Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BELVÜ GAZİNOSU VE OTELİ
Kadıköy havalisinin en rağbet gören müzikli, cazlı, danslı gazino ve otelidir; gitmesi kolay: tramvay, kapısına kadar varıyor; sandalla gelenler kıyıda iskelesine iniyor. Manzaralığına da uyar yok: Kalamış, Moda, Marmara, Fenerbahçe karşısında, plâj burnunun dibinde.
Yarım asırlık zaman içinde ilk şeklini hiç değiştirmemiştir. Ahşap binası, soluk boyası, ağaçlıklı bahçesi, taraçası, iskelesi hep aynı.
Vaktiyle, hele Cuma ve Pazarları Fenerbahçe, konak arabaları, kira faytonları, tenteli çekçeklerle dolar; piyasa ezanlara kadar sürer; Feneryolundan ayrılan trenle gelenler deniz hamamlarının yanında iner; azıcık yürüyüp selvilerin, sakız ağaçlarının altına otururlar; bazıları dönüşüte Otel Belvüde biraz arayla gelip geçenleri temaşaya koyulurlardı.
Semt ecnebilerin, tatlı su frenklerinin yatağıydı. Çoğunun villâları, evleri bulunduğundan yazı orada geçirirlerdi. Kalamıştan 17 numaralı Şahin vapuruna binip işlerine giderler, akşamleyin yine o vapurla dönerler; ekserisi karıları ve kızlariyle beraber doğru bu otelde soluğu alırlardı.
Pazarları bahçenin, terasın her tarafına renk renk bayraklar, kâğıt fenerler asılır, bu hazırlıklar o gece orada verilecek suvareye, baloya alâmet sayılırdı.
Levantin, rumiyoz, ermeni dudusu, Kuledibi yahudisi enstitütrislerden derem çatma frenkçe öğrenm...
⇓ Read more...
Kadıköy havalisinin en rağbet gören müzikli, cazlı, danslı gazino ve otelidir; gitmesi kolay: tramvay, kapısına kadar varıyor; sandalla gelenler kıyıda iskelesine iniyor. Manzaralığına da uyar yok: Kalamış, Moda, Marmara, Fenerbahçe karşısında, plâj burnunun dibinde.
Yarım asırlık zaman içinde ilk şeklini hiç değiştirmemiştir. Ahşap binası, soluk boyası, ağaçlıklı bahçesi, taraçası, iskelesi hep aynı.
Vaktiyle, hele Cuma ve Pazarları Fenerbahçe, konak arabaları, kira faytonları, tenteli çekçeklerle dolar; piyasa ezanlara kadar sürer; Feneryolundan ayrılan trenle gelenler deniz hamamlarının yanında iner; azıcık yürüyüp selvilerin, sakız ağaçlarının altına otururlar; bazıları dönüşüte Otel Belvüde biraz arayla gelip geçenleri temaşaya koyulurlardı.
Semt ecnebilerin, tatlı su frenklerinin yatağıydı. Çoğunun villâları, evleri bulunduğundan yazı orada geçirirlerdi. Kalamıştan 17 numaralı Şahin vapuruna binip işlerine giderler, akşamleyin yine o vapurla dönerler; ekserisi karıları ve kızlariyle beraber doğru bu otelde soluğu alırlardı.
Pazarları bahçenin, terasın her tarafına renk renk bayraklar, kâğıt fenerler asılır, bu hazırlıklar o gece orada verilecek suvareye, baloya alâmet sayılırdı.
Levantin, rumiyoz, ermeni dudusu, Kuledibi yahudisi enstitütrislerden derem çatma frenkçe öğrenmiş küçük hanımlarda ne can atış :
— Ah ne olur, biz de şuraya girebilsek. Polkadan, valsden vazgeçtik, hiç değilse bir kenara ilişip yakından seyretsek!..
Uzaklardaki köşklerinde yemeği yer yemez, baloyu görmek için teker teker gelenler parmaklığın yanına arabayı çektirip imrene imrene dansları seyredenler mi ararsınız...
Otel Belvü’nün sezonu Mayısın bilmem kaçında yapılan gül bayramı günü başlar, içi dışı müşterilerle kaynardı. Dalyan sokağının hizasından otelin köşesine kadar, iki keçeli arabalar dizilmiş. Kiminde hanımlar, kiminde beyler. Hepsi alayı seyre seğirtmiş; bir taraftan da aşna fişna berdevam.
Mîâdı gelince soldaki, kale bedeni gibi yüksek duvarlarla çevrili, Katolik yetimhânesi mi, Marabet mektebi mi olan kunt binanın kapısı açılır, alay sökün ederdi. Beyaz elbiseli, üstleri başları beyaz güller, çiçekler, papatyalarla donanmış, 8 - 12 yaşlarında bir sürü kız koro halinde dualar tutturarak dışarı çıkarlar. Yerlere gül, çiçek, papatya yapraklarını serpe serpe, ağır ağır, yürüyüp, köşeden soldan geri çarh edip mahut binanın arka kapısından girerler.
O gün Belvü’nün sahibi para kırar, keyfinden kabına sığamazdı. Ağır sıklet, takkeci kalıbı enseli, yüzünden kan fışkıracak, ava meraklı; sırtından avcı ceketi, ayaklarından avcı tozluğu, omuzundan çifte, yanından zağar hiç eksik olmıyan bir oğlu; genç irisi, tombul, haylı dilber bir gelini vardı.
Neye kusur bulunmaz ki, Belvünün de olmasın? Orkestrası için:
— Mınakyanın kumpanyasındaki bile yedi sekiz kişi, bundaki dört, bir piyanist, bir kemancı, bir borucu, bir de filavtacı. Gûya salon müzikası imiş!.. diye dudak büken bükene...
İkide bir müzik aksar; çalgıcılar gelmez, heriflerin kendilerini ağır satmasından patron yaka silker, dert yanardı. Bir aralık Viyanadan otomatik bir org getirtmişti. Aynalı dolap kadar, önü buzlu camlı, yandan kurulan, içine kutru karıştan büyük, çivili silindir konup çalınan bir lenduhâ idi. Strauss’un “Radetzky marşı” ile siftah eder; valsleri, polkaları kadrilleri lâterna temposuyla gürletirdi.
Sermed Muhtar Alus
Theme
Building
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Sermed Muhtar Alus
Identifier
IAM050244
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 5, page 2489
Theme
Building
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.