Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
BELGRAD ORMANLARINDA YENİÇERİ KIRIMI
Yeniçeri asker ocağının Vak’ai Hayriye denilen kanlı bir şehir muharebesi ile ortadan kaldırılmasını anlatan tarih kaynaklarımız, bilhassa bu vak’a üzerine kaleme alınmış “Üssü Zafer” adındaki eser de dahil, yalnız İstanbul sokaklarında yapılmış muharebeden, Aksaraydaki büyük yeniçeri kışlası “Yeni Odalar” ın yakılarak yıkılmasından, Şehzâdebaşındaki “Eski Odalar” adındaki kışlalarının da vak’adan sonra kaldırılmasından, şuraya buraya dağılan yeniçerilerin amansız tâkibi ile nerede yakalanırlarsa îdamlarından, hattâ genclik hevesi, yeniçeri olmadığı halde baldırına bâzusuna yeniçeri nişanı dövdürmüş bâzı toy delikanlıların da yeniçeridir diye öldürülmelerinden, Vak’ai Hayriyede pâdişaha sadâkat göstermiş yeniçerilerin dahi memuriyetle taşraya gönderilip arkalarından îdam fermanlarının yollandığından, yeniçeriliğe âid bütün hâtıra ve nişanların yok edildiğinden, hattâ mezarlıklarda yeniçeri kabirlerinin yeniçerilik alâmet ve nişanlarını taşıyan kabir taşlarının dahi kırıldığından bahsederler de bizim bu ansikolopedide “Belgrad Ormanlarında Yeniçeri Kırımı” adını verdiğimiz bu müdhiş vak’ayı yazmazlar.
Unutmamalıdır ki Vak’ai Hayriyede, ocaklarının kaldırıldığı sırada yeniçerilerin arasında eski devşirmelerden tek sîmâ dahi yokdur; ekseriyeti Türk olmak üzere hepsi, devşirme kanunu...
⇓ Devamını okuyunuz...
Yeniçeri asker ocağının Vak’ai Hayriye denilen kanlı bir şehir muharebesi ile ortadan kaldırılmasını anlatan tarih kaynaklarımız, bilhassa bu vak’a üzerine kaleme alınmış “Üssü Zafer” adındaki eser de dahil, yalnız İstanbul sokaklarında yapılmış muharebeden, Aksaraydaki büyük yeniçeri kışlası “Yeni Odalar” ın yakılarak yıkılmasından, Şehzâdebaşındaki “Eski Odalar” adındaki kışlalarının da vak’adan sonra kaldırılmasından, şuraya buraya dağılan yeniçerilerin amansız tâkibi ile nerede yakalanırlarsa îdamlarından, hattâ genclik hevesi, yeniçeri olmadığı halde baldırına bâzusuna yeniçeri nişanı dövdürmüş bâzı toy delikanlıların da yeniçeridir diye öldürülmelerinden, Vak’ai Hayriyede pâdişaha sadâkat göstermiş yeniçerilerin dahi memuriyetle taşraya gönderilip arkalarından îdam fermanlarının yollandığından, yeniçeriliğe âid bütün hâtıra ve nişanların yok edildiğinden, hattâ mezarlıklarda yeniçeri kabirlerinin yeniçerilik alâmet ve nişanlarını taşıyan kabir taşlarının dahi kırıldığından bahsederler de bizim bu ansikolopedide “Belgrad Ormanlarında Yeniçeri Kırımı” adını verdiğimiz bu müdhiş vak’ayı yazmazlar.
Unutmamalıdır ki Vak’ai Hayriyede, ocaklarının kaldırıldığı sırada yeniçerilerin arasında eski devşirmelerden tek sîmâ dahi yokdur; ekseriyeti Türk olmak üzere hepsi, devşirme kanununun kaldırılmasından sonra ocağa girip yeniçeri yazılmış imparatorluğun ayak takımı tabakasına mensub adamlar, gençlerdir, bir veya iki kuşak yeniçeri oğulları, İstanbulda da esnaf tabakasını büyük bir kısmı, kabadayı ve bıçkın gürûhu, zeberdest, uçarı, uygusuz takımındandır.
İstanbuldaki bütün yeniçerilerin de o kanlı şehir muharebesine iştirâk ettikleri iddia edilemez; yeniçerilerde ilk bozgun başlayıp Yeni Odalar Kışlasına doğru çekilirler iken, muharebeye iştirâk etmiş olanların da bu kışla sarılıp ateşe verildiği âna kadar kışlada kaldıkları söylenemez. Yine unutmamalıdır ki, İkinci Sultan Mahmud ile ocak arasındaki şehir muharebesi bidâyetde tek cebheli idi, yeniçerilerin arkasında kalan sokaklar, şehrin kalelerine kadar açıkdır, buralarda pâdişah kuvvetleri yokdur ve kale kapuları da yeniçeri muhafızların elindedir; bozgun başlayınca, muharebeye iştirâk etmiş olanların büyük bir kısmının da şehirden rahatça kaçdıkları muhakkakdır. Gerek muharebe sonunda kaçanlar, gerekse muharebeye hiç katılmamış olanlar veya katılma fırsatını bulamayanlar; pâdişahın zaferinden ve ocaklarının lâğvından sonra bir umumî af beklerken İkinci Sultan Mahmud bütün yeniçerileri ölüm fermanlısı ilân edince, onlar da baş kaygusuna düşmüşler, İstanbul yanındaki ucsuz bucaksız Belgrad Ormanlarına dalmışlar ve orada açlıkdan ölmemek için şekavet yoluna sapmışlardır.
Bu durum bir kaç ay devam etmiştir. Sultan Mamhud yeni kurulan Asâkiri Mansûrei Muhammediyenin ilk birlikleri ile Belgrad Ormanlarında amansız bir tenkil hareketine başlamış, oradaki yeniçerileri de imhâ ettirmişdir, ormandaki bu kırım, kanlı şehir muharebesinden çok daha müdhiş olmuşdur.
Bize bu vak’ayı anlatan itimad edilir kaynak, ondokuzuncu asrın namlı ingiliz müverrihi ve edîbesi Miss Julia Pardo’nun “Contantinople” (İstanbul) adlı eseridir. İngiliz yazarının vak’a tafsilâtını Belgrad ormanı içindeki Belgradcık Köyü halkından ve İngiltere sefâretine mensub kimselerden dinlediği muhakkaktır. Halkı tamamen rum olan Belgradcık Köyü zengin ecnebi turistlerin, İstanbuldaki sefârethâneler erkânı ile itibarlı misafirlerinin gidip günlerce, haftalarca kaldıkları bir sayfiye, av yeri idi.
Aşağıdaki satırlar İstanbul Ansiklopedisinin aziz dostlarından, nâdir yetişir hakikî aydınlardan, kıymeti aslâ bilinmemiş ve 1959 yılı sonlarında İzmitde bir diyar garbi hayatı sürerken vefat etmiş kimyâger ve edîb Nureddin tarafından bu ansiklopedi için terceme edilmişdir .
“1823 yazına kadar Belgrad Ormanları ları kestane, gürgen, meşe, ceviz, ıhlamur, çınar ve her cins kerestelik ağaçlarla son derecede zengindi. Maalesef bu sıralarda yeniçeri katliâmında kellesini kurtarıp şehirdeki diğer ayakdaşları ile birlikde kaçanlar Belgrad ve Mudanya ormanlarına sığındılar, cürüetkârları Anadoluda ilerliyerek Bursa dağlarına yayıldılar. Uzak görüşden mahrum olanları da Karadeniz sahilindeki sık ormanlara saklandılar. Bu asîler bir müddet meyva ve ot yiyerek geçindiler. Fakat istikbalden ümid kesince sekizer onar kişilik çeteler hâlinde yolculara saldırarak mallarını aldılar, kanlarını akıttılar. Nihâyet bütün yollar sâlimen geçilemez oldu. Hükûmet onları tedîb etmek için müteaddid teşebbüslere girişdi, fakat asîlerin sayısı yüzlere çıkınca üzerlerine gönderilen kuvvetlere meydan okudular. Bir müsâdeme yakalanan yeniçeri, ayakdaşlarına göz dağı olmak için muhâkeme edilmeden boğuldu, cesedil yol kenarında bir ağaca asıldı, dağılmalarına müessir olmadı. Bu hallere çok kızan uğraşmadan bezen pâdişah yeniçerilerin sığındıkları bütün ormanların yakılmasına karar verdi.
“Başda Belgrad Ormanları, muhtelif istikaametlerden tutuşturuldu. Civardaki tepeleri askerler sardı ve ateşden kaçmağa teşebbüs edenleri vurdular. Bu arada alevlerin, merhametsiz ve azablı bir ölümün kuvvei icrâiyesi olduğunu düşünmemiş olsak bu yangın manzarası kimbilir ne kadar azametli idi diyebiliriz.
“Yer yüzünde asırlardan beri heybetle duran, etrafındaki ihtiyar tepelere meydan okuyan, esrarengiz derinliklerinden yıldızları esirgeyen, kuytu yerlerine güneş ışığını sokmayan, balta girmemiş köşelerinde binlerce mahlûk saklanan muazzam orman derhal ateş çenberi ile kuşatıldı. Dev cüsseli ağaçlar, korkunç alevler arasında çatırdayarak sarsıldılar ve birbirleri üstüne yığıldılar, yapraksız ve kavruk kaldılar. Karadenizden esen rüzgâr bu sırada rakibine yardım etti, Boğazın medhalindeki kayaları döven dalgalar zerrîn bir renge bürünürken ve Bağçeköy Sukemeri bir müddet için beyazlığını kaybedip altından oyma bir şekil alırken, o kavruk ağaç gövdeleri dehşetli gürültülerle yere devrildiler.
“Tahribat mükemmel cereyan etti. Alevler bir çok mil murabbaını kapladı. Bu esnâda mütemadiyen, tüfenk seslerine insan feryadları karışıyordu. Belgrad Ormanlarına ilticâ eden yeniçerilerin hiç birisinin kaçmağa muvaffak olduğuna inanılamaz, çoğu askerlerin kurşunları ile öldü. Kaçmağa teşebbüsün, mesrur gaaliblerin elinde daha çabuk bir ölüm olduğunu anlayan, kuvvetli ve mağrur bir mikdar yeniçeri de, sığındıkları ve içinde uzun zaman gizlendikleri ağaçlarla beraber yandılar, mahvü helâk oldular”.
Tema
Olay
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM050228
Tema
Olay
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 5, sayfalar 2479-2482
Tema
Olay
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.