir derenin hafif hafif aktığını görürsünüz. Orada biraz durunuz ve gidip, suyun kenarında oyalanınız. Gülerlerse gülsünler, hattâ isterlerse “Çocuk!” diye dudak büküp alay etsinler, yerden birkaç taş alınız ve dereye atınız, onları sektirmeye çalışınız, bunda muvaffak olunca da, yalnız çocuklara hâs o kaygısız kahkahalarla gülünüz. Hattâ isterseniz, çalılarını ve fundaların arasına giriniz. Burada, tamamiyle vahşi bir tabiatın ortasında olduğunuzu hissedeceksiniz. Sarmaşıklar ayaklarınıza takılacak, dallar belki kollarınızı zedeliyecektir, ama ne zararı var... Siz, ağaçların altından koşarak ilerleyiniz.
“Nasıl tarif edeyim, bu, yağmur altında başı açık yürümek gibi bir zevktir ve sizi temin ederim. Bendlerden başka hiçbir yerde böyle şâhane bir “vahşi tabiat” kolay kolay bulamazsınız.
“Yolunuza devam ediniz. Dere biraz sonra kaybolacak, fakat Bendlerin arkasından ne kadar harikulâde bir tarzda yeniden belirecektir. Yolun nihayeti bir meydandır, oradan sağa doğru yürüyünüz ve sağınızda görünen koruya çıkınız. Önünüzde açılan suyun, nasıl huzur ve sukûnet veren bir görünüşü var, değil mi? İki tarafı, kelimenin tam mânasile yemyeşil ve bu yeşillik, bu sulara koyu bir renk veriyor. Sonra da gök, mavi çiniden müdevver bir kapak gibi bu emsalsiz manzaranın üstünü örtüyor. Bulunduğunuz yerden anlıyorsunuz ki, o yeşillik, o ağaçlar, sarmaşıklar, fundalıklar ve otlar hep, sanki insan eli değmemiş bir bâkir toprağın örtüleridir. Hani hayran kaldığınız renkli Amerikan filmlerinde ağzınız bir karış açık seyrettiğiniz nefis nehir manzaraları vardır. İşte Bendlerin arkasındaki suyun görünüşü, bizzat o filmleri çeken rejisörün ağzını bir karış açık bıraktıracak kadar şahâne... Hafif çırpıntılı sular, hafifçe titreşen yapraklar ve isterse İstanbul sıcaktan kavrulsun, hiç eksik olmıyan bir tatlı serinlik.
“Cennet gibi yerdir, şu Bendler!” (Metin Toker).
Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteninde intişar etmiş bir maakalesinde (Ocak 1961) Kerim Yund, Bendler Mesiresi yolunu ve etrafını şöyle anlatıyor:
Bentlere varmak için Büyükdere-Bahçeköy yolunu Rumeli yakası sahil yolundaki ağzından içeri girmek lâzımdır. Bu yola sapar sapmaz Belgrad Ormanının dış kapusundan da içeriye girmiş oluyoruz. Yolun iki yanı yaşlı ağaçlarla, bilhassa batı çınarları ile süslüdür. Bu ağaçları yüzyıl kadar önce 1857 yılında açılan ilk orman okulu öğrencileri dikmiştir. Yoldan biraz ilerleyince sol tarafta İstanbul Belediyesine ait bakımlı güzel bir meyveli ağaçlar fidanlığı görünür. Bu fidanlık Atatürk’ün direktifi ile kurulmuştur. Fidanlığın bulunduğu yerler ve denize doğru uzanan sahalar ünlü mesirelerden Büyükdere Çayırı dedikleri yerdi (B.: Büyükdere Çayırı). Burada birinci Cihan Savaşının sonlarına kadar dünyanın en büyük çınar ağacı bulunuyordu; Avrupalı ve Amerikalıların bile gözünden kaçmıyan bu çınar harp içinde dikkatsızlık yüzünden yanmıştır.
“Yoldan biraz ilerleyince sağda kibrit fabrikası görülür. Bunun ilerisinde de Bilezikci Çiftliği denilen, bir zamanlar Abraham ve Enver Paşaların eline geçen bir çiftlik var. Yolun biraz daha ilerisinde düz ayak ve yol üstü Sultansuyu mesiresi görülür. Bu dolaylarda tabiat anıdı olmaya değer çınarlar vardır. Sultan suyundan sonra iyiden orman içine girilmiş olur. Kıvrıntılı ve bayırımsı bir yoldan ”Kemerler” denilen yere gelinir.
“İstanbulun ünlü kemer patlıcanı işte zamanında burada yetişirmiş. Bu kemer Boğazın Anadolu yakasından da görülen ve Belgrad Ormanları, Büyükdere vâdisi arasında pitoresk bir manzara yaratan turistik bir varlıktır. Kemer Onsekizinci yüzyılda Birinci Mahmud tarafından yaptırılmıştır.
“Kemerleri geçer geçmez hemen sağda Orman Fakültesinin bahçesi başlar. Burada çeşitli ağaçlar, fidanlar, spor alanları, ve fakülte binaları vardır. 1909 yılındanberi içinde ormancılık öğretimi yapılan bu müessesenin hemen karşısında, yolun solunda da Bahçeköy Orman İşletme Müdürlüğü binaları, fidanlıkları görülür. Buradaki tarihi ulu meşeyi görmeden geçmemelidir. Fidanlığın ikiside orman içindedir. Ayrıca bir avlağı ile bir de bitki bahçesi vardır. Orman fakültesinin, ileri yanında, Bağçeköy vardır (B.: Bağçeköy). Burası da eski bir köy olup, Mübadeleden önce kirazı ile ünlü idi. Bağçeköyden sonra yoldan biraz içerlek Topuzlu Bend görülür. Yeri sapadır. Yola devam edilirse sağ tarafta buraların en iyi suyu olan “Kamer” veya “Kamerica” suyu kaynağı vardır. Burası ağaçlar içinde olduğu için geçerken görülmez. Biraz otomobillerin durabileceği genişçe bir yerdir. Karşıdaki derenin ağzına yapılan bende Sultan Mahmud Bendi derler; İkinci Mahmud yaptırmıştır. Sağ tarafta ve biraz daha ilerdeki derenin ağzındaki bende de Vâlide Bendi derler. Bunu da Üçüncü Selimin annesi Mihrişah Kadın yaptırmıştır.
“Ak mermerler ile üzerleri kaplı ve ayrıca kitâbeleri bulunan bu bentler sivil mimarimizin de en dilber örneklerindendir. Orman altında beş tana çeşmeden içme suyu akar. Çimenlikler, namaz yerleri, oturacak yerler, masalar vardır. Hattâ yemek ısıtmak ve pişirmek için de ocaklar yapılmıştır. İstanbula gelip de burayı görmemek gerçekten bir eksikliktir.” (K. Yund).
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM050252
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 5, pages 2501-2503
See Also Note
B.: Büyükdere Çayırı; B.: Bağçeköy
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.